Gündem Bakan Soylu: Bir baron daha gözaltında, Urfi Çetinkaya'nın kardeşi yakalandı

Bakan Soylu: Bir baron daha gözaltında, Urfi Çetinkaya'nın kardeşi yakalandı

Bakan Soylu: Bir baron daha gözaltında, Urfi Çetinkaya'nın kardeşi yakalandı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Uyuşturucu ile Mücadele Toplantısı çerçevesinde gazetecilerle bir araya geldi. Uyuşturucu baronlarına ilişkin konuşma yaptığı esnada bir baronun daha yakalandığını bildiren Soylu, “İçeride gözaltında şu an. Epeydir peşindeydik. Urfi Çetinkaya’nın kardeşi Aydın Çetinkaya şu anda gözaltında. Mesela bu da proje operasyondu” dedi.

Soylu, Polis Müzesi'nde gazete, televizyon ve haber ajanslarının Ankara temsilcileriyle bir araya geldiği "Uyuşturucuyla Mücadele Toplantısı"nda açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Hedef kitlesi gençler olan uyuşturucunun, dünyanın karşı karşıya kaldığı en temel sorunlardan biri olduğuna işaret eden Soylu, Afganistan'ın eroinin üretim merkezi, İran'ın ise eroinin geçiş ve metamfetaminin üretim merkezi olduğunu söyledi.

Bakan Soylu, Avrupa ve Çin'de sentetik uyuşturucu üretildiğini, uyuşturucu arzı konusunda ciddi tehditle karşı karşıya kalındığını dile getirdi.

Avrupa'nın uyuşturucu kullanımını özgürlük alanlarıyla birlikte değerlendirdiğini ifade eden Soylu, eroinin, Türkiye'yi de içine alan rotasının bulunduğunu, kokainde ise temel rotanın, Amerika ile Avrupa arasında olduğunu anlattı.

Türkiye'de de kokain yakalamalarında artış yaşandığını bildiren Soylu, "Ne hikmetse, bir türlü ortada olmayan kokain konteyneri senaryosu üzerinden, birileri tarafından, Türkiye'nin sanki 'kokain cenneti'ne döndüğü şeklinde bir algı da oluşturuldu. 2016'da 845 kilogram, 2021'de 2 ton 841 kilogram kokain yakaladık" diye konuştu.

Süleyman Soylu, Belçika, Hollanda ve İspanya'da toplam 156 ton kokain yakalandığını aktararak, "Türkiye'nin, özellikle de Mersin Limanı'nın, kokain pazarı olduğu şeklindeki söylemler, maksatlı propagandadan başka bir şey değildir. Bunu, rakamlar da teyit etmektedir. Böyle bir gelişmeyi teyit eden hiçbir saha bulgusu da mevcut değildir" ifadesini kullandı.

ŞEBEKEYE OPERASYON

Uyuşturucu madde metamfetaminin de büyük bir tehlike olduğunu söyleyen Soylu, 2017'den itibaren saha baskısıyla bonzainin etkisinin, yaygınlığının en az seviyeye indirildiğini, bunun önemli bir başarı olduğunu vurguladı.

"Gençler, zombi gibi meydanlarda yürüyorlardı" diyen Soylu, şu anda okul çevrelerinde, meydanlarda ve başka bir noktada böyle bir görüntüyle karşılaşılmadığına dikkati çekti.

Avrupa'da ele geçirilen metamfetamin miktarının, 2010-2020 yıllarında yüzde 477 oranında arttığını, Avrupa'nın ve Türkiye'nin yeni bir tehditle karşı karşıya kaldığını ifade eden Soylu, Türkiye'nin metamfetamini tam olarak tanımadığına işaret etti. Bakan Soylu, Avrupa'da 2020'de 2,2 ton, Türkiye'de ise aynı dönemde 4,1 ton, geçen yıl da 5,5 ton metamfetamin yakalandığını açıkladı.

'METİN AMCA' İSMİ İLE BİLİNİYOR

Uyuşturucu nedeniyle yaşanan ölümlerde, 2016'da yüzde 1,4 olan tek başına metamfetaminden kaynaklanan ölüm oranının, 2021'de yüzde 35,6'ya çıktığına dikkati çeken Soylu, madde bağımlılığından tedavi görenler arasında, metamfetamin bağımlılarının oranında artış yaşandığını aktardı.

İçişleri Bakanı Soylu, "Bağımlılık yapma ihtimali çok yüksek. Sokakta 'Met,' 'Metin amca', 'Kristal' gibi isimlerle biliniyor. Diş eti bozuklukları ve kemiklerde erime gibi nedenlere yol açıyor" bilgisini paylaştı.

Madde bağlantılı ölümlerde, Avrupa'da 2019 verilerine göre milyonda 15, Türkiye'de ise 2019 verilerine göre milyonda 6 olarak gerçekleştiğini dile getiren Soylu, Türkiye'nin kullanıcılık ve ölüm oranlarında Avrupa'nın altında yer aldığını kaydetti.

Soylu, "Metamfetaminle mücadelemizi güçlü şekilde yapar ve yenersek Türkiye, dünyada uyuşturucuya bağlı ölümler konusunda en az ölümü yaşayacak ülke olacak. Bunu başarabilir miyiz, başarırız. Buradaki dert, metamfetamini mağlup etmektir" değerlendirmesinde bulundu.

Uyuşturucu operasyonlarının, gözaltı sayısının arttığını belirten Soylu, "Uyuşturucuda tutuklu sayıları 2012'de 22 bin 445, 2016'da 37 bin 367. Beni çok eleştirmişlerdi, 'Uyuşturucu satanı görürseniz ayağını kırın' dediğimde, 2017'nin başıydı. Şu anda Türkiye'de uyuşturucudan tutuklu sayısı 106 bin 37. Bunun çok büyük bölümü, yüzde 90'ın üzerinde diyebiliriz, uyuşturucu satıcısıdır" diye konuştu.

BATAKLIK OPERASYONU HATIRLATMASI

Türkiye'de 2016'da eroinin yüzde 24'ünün doğu sınırlarında, yüzde 76'sının ise batı illerinde yakalandığını hatırlatan Soylu, oluşturulan operasyonel kabiliyetle, geçen yıl bu tablonun terse çevrilerek, maddenin batı illere gitmeden sınırlarda ele geçirildiğini ifade etti.

Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu ve suç geliri operasyonu olan "Bataklık Operasyonu"nu hatırlatan Soylu, "Özellikle bu operasyon başladıktan sonra basında bize karşı yürütülen karalama kampanyalarının yoğunluğunun uyuşturucu mücadelesi veren herkesi, teşkilatımızı itibarsızlaştırmaya yönelik propaganda faaliyetlerinin maksadını kamuoyunun takdirine bakıyorum." dedi.

Süleyman Soylu, terörle ve uyuşturucuyla mücadelede yürütülen suç gelirleri operasyonlarının, son 2-3 yılda ortaya konulan, suçu kaynağında kesmeye çalışan en önemli adımlardan olduğunu vurguladı.

"Bataklık'ta FETÖ iltisakı da var" diyen Bakan Soylu, bir soru üzerine, suçla ve suçluyla mücadele ettiklerine işaret etti. Soylu, "Benim şahsi açımdan, Bataklık Operasyonuna kadar her şey normaldi. Ben, Bataklık Operasyonu'nun kişisel hayatımda başka bir değişiklik açtığını düşünüyorum. Bundan rahatsız değilim. Çünkü o insanlar Türkiye'de yaşıyorlardı ve bu işi yapıyorlardı. Bataklık Operasyonu'nun ilk ihbarı şahsıma gelmiştir, cep telefonuma." yanıtını verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun uyuşturucu baronlarına bir şey yapılmadığı yönünde söylemlerde bulunduğunu anımsatan Soylu, bu ifadelerin uyuşturucuyla mücadele edenleri töhmet altında bıraktığını, Türkiye'nin mücadelesinin etkisizleştirilmeye çalışıldığını belirtti.

Bakan Soylu, 2016-2021 yıllarında 945 suç organizasyon çetesinin çökertildiğini, bu operasyonlarda 9 bin 633 şüphelinin yakalandığını bildirdi.

URFİ ÇETİNKAYA'NIN KARDEŞİ GÖZALTINDA

Toplantı sırasında kendisine bir not iletilmesinin ardından İçişleri Bakanı Soylu, "Bir baron daha şu anda gözaltında bugün itibarıyla. Uzun süredir peşindeydik, Urfi Çetinkaya'nın kardeşi. Urfi Çetinkaya'nın kardeşi şu an gözaltında. Uzun zamandır buna da projeli operasyon yapıyoruz." bilgisini paylaştı.

Uyuşturucu kullanan kişinin toplumdan dışlanmaması gerektiğini vurgulayan Soylu, “Onun rehabilitesi dahil olacak. Mantığımız bu. Kaymakamlara, valilere, emniyete verdiğimiz bütün bilgilendirmede biz bunu hastalık olarak tanımladık. Bu bir hastalık. Kanser gibi bir hastalık. Ömür boyu tedavisi olması gereken bir hastalık. Uyuşturucu ile mücadele bizim temel derdimiz uyuşturucu kullananı yok etmek değil, uyuşturucu kullananı uyuşturucu kullanımından caydırmaya çalışabilmek. Aileleri korumak” dedi.

“VURDUK, GEÇTİK, YIKTIK”

Metruk binaların bulunduğu sokağı perişan ettiğine dikkati çeken Soylu, “Ankara’da bir muhtarımız, ‘Bizim mahallemizde metruk binalar var. Uyuşturucu yuvası oldu.’ Çankaya’nın Çiğdem Mahallesi. Çok uzun zamandır beri duran binalardı bunlar. Vurduk, geçtik, yıktık. Birçoğunu vurup yıkıyoruz. Burada bu kararlılığı ortaya koymazsak, biz bunlarla mücadele edebilme kabiliyetinden geri kalırız. Kanun var, yetki var ve sonuç ortaya koyabilecek de bir süreç söz konusu” dedi. 

“CUMHURİYET HALK PARTİSİ ATATÜRK’ÜN PARTİSİ DEĞİL, İNÖNÜ’NÜN PARTİSİDİR”

Bakan Soylu, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun SADAT'ın İstanbul Beylikdüzü'ndeki merkezine gitmesine ilişkin şunları söyledi:

“Ana muhalefet partisi genel başkanının tanımı ‘dedikodu kumkuması’dır. Başka bir tanımı yok. Ana muhalefet partisi anayasada kendisini bulan bir mekanizmanın adıdır. Yasalarla belirtilmiş bir mekanizma dedikodu yaparsa, bir belgeyi ortaya koymazsa aslında anayasal görevini de yerine getirmemiş olur. Bu bir siyasi parti, dedikodu merkezi değil. Hangi konuyla alakalı olursa olsun SADAT’ın önüne gidene kadar, Et Balık Kurumu’nun önüne gidene kadar, hafif bir cesaretin varsa, bizim söylediğimiz büyükelçilik ile ilgili bir değerlendirme ortaya koyda görelim. Bu konunun üstünü örtemezsin, bu konu Kılıçdaroğlu’nun, CHP’nin ve 6’lı masanın üzerinde demokrasinin kılıcıdır. Bu Türkiye’ye bir ihanettir. Sen Türkiye’nin geleceğini Avrupalı bir büyükelçiye pazarlayamazsın. Sen Cumhurbaşkanı adayı alacaksın diye kendi belediye başkanlarına çelmek atabilirsin; ama senin bu gücün bize yetmez. Avrupa’nın Türkiye’deki o ülkenin büyükelçisini arkana alsan da bunu sağlayamazsın. Biz bundan çekinmeyeniz, korkmayız, ürkmeyiz. Ben bir söz söyledim atlanıldı. Bu Cumhuriyet Halk Partisi Atatürk’ün partisi değil, İnönü’nün partisidir, bugünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Atatürk ile hiçbir ilgisi yoktur. Neden İnönü’nün partisidir? Çünkü İnönü, Atatürk karşıtıdır. Biraz tarih okuyanlar neler yaptığını, onu nasıl silmeye çalıştığını ve bunu Cumhuriyet Halk Partisi eli ile yaptığını bilir. Bugün uyguladığı politikada İnönü politikasıdır. İnönü politikası dedikodu politikasıdır, iftira politikasıdır. Batı ile işbirliği yaparak iktidarı ele geçirme politikasıdır, İnönü de aynısını yapmıştır. 1960 darbesi olmuş, batı olduğu gibi yeni yönetimi kabul etmiştir çünkü işbirliği içinde gerçekleşen bir politikadır. Bunun hiçbir gizlisi, saklısı yoktur. Gittiği yerlerin hepsi talimat ile gidilen yerlerdir, organizasyon ile gidilen yerlerdir. Dikkat ederseniz FETÖ’den pişiyor, Türkiye’de birtakım sosyal medya üzerinden kaynatılıyor, dedikodu kumkuması da gidiyor finali gerçekleştiriyor. Türkiye Cumhuriyeti devletine iftira atıyor, bunlar doğru işler değildir. Biz coğrafyamızda Amerika ile Rusya ile İran ile birçok ülke ile Suriye’den Irak’a, Libya’ya kadar karşı karşıya geldiğimiz yerler var mı, peki onların istihbaratı var mı? Bu kadar ülke ile menfaat çatışmasına bazen giriyoruz, bazen politik farklılıklara giriyoruz. Peki bunların istihbaratları bu değerlendirmeler üzerinden sonuç üretmiyorlar da bu istihbaratlar bizi karşı karşıya kaldığımız alanda bu tip iftiralar ile karşı karşıya bırakmıyorlar ki. Onların da cevapları olur, bu düşe düşe Türkiye’de ki bir aracıya mı düştü. Bu çok ayıp bir şeydir, bu utanılacak bir şeydir. Kılıçdaroğlu’nun en önemli meselenin birinde en yakın arkadaşına ‘Sana böyle bir şey söylenirse kesinlikle inkar et’ dediğini de biliyorum. Bir yalan makinesi ile karşı karşıyayız. En yakın arkadaşına ismi belli, cismi belli. Daha hararetli günler gelecek. Bu ülke Batı'nın oyuncağı değil. Biz niçin buradayız, niçin bu mücadele yapılıyor, bir büyükelçinin Türkiye’yi istediği gibi dizayn etmesi için mi, Avrupa’nın istediği gibi dizayn etmesi için mi? İyi o zaman teslim olalım istedikleri gibi olsun. Bu yüzden ısrarla bu İnönü’nün partisidir diye söylüyorum.”

“6’LI MASA ‘CANAN MASASI’ OLDU”

Bakan Soylu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun devlet kurumlarına gitmesine ilişkin sorulan soru üzerine, “Gara’da bir hadise ile karşılaştık. Orada şehitlerimiz oldu. Biz ne yaptık CHP’den, İYİ Parti’den randevu talep ettik. Bize randevu verdiler gittik, meseleyi bildiğimiz çerçevede genel başkanlara izah ettik, bu bir yöntem ve doğru bir yöntemdir. Biz bunu onların da duyacağı şekilde kamuoyuna nakledebilirdik. Ama sorumluluğumuz gereği bunu Meclis’in 2 partisine aktarılmasını doğru olacağını düşündük, gittik. Bizi kabul etmeselerdi, biz gidip CHP’nin Genel Merkezi’nin önünde orada basın toplantısı yapmamız ne kadar yakışık alırdı, yakışık almazdı, siyasette böyle bir yöntem yok. Ana muhalefet partisinin genel başkanı, devletin birtakım kurumlarının önüne gidip orada da insanları tehdit edecek şekilde bunu yapabilme kabiliyetine sahip olmamalıdır. Bunun adına sivil itaatsizliği harekete geçirmek denir. Toplumu tahrik etmek, kamu düzenini ortadan kaldırmak denir. Herkes kendine yakışanı yapıyor. Dün de Canan Kaftancıoğlu mahkeme kararını tanımayacağını söylüyor. Benim hoşuma gidiyor. Allah’a hamdolsun CHP’nin gerçek yüzü bir Canan Kaftancıoğlu yüzü olarak ortaya çıktı Biz bunu yüzlerce defa anlatsak, devlete katil diyen, bütün kutsallarımıza hakaret eden. Ne güzel oldu. Bir insan kendi kendine bunu yapar mı, ne güzel. Dinimize hakaret eden, bu ülkenin devlet başkanına hakaret eden, bütün kutsallarımızı ayaklarının altına alan, devlete ‘katil’ diyen bir anlayışa hukuk kendi içerisinde bir karar verdi diye, hepsini aynı noktaya topladı, hepsini aynı fikrin etrafına getirdi. Masa 6’lı masa değil, masa ‘Canan masası’ oldu. Atatürk Havalimanı arkadaşlar, İstanbul’da ulaşımı bir gün son 5 yılda yapılanları kaldıralım, İstanbul bir gün kullanmasın, İstanbul bu noktada tır trafiğinden girilmez çıkılmaz hale gelir. İstanbul Havalimanı dünyanın en büyük havalimanı, en modern havalimanı, unutuyorsunuz ya. İstanbul’da hiçbir şey yapıldığı yok. Atatürk Havalimanı hem millet bahçesi olacak, hem de birtakım uçuşlara müsaade edecek. İstanbul trafiği keşmekeş olur, sabah işine gidemez, akşam evine gelemez. ‘İstemezük’ zihniyeti var. Bu zihniyetin sebebi İnönü’dür” dedi.

“PKK, PYD, DHKP-C VE DEAŞ ARASINDA EŞANLILIKLAR GÖRDÜĞÜM ÇOK OLUYOR”

Bakan Soylu, canlı bomba yakalamalarına ilişkin, “6-7 ay önce Çorum’da önemli belgeler yakaladık, Onu yakaladığımız başka belgeler ile birleştirerek birbirine okutturduk. Çok önemli operasyonlar hazırladılar. 3-4 aydır, bizzat 112in üzerinde canlı bomba eylemi yapacak, yapmaya karar vermiş terörist olarak nitelendireceğimiz eylemleri gerçekleştirecek kişileri yakaladık. Şöyle bir durum var. PKK, PYD, DHKP-C ve DEAŞ arasında eşanlılıklar gördüğüm çok oluyor. Sanki aynı işleri yanı yöntemler, aynı zaman dilimi içinde yapmak üzere birbirleri ile ilgili kararlaştırılmış bir adımı gerçekleştiriyorlar. Terör örgütlerinin bir karar vericisi var DEŞA’a diyor ki sen bunu yap, diğerine diyor ki sen bunu yap. Aynı zamanda eş zamanda bunu sağlayabilecek bir adımı gerçekleştirmek için hareket halline geçebiliyorlar. DEAŞ konusunda çok önemli çalışmaları sürdürmeye devam ediyoruz” dedi.
Bakan Soylu, toplantının ardından hassas burunlu dedektör köpekler ile fotoğraf çekildi.

SIRADAKİ HABER