Hayvanın psikolojisi insanınkiyle aynı

Son on yılda evcil hayvan besleyenlerin sayısında ciddi artış var. Yaklaşık olarak 18 milyon hanede evcil hayvan besleniyor. Bu rakama köylerde, sokaklarda ve barınaklarda yaşamaya çalışan kedi köpek dahil bile değil

12 Ağustos 2012, Pazar 05:00
A A
Hayvanın psikolojisi insanınkiyle aynı

Ropörtaj: Figen Onur ERTAN
figen@figen.net

 Çoğu insan evcil hayvanları evdeki bir eşyadan farklı görmez. Ama onlar da can, daha ötesi duyguları var. Hem de çok yoğun yaşıyorlar. Depresyona giriyorlar, panik atak geçiriyorlar, çok seviyorlar ve bir o kadar da üzülüyorlar. En kötüsü de terkedilince yemeyi içmeyi kesip, hayata küsüp intihar ediyorlar. Evinde kedisi köpeği olanlar bu röportajı okuyunca sevgi adı altında yaptıkları hataları fark edecek. Ama evine bir hayvan almak isteyenlerin bir kere daha düşünmesi gerek. Çünkü evcil hayvanlar aynı çocuk gibidir, hiç büyümeyen çocuklardır onlar. Ve biz onlara nasıl davranırsak, büyüdüklerinde de öyle davranacaktır. Türkiye’nin ilk köpek psikoloğu Prof. Dr. Tamer Dodurka ile bu konuda bir röportaj yaptık.

Köpek psikoloğu olmak nereden aklınıza geldi?

Yıllardır hekimlik yaptım. Hayvanları muayene ediyoruz, iğnesini yapıyoruz, kan nakli ve bir takım müdahaleler yapıyoruz. Aynı işi bir motorcu ustası da yapıyor. Yağ değiştiriyor, parçaları tamir ediyor. “Bizim yaptığımız bu işin bir farkı olmalı” dedim. Bu hayvanlar makine değil, tabii ki bu fark bu hayvanların duygusunun olması. Acı çekiyor, hissedebiliyor. Avrupa Birliği 1996 yılında hayvanları hissedebilir varlık olarak kabul etti. Artık bu bilimsel olarak kabul edildi. Ben de bu konudaki eksikliğimizi gördükten sonra bu konuda uzmanlaşmak istedim. Benim esas uzmanlık alanım iç hastalıkları.

 Evet, ben de ne alaka diyecektim.

Gittim İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünde yüksek lisans yaptım.

İnsan psikolojisi yani...

Evet bildiğimiz insan psikolojisi. Psikolojinin yelpazesi çok geniştir. “Yahu hayvanda psikoloji olur mu?” diyenlere ben şöyle cevap veriyorum. “İnsan psikolojisi dediğiniz şeyin temelleri Pavlov köpekler üzerine atmadı mı?” Yani oradan insanlara genelleştirme yapmadı mı? Demek ki insan psikolojisinden önce hayvan psikolojisi vardı. Deneysel psikoloji hem insanları hem hayvanları kapsar. Zaten psikoloji bir canlının yaptığı davranışın sebep ve sonuçlarını araştırır.

 Gelen hastaların derdini nasıl anlıyorsunuz, ağzı var dili yok.

Zaten bunun için davranış bilimi diyoruz. Hayvan sahibinin anlattıkları ve hayvanın davranışlarına bakarak sebeplerini bulmaya çalışıyoruz. Bazen bakıyoruz ki köpekte bir sorun yok asıl sahibinde sorun var. Böyle bir durumda veteriner hekim olarak sahibinin davranışlarını düzeltme gibi bir yetkimiz yok. Zaten öyle bir yeteneğimiz de yok.

 Tavsiyede bulunuyor musunuz?

Bu durumlarda en güzeli bir insan psikoloğuyla çalışmak. Tavsiyede bulunmak da bazen ters tepkilere neden olabiliyor. Hassas bir konu. Herkese açık açık “Lütfen siz gidip bir psikoloğa görünün” diyemiyoruz. Ama bir insan psikoloğuyla beraber çalışsak bu işi daha iyi yaparız. Olay sadece köpeğinde bitmiyor sahibinde de bitiyor.

 Eğitimdeki gibi yani, köpek sahibiyle beraber eğitilmeli...

Çok doğru. Köpek ilk doğduğunda refleks tepkiler verir ancak daha sonra çevresinde öğrendiklerine göre tepkiler vermeye başlıyor. En yakın çevresi de sahipleri oluyor. O nedenle sahiplerinin davranış ve tutumları köpeğin psikolojisinde çok önemli. En büyük hataları sahipleri yapıyorlar ve köpek psikolojisinin bozulmasına neden oluyorlar. Hayvan sahipleri genellikle hatalarını kabul etmek istemiyorlar, hatta bizden saklıyorlar anlatırken. Ama bir gerçek var: Köpeğin psikolojisinin bozulmasında en büyük neden hayvan sahibinin bilmeden iyi niyetle yaptığı hatalı davranışlardır. Dayak ve sopa değil tam tersi şımartma veya yanlış davranışları severek düzeltmeye kalkarken onu ödüllendirme. Bunlara “Hatalı ödüllendirme” diyoruz ki yapılan en büyük yanlış da budur.

 Mesela?

Köpek havlar, sahibi sakinleştirmek için sever. Bu durumda köpeğin havlaması ödüllendirilmiş olur. Havlama davranışı pekişir. Bize geldiğinde zaten artık iş havlamayı doğuran sebeplerden başka yere yönlenmiş hatalı ödüllendirme olmuştur. 

Gereksiz ve sürekli havlamadan bahsediyoruz sanırım.

Havlama büyük bir ihtiyaçtır. Bir iletişim aracıdır, haber vermektir, uyarıdır yani çok anlamları vardır. Ama gereksiz havlamaları engellemek lazımdır. Maalesef köpek sahibi bize çok geç geliyor. Aynı bebek ağlaması gibi, bebek ağladığında susması için her istediğini yapmakla köpek havladığında sussun diye ilgi göstermek aynı şey. Psikolojik bozukluk var mı yok mu hayvan sahibi karar verdiği için iş bu noktada biraz zor. Çünkü kendini rahatsız eden bir davranış olduğu zaman bunu psikolojik bozukluk olarak nitelendiriyor. Mesela köpek çukur kazıyor, bahçeyi mahvetmiş. Sahibi buna kızıyor. Halbuki kazması gerek. Bir başka örnek agresyon ve saldırganlık.

 Ben de onu soracaktım, bir köpek neden agresif olur?

Aslında köpeğin kendi sürüsü içinde mertebesini belirlemek için gerekli bir davranıştır. Fakat bu davranış köpeğin sosyalleşme döneminde törpülenmezse ileride ciddi sorunlara yol açabiliyor. Engellenmezse yerleşir. Bu da hatalı ödüllendirmedir. Hayvan agresyonla bir şeyle elde edebildiğini fark eder ve doğru değildir. Köpekler tahminlerinden çok daha zeki ve insanı çok iyi kullanabilirler.

Davranış bozukluğu dikkat çekmek için

 Peki bu zeki hayvanla neler yapabiliyor?

İki kardeş köpek geldi. Birinin ayağı sakatlanmış, tedavi ediyoruz. Sahibinin bütün dikkati rahatsız olan köpek üzerinde. Diğeri bunu öyle güzel fark etmiş ki topallamaya başladı. Baktık hiçbir şey yok. Ne zaman rahatsız olan köpekle ilgilense diğeri topallıyormuş. Köpeklerin davranış bozukluklarını bir çoğu dikkat çekmek içindir. Akşama kadar evde sahibini bekliyor. Sahibi eve gelmiş başka şeylerle ilgileniyor. Havlamaya başlıyor, sahibi ona istediği kadar kızsın “Ne güzel sahibim benimle ilgileniyor” diyor. Kızsın bağırsın yeter ki ilgilensin. Bu durumda kızma bile ödül oluyor.

 Benim köpeğim hep gözlerimin içine bakar, sanki aklımı okumaya çalışır gibi.

Direkt göz teması üstünlük taslamaktır aslında ama bir de yan göz teması vardır. Çünkü köpeklerin yatıştırıcı vücut dili vardır. Mesela sahibinin kızgın olduğunu gördükleri zaman göz kapaklarını kırpmak, gözlerini kaçırmak, vücudunu ufaltmak ve yalanmak gibi bir takım davranışlar. Hepsi sahibini yatıştırmak için. Hatta bazen veterinerler muayene ederken elini yalar, sahibi “Bak sevdi” der. Ama hekimin ona bir şeyler yaptığının farkında olduğu için “Bak ben zararsızım” mesajını vermektir. Bazen esneme yaparlar, ben rahatım mesajıdır. İnsanlar da bu hareketleri onlara karşı yaparlarsa köpeği rahatlatırlar. Bunların tam tersini gidip bir köpeğin başını sevmek en tehlikeli işlerden biridir çünkü köpek için o çok iddiacı bir harekettir, baskın bir köpekse tepki gösterebilir. Tanımadığınız bir köpeğin direkt başını sevmeniz onu tehdit etmek anlamına gelir. Önce elinizi uzatın, koklasın, sizin zararlı olmadığınızı onu sevmek istediğinizi anlayacaktır.

En çok depresyon görülüyor

 Peki baskın köpekleri başka nasıl anlarız?

Baskın olduğunu göstermek için iki ayağıyla insanın üzerine çıkarlar. Eve gelince selam ve haberleşme haricinde bir durum tabii ki bu. Köpeğin üzerine eğilirsek, ona üstünlük tasladığımızı düşünerek yine kızabilir. Bunlar bizim iletişimdeki hatalarımız. Sosyalleşme döneminde bu köpeğin bazı sınırları olduğu öğretilerek çok basit şekilde baskınlığı törpülenebilir. Ama o dönemde hayvan sahiplerinin “Aman ben ona sert çıkamam” demesi ve yaptığı duygusallık sonucu köpek ailede mertebesini bilemez, büyüyüp güçlendiği zaman o mertebeyi de bırakmaz. Böyle bir köpek eve misafir istemez, çocuk istemez hatta karı kocanın el sıkışmasında bile saldırır.

 Birkaç kere tanık olmuştum ama küçük ırk köpekti...

Esas küçük köpekler öyle olabilir. Bir hastaya çağrıldım Kilolu bir hanımdı. Köpekleri de York Shire teriyer. Anlattıkları dehşet vericiydi. Yine kilolu olan eşini 3,5 kiloluk bu küçücük köpek aynı yatakta yatırmıyordu. Dominantlık kiloyla bağlı olmuyor. Sosyalleşme döneminde çok duygusal davranılmış. Köpek kendini dünyanın merkezi zannediyor.

 Sokaklar barınaklar bile artık cins köpek dolu. Köpeğe eğitim veremedikleri için mi?

En başında köpek hediye olmaz. Kendini tanımayan bir çocuğa köpeğin sorumluğunu bırakmak yanlış. Anne baba gözetiminde faydalı ama onlar da ilgilenemiyorlar. Bir de köpeğin ilk alındığı dönem en tatlı dönemidir, oyunlarla geçer. Okullar açıldığında köpek büyümeye başlamıştır. Köpeği sokağa çıkartıp, gezdirmek ve ilgilenmek gerekecektir. Bunlar ağır gelmeye başlar, komşular havladı diye şikayet eder. Bunlar bahane edilerek barınağa atılırlar. Kabahatli de hep köpek olur çünkü kendi vicdanlarını öyle rahatlatırlar. “Her tarafa işiyordu, tüylerini döküyordu”. E bunları baştan düşünseydin. Bunların hepsini köpek sahiplerinin öğretmesi lazım.

 Köpeklerde en çok hangi psikolojik rahatsızlıklar oluyor?

Depresyon en başta geleni. İlgi göstermeme, çok fazla yalnız bırakma, terk edilme köpekleri depresyona sokuyor. Yaşlı köpeklerde daha fazla depresyona rastlıyoruz. Bize gelen her 10 köpekten birinde de davranış sorunları oluyor. Bu da köpek sahiplerinin bilmeden hatalı davranışlarını ödüllendirmelerinden kaynaklanıyor.

( 05.08.2012 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır )

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...