Hülya Koçyiğit: Hem çağdaş, hem muhafazakar hem de demokrat bir insanım

Hülya Koçyiğit: Hem çağdaş, hem muhafazakar hem de demokrat bir insanım

Hülya Koçyiğit, nevi şahsına münhasır biri. Yıllarca sinemaya hizmet etti. Yurt dışında sayısız ödül aldı. Yeşilçam’ın dört yapraklı yoncasından biri. Ama her zaman toplumsal konularda ifade ettiği fikirleriyle de önce çıktı. Türk sinemasının deneyimli oyuncusuyla içinde bulunduğumuz sürece, bayrama ve hayata dair konuştuk. Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr #cumapostası

22 Mayıs 2020, Cuma 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Nasılsınız, karantina sürecine alıştınız mı? 

Bir bilinmeyenle baş etmeye çalışıyoruz. İlk günlerin şaşkın ve panik halini atlattıktan sonra durumu kabullendik, kabullenmek zorunda kaldık. Yapılması ve yapılmaması gerekenler konusunda bilinçlendik. Artık pandemi öncesi hayatımıza, yakın zamanda dönemeyeceğimizi biliyoruz. 

Yaşadığımız bu süreçte Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere Sağlık Bakanımız ve tüm devlet yetkililerimiz, sosyal devlet bilinciyle hareket etmenin ötesinde, diğer ülkelere de örnek oldular. Bir kez daha hem ülkemle, hem de başta hekimlerimiz ve hemşirelerimiz olmak üzere  tüm sağlık çalışanlarımızla gurur duydum. Onları kucaklamak, bağrıma basmak istedim.

Nelerle meşgul oluyorsunuz?

Daha çok kendimle baş başa kalarak hayata, aileme, işime, kendime dair birçok şeyi düşünme imkanım oldu. Evde beklettiğim işlerimi sakinlikle yapabildim. Koşturmadan dolayı okumaya fırsat bulamadığım kitapları okudum, bir sürü film izledim. Çiçeklerimle,bahçemle vakit geçiriyorum.

‘YENİ NORMAL’E ALIŞTIK BİLE

Çoğunluk gibi siz de öğretici yanları olduğunu düşünüyor musunuz?

Öğretici bir yanı olduğunu kesinlikle düşünüyorum. Yeni hayatımızda bunun izlerini de göreceğiz. Toplum içindeki hareketlerimize daha çok dikkat edeceğiz, daha temkinli olacağız… Dilerim önümüzdeki bu yeni süreci ruhen ve fiziken sağlıklı bir şekilde atlatırız. Koronavirüs ile de doğaya verdiğimiz zararı unutmamalı, ona saygı duyarak yaşamayı öğrenmeliyiz.

‘Yeni normal’ dediğimiz yaşam biçiminde mesafe çok önemli…

Gerçekten de biz Türkler sıcakkanlı insanlarız. Birbirimize dokunarak, sarılarak, birbirimizi öperek iletişim kurarız. Ama “Yeni normale nasıl alışacağız?” derken aslında alıştık bile. 


BİN YIL DÜŞÜNSEM BÖYLE BİR BAYRAM GEÇİRECEĞİMİZ AKLIMA GELMEZDİ

İki gün sonra bayram. Hiç böyle bir bayram geçireceğimiz aklınıza gelir miydi? 

Bin yıl düşünsem böyle garip bir bayram geçireceğimiz aklıma gelmezdi.

Çünkü bayramlar benim için çok özel, çok anlamlıdır. Ailenin fertlerinin birlikte kutladığı özel, sıcak, sevgi dolu günlerdir. Çocukların, yaşlıların sevindirildiği, dargınların barıştığı, güzel duyguların paylaşıldığı, yardımlaşmanın yapıldığı, bolluk ve bereket günleridir. 

MAL, MÜLK DÜŞKÜNLÜĞÜNÜN YERİNE MANEVİYATI VE EŞİTLİĞİ KOYMALIYIZ

Sanatla, sinemayla geçmiş bir hayat sizinki. O günlerin üretimine, romantizmine bir dönüş yaşanacağını düşünüyor musunuz? 

