'Gözlerimi kaparım İstanbul'u koklarım'

Ticaretle uğraşan birinin kokularla tanışması, işini gücünü bırakıp burnunun gösterdiği yere gitmesi pek rastlanan bir şey değildir. Mustafa Vedat Ozan (54) parfüm ve koku dünyasıyla uzun zamandır iç içe. Ama onu özel kılan şey, bu konuda eğitimsiz olması.

18 Mayıs 2013, Cumartesi 05:00
A A
'Gözlerimi kaparım İstanbul'u koklarım'

Röportaj: Ali R. Karadağ
alirkaradag@gmail.com


Kokuya olan ilginizi anlatır mısınız?

Parfümleri merak etmekle başladı herşey. Etkisinde kaldığım bu kokuları anlamaya, ayrıntılarını araştırmaya başladım. Aslında koku, parfümü de aşan bir konudur. Parfümlerle normalden biraz fazla ilgilenmeye başlayınca kendim üretmeyi düşündüm. Hayalimdeki kokuları üretmek duygusu beni cezbetti.

  Ne zaman başladı üretim?

7 yıl önce birkaç hammaddeyi birleştirerek parfüm deneyleri yapmaya başladım. Bir yıldır da tamamen bu işle ilgileniyorum. Kokuyla ilgili seminerler ve konferanslar veriyor, bildiklerimi paylaşıyorum. Benim gibi hayallerinin peşinden gitmek, parfüm üretmek isteyenler için atölye çalışmalarım var. Ayrıca kokucuk.com isminde kendi üretimim olan parfümleri sattığım bir internet sitem bulunuyor.

“İlk müşterim ağabeyimdi”

 İlk deneyler nasıl sonuçlandı?

İş yerimdeki bir odada başlamıştım. Parfüm yapımıyla ilgili sayısız makale okumuştum, o bilgileri pratiğe dökmek için hammaddeleri edindim önce. İlk denemeler başarısız oldu. Ağabeyim için yaptığım parfümle, beğendiğim ilk kokuyu üretmiş oldum.

 Nasıl bir parfümdü?

Sedir ağacı, sandal ağacı, gül ve narenciye kokularıyla harmanladığım bir kokuydu. Ağabeyim severek kullandı.

 Az önce atölye çalışmalarından söz ettiniz. Neler yapıyorsunuz?

Parfüm tasarımı ve kişinin koku duyusunu açığa çıkaran çalışmalar yapıyoruz. Beş saatlik kurslarımıza katılanlar, koku duyusu, lezzet algısı, özel kokuları tanıma, parfüm hazırlama aşamalarından geçiyor. Giderken de yanlarında kendi hazırladıkları parfümü götürüyorlar.

  Tam istediğiniz gibi bir koku yarattığınızı nasıl anlıyorsunuz?

Kokuları önce belleğinize nakşetmelisiniz. “Hangi koku hangisiyle birleşirse nasıl bir şey oluşur?” sorusu önce zihninizde canlanır. Ama işin olmazsa olmazı kokuyu tende denemektir. Ben de kendi tenimde deniyorum önce.

“Hammadde bulmak zor”

 Zorluklar yaşadınız mı?

Ülkemizde pafüm hakkında pek yayın yok, en önemli sorun bu. Öğrenmek için çok sayıda makale okudum. Parfüm, çok pahalı bir sektör, büyük yatırımlar gerekiyor. Endüstrisi ülkemizde yok denecek kadar az. Ayrıca parfüm için gereken hammaddeyi burada bulmak da mümkün değil, dışarıdan getirtmek zorundasınız.

 Eğitim almadan herkes parfüm üretebilir mi?

Pek mümkün değil. Ama ille okullu olmak da gerekmiyor. Kendinizi eğitebilirsiniz. Konuyla ilgili yayınlardan ve üretim denemelerinden beslenmek gerek. Koku, öğrenilen bir şeydir.

  Favori kokularınız hangileri?

Daha çok tatlı kokuları seviyorum. Vanilya, çikolata gibi oryantal olanları tercih ederim.

  Evinizde kullandığınız özel bir koku var mı?

Kokulu mum ve yemek baharatı dışında özel kokular kullanmayız.

‘Sadece insanların değil, şehrin kokusunu da alırım’

İstanbul’u kokularla anlatın desem ne dersiniz?

Evim Salacak’ta, iş yerim Taksim’de. Üsküdar’a geldiğimde, pişmiş hamur kokusu alıyorum. Üsküdar motorunda, endüstriyel kokuların şokunu yaşıyorum. İnsanımız maalesef koku seçimi ve kullanımı konusunda bilgisiz. Kabataş’a geçince, insan yoğunluğu fazla olmadığı için denizin kokusu baskın hale geliyor. O nedenle, aslında güne Kabataş’ta başlamış oluyorum. Öğle saatlerinde yemek için Taksim’e gidiyor, inşaat ve moloz kokusu alıyorum. Meydan çalışması nedeniyle baskın hale gelen koku bu. Akşam eve dönerken Kabataş’ta bu kez ter kokusu almaya başlıyorum. Üsküdar’a geçtiğimde ise koku curcunası yaşanıyor: İşlenmiş gıda, balık ve yemek kokuları sarıyor dört yanımı.

( 11.05.2013 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır. )

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Lolita