Gülçin Ergül: Aşkı yaşamak için önce aşka inanmak, sonra unutmak ve gerçeğe dönmek gerekiyor

Gülçin Ergül: Aşkı yaşamak için önce aşka inanmak, sonra unutmak ve gerçeğe dönmek gerekiyor

Onu 2000’lerin başında ‘Hepsi’ grubunun Gülçin’i olarak tanıdık. Grup olarak müzik yolculuklarına üç albüm ve iki single sığdırdılar, sonra yolları ayrıldı. Diğer üyeler müziği bıraktı ama Gülçin Ergül, kendi deyimiyle meşaleyi tek başına taşımaya devam ediyor. Yeni albümü ‘Davet’ vesilesiyle buluştuk. Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr

31 Ekim 2020, Cumartesi 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Yeni albümünüz ‘Davet’, içinde bulunduğumuz günlerde müzikseverler için ilaç gibi olmuş. Sesiniz zaten çok güzel. Şarkılara da bayıldım...

Teşekkür ederim... Aslında bazen şarkı yapmakta zorlanıyordum, çok düşünüyordum. Ama kendimi kalıba sokmadan, olduğum gibi şarkı yazdığımda sonsuza dek bu şekilde şarkı yapabileceğimi biliyorum artık. Bu albüm, bu hissi getirdi bana. O yüzden çıkan sonuçtan mutluyum.

Ne kadar sürede hazırlandınız? Kimlerle çalıştınız?

Aslında biz, geçtiğimiz bir buçuk yılda iki albüm bitirdik fakat şimdilik bir tanesi huzurlarınızda. Albümün müzik direktörü Emre Bayar. Ortak şarkılarımız var albümde. Yıldız Tilbe’den bir şarkı aldık. Anıl Piyancı ile bir şarkımız var. Çıkış şarkımız olan ‘Beni Bu Rüyadan Uyandırma’nın klibini Murat Joker çekti. Yapımcılarımız Özlem Özbakan ve Umut Kuzey de bana olan inancını tüm süreçte gösterdi.

YILDIZ TİLBE İLE TARZ OLARAK FARKLI GÖRÜNSEK DE ŞARKISI ALBÜMÜN SOUND’UNA ÇOK YAKIŞTI

Şarkı sözlerinizi genellikle kendiniz yazıyorsunuz. Yıldız Tilbe’nin bir şarkısını okuma fikri nasıl gelişti?

Tuna Kiremitçi’nin konserine gitmiştik… Konuk olarak hepimiz sahneye çıkıyorduk. Orada, kuliste tanıştık Yıldız Tilbe ile. Fikrin nasıl ortaya çıktığını tam olarak hatırlamıyorum ama ben, Yıldız Tilbe’nin samimiyetini her zaman hissediyor ve seviyorum. Şiir gibi sözleri ve kendini olduğu gibi ifade etmesi bence çok özel. Sonuç olarak ‘Sana Aşığım’ şarkısı benim oldu. Aslında tarz olarak farklıyız gibi görünüyor ama albümün sound’una yakın bir şekilde düzenlenip yorumlanınca çok güzel bir sentez ortaya çıktı.

BU ALBÜMÜ YAPMAK İÇİN BİRAZ DEMLENMEM GEREKİYORMUŞ

Bütün olarak bu albüm hayatınızın nasıl bir dönemine tekabül ediyor?

Üretken bir dönemime… Çorap söküğü gibi arka arkaya şarkı yaptığım günlerden arda kalan müthiş bir dışavurum oldu benim için. Böyle bir albüm yapmış olmak için demlenmiş olmam gerekiyormuş, bunu anladım. 2005’ten beri müzik sektöründeyim ama bu albümün çıkması aslında o bahsettiğim bir buçuk yılın ürünü değil sadece. Ergenlik zamanından beri biriktirdiğim, beslendim tüm duyguların, tüm birikimimin sonucu olarak çıktı ortaya. “Ne yapsak tutar?” düşüncesinden çok, bir kendini ifade biçimi var burada.

Bu süreçte amacına ulaşır mı, yerini bulur mu gibi kaygılarınız olmadı mı hiç?

Hayır, hiç. Eğer içinizden seri şekilde şarkılar yapmak ve onları söylemek geliyorsa, bu üretimin gücü yani kökü sizdeyse ve size inanan bir yapımcınız da varsa böyle bir albüm yapmak mümkün olabiliyor. Ben samimiyetin gerçekliğin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu albümü yapma cesaretini bana veren de bu oldu.

BENİM DE HATA YAPMAYA HAKKIM VAR

Kendinizle ve hayatınızla ilgili defo gibi gördüğünüz, değiştirmek istediğiniz şeyler var mı?

Benim de zaman zaman hata yapmaya hakkım var. Kendime bu hakkı tanımak için bazen zorlanıyorum. Birkaç işi birden aynı anda yapmak beni çok stres ediyor mesela. Bu konuda pek başarılı olamıyorum. Tek bir şeye konsantre olmakta daha başarılıyım. Bunu değiştirmek isterdim…

ÖNYARGILARI İLE BUZDAN DUVARLAR ÖRENLERE BU DAVET...

Neden ‘Davet’? Neye ve kimlere?

Bu albüm iç dünyama, kalbimin derinliklerine açılan müzikli bir kapı, bir davetiye. Beni anlamaya istekli kişilere ya da önyargıları ile buzdan duvarlar örenlere bir davet... Aslında herkese açık bir çağrı. Kalbim herkese açık ve bunu şarkılarımla ifade etmek istedim.

Şarkıda önce “Ne olursan ol gel”, sonra “Ben Mevlana değilim” diyorsunuz. Aşkın, hemen herkeste yarattığı gel-gitlerin şarkısı mı bu?

