Hazal Türesan: Sokaklarda rahatça gezen bencillerden çok korkuyorum

Hazal Türesan: Sokaklarda rahatça gezen bencillerden çok korkuyorum

Hazal Türesan, son dönemin en çok dikkat çeken oyuncularından biri. Hem yeteneği hem de güzelliyle adından söz ettiren Hazal, şu aralar ‘Mucize Doktor’da güzel ve hakkaniyetli hastane sahibini canlandırıyor. Oyuncuyla hem diziden hem de son günlerde Dünya’nın ve insanlığın başına gelenlerden konuştuk. Alev Gürsoy Cimin / alev.gursoy@posta.com.tr

19 Nisan 2020, Pazar 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Nasılsınız, hayat nasıl gidiyor?

Sakinim. Mecbur kalmadıkça asla dışarı çıkmıyorum.

Zamanınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hijyenle kafayı oynattığım için her şeyi çamaşır suyuyla (İzmir’de ‘klorak’ deriz) siliyorum. Sürekli evi süpürüyorum. Evde köpeğim Zoi olduğu için temizliğe daha da dikkat ediyorum. Çamaşır yıka ve as, marketten aldıklarını dezenfekte et, yemek yap... Günler böyle geçiyor.

Evde kalmaya uyum sağlayabildiniz mi?

Bizden istenen şey o kadar basit ki... Evde kalmak bazı insanlara neden zor geliyor, anlamıyorum. Sağlık Bakanı’nın ilk konuşmasının ertesi günü markete gittiğimde şok geçirdim. Şu an evde dört yetişkiniz ve elimde ona göre bir liste vardı. Sadece iki paket makarna alabildim. Kolonyaları filan yemiş yutmuşlardı resmen. Bir rahatsızlıktan dolayı glütensiz besleniyorum. Normal zamanda rafta öylece duran glütensiz unlar, makarnalar bile tükenmişti. Bu, nasıl bir aç kalma korkusudur?

Bu ara en çok hangi cümleleri kuruyorsunuz?

“Ay dur gargara yaptım mı ben?”, “Vitaminlerinizi aldınız mı ev halkı?”, “Su için! Az su içmişsiniz”, “Üstünüze bir şey alın evi havalandıracağım” gibi cümleler dilimden düşmüyor. Tüm bu cümleleri okurken bile zaman alıyor, değil mi? Bu rutinler bitince kitap okuyorum, dizi ya da film izliyorum. Bir de tabii sevdiklerimle görüntülü konuşma yapıyorum.

En çok kiminle görüşmeyi özlediniz?

Teknoloji sağ olsun, arkadaşlarımı her gün görüyorum. Henüz birini özlemek için fırsat bulamadım.


Benim işim empati üzerinedir

Koronavirüs salgını henüz ülkemizde yokken siz dizide bir salgını işlemiştiniz. Hatta dizideki sevgiliniz doktor Ferman karantinaya alınmıştı. Şimdiyse bu gerçekle burun burunayız...

Mucize Doktor’ her eksikliği o kadar naif bir biçimde işaret ediyor ki... Bu dizinin bir parçası olduğum için çok mutluyum. Salgını işlediğimiz bölüm tuhaf bir rastlantıydı. Dizideki salgın birden ortaya çıkmıştı ama Covid-19 ülkemize bağıra bağıra geldi. Beliz, şok olmuştu ve mantığı devre dışı bırakıp dürtüsel olarak sevgilisinin yanında olmak istedi. Bu o kadar insani ki... Benim işim empati üstünedir. Hiç içinde bulunmadığım bir durumda Beliz olarak var olmaya çalıştım ve o kadar üzüldüm ki, anlatamam.

Bazıları dizinin etkisine o kadar kapılıyor ki sizi gerçekten hastane sahibi sanıyorlar. Bununla ilgili yaşadığınız ilginç anınız oldu mu?

Bir gün hastanenin kafesinde beklerken bir adam yanıma yanaştı. “Eşim başka hastanede, bebeğimiz de burada yoğun bakımda. Ben onu görüntülü arasam, ona bebeğimizin emin ellerde olduğunu söyler misiniz?” dedi. Ben ilk şoku atlatınca “Ben oyuncuyum, dizi de bir kurgu. Böyle bir açıklama yapamam” dedim. Israr kıyamet “Olsun yine de yapalım Beliz Hanım. Eşim çok mutlu olur” demeye devam etti. Onu Hazal olduğuma çok zor ikna etmiştim.

Yakın zamanda bir tiyatro oyunuyla izleyiciyle buluşacaktınız ama ertelendi. Hayatımız normale döndüğünde bizleri nasıl bir oyun bekliyor?

Tatbikat Sahnesi’nde Gökhan Soylu yönetmenliğinde Beth Graham, Charlie Tomlinson, Daniela Vlaskalic’in yazdığı ‘Küvetteki Gelinler’ adlı oyunu çalışıyorduk. Kadroda; Türkü Turan, Selin Zafertepe ve ben varım. Çok güçlü bir kadın oyunu. Haliyle şu an çalışmalara ara verdik. En kısa sürede tekrar bir araya gelip çalışmak için sabırsızlanıyorum.


Doğaya hoyrat davranmamıza rağmen bize nasıl da kucak açtığını bu süreçte bir kez daha anladım

Bu süreç size ne öğretti?

Ufak tefek gündelik sorunların geçici olduğunu, ‘biz’ olmadan ‘ben’ olmanın hiçbir anlamı olmadığını hatırlattı. Aileme, arkadaşlarıma ne kadar az sarıldığımı fark ettim. Gece gündüz çalışan sağlık çalışanlarının, ihtiyaçlarımızı karşılayan kuryelerin, çöp toplayan belediye çalışanlarının ne kadar kıymetli olduğunu düşünüp duruyorum. Doğaya hoyrat davranmamıza rağmen bize nasıl da kucak açtığını bir kez daha anladım. Yaşadığımız tüm bu tuhaf olumsuzluklara rağmen umudumu yitirmedim. Güzel günleri dört gözle bekliyorum.

Peki, korkuyor musunuz?

Tabii ki korkuyorum. Market yağmalayan, sokaklarda rahat rahat gezen, güzel havalarda park bahçe dolaşan bencillerden, “Çok abartıyorsunuz ya, herkes korona olacak nasılsa” diyen cehaletten çok korkuyorum. Çünkü sorun hasta olmak değil. Her birimiz kişisel karantinamızı başlatmadıkça çok kalabalık bir biçimde hastalanmamız ve hastanelere yığılmamız hiç hoş olmaz.

Siz Dünya’nın başına gelenleri nasıl açıklıyorsunuz?

Yarım yamalak duyarlılıklarımızla doğayı, ruhlarımızı ve birbirimizi yaralıyoruz. Endemik sorunları ancak pandemik olduğunda sorgulamaya başlıyoruz. Virüsün ortaya çıkmasına biz sebep olmadık ama yayılmasına biz sebep oluyoruz işte. Galiba bir çeşit bedel ödüyoruz.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder