Gündem KADAK Başkanı Haydar Daştan anlattı! 'Abi ben öldüm mü?'

KADAK Başkanı Haydar Daştan anlattı! 'Abi ben öldüm mü?'

KADAK Başkanı Haydar Daştan anlattı! 'Abi ben öldüm mü?'

Haydar Daştan, Kanyoning Türkiye Arama Kurtarma Derneği (KADAK) Başkanı. Depremi duyar duymaz 25 kişilik ekibini topladı ve ilk saatlerde İstanbul’dan Hatay’a ulaştı. Gördüğü yıkımla dehşete kapıldı. Ses duyduğu her enkaza daldı. Ekip olarak 450 kişiyi enkazdan sağ çıkardılar. Kurtardıkları her canın bir hikayesi var. Ama depremin 100’üncü saatinde kurtardığı 16 yaşındaki Ali’nin enkazdan çıkınca sorduğu “Abi ben öldüm mü?” sorusunu hiç unutamıyor.

Nasıl organize oldunuz?

Çantamız her zaman hazırdır, hemen alır çıkarız. Ekip arkadaşlarıma gruptan yazdım. Zorlu bir yolculuktan sonra ulaştık Hatay’a. Şehirde ilerlerken dehşete kapıldık. Bütün kent çığlıklarla inliyordu. Her yer çökmüş, tek bir sağlam bina yok... Bu kadar profesyonel olmamıza rağmen hepimiz dağıldık. k Çalışmalara nasıl başladınız? İnsanlar bizi görünce yardım istiyordu. Bir baba, “Oğlum enkazda, çıkarabilir misin?” deyince koyulduk işe. Kiriş sıkıştırmış, makas görevi görmüş ve çocuğun bedeni ikiye bölünmüş. Baba bana diyor ki; “Belki kurtulma şansı vardır...” Çünkü o psikolojiyle çocuğunun öldüğünü kabul edemiyor.


 

ENKAZ BAŞINDAN AYRILMAMAK İÇİN ALTIMA İŞEDİM

Can verenler öylece kalıyor muydu enkazda?

Ekibim minnacıktı, yani gücümüz yoktu. Dolayısıyla biz başka can kurtarmaya gidiyoruz. Üçüncü gün 2 yaşındaki bir bebeği çıkardık. Ardından bir ses daha duyduk. Hayatta tutmak için ona ulaşana kadar sohbet ediyoruz. Bize, “Muhabbetin yeri değil hadi hadi kurtarsanıza” diyordu.

Ne tür zorluklar çektiniz?

İnsanlar ölen yakınlarını enkazdan çıkaralım diye canlı olduklarını söylüyordu. Ama ne yazık ki canlı olanların yaşam hakkı elinden alınıyordu. Tabii enkaz başından ayrılamadığımız için yaşadıklarımız da var. Mesela depremin üzerinden 100 saat geçmiş, enkazdayız, içeride bir canlı var. Tuvalete gitmem lazım ama her saniye önemli. Mecburen altıma işemek zorunda kaldım. Küçücük bir deliğe kadar geldik ve tam pes etme noktası. Oraya alet girmiyor. Ama içerideki, “Buradayım” diye cılız bir sesle sesleniyor. Tam 18 saat uğraştık ve 16 yaşındaki Ali’yi çıkardık. Hilti öyle bir basmışım ki kemiklerim ağrıyor hâlâ. Bu ağrı geçer. Ama can ağrısı geçmez. Ali dedi ki, “Abi ben öldüm mü?” Cevap verdim, “Yaşıyorsun” dedim.


 

ARTÇI OLDU ULAŞTIĞIM KİŞİNİN SAÇI ELİMDE KALDI

Kurtardığınız kişiler size nasıl tepki veriyordu?

Bir binanın enkazında bir tutam saç gördüm. Enkazı biraz açtım, bir ses gelmeye başladı. Biraz daha ilerledim, saça dokunmaya başladım. O an yine büyük bir artçı oldu. Saç elimde kaldı, deriden kopmuş. Artçılar kesilince, kazmaya devam ettik. Ulaştığımda ilk olarak, “Abi neredeyiz?” diye sordu ve susadığını söyledi. Sonra, “Babam, kardeşim iyi mi? Abime ulaştınız mı?” sorularını sıraladı. Adı Zeren, 16 yaşında. Kafasında kırıklar vardı ama ambulansa yetiştirdik, şimdi çok iyi. Ben o an ağlıyordum ama sevinçten mi, üzüntüden mi bilemiyordum. Çünkü Zeren’in kardeşi içeride cansız.


 

BÜTÜN VARIMI YOĞUMU VERIRIM ENKAZDAN CANLARIMI ÇIKAR

Kurtarma çalışması yapacağınız enkazları nasıl tespit ettiniz?

Üzerimizde ekip kıyafeti olduğu için herkes bizi bir enkaza götürmek istiyordu. Para, ev teklif eden, “Tüm varımı yoğumu veririm enkazdan canlarımı çıkar” diyenler vardı... Ben karşılık almak için gitmedim ki oraya... Mecburen dedim ki, “Söz veriyorum, bütün evlere gireceğim ama sırayla...” Hangi evden ses geliyorsa o eve girmek zorundaydık. Üstüne bir de o kadar çok artçı deprem oluyordu ki binalara da yaklaşamıyorduk.

KİRASINI ÖDEYEMİYORUZ DERNEĞİMİZİ KAPATABİLİRİZ

Kaç insan kurtardınız?

450’nin üzerinde insan kurtardık ama binlerce de ceset çıkardık. Beni en çok üzen şey, bazılarının hiltileri alıp enkaz başında poz vermesi oldu. Kurtardığım bir kişi gelip beni öptüğünde bir TV kanalının muhabiri, “Beş dakika ayırabilir misiniz? Röportaj yapalım” dedi. “Beş dakika bir insan hayatını etkiliyor” dedim. Biliyor musunuz, depremden üç gün evvel derneği kapatma kararı almıştık, çünkü kirayı ödeyemiyorduk. Ne acı değil mi? Bizim herhangi bir desteğimiz yok, bağışlarla ayakta duruyoruz. Bize öyle çok da bağış gelmez. Çünkü reklam yapmayız, can kurtarırız sadece.

SIRADAKİ HABER