Siz hangi duygularla yazdınız bu sözleri? Mevlana gibi sözler söylesem de bazen, ben bir Mevlana değilim gözünüzde. Ben Gülçin’im, kendimim ve açık kalbimle davet ediyorum sizi, gerçek beni tanımaya. Bence orada bir çelişki yok yani aslında.

ZAMANLA MÜZİĞİM DEĞİŞEBİLİR AMA BİR TÜRKÜ ALBÜMÜ YAPMA PLANIM YOK

Öyle enteresan bir sesiniz var ki ne tarzda okursanız okuyun, çok güzel bir sonuç çıkıyor ortaya. Arabesk albümü de yaptınız mesela. İleride yine farklı tarzlarda albüm yapma planları var mı?

Türkü albümü gibi bir şey yapma planım yok mesela ama müzik her zaman değişen bir şey. Onun önüne geçmek mümkün değil. Hepimiz kabul etsek de etmesek de zamanla değişebiliyoruz, bu bir fizik kuralı. Dolayısıyla tabii ki müziğim de değişebilir benimle beraber.

Genellikle yazarken kendi hikayelerinizden mi ilham alıyorsunuz? Yazdıklarınız, yaşadıklarınız mı?

Kimi zaman kendi hayatımdaki güncel konular, kimi zaman duygu havuzunda tecrübelerimin bana yaşattığı hisler benim ilhamım olabiliyor...

Şarkıdaki gibi “Beni bu rüyadan uyandırma” dediğiniz biri var mı?

Herkes bu hisleri hayatının bir yerinde yaşamıştır mutlaka ama şu anki hayatımda bir rüyada değilim. Hatta erkek arkadaşım yok, tamamen albümüme konsantre olmuş durumdayım. Zaten bu şarkıyı bir buçuk yıl önce yapmıştım Emre’yle beraber. Emre’yle ilk ortak şarkımız. Çıkış şarkımız da bu oldu.

Genellikle aşıkken ve mutluyken mi yazıyorsunuz şarkıları? Yoksa mutsuzluk mu daha çok yazdıran bir duygu?

İkisi de... Ama düşününce en çok şarkı yazdığım zamanlar acı çektiğim zamanlardır. Bir de ayın 23’ünde hep bir şarkı yazasım gelir nedense... Tesadüf oluyor herhalde. Bir de 23, benim şanslı rakamım.

BENİM AŞK TANIMIMI MERAK EDENLER ‘AŞK SANRILARMIŞ’ ŞARKIMI DİNLESİN

Eski bir röportajınızda “Aşk, adım attıkça sislerin kaybolması” demişsiniz. Ben, bunu baştaki illüzyonun yavaş yavaş bitmesi gibi anladım. Doğru mu anlamışım? Değilse kastınız neydi?

Tamamen doğru anlamışsınız. Bir de aşkın tanımını yaptığım bir şarkım var albümde, adı ‘Aşk Sanrılarmış’. Benim aşk tanımımı merak edenlerin, bu şarkıya kulak vermesini isterim. Oldukça realist, trap sound’lu bir şarkı. Aşkı yaşamak için aşka inanmak lazım ve sonra unutmak, gerçeğe dönmek gerekiyor. Bizi ayağa, ancak gerçek kaldırıyor.

İNSANLAR ARTIK INSTAGRAM PROFİLİNE BAKARAK SEVGİLİ SEÇEBİLİYOR

Sosyal medyanın, günümüzde aşk algısını ve yaşanma biçimini ciddi şekilde etkilediğinin düşünenler var. Katılıyor musunuz?

Sosyal medya her şeyi daha görsel bir hale getiriyor. Özellikle görsel platformlar... Kimi zaman insanlar artık sadece Instagram profiline bakarak sevgili seçebiliyor. En basitinden böyle bir etkisi var bence.

Sizin normalde sosyal medya ile ilişkiniz nasıl? Orada olan biteni, yapılan yorumları ne ölçüde dikkate alıyorsunuz?

Ben, ne yazık ki hassas bir insan olduğum için, orada yapılan bütün yorumları az çok ciddiye alıyorum. Ama şunu da çok iyi biliyorum; yorumlardan çok, kendimizi nasıl hissettiğimiz, hayatı nasıl yaşadığımız önemli. Kendi yolunuzda, vicdanınızla her zaman rahat olmaya çalıştığınız zaman, gerçeğin burada yattığını zaten biliyorsunuz. Sosyal medyayı seviyorum, neticede bir iletişim kanalı. Ama maalesef amacının dışına taştığı ve kötüye kullanıldığı da çok oluyor.

ARTIK OLGUN İNSANLAR OLARAK ‘HEPSİ’ GRUBUYLA BARIŞ SAĞLADIK

Sizi ‘Hepsi’ grubuyla tanıdık, sonra yollarınız ayrıldı. Kırgınlıklar yaşandı. Ama dönem dönem sizin yeniden bir araya gelmenizle ilgili hep bir beklenti oluyor…

‘Hepsi’, yıllarca büyük emek verdiğim, geçmişimde önemli bir yer teşkil eden bir proje. Ama zaten diğer grup üyeleri müziği bıraktı. Bir tek ben müziğe devam ediyorum, müzik konusunda o meşaleyi ben devam ettiriyorum. l Grup üyeleriyle dostluğunuz devam ediyor mu? Kırgınlıklar tamamen geride kaldı mı? Aramızda hiçbir husumet yok; kırgınlıklarımız da kalmadı. En önemlisi de bu. Artık olgun insanlar olarak bu barışı sağlamış olmamız çok güzel.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder