Hamdi Alkan: Kadının çalışmasına değil çok çalışmasına taraftarım. Kimse kadını evde hapsedemez

Hamdi Alkan: Kadının çalışmasına değil çok çalışmasına taraftarım. Kimse kadını evde hapsedemez

Hamdi Alkan’ın yönetmen koltuğuna oturduğu ‘Kırkyalan’ filmi vizyonda. Senaryosunu ve yapımcılığını Rüyhan Duralı’nın üstlendiği film izleyicilere kahkaha attırmaya devam ederken ben de Hamdi Alkan ve filmin başrol oyuncusu Oğuzhan Uğur ile bir araya geldim. Hem filmi hem de Türkiye’nin komediye bakışını konuştuk. Alev Gürsoy Cimin / alev.gursoy@posta.com.tr

29 Aralık 2019, Pazar 08:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Kırkyalan’ vizyonda. İzleyenleri gülmekten kırıp geçiriyor.

Hamdi Alkan: Trakya’nın yerlilerinden esinlenilerek çekilen bir film. Filmin yapımcısı ve senaryo yazarı Rüyhan Duralı da Trakyalı. Arkadaşlarının hikâyesini anlatmak istedi. Durduğu yerde yalan söyleyen ziraat teknikeri bir arkadaşı varmış. “Şehir dışındayım” diyor ama bir bakıyorsunuz yanınızdan geçiyor. Anlayacağınız ayaküstü kırk yalan söyleyen bir arkadaş. Hikâye hoşuma gidince ortaya ‘Kırkyalan’ çıktı.

Oğuzhan uğur filmin başrolünde. Sosyal medyada çok biliniyor ama oyuncu olarak bilinmiyordu. risk almışsınız...

H.A.: Artık yeni yüzlere ihtiyaç duyuyoruz. Ayrıca Oğuzhan çok iyi iş çıkardı. Zaten büyük isimlerle film yapmak deveye hendek zıplatmak kadar zor. Ayrıca ne kadar büyük isim olursa olsun hikayenin sağlam olması önemli. Bugün iş yapmış filmlere baktığınızda starlardan dolayı değil, hikayeden dolayı izlenen filmler...

Oğuzhan Bey filmde sürekli yalan söylüyorsunuz. Gerçek hayatta yalan söyler misiniz?

Oğuzhan Uğur: Durumu kurtarmak için beyaz yalanlar söylerim ama durduk yere yalan söylemek bana göre değil. Ben yalanı stratejik hamlelerde kullanırım. Bana yalan söylenmesini hiç sevmem ama filmdeki karakterimin hayatı yalan olmuş. Üstelik bunu bilinçli yapmıyor. Son derece de iyi niyetli. Hahaha.

H.A.: Zorda kaldığım zamanlar beyaz yalanlar söylediğim olur ama yalanın iyi bir şey olduğunu düşünmüyorum. Büyük yalanlar asla söylemem. Bana yalan söylenmesinden de çok haz etmem.

Hayatınızda yalancı insanlara denk geldiniz mi?

H.A.: Elbette. Hatta “Ne kadar güzel yalan söylüyorsun. Yalan güzel bir elbise gibi yakışıyor sana” lafını çok kullanırım.

İnsanları güldürebilmek artık zorlaştı. Eskiden dram için zor derlerdi ama şimdilerde komedi yapmak daha zor. ne değişti?

H.A.: Yüzde yüz haklısınız. Sosyal medya yüzünden herkes televizyon kanalı gibi yayın yapıyor. Sosyal medya herkesin içindeki komedyeni ortaya çıkardı. İnsanlar oturma odalarında skeç yapıp paylaşıyorlar. Bu durumda sinemada komedi yapabilmek yürek istiyor.

Oğuzhan Bey, milyonların ilgiyle takip ettiği bir sosyal medya fenomenisiniz. Sinema nereden çıktı?

O.U.: Sosyal medyadan yakaladığınız ivme doğal olarak insanların dikkatini çekiyor. Sosyal medya insanı rezil de eder vezir de. Ben biraz daha farklı işler yapmaya çalıştım.

Fikirler kısıtlanıyor "Şunu yapma, bunu yapma" deniyor

Sizce dizi ve sinema sektöründeki en büyük sıkıntı ne?

H.A.: Korkunç derecede tüketiyoruz. Sektörde içerik üretme sıkıntısı var. Herkes yeni senaristlerin çıkmadığını söylüyor. Devletin sinemayı, dizileri hatta dijital platformları desteklemesi şart! Hayalden gelir getiriyorsunuz. Bu çok büyük bir kaynak. Ülkenin bu işten milyon dolar geliri var.

