Hipertansiyonda risk her yaşta var

Tüm erişkin yaş grubunun yüzde 30-45 arasını ilgilendiren hipertansiyonun, tek bir hastalıktan ziyade tüm hayati organları etkileyen ciddi bir sorun olduğunu ve bu nedenle hipertansiyonu buzdağının üzerindeki kısmı gibi düşünülmesi gerektiğine vurgu yapan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Olcay Özveren, 2015 verilerine göre, hipertansiyonun dünya üzerinde 1.15 milyar kişide görülmekteyken, 2025 yılına kadar bu rakamının 1.5 milyara ulaşacağının tahmin edildiğine dikkat çekti. Özveren, “Fazla kilosu olanlar mutlaka kilo vermeli. Bel çevresinin erkeklerde 94 cm’nin altında, kadınlarda ise 80 cm’nin altında olmalı. Bunu sağlayacak şekilde kilo verilmelidir” dedi.

17 Mayıs 2020, Pazar 17:14 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Çoğunlukla sinsi seyrettiği için, “sessiz katil” olarak da tanımlanan hipertansiyon dünya nüfusu için önemli bir sağlık sorunu. Genellikle rutin kan basıncı ölçümleri sırasında fark edilebildiği için de hastanın hekime başvuru nedenleri de, baş ağrısından kulak çınlamasına, sık idrara çıkmaktan bulanık görmeye kadar farklı nedenler olabiliyor. Kardiyovasküler hastalıklar ve böbrek yetmezliğinin hipertansiyonun ortaya çıka sebepleri arasında önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Olcay Özveren, “Sistolik (büyük) kan basıncının >140 mmHg ve diyastolik (küçük) kan basıncının >90 mmHg olarak ölçülmesi ile hipertansiyon tanısını konur” dedi.

Hipertansiyonu tek bir hastalık gibi değil bütün hayati organları ilgilendiren hastalıklar topluluğunda buz dağının suyun üzerindeki kısmı gibi görmek gerektiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Olcay Özveren, hastalığın görülme sıklığı ile ilgili önemli istatistikler verdi: 

Hipertansiyonun dünya üzerinde sıklığı 2015 verilerine göre 1.15 milyar kişide görülmekte iken 2025 yılına kadar bu rakamının 1.5 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Tüm erişkin yaş grubunda (18-75 yaş ) sıklığı yüzde 30-45 olmasına rağmen 60 yaş sonrası bu oran yüzde 60 ve üzerine çıktığı görülüyor. Ülkemizde ise 34 milyon kişi tahmin edilen 20 yaş ve üstü popülasyonda beş milyon erkek ve altı milyon kadın hipertansif hasta olduğu tahmin ediliyor. Bu tahmine göre, tüm erişkin erkeklerin yüzde 30’u, kadınların da yüzde 35’i yüksek tansiyona sahiptir. Sıklık 30-39 yaş grubunda yüzde 19 dolayında iken 50-59 yaş grubunda erkeklerin yarıdan biraz azı, kadınların yarıdan fazlası hipertansiyonludur. Altmış yaşını aşkın bireylerde ise, hipertansiyona her üç kişinin ikisinde rastlanmaktadır.



Risk her yaşta var

Risk her yaşta var

Hipertansiyon açısından tüm yaş grubundaki kişilerin risk altında olduğunu belirten Doç. Dr. Olcay Özveren, "Özellikle yaş belirgin bir biçimde hipertansiyon riskini arttırmaktadır. Erkek olmak, önceden sigara içmek ya da hala sigara içiyor olmak önemli risk faktörleri arasındadır. Bununla birlikte, diyabet tanısı almış olmak, kolesterol yüksekliği, aşırı kilolu ve obez olmak ve ailede erken başlangıçlı hipertansiyon hastası bulunması, erken menopoz ve hareketsiz yaşam tarzı da hipertansiyon hastalığı için bilinen risk faktörleri arasında yer alır" dedi.

Hipertansiyon çoğunlukla rastlantısal olarak fark edildiğine değinen Doç. Dr. Olcay Özveren, "Baş ağrısı, eforla artan nefes darlığı, tıkanma hissi, göğüs ağrısı, çabuk yorulma, halsizlik, bulanık görme, baş dönmesi, kulak çınlaması ya da uğultu, sık idrara çıkma, bacaklarda şişlik, kalp atışlarında düzensizlik ve burun kanaması gibi şikâyetler hastanın hekime başvurmasına neden olur. Dolayısıyla bu şikâyetlerle başvuran hastalarda hipertansiyon varlığının aranması da zamanında tanı ve tedavi için örnek taşır" diye konuştu.


Hipertansiyonu kontrol altına almanın uzun dönemde kalp ve damar hastalıkları, inme ve böbrek yetersizliği gibi hayati organ hasarlarının gelişmesinin engelleyebileceğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Olcay Özveren, sözlerine şöyle devam etti:



“Meta analizlerden elde edilen bilgilere göre sistolik (büyük) kan basıncında 10 mmHg, diyastolik (küçük ) kan basıncında 5 mmHg düşüş sağlandığında kalp damar sistemine bağlı yaşam kayıplarında yüzde 20, tüm nedenlere bağlı yaşam kayıplarını yüzde 10-15, inmede yüzde 35 koroner kalp hastalığında yüzde 20 ve kalp yetmezliğinde ise yüzde 40 azalma görülmektedir.”

Hipertansiyon tedavisi

Hipertansiyon tedavisi

Hipertansiyonu kontrol altına almak uzun dönemde kalp ve damar hastalıkları, inme ve böbrek yetersizliği gibi hayati organ hasarlarının gelişmesini engelleyebilir. İlaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri hipertansiyon tedavisinin temel yapı taşlarıdır.
İlaç tedavisi tamamen hekim tarafından düzenlenirken, yaşam tarzı değişiklikleri tamamen hastanın aktif rol oynadığı tedavi yöntemidir. Yaşam tarzı değişikliklerinin ise şöyle sıralamak mümkün, tuz kısıtlanmalı ve potasyum alımının artırılması gerekir.
Alkol ve sigaradan uzak durulmalı, Akdeniz tarzı diyet tercih edilmeli. Yani, sebze, meyve ağırlıklı, yağ oranı düşük ürünler, balık eti ve doymamış yağ asitlerinden zengin yağları tüketmeye dikkat edilmeli. Fazla kilosu olanlar mutlaka kilo vermeli. Düzenli fiziksel aktivite ise 30 dakika orta-şiddette dinamik aerobik egzersizlerin haftada 5 ila 7 gün yapılması önerilmektedir."

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sağlık içerikleri sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Çörek otu ve propolis bağışıklık sistemini güçlendiriyor