Dünyamızı, birbirimizi, doğamızı ne yazık ki şiddetle, kötülükle, savaşla yıpratıyor, gittikçe de daha hoyrat ve bencil davranıyor, birbirimizden kopuyorduk. Gözle görünmeyen bir virüs aklımızı başımıza almamızı sağlamıştır inşallah! Bundan böyle birbirimize nasıl muhtaç olduğumuzu, beraber daha güçlü olduğumuzu, güçsüz olanlara destek vermemiz gerektiğini unutmamalıyız. Mal, mülk düşkünlüğünün yerine maneviyatı, iyiliği, yardımlaşmayı, eşitliği, hoş görüyü, doğaya saygıyı koymalıyız.

MENFAATSİZ OLANI ÖZLÜYORUZ, NOSTALJİ BİZE AYNA TUTUYOR

Sizce bitip tükenmeyen nostalji güzellemesinin altında neler var?

Bütün bu duyguları yaşama geçirmiş filmlerimizin değeri her geçen gün daha da çok anlaşılıyor. Samimiyet, sevgi, saygı, hoşgörü, adalet bugün kaybettiğimiz duygular olabilir mi? Saf olanı, kirlenmemiş olanı, menfaatsiz olanı, gerçek olanı özlüyoruz. Değişen hayat düzeni bize hep yaldızlı maddeler ve duygular sunuyor. Ama gerçek değil. Biz de görünenin ardına bakmıyoruz, çoğu zaman bakmaya vakit ayırmıyoruz. Ne zaman ki bize eskiyi hatırlatan bir filmle karşılaşıyoruz; işte o zaman kendimizle ve unuttuğumuz masumiyetimizle yüzleşiyoruz. Nostalji bize ayna tutuyor.

Kafa ve ruh olarak her dönemin, her çağın duygusunu ve düşüncesini yakalayabildiğinizi düşünüyor musunuz? 

Anlamak için çalışıyorum. Empatiyi hiç bırakmıyorum. Elbette yaşanan her şeyi zamanına göre değerlendirmek gerekiyor. Bugünden bakıp geçmişi yargılamak doğru değil. Her duyguyu ve düşünceyi anına göre düşünmeye ve yorumlamaya çalışıyorum. Ancak sırf popüler diye, moda diye de inanmadığım bir şey yapmam mümkün değil.

ATATÜRK İNKILAPLARININ BEKÇİSİYİM

Muhafazakar olduğunuzu söyleyebilir misiniz? 

Hem çağdaş, hem muhafazakar hem de demokrat bir insanım. Çağdaş bir insanım; çünkü bilime, teknolojiye, aydınlanmaya inanırım. Muhafazakâr bir insanım; çünkü Türk kültür, tarih ve sanatını muhafaza etmek isterim. Cumhuriyetimizin kazanımlarına sıkı sıkıya bağlıyım. Atatürk’ün getirdiği inkılapların bekçisiyim. Demokrat bir insanım çünkü insan haklarına saygılı, özgürlükçü, eşitlikçi, başkalarının görüşlerine saygılı, adaletten yana, örgütlü bir toplama inanırım. Vatandaşımın refahına, mutluluğuna, güvenliğine hassasiyetle yaklaşan bir vatanseverim. 


DÜN NEYSEM BUGÜN DE OYUM

Yıllarca modern Türk kadınını temsil etmiş, sinemaya hizmet etmiş, sayısız ödül almış biri olarak bazen sosyal medyada sırf siyasi bir düşüncenizden dolayı eleştirilmeniz ne hissettiriyor?  

Her zaman içinde yetiştiğim toplumun değer yargılarına saygılıyım, böyle yetiştirildim. Dün neysem bugün de aynısıyım. İnandığım bir şey, söyleyeceğim bir sözüm varsa söyler ve arkasında dururum. “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” Bu da benim dürüstlük anlayışım. Mevlana’nın yedi öğüdü hayat felsefemi oluşturur. Sevgi ve saygıdan bahsettik. Bu bahsettiğiniz durumla, günümüzde maalesef birçok insan karşı karşıya kalıyor. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil ama herkes birbirine saygı duymak zorunda. 

YANLIŞ ANLAŞILMAKTAN, İFTİRAYA UĞRAMAKTAN KORKARIM

Geldiğiniz noktada bu hayatta Hülya Koçyiğit’i ne korkutur?

Yanlış anlaşılmaktan, iftiraya uğramaktan korkarım.

Bir öz eleştiri yapsanız, kendinizle ilgili ne söylersiniz?

“Hayır, yapamam”  diyememek.

Dışarıdan biri olarak baktığınızda sizce övgüyü en hak eden yanınız ne?

İçimin ve dışımın bir olması…

GÜNÜMÜZ EVLİLİKLERİNDE EGO, SEVGİNİN ÖNÜNE GEÇİYOR

Özel hayatınızda da istikrarlısınız.  Bu anlamda bir rol model olarak gösteriliyorsunuz. Bunu sağlamak zor mu kolay mı? 

Ben üç kardeşin en büyüğüyüm ve hep rol model bilinciyle yetiştirildim. “Sen ablasın, kardeşlerin seni örnek alacak” derdi canım annem. Attığım her adımı düşünerek attım. Mesleğimde de bu çizgimi devam ettirdim. 

Çiftlerden biri çok ünlü olduğunda, diğeri hep daha çok fedakarlık yapan taraf oluyor sanki. Eşiniz Selim Soydan, bu anlamda hiç zorlanmış mıdır?

Selim Bey de ünlü başarılı bir futbolcuydu. Başarıyı, şöhreti tanımış, tatmış, kendiyle barışık, iyi bir ailenin yetiştirdiği sevgi dolu bir insan. İkimiz de birbirimiz için gerektiğinde fedakârlık yapmışızdır.

Sizce bugün evlilikler neden yürümüyor? 

Evlilik, iki insanın hayatı her yönüyle paylaşmaya niyet etmesiyle, karar vermesiyle başlıyor. “Birlikte yapabiliriz” inancıyla çıkılıyor bu yola. Ancak zamanla beklentilerin, sorumlulukların artmasıyla, araya giren egonun, büyük bir emekle çoğaltılması gereken sevginin önüne geçmesine izin veriliyor. Sevgi bitiyor, saygı bitiyor.

GENÇLERE TAVSİYEM: HAYAL KURUN, ÇOK ÇALIŞIN, MERAK EDİN

Günümüzün en beğendiğiniz genç oyuncuları kimler?

İşine aşık, hiçbir zaman “Ben oldum” demeyen, araştıran, kendini geliştiren, kendine hep bir şeyler katarak mesleğini icra eden herkese saygım sonsuz… Günümüz oyuncuları arasında da bu özelliklere sahip birçok oyuncu var takdirle takip ettiğim.

Gençlere yönelik bir eleştiriniz var mı?

Ben gençleri eleştirmekten yana değilim. Onlara her türlü imkanın verilmesinden yanayım. Ben gençlerin azimli, çalışkan, atak, cesur olmalarını istiyorum. Hepimiz biliyoruz ki geleceğimiz gençlerimize emanettir.

Bir konuda öğüt verseniz ne söylerdiniz?

Türk, öğün, çalış, güven…

Hayal kurun, merak edin, çok çalışın, işinizi aşkla yapın. Sanal dünyadan çok gerçek dünyayla ilgilenin, bireysel, toplumsal duyarlılıklarınız olsun. Milli ruhu yakalamak ve yaşatmak göreviniz olsun. Sevgi ve iyiliğin bulaşıcı olduğunu asla unutmayın. 

Siz gençken öğüt dinleyen biri miydiniz miydiniz? 

Verilen öğütler benim her zaman kulağıma küpeydi.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER İrem Derici alkolü bıraktığını açıkladı