GündemBayramı çalınan çocuklar… Nigar, Sinem, Evrim ve niceleri: Zaman aşımından önce son çağrı

Bayramı çalınan çocuklar… Nigar, Sinem, Evrim ve niceleri: Zaman aşımından önce son çağrı

Bayramı çalınan çocuklar… Nigar, Sinem, Evrim ve niceleri: Zaman aşımından önce son çağrı

Türkiye’nin adalet hafızasında derin yaralar açan ‘faili meçhul’ dosyalar, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in son açıklamalarıyla yeniden gündemin en üst sırasına yerleşti. Gülistan Doku davasındaki kritik tutuklamalar ve Çağla Tuğaltay dosyasının yeniden mercek altına alınmasıyla başlayan bu seferberlik, adaletin "ucu kime dokunursa dokunsun" tecelli edeceği inancını tazeledi. Ancak bazı dosyalar var ki ‘zaman aşımı’ her an kapılarını çalabilir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, ‘Onların da bayramıydı’ diyebilmek için Türkiye’nin faili meçhul çocuk cinayetlerini, ardında iz bırakmadan sırra kadem basan çocuklarını da hatırlayalım.

Yaren ERYILMAZ

Haberin Devamı

yaren.eryilmaz@posta.com.tr

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 'faili meçhul dosyaların yeniden inceleneceği' ve hatta bazıları için özel birim kurulacağı yönündeki ilanı, adaleti on yıllardır sabırla bekleyen aileler için adeta bir can suyu oldu.

Bayramı çalınan çocuklar… Nigar, Sinem, Evrim ve niceleri: Zaman aşımından önce son çağrı

Çağla Tuğaltay’ın tırnakları arasında 26 yıl boyunca sessiz bir tanık gibi saklanan DNA örneği, gelişen teknolojiyle bugün katile uzanan en somut köprüye dönüştü. Oluşan bu umut dolu atmosfer, gözleri Nigar Kevser Şahin davası gibi diğer karanlıkta kalan dosyalara çevirdi. Bu dosyaların bir kısmı yalnızca çözülemediği için değil, zamanla kamuoyunun gündeminden düşerek adeta gölgede kaldığı için de karanlıkta kaldı.

Bayramı çalınan çocuklar… Nigar, Sinem, Evrim ve niceleri: Zaman aşımından önce son çağrı

NİGAR KEVSER ŞAHİN 

İstanbul’un Beylikdüzü ilçesinde 27 Mart 2006 günü kaybolan ve iki gün sonra cansız bedeni bulunan 13 yaşındaki Nigar Kevser Şahin… 

Haberin Devamı

Aradan geçen yıllara rağmen aydınlatılamayan dosya, ortaya atılan iddialar ve tartışmalı detaylarla Türkiye’nin en karanlık çocuk cinayetlerinden biri olarak hafızadaki yerini koruyor. 

Her şey, arkadaşının evine ders çalışmaya giden Nigar’dan o akşam saatlerinde gelen bir telefonla başladı. 

Son telefon: ‘Baba, biraz daha kalabilir miyim?’ 

Baba Ali Şahin, yıllar sonra katıldığı bir televizyon programında o günü anlattı. Saat 18.00 sıralarında kızının kendisini aradığını, annesinden izin aldığını ve biraz daha kalmak istediğini söylediğini aktardı. Saat 18.30’dan sonra eve dönmemesi üzerine aile endişelenmeye başladı. Nigar’ın telefonuna ulaşılamamasıyla birlikte durum kayıp vakasına dönüştü. 

400 metrelik şüphe 

Nigar’ın bulunduğu evin aileye göre yalnızca 350-400 metre uzaklıkta olduğu belirtildi. Baba Ali Şahin’in eve gittiğinde içeri alınmadığı, telefon kullanmasına izin verilmediği ve evde bulunan kişilerin çelişkili ifadeler verdiği iddiaları dosyada dikkat çeken unsurlar arasında yer aldı. 

Nigar’dan iki gün boyunca haber alınamadı. Arama çalışmalarının ardından 13 yaşındaki çocuğun cansız bedeni evine sadece birkaç yüz metre mesafedeki bir çöp konteynerinde, valizin içinde kısmen yakılmış halde bulundu. Otopsi raporu korkunçtu: tecavüz, boğma, işkence izleri... Olay, kayıp bir çocuk vakasından cinayet soruşturmasına dönüştü. 

Haberin Devamı

'Zorla araca bindirildi'

Dosyada yer alan bir tanık ifadesine göre Nigar’ın zorla bir araca bindirildiği, araçta birden fazla kişi bulunduğu ve kendisine “Seni ailene götürüyoruz” denildiği öne sürüldü. Bu ifade, olayın planlı bir kaçırma olabileceği ihtimalini gündeme getirdi. 

Tartışmalı tanık ifadesi 

Soruşturma dosyasına yıllar sonra giren bir başka tanık beyanında ise dikkat çeken iddialar yer aldı. Şüphelilerden birinin annesinin arkadaşı olduğunu belirten M.K., olay günü evde panik hali ve ağır bir koku hissettiğini, ayrıca anne ile çocuk arasında “bavula koyup atma” şeklinde konuşmalar duyduğunu ileri sürdü. 

M.K., bu bilgileri daha önce yetkililere ilettiğini ancak dikkate alınmadığını savunarak, ifadesinin araştırılması halinde dosyanın aydınlatılabileceğini öne sürdü. 

Dosyada dikkat çeken bir diğer gelişme ise olaydan yıllar sonra ortaya çıkan bir iddia oldu. Nigar’ın öldürülmeden önce son görüldüğü noktada bulunan ve o dönemde boş olduğu belirtilen bir dairede yaşayan bir kadın, evde sık sık çocuk ağlama sesi duyduğunu ve rüyasında bir çocuk gördüğünü öne sürdü. Kadının, yaptığı araştırma sonrası rüyasında gördüğü çocuğun Nigar olduğunu iddia ettiği, bu durumun babaya iletilmesi üzerine Ali Şahin’in polise başvurduğu belirtildi. Bu başvurunun ardından söz konusu dairede “mavi ışık” yöntemiyle inceleme yapılması için mahkeme izni talep edildiği ifade edildi. 

Haberin Devamı

Dosya nerede duruyor?  

Aradan geçen 20 yıla yakın sürede dosya zaman zaman yeniden gündeme gelse de somut bir ilerleme sağlanamadı. Bugün dosyanın önündeki en büyük tehlike; zaman aşımı. Eğer yeni bir delil ortaya çıkmazsa, bu dosya da birçok faili meçhul cinayet gibi hukuken kapanma riskiyle karşı karşıya. Nigar Kevser Şahin de bir zamanlar 23 Nisan’da bayramlıklarını giyen bir çocuktu. Şimdi adı bir parka verildi ve özlemini çeken ailesi oraya gidip huzur bulmaya çalışıyor. 

Haberin Devamı

Bayramı çalınan çocuklar… Nigar, Sinem, Evrim ve niceleri: Zaman aşımından önce son çağrı

SİNEM ÖZDEMİR: 5 YAŞINDA KAYBOLDU, 26 YILDIR İZ YOK  

Sinem Özdemir dosyası, Türkiye’de faili meçhul değil, ‘kayıp ama akıbeti bilinmeyen’ en kritik çocuk vakalarından biri olarak kayıtlarda yer alıyor. 2000 yılının Haziran ayında Samsun’un İlkadım ilçesi Zeytinlik Mahallesi’nde, evinin önünde oynarken bir anda ortadan kaybolan 5 yaşındaki Sinem’den o günden bu yana tek bir iz dahi bulunamadı.

 Olay, gündüz saatlerinde ve mahalle içinde yaşandı. Aileye göre Sinem, evin önünde çocuklarla oynuyordu. Kısa bir süre sonra kapıya çıkan anne, kızını göremedi. İlk başta mahalle içinde arandı. Ardından durum polise bildirildi. Ancak yapılan tüm aramalara rağmen ne bir görgü tanığına ulaşıldı ne de çocuğun nereye gittiğine dair somut bir ipucu elde edilebildi.

Dosya yıllar sonra yeniden açıldı  

Soruşturma yıllar içinde tamamen kapanmadı ancak uzun süre sonuç alınamayan bir dosya olarak rafta kaldı. 2010 yılında Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı yeniden ele aldı ve özel bir ekip kuruldu.

Bu süreçte dikkat çeken adımlar atıldı:  

- Sinem’in fotoğrafları Adli Tıp’a gönderildi.

- Olası yaş görüntüsü (yaşlandırma çalışması) yapıldı.

- Çocuk istismarı suçundan sabıkalı kişiler tek tek incelendi.

- Ancak bu geniş çaplı çalışmalara rağmen yine somut bir sonuca ulaşılamadı.

Bayramı çalınan çocuklar… Nigar, Sinem, Evrim ve niceleri: Zaman aşımından önce son çağrı

Şüpheli ev ve kazı çalışması  

Dosyanın en kritik kırılma noktası 2014 yılında yaşandı. Soruşturmayı yürüten savcılık, mahallede yaşayan ve geçmişte cinsel suçtan yargılanmış kişileri mercek altına aldı. Bu isimlerden biri üzerinde yoğunlaşıldı: 2008 yılında intihar eden bir şüpheli. Şüphelinin eşinin verdiği ifade üzerine, söz konusu kişinin evinde kazı yapıldı. Kazıda:

- Kafatası 

- Diş 

- Kemik parçaları bulundu.  

Ancak yapılan inceleme sonucunda bu kalıntıların Sinem’e ait olmadığı, başka bir kız çocuğuna ait olduğu tespit edildi. Bu gelişme, dosyayı aydınlatmak yerine daha da karmaşık hale getirdi. Artık ortada yalnızca bir kayıp değil, başka bir faili meçhul çocuk ölümü ihtimali de vardı. İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan incelemede evde bulunan kemik parçalarının 15 yaşlarında başka bir kız çocuğuna ait olduğunu saptadı.

Baba Mahmut Özdemir aradan geçen yıllara rağmen umudunu kaybetmediğini bu sözlerle vurgulamıştı:

“Umudun bittiği an hayat biter. Bizim umudumuz her sabah ve akşam aynı. Kızımın ölü ya da diri bulunmasını istiyorum.”

Bayramı çalınan çocuklar… Nigar, Sinem, Evrim ve niceleri: Zaman aşımından önce son çağrı

 EVRİM ATIŞ: YAYLADA KAYBOLDU, 8 YILDIR TEK BİR İZ YOK  

Türkiye’de “kayıp çocuk” dosyalarının en çarpıcı örneklerinden biri de Tokat’ta kaybolan Evrim Atış vakası oldu. Henüz 3 yaşındayken, 10 Temmuz 2018 sabahı Turhal ilçesine bağlı Yenisu köyü yaylasında ortadan kaybolan küçük Evrim’den aradan geçen yıllara rağmen tek bir iz bulunamadı.

 Olay günü Evrim Atış, ailesiyle birlikte kaldıkları çadırın önünde kardeşiyle oynuyordu. Kısa bir süre sonra ortadan kaybolduğu fark edildi. Ailenin kendi imkânlarıyla yaptığı aramaların sonuçsuz kalması üzerine durum jandarmaya bildirildi.

İhbarın ardından bölgeye jandarma, AFAD, JAK timleri, iz takip köpekleri ve drone destekli ekipler sevk edildi. Günler süren arama çalışmalarına rağmen küçük çocuğa dair hiçbir bulguya ulaşılamadı.

Soruşturma sürecinde dosyanın seyrini değiştiren en önemli gelişme ise aile ifadeleri oldu. Anne ve baba, verdikleri çelişkili beyanlar nedeniyle gözaltına alındı ve tutuklandı.

Baba Burhan Atış’ın ifadesinde kızının bir traktör kazasında hayatını kaybettiğini ve cesedini gömdüğünü öne sürmesi üzerine mezarlıkta arama yapıldı. Ancak bu iddiayı doğrulayan herhangi bir bulguya ulaşılamadı.

Anne Dilek Atış’ın da farklı zamanlarda birbirini tutmayan açıklamalar yaptığı kayıtlara geçti. Ancak tüm bu şüphelere rağmen, dosyada kesin bir delil elde edilemedi.

Kısa süre sonra her iki ebeveyn de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Aradan geçen 8 yılı aşkın sürede dosyada değişen tek şey süre oldu.  

Bugün Evrim Atış:  

Ne bulunabildi... 

Ne akıbeti belirlenebildi...

Ne de olayın nasıl gerçekleştiği ortaya çıkarılabildi...

Evrim Atış dosyası da, yıllar içinde gündemden düşen ve kamuoyunun hafızasında giderek silikleşen kayıp çocuk vakalarından biri oldu.

HAFIZA SUSARSA ADALET DE SUSAR  

Bu dosyalar yalnızca geçmişe ait değil. Her biri, bugün hâlâ cevap bekleyen soruların, yarım kalmış hayatların ve susmuş hikayelerin temsilcisi. 23 Nisan’da tüm çocukların bayramını kutlarken, bir gerçeği de unutmamak gerekiyor: Bazı çocuklar büyüyemedi, bazılarının hikayesi yarım kaldı, bazı dosyalar ise hâla kapanmadı. O dosyaların bir kısmı, zaman aşımı sebebiyle adalet tecelli etmeden kapanma riskiyle karşı karşıya.