Peki, neden destek yok?

H.A.: Çünkü enteresan bir şekilde fikirler kısıtlanıyor. “Şunu yapma bunu yapma” deniyor. Tepenizin üstünde bir sansür ya da ceza kılıcı dolaşıyorsa kendinizi kapatırsınız. Kendinizi kapattığınız zaman da aynı şeyleri üretirsiniz. Artık mizah programları yapılamıyor mesela.

Neden?

H.A.: Eleştiriden rahatsız olunuyor. Bir twit attığınız zaman bile kıyamet kopuyor. Kimsenin kimseye tahammülü kalmadı. Biz mizahçılar toplumun çimentosuyduk. ‘Olacak O Kadar’ gibi enfes işler vardı. O dönemin en apoletli askerlerinin bile tiplemesi yapıldı. Ben bile Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tiplemesini yaptım ama artık yapamazsınız.

Bu tiplemeden sonra herhangi bir tepki mi aldınız mı?

H.A: Toplumun tebessüm etmesini beklemeyin. Milyonlarca insan bu yüzden sosyal medyada dolaşıyor. Oğuzhan da öyle ya da böyle sosyal medyada zekice bir şeyleri anlatıyor. Ama keşke bunu ekranlarda da yapabilsek.

Sosyal medya daha mı özgür?

O.U.: Evet ama biz özgürlüğün tanımını kaçırdığımız için henüz ne olduğunun farkına varamadık. Klavye başına geçen yazıyor. Bir de linç modası var. Biri linç ediliyorsa “Aaa herkes linç etmiş ben de edeyim” deniliyor. Vurun abalıya!!! Özellikle bilindik isimlere saldırı olduğu zaman destek çok. Haluk Bilginer’in aldığı ödülü övmekten bile acizler. Sürekli açık arıyorlar.

Kızımın filmimde rol almasını yapımcılar istedi

Kızınız Zeynep Alkan da bu projede. Sizin fikriniz mi?

H.A.: İlginç ama benim fikrim değildi. Yapımcılar istedi. Bende torpil olmaz.

Böyle giderse o bikiniyi ben giyeceğim

Bir dönem eşiniz Selen Hanım’ın giyimi kuşamı yüzünden çok eleştirilmiştiniz.

H.A.: Eleştiriden çekinmem, ama hakarete karşıyım. Benim özel yaşantım kimseyi ilgilendirmez. Herkes kendi giyim kuşamından sorumludur. Böyle giderse o bikiniyi ben giyeceğim vallahi! (Gülüyor)

Selen Hanım oyunculuğun ardından şarkıcılığa da el attı. Sesi nasıl sizce?

H.A.: Eşim diye söylemiyorum sesi çok güzel. Klibini zaten ben çektim. Keyifli bir şarkı oldu. Gönül salıncağında sallandık.

Kadının çalışmasına karşı olmayan bir erkekle konuşmak güzel oluyor...

H.A.: Ben çalışmasına değil çok çalışmasına taraftarım. ‘Kadın çalışmasın’ değil çok çalışsın. Selen’i ancak çok çalışmak paklıyor. Çalışacak da zaten. Kadınlar çalışmalı kendi ekonomik özgürlüklerini almalılar. Kimse kadını eve hapsedemez.

Bir ülkenin gülebilmesi için mizaha ihtiyaç var

‘Reyting Hamdi’ çok güzeldi, tekrar olamaz mı?

H.A.: Özgürce çekilecekse olur, neden olmasın... Mizaha kapanan kapılar yeniden açılmalı. Bizler kimsenin özel hayatını rencide etmeyiz. Rahat olun biraz ya! Bir ülkenin gülebilmesi için mizaha ihtiyaç var.

Mizah programlarının yerini ‘Güldür Güldür’, ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’ gibi şovlar aldı. Bunlar eski programların yerini tutabiliyor mu?

H.A.: Doğaçlama mizahı başka türlü bir mizahtır. Güldürebilir belki ama taşlama mizahının yerini tutmaz. Birkaç kere denediler onda bile çok tepki aldılar. Biz savaşın en sert olduğu zamanlarda bile Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa gibi mizah yayınları çıkaracak zekaya sahip bir yerden geliyoruz. Bunu kaybetmememiz gerekiyor. Sosyal medyayı en çok kullanan ülkelerden biriyiz. Çünkü bir yerlerde eksik var. İnsanlar kendilerini ifade edecek alanlar arıyor.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder