CNN Türk'e konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: İran'da ani bir savaş tehdidi yok

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, CNN Türk ekranlarında yayınlanan Tarafsız Bölge'de Ahmet Hakan'ın sorularını yanıtladı. Gazze, Suriye ve son olarak İran'da yaşanan gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan "İran'da ani bir savaş tehdidi yok. Müzakerelerle çözülme ihtimali var." dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:
İran meselesi gündemimizi meşgul ediyor, bölgemizin yeni bir savaşı kaldıracak hali yor. Cumhurbaşkanımız da bu konuda hassasiyet içerisindeler. İki gün önce Umman'da İranlılar ile ABD'li yetkililer bir araya geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, oradaki müzakerelerle ilgili bilgi verdi, ABD'li yetkililerle de görüşüldü. Neticeye ulaşılması zor bir konu, sevindirici husus ise tarafların müzakere konusunda orta bir irade koymuş olmaları. Uzun bir aradan sonra ilk temastan sonra olumlu bir hava ortaya çıkması bizim için önemli. Yaratıcı bir çözüm bulmamız gerekiyor, tarafların çözmeye yönelik bir irade varsa bunu görüyoruz. Şu anda en azından ani bir savaş tehdidi yok gibi duruyor. Bir ihtimal var, kapı aralandı, 30 Ocak'ta İstanbul'da yapılan görüşmelerden sonra her iki tarafta da müzakere kararı alınması ve nükleer dosyadan başlanması önemli bir karardı. İranlılara dört maddeyi al veya terk et demek çözüm değildir, ABD'lilere anlattık. İranlılarla nükleer konusunda bir iradeyi gördükten sonra ABD tarafına da söyledik, buradan gidilmesi daha iyi olur diye. Nükleer konu en önemli konu. İranlıların tartışmak istedikleri konu adeti ile ABD'lilerin konu adedi bir değil. İran 2 konu konuşmak istiyor. Biri uranyum zenginleştirilmesi ile ilgili mevcut uygulamanın keyfiyeti nedir. Diğeri ise zenginleştirilmiş olan yüzde 60 oranındaki uranyum ne olacak. İran sadece bunu konuşmak istiyor.

Biz zaten bu konuda bir çözüm olursa diğer konular da masaya gelebilir. Nükleer mesele ABD'nin ve küresel güvenlikle ilgili. Diğerleri ise bölgesel, ABD'nin bire bir güvenliği ile ilgili değil. Nükleer konusunda bir çözüm ortaya konursa diğer sorunların daha kolay çözülebileceğine ilişkin bir kanaat var. Bu kaanatı taraflarla paylaşıp bir usul ihlas edelim istedik. Bu bir sürpriz değil, düşmanlıkların olduğu yerde diğer senaryoların hazırlığı yapılır. ABD biraz baskı unsuru gösterme konusunda bir metot belirliyor. Büyük filoların gönderilmesi, bombardımanların gönderilmesi, stratejik güçlerin kaydırılması, İran'ın sürekli 'füze adetini çoğalttık' demesi her iki tarafın da muhtemel bir saldırının iki taraf için de sıkıntılı olacağına dair ipuçlarını veriyor. Birincisi güç göstermek ikincisi hazırlıklı olmak.
"FELAKETİ ÖNLEMEK İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORUZ"
Ayrıca İran konuşurken saldırıya uğradı. 12 günlük haziran savaşında bir gece ABD'den telefon aldık, 'İranlılara söyle bir kaç saat içinde her şey olabilir' dediler. İranlı meslektaşımla görüştüm, 'Nasıl olur görüşme tarihi verdik' dedi. Görüşen ABD idi, vuran İsrail'di. Durum farklı olabilir bu kez. Felaketi önlemek için elimizden geleni yapıyoruz. İran'ın kendi içinde bir karar alma mekanizması var. Bu mekanizmada daha önce kurala bağlanmış bir kaç husus vardı müzakerelerle ilgili. Hem yer hem modalite hem de taraflar açısından. Bizim teklifimiz daha farklıydı, İranlı yetkililerle ABD'lilerle yüz yüze görüşün, yan odalarda bir arabulucu ile konuşmayın. Onların da kendi karar alma mekanizmalarına saygı duymak gerekiyor. Böyle bir karar almışlar. Umman'daki sistemle devam etmek istiyorlar. Aynı yer, aynı insanlar, aynı usul.
İran'ın büyük potansiyel sorunları var, varlıkla yokluk meselesi. Şubat ayının başında bir çok görüşme yaptık. Katar, Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri çok ilgileniyordu. Bir de Filistin meselesinde şunu gördük, Türkiye'nin ortaya attığı fikirle, bölgesel sorunları çözmede bölge ülkeleri ile bir araya geldik ve muazzam bir diplomatik mücadele ortaya koyduk. Aynı türden dayanışmayı İran meselesinde de gösterelim dedik. Bir platform oluşturalım, fikir birliği yapalım ve taraflara buradan bir ses üretelim istedik. Bunu ABD'liler de çok sevdi ve Gazze'de bunun verimini gördük dediler. Bölgesel sahiplenme üretiyorsunuz, bu sizin beraber hareket etme pratiğinizi geliştiriyor. Bölgede uzun yıllardır olmayan bir durumdu. Çok iyi bir takım olarak gidiyoruz ama sorunlar büyük.

"HAVA SALDIRISI İLE İRAN'DAKİ REJİM YIKILMAZ"
İşbirliği platformlarına ihtiyacımız var. Bölgenin en büyük ihtiyacı bölge ülkelerinin birbirine güven telkin etmesidir. Bunun ortadan kalkması gerekiyor. Cumhurbaşkanımızın bu konudaki perspektifi askeri, siyasi, ekonomik alanda bölgesel dayanışmayı kurumsal hale getirmek. Bunun tartışmalarının yapılması da önemli. İleri bir takım teklifler gündeme geliyor, yakın zamanda bölgesel istikrara katkıda olacak gelişmelerin olacağına inanıyorum.
Kamuoyu nezdinde de kötü senaryoları gündeme getirmek istemem. İran büyük bir saldırıya uğraması durumunda karşılık vereceğini söyledi ki bölge ülkelerdeki hedeflere saldırı da var bunun içinde. Bölge ülkelerdeki ABD üstlerine saldırı adı altında enerji alt yapılarının vurulması bölgedeki savaşın yaygınlaşmasını beraberinde getirebilir, o kulvara girince nerede duracağı belli olmaz. Milli güvenlik ile ilgili yakından takip ettiğimiz konular var, terörle mücadeleyi negatif hale getirebilecek bir senaryoyu istemiyoruz. Savaş büyük dramları ve istikrarsızlaşmayı getirir. Hava saldırısı ile İran'daki rejim yıkılmaz. İran toplumundaki rahatsızlıklara yönelik sert cevaplar var, kayıpların ne olduğuna yönelik spekülasyonlar var. İranlı bakan geldiğinde verdiği rakam vardı ve bu konuda net olduğunu söyledi. Resmi rakam da büyük bir rakam. Fransız meslektaşım 30 binden bahsediyordu. Günün sonunda büyük bir rakam insan hayatı söz konusu olduğunda.
Bu adımlar her gün, bir şekilde tek tek atılarak belli bir noktaya gidilmeye çalışılıyor. Burada iki tarafta da belli bir güvensizlik var ama bu adımlar atılıp hayata geçtikçe güvenin artacağını düşünüyorum.
Diğer taraftan YPG’nin de kendi içinde tarihî bir dönüşüm yaşaması gerekiyor. Bu tartışmalar şu anda zaten orada yapılıyor. YPG içinde bu tartışmaların olması önemli. Daha gerçekçi, daha Suriyeli; Türkiye’nin ya da Irak’ın güvenliğini tehdit etmeyen, PKK’nın dört ülkedeki Kürt varlığına yönelik eski emellerinin bir parçası olmayan bir yapıya dönüşmeleri gerekiyor. Böyle olursa kimseyi tehdit etmeden, kendi ülkelerindeki Kürtlerin duruşuna ilişkin meşru bir mücadele zemini oluşur.
Burada siyasal mücadele esastır. Biz zaten Kürtlerin haklarını baştan beri destekliyoruz. Ahmet Şara’ya da hep bu yönde tavsiyelerde bulunduk. Onun çıkardığı bazı düzenlemeler, başkanlık kararnameleri var. Ama dediğim gibi, bu süreci büyük bir dikkatle takip etmeye devam edeceğiz. YPG Kürtlerin aleyhine çalışıyor.
(YPG/PKK'ya) Bu realiteyle yüzleşmelerini sağlamak artık sadece bir zaman meselesi, an meselesi. Bunu hep söyledik: Daha büyük kayıplar yaşanmadan uyanın.
"SURİYE'DEKİ KÜRTLERİN HAKLARIYLA İLGİLİ HASSASİYETİMİZ VAR"
Bir defa, Şam’daki hükümetin bütün vatandaşlara sağladığı hak, eşitlik ve özgürlük ortamı önemli. Kürtlerin yaşadığı bölgede şu andaki temel psikoloji şu: Şam’la tanışma imkânları çok fazla olmadı. Çünkü uzun süre başka bir iradenin kontrolü altındalardı. Şimdi yavaş yavaş tanışacaklar.
Bizim, yani ülke olarak, devlet olarak başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Suriye’deki Kürtlerle ilgili inanılmaz bir hassasiyetimiz oldu. Ben hatırlıyorum, 2010 yılında MİT Müsteşarıyken, 2011’de henüz Suriye devrimi başlamadan, iç savaş çıkmadan önce, özel temsilci olarak defalarca Beşar Esad’a gittim. Cumhurbaşkanımız o zaman başbakandı.
Neden gittik? Birincisi, iç savaşın çıkmasını önlemek için. İkincisi, bu konudaki önerilerimizi anlatmak için. Yani “Bakın, şuralardan sorunlar çıkacak. Aman şunu yapın, bunu yapın. Halk bunu bekliyor” dedik. Bunu anlatırken de Kürtlerle ilgili durumu özellikle vurguladık. Dedik ki: “Bakın, bunların büyük bir kısmının vatandaşlığı yok. Kendilerini ait hissetmiyorlar. Bu aidiyet duygusunun olmaması çok ciddi sorunlara yol açar. Bu kabul edilebilir bir durum değil.” Kendimiz için ne istiyorsak, bölgemiz için de aynısını istiyoruz.
YPG/PKK eşittir Kürtler algısını oluşturmak istiyorlar. Bu algının savunucuları asıl problem. Biz ne zaman YPG’yi eleştirsek, işgal ettikleri bölgelerden bahsetsek, “Kürtlere karşı” deniliyor.
"ERDOĞAN VE TRUMP ARASINDA KARŞILIKLI SAYGI VAR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Trump ile aralarında karşılıklı saygı var. Batı dünyasında liderlerin siyasi ömürleri uzun olmuyor. Bu mücadeleden sonra ayakta kalan bir lidere saygı duyuluyor. Gazze’de ateşkes, Suriye’deki gelişmeler, Ukrayna’da ortaya konan duruş ve Trump politikalarıyla örtüşmesi ve olabildiği kadar iş birliği yapılması... Bu, Sayın Erdoğan’ın kişisel olarak lehine olan bir şey mi? Bu milleti bu devleti, bizim ali çıkarlarımızı ilgilendiren stratejik konular.
Bir ülkenin muhalefeti yedek takımıdır. Ben muhalefetteyim, iktidarın ülkenin aleyhine de olsa başarısız olmasını istemek zorundayım. Bu düşüncede ciddi bir sıkıntı var. Cumhurbaşkanı'nın bölgesel liderliğinin ülkemize menfaat dışında kendisine ne katkısı var. Cumhurbaşkanımızın buna ihtiyacı mı var?
Gazze Barış Konseyi 19 Şubat'ta yani Ramazan'ın ilk günü. Belli ülkelerden katılmama durumu da olabilir. Davetiye Cumhurbaşkanımıza ve kendisinin kararı bekleniyor.
AB - TÜRKİYE İLİŞKİLERİ
AB- Türkiye ilişkileri daha kötüye gitmiyor. Doğu Batı aksı vardı kuzeyde bu Ukrayna savaşı ile ortadan kalktı. Türkiye'nin bulunduğu coğrafya bağlamsallık açısından daha önemli hale geldi. Bizim belli konuları ilerletebilmemiz için belli ülkelerin rezervini kaldırması gerekiyor. AB ile 230 milyar dolar civarında ticaretimiz var. Bu dengeli bir ticaret. Sağlıklı bir ilişki olursa iki katına çıkabilir.
THY duyurdu! Orta Doğu'daki 10 ülkeye uçak seferleri iptal
Jeopolitik gerilim piyasaları sallıyor! Altın ve gümüş fırladı: İşte yeni hedefler
Petrol piyasası alarmda! İsrail saldırısı sonrası fiyatlar yüzde 10 artabilir
13 Mart'a kadar başvuran alıyor! Engelli ve eski hükümlülere 2026 hibe desteği başladı
Emekliye bayram ikramiyesi müjdesi yolda! Milyonların gözü Kabine’de




