Her annenin sütü kendi bebeğine özel

Anne sütünün bebeğin sağlığı ve gelişimi için önemini hepimiz biliyoruz. Peki her annenin sütünün kendi bebeğine özel bir yapıya sahip olduğunu biliyor muydunuz? Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nevin Aykol anlatıyor...

22 Kasım 2018, Perşembe 07:30 Son Güncelleme:
A A
Her annenin sütü kendi bebeğine özel

Hamileliğin sürdüğü 9 ay boyunca anne karnında büyüyen bebeğin doğum sonrasında da gelişimi için anne ile olan bağı çok önemli. Bebeğin yaşam boyu ihtiyaç duyacağı bağışıklık sistemi için “anne sütü” eşsiz bir besin. Biyolojik olarak taklit edilemeyen tek besin olan “anne sütü” ilk altı ay içinde barındırdığı mineraller ve vitaminler ile bebeğin büyümesinde önem taşıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Nevin Aykol, anne sütünün önemi ile ilgili şu bilgileri verdi: Her annenin sütü, kendi bebeğinin gereksinimlerine göre uygun miktar ve niteliktedir. Örneğin, prematüre doğum yapmış annenin sütünün içeriği, diğerlerine göre farklıdır. Ayrıca gece sütü ile gündüz sütünün, emmenin ilk evresinde gelen süt ile daha sonra gelen sütün, doğumdan sonra ilk aylarda salgılanan süt ile daha sonraki aylarda salgılanan sütün içeriği de birbirinden farklıdır.

İLK ALTI AY PROTEİN İHTİYACINI KARŞILAR

Anne sütünün yüzde 87’si sudur ve emzirmenin ilk evresinde gelen süt yani önsüt, su bakımından oldukça zengin bir içeriğe sahiptir. Bu nedenle, bebeğin gereksinimi olan tüm su, bu önsütten karşılanmakta, çok sıcak havalarda bile bebek, su ve sulu içeceklere gerek duymamaktadır. Anne sütünün protein içeriği inek sütüne oranla daha düşük olmakla birlikte biyolojik değeri yüksektir ve yaşamın ilk altı ayında tek başına bebeğin protein gereksinimini karşılamaktadır.

OBEZİTE RİSKİNDEN KORUR

Anne sütündeki yağların yüzde 98’i trigliserittir ve yağlar bebek için en önemli enerji kaynağıdır. Bir emzirme döneminin sonuna doğru salgılanan sütte, emzirmenin başlangıcına göre yağ oranı artış göstermektedir. Bu son sütü alan bebek, doygunluk hissederek memeyi bırakmakta, böylelikle obezite riskinden korunmaktadır. Anne sütünde, erken laktasyon döneminde fosfolipid ve sinir sisteminin gelişiminde rolü olan kolesterol içeriği yüksektir. Bu durumun lipid enzim sisteminin erken aktivasyon ve ileride gelişebilecek yüksek kolesterol (hiperlipidemi) ve damar sertliği (damar aterosklerozun) önlenmesinde etkili olabileceği öne sürülmektedir.

ENFEKSİYONLARA KARŞI KORUYUCUDUR

Anne sütünde bulunan karbonhidratların en önemli komponenti laktozdur. Laktoz, yavaş ve kolay sindirilebildiğinden, kan şekerini iyi bir biçimde düzenlemekte, kalsiyum emilimini artırarak kemik mineralizasyonunu olumlu yönde etkilemektedir. Ayrıca Lactobacillus bifidus’un çoğalmasıyla, bağırsak florası oluşmakta, bebek Escherichia coli enfeksiyonlarından korunmaktadır. Laktozun galaktoz komponentinin lipidlerle yaptığı bileşikler beyin dokusu gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Anne sütü, içerdiği antimikrobiyal etkinliğe sahip bileşiklerin etkisiyle enfeksiyonlara karşı koruyucudur. Solunum, idrar ve gastrointestinal sistem enfeksiyonları ile alerjik hastalıklara karşı koruyucu özelliği olup, sütteki IgA antikorları, enfeksiyonun başlaması için gerekli olan bakteri ve virüslerin mukozaya yapışmasını önlemektedir. Ayrıca anne sütünde başta gastrointestinal sistem, merkezi sinir sistemi, solunum sistemi olmak üzere pek çok sistemin gelişimini sağlayan büyüme faktörleri bulunmakta olup, bebeğin zeka gelişimini ve entelektüel yapısını olumlu yönde etkilerken, konuşma sorunlarının da daha az olmasını sağlar.

 BEBEĞİN VİTAMİN İHTİYACINI KARŞILAR

Anne sütünde K vitamini ve D vitamini dışında yağda ve suda eriyen vitaminler bebek için yeterli düzeydedir. İnek sütüne göre, anne sütündeki demir içeriği daha az olmasına karşın, anne sütündeki demirin emilimi daha fazladır. Bu nedenle anne sütü ile beslenen bebeklerde ilk altı ayda demir yetersizliği görülmemektedir.

Sıradaki haber yükleniyor...