Harvard’da o konuşuldu: Nrf1 birçok hastalığa çare olabilir

Harvard Üniversitesi bünyesinde yer alan Sabri Ülker Metabolik Araştırmaları Merkezi’nde yapılan son çalışmaları anlatan Prof.Dr. Gökhan Hotamışlıgil, kolesterolün zararlı etkilerine karşı hücreleri savunan “Nrf1” molekülünün aynı zamanda obez insanlarda işlevini yitiren kahverengi yağ dokusunu tekrar aktifleştirebildiğini açıkladı. Bu molekül, pek çok hastalık için yeni ilaç ve tedavilerin geliştirilmesine katkı sunabilir

11 Haziran 2018, Pazartesi 12:18 Son Güncelleme:
A A

SENİM TANAY KARAKUŞ

senim.tanay@posta.com.tr

Toplum sağlığını tehdit eden en büyük sorunlarından biri olan obezite, önemli sağlık otoriteleri tarafından kronik bir hastalık olarak kabul ediliyor. Başta kanser olmak üzere diyabet, uyku apnesi, astım, karaciğer yağlanması ve kardiyovasküler hastalıklar gibi birçok rahatsızlığa sebep olan obeziteye yol açan en önemli etken ise yanlış beslenme. Dünyaca ünlü bilim insanları da yediklerimizin yol açtığı hastalıklar ile ilgili çalışmalar yapıp sonuçlarını açıklamaya son hız devam ediyor. Bu sonuçların açıklandığı toplantılardan biri de geçen günlerde Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi tarafından Harvard Üniversitesi’nde Sabri Ülker Vakfı ev sahipliğinde düzenlenen II. Metabolizma ve Yaşam Sempozyumu oldu. Birçok bilim insanı beslenmenin sağlık üzerindeki etkisini anlatan çalışmalarını tüm dünya ile paylaştı. 

Harvard Üniversitesi Memorial Hall’de 29-30 Mayıs tarihlerinde düzenlenen sempozyum Nobel Tıp Ödülü sahibi Michael Brown ve Joseph Goldstein’ın konuşmalarıyla başladı. Sempozyumla eş zamanlı olarak da Harvard Üniversitesi T.H. Chan Halk Sağlığı Fakültesi’nde yer alan Sabri Ülker Metabolik Araştırmaları Merkezi’nde yapılan son çalışmalar anlatıldı. Bu çalışmaları dünyanın dört bir yanından gelen genç araştırmacılardan oluşan ekibiyle yürüten Merkez Başkanı Prof.Dr. Gökhan Hotamışlıgil detaylandırdı. 

HASTALIKLARLA SAVAŞTA BÜYÜK BİR ADIM

Kronik ve metabolik hastalıkların altında yatan nedenleri anlamak, toplum sağlığına yönelik tehditlerle mücadele için yeni tedavi yollarını belirlemek amacıyla bilimsel araştırmalar yapıyoruz” diyen Prof.Dr. Gökhan Hotamışlıgil obezite ve metabolik hastalıklara yatkınlığın nedeninin keşfedildiğini açıkladı. Prof.Dr. Gökhan Hotamışlıgil ve ekibi daha önce kolesterolün zararlı etkilerine karşı hücreleri savunan ve ‘metabolik muhafız’ olarak isimlendirdikleri “Nrf1” molekülünü keşfetmişti. Hücrede kolesterol düzeyini güvenli bir seviyede tutarak karaciğerin yağlanmasını ve hasarını önleyen bu molekül üzerine sürdürülen çalışmalarda ise Nrf1 molekülünün kahverengi yağ hücrelerinin görevini sağlıklı bir şekilde yürütmesinde de kilit bir rol oynadığı ortaya konuldu.

Prof.Dr. Gökhan Hotamışlıgil: "Hücredeki yapıların hep statik olduğu ve hastalıkla, yaşlanmayla birlikte bozulduğu düşünülüyordu. Ancak yapılan çalışmalarda bunun doğru olmadığı görüldü. Hücre yapısı çok dinamik ve hücre saniyeler içerisinde görüntüsünü değiştirebiliyor. Bu anlaması çok zor ve heyecan verici. Biz bunun anahtar olacağını düşünüyoruz."

Obezite ve metabolik hastalıklarda savaşta bunun çok büyük bir adım olduğunu belirten Prof.Dr. Gökhan Hotamışlıgil “Nrf1 molekülü hücre içindeki kolesterol seviyelerinde yükselme olduğunu direkt olarak algılayıp dengelemek için harekete geçiyor. Onun harekete geçmesi de hücre içindeki hasarı önlüyor. Yükselmiş kolesterol hücresel seviyede daha tehlikeli, ölüme kadar götürebiliyor. Bu nedenle bizim için aslında önemli olan kandaki kolesterol değil, hücre içerisindeki kolesterol. Çünkü biz gördük ki kolesterol seviyesi yükseldiği zaman hücre de bunu dengelemek için yeni bir savunma mekanizması geliştiriyor. Bu molekül, kolesterol mekanizmasının bozduğu pek çok hastalık için yeni ilaç ve tedavilerin geliştirilmesine katkı sunabilir” dedi. 

Kahverengi yağ dokusu küçücük bir yapı ama yemek sonrasında hücre sistemindeki şeker ve yağın yüzde 50’sini ortadan kaldırabiliyor. Bunun sonucunda da birçok toksik madde birikip dokuya hasar veriyor. Ancak devreye giren Nrf1 molekülü, kahverengi yağ dokusunda açığa çıkan toksik maddeleri etkisiz hale getiriyor. Ayrıca Nrf1 molekülü şişman insanlarda işlevini yitiren kahverengi yağ dokusunu tekrar aktifleştirebiliyor. 

DÜNYA ÇAPINDA ARAŞTIRMALAR YAPILIYOR

Toplantıda konuşan Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker de “Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi, beslenme konusunda tüm dünya çapında araştırmalar yapan bir kurum. Beslenme bilimi ışığında doğruları yansıtabilmek çok önemli bir husus. Bilimin ırkı, cinsi, dili olmaz; evrenseldir. Gökhan Hoca’nın burada yetiştirdiği öğrenciler dünyanın dört bir yanına dağılıp araştırmalarını sürdürüyor. Dileğimiz Harvard ile Sabri Ülker Vakfı arasındaki bu bağın güçlenerek devam etmesi” diye konuştu.

Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi genç araştırmacılara destek vererek projelerini hayata geçirme, dünyanın en önemli bilim insanlarıyla çalışma ve iş birliği yapma fırsatı sunuyor. Merkezde çalışmak isteyen öğrencilerin nasıl seçildiği konusunda bilgi veren Prof.Dr. Gökhan Hotamışlıgil “Müthiş cevherler var ancak biz uzun vadede büyük problemlere odaklanmayı göze alabilecek karakterleri tercih ediyoruz. Tabii ki mülakat çok önemli. Başvuru yapan gençler buraya geliyorlar, bizimle vakit geçiriyorlar. Oturmasından kalkmasına kadar her şeye bakıyoruz” bilgisini verdi.

Bu haberi de okudularMarmara Üniversitesi ve Sabri Ülker Vakfı araştırma merkezi kuruyor

Sabri Ülker Vakfı’nın genç bilim insanlarını teşvik etmek ve araştırmaların toplum faydasına sunulmasına destek olmak amacıyla hayata geçirdiği “Sabri Ülker Bilim Ödülü”nün kazananı da II. Metabolizma ve Yaşam Sempozyumu’nda açıklandı. Bu yılki “Sabri Ülker Bilim Ödülü”nün sahibi “Hastalıklarda Kök Hücrelerin Diyetle Kontrolü” projesiyle Massachusetts Institute of Technology (MIT) Kanser Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömer Yılmaz’ın oldu.

YAĞLI BESLENME KANSER SEBEBİ 

Yrd.Doç.Dr.Ömer Yılmaz araştırmasında, beslenme bozukluğu sonucunda ve yaşlanma sürecinde oluşabilecek kansere bağlı sorunların tedavisinde farklı beslenme tiplerinin bağırsak kök hücrelerinin biyolojisini nasıl etkilediğini ortaya koydu.

Yrd.Doç.Dr. Ömer Yılmaz araştırmasını şöyle anlattı: "Beslenmenin sağlık üzerinde nasıl etki gösterdiği ana hareket noktamız. Geçen günlerde yayınladığımız bir çalışma var: Uzun süreli aç kaldığınızda bağırsak kök hücresi kendini yeniliyor. Bu çok önemli çünkü yaşlanınca bağırsak kendini yenileme özelliğini kaybediyor. Ancak 1 gün aç kalarak yapılan detoksla bağırsaktaki kök hücre kendini yenileyebilir hale geliyor. Bu örnek bize bazı beslenme modellerinin faydalı olduğunu gösterdi. Şişmanlık ve kanser arasındaki ilişkiyi daha yeni yeni anlamaya başladık. Biz de çalışmamızda yağlı beslenmenin bağırsaktaki kök hücre sayısını artırarak mutasyona yol açtığını ve bunun da kansere yakalanma riskini artırdığını gördük."

Yrd.Doç.Dr. Ömer Yılmaz’a ödülü Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker, Nobel Tıp Ödülü sahibi Joseph L. Goldstein ve Michael S. Brown, Sabri Ülker Vakfı Genel Müdürü Begüm Mutuş, Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof.Dr. Gökhan Hotamışlıgil tarafından verildi.

'OBEZİTE KANSERDEN DAHA TEHLİKELİ'

“Gittikçe artan obezite kanserden çok daha tehlikeli” diyen Yrd.Doç. Dr. Ömer Yılmaz "Çünkü obezite sadece kansere yol açmıyor; diyabet, kalp-damar hastalığı gibi pek çok kronik rahatsızlığa da sebep oluyor. Hazır gıdalardan, fazla şeker tüketiminden uzak durun, olabildiğince organik ve dengeli beslenmeye çalışın" tavsiyesinde bulundu.

Bu haberi de okudularHarvard hayalleri gerçek oldu



SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.