Hz. Peygamber'de çocuk sevgisi

Hz. Peygamber'de çocuk sevgisi

Peygamberimiz çocuklara hayatının her döneminde özel ilgi göstermiştir. Düşkün, hasta, yoksul, yetim, korunmaya muhtaç çocukların sorunlarına daha çok eğilmiştir. Her konuda olduğu gibi çocuk sevgisi konusunda da Müslümanlara hatta bütün insanlığa en güzel örnek olmuştur

16 Temmuz 2014, Çarşamba 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Hz. Peygamber, annelerin çocuklarına gösterdikleri şefkat ve merhametten çok memnun kalırdı. Bir gün fakir bir kadın çocuğu ile Hz. Aişe (ra)’yi ziyarete gelir. Hz. Aişe, evinde onlara ikram edecek bir hurmadan başka bir şey bulamaz. Hurmayı anneye verir. Anne, hurmayı ikiye bölerek çocuklarına yedirir. Bundan son derece duygulanan Hz. Aişe, olayı peygamberimize anlatınca peygamberimiz “Kimin kız çocukları olur ve onları geçindirmekte sabır ve tahammül gösterirse, onlar o kimse için cehennemde siper olur” buyurdu.

Peygamberimizin çocukları

Peygamberimizin Hz. Hatice ile evlenmesinin ilk yılında bir erkek çocuğu dünyaya geldi. Adını Kasım koydu. Kasım iki yaşında vefat etti. Bu acı üzerine azatlı kölesi Zeyd ile amcası Ebû Talib’in oğlu Hz. Ali’yi kendisine evlat edinmiştir. Kendilerinin daha sonra iki oğlu olmasına rağmen onlar da yaşamamıştır. Sadece kızları yaşamışlardır. Peygamberimizin kızları sırası ile Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma’dır. Zeynep, Rukiye ve Ümmü Gülsüm, Mekke’de evlenmişlerdir. Fatıma Medine’ye hicretten sonra Hz. Ali ile evlenmiştir. Fatıma, Peygamberimizin arkasına kalan tek evladı olmuş, onun ölümünden sonra 6 ay daha yaşamıştır. Peygamberimizin soyu, bu kızından olan torunlarıyla devam etmiştir. Peygamberimizin Medine’de bir oğlu daha olmuş, adını İbrahim koymuştur. İbrahim’de bebekken ölmüştür. Hz. İbrahim ile ilgili bazı bilgiler hadis kitaplarında yer almıştır.

Kız-erkek ayrımı yapmamıştır

Kız çocuklarını hor görmek, küçümsemek cahiliye devri adetlerindendir. Kuran-ı Kerim bu durumu şöyle ifade eder: “Onlardan birine bir kızı olduğu müjdelendiği zaman içi gamla dolarak yüzü simsiyah kesilir. Kendisine verilen kötü (!) müjde yüzünden halktan gizlenmeye çalışır. Onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün! Ne kötü hükmediyorlar!” İslâm dini bu kötü uygulamayı yasaklamış ve kaldırmıştır. Peygamberimiz “Kimin kız çocukları olur ve onları geçindirmekte sabırve tahammül gösterirse, onlar o kimse için cehenneme siper olur” buyurdu. İnsanlar arasındaki yaygın kanaat, soyun, aile adının erkek çocuk yolu ile devam edeceğidir. Gerçekte yaradılışa uygun olan durum, böyle bir farklılığın olmadığını göstermektedir. Kız evlat da, erkek evlat da aynı tabii kanunlara uyarak anneden ve babadan özellikler almaktadırlar. Veraset kanunları kızlar için de, erkekler için de eşit olarak işlemektedir. Önemli olan evliliklerin sağlam temeller üzerine kurulmasına dikkat edilmesi, aile mutluluğunun ve seviyesinin korunmasına çalışılması, çocukların iyi yetiştirilmesidir. Peygamberimizin soyu Hz. Fatıma’dan devam etmiştir. Kabilesi onun erkek çocuklarının yaşamamış olmasını aleyhine bir durum olarak kullanmak istemişler ve ona soyu kesik anlamında ‘ebter’ demişlerdi. Kızlarının olmasını hesaba katmamışlardı. İslâm Peygamberinin soyunun kız evlât yolu ile devam ettirilmiş olmasındaşüphesiz mü’minler için uyarıcı işaretler vardır. Peygamberimiz “Kızım Fatıma benden bir parçadır” diyerek kızına olan sevgisini göstermiştir. Peygamberimiz kız olan torunlarını da erkek torunları gibi severdi. Peygamberimiz, “Kimin üç kızı yahut üç kız kardeşi yanında olur da onlara iyi muamele ederse, muhakkak cennete girer” buyurarak kız çocuklarına iyi davrananlarının yerinin cennet olduğunu belirtmiştir.

Çocuklara özel ilgi

Hz. Peygamber kendi çocukları ve torunlarına gösterdiği sevgi ve ilgiyi diğer çocuklara da gösterirdi. Yemeklerde önce çocukların yemesini gözetirdi. Kendine getirilen turfanda meyvelerden önce çocuklara yedirirdi. Hz. Peygamber yolda rastladığı çocuklara selam verir, onların hal ve hatırlarını sorardı. Yolda boynu bükük, kalbi mahzun bir çocuk gördüğü zaman onunla ilgilenir, hemen onun sıkıntısını giderir, derdine derman olmaya çalışırdı. Hayatın kendisi tamamen sevgiden ibaret değildir. Hayatta zorluklar ve acımasızlıklar vardır. Çocuk, güçlükleri aşmayı, katlanabilmeyi, sabretmeyi, hakkını aramayı, fedakârlık yapmayı, geçinebilmeyi, zorluklara karşı koymayı öğrenebilmelidir. Hayatta sevginin yanında sevgisizliklerle de karşılaşabileceğinin bilmelidir. Anne-babalar onları hayatın iyi ve kötü şartlarına alıştırmalıdırlar. Ama onlara mutlaka yeterince sevgiyi vermelidir. Çocukken sevgiye doymamış insanın dengeli bir kişilik geliştirmesi ve başkalarını sevmesi imkânsızdır. Sevgi gören sevgi verir. Ataların çok güzel bir sözü vardır: “Sen seversen yavrunu, o da sever yavrusunu.” Ailede sevgi gören sevgi verir, şiddet gören etrafına şiddet verir. Sevgi sevgiyi, şiddet şiddeti doğurur.

ASLA ŞİDDET GÖSTERMEYİN

 

Çocuklarımız konusunda dikkat etmemiz gereken bazı hususları şöyle sıralayabiliriz:

  Ailede ve okulda çocuk kendisine önem verildiğini ve sevildiğini hissetmelidir.

  Çocuğun gösterdiği çabaya saygı duyulmalı, başarıları övülmeli ve ödüllendirilmelidir.

 Çocuktan yetenekleri doğrultusunda ve gücü nispetinde başarı beklenmelidir.

  Çocuğun ihtiyaçları karşılanmalı, kişiliğine saygı duyulmalı ve ona devamlı sevgi ile yaklaşılmalıdır.

  Aşırı baskı, sevgisizlik, aile kavgaları, ilgisizlik ve cezalandırmalar çocuğu evden kaçırarak sokağa ve kötü ortamlara itebileceğinden bunlardan kaçınmak gereklidir.

  Okulda çocuklar için bir sevgi ortamı oluşturmalıdır. Okul idarecileri ve öğretmenler korkulan kişiler değil sevilen ve sayılan kişiler olmaya özen göstermelidirler. Öğrencilere sevgi ile yaklaşmalı ve yeterli rehberlik yapmalıdırlar.

 Okul-aile ve öğrenci üçlüsü arasında bir sevgi zinciri oluşturularak her türlü sorun bu sevgi çerçevesinde çözümlenmelidir.

 Ailede ve okulda çocuğun çalışması paralelinde dinlenme ve oyun ihtiyaçları da göz önünde bulundurulmalıdır

 Çocuk asla dövülmemeli, sevilmelidir.

  Sevgi, çocuğu şımartmamalı ve sorumluklarını ihmal ettirmemelidir. Gösterilen sevgi bir disiplin ölçüsü çerçevesinde olmalıdır. Evde, okulda ve çevrede kendine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmelidir.

  Çocuğa asla dayak atılmamalıdır. Dayak çocuğu pısırıklaştırır ve teşebbüs kabiliyetini köreltir. Dayak yerine hoşgörü ve sevgi göstererek rehberlik yapmalıdır.

  Çocuk, sevmek ve sevilmek ihtiyacı içindedir. Ana-babalar ve öğretmenler çocuklara kendilerini sevdirerek ve onları severek eğitmelidirler. Böyle bir ortamda öğrenmek zevk haline gelir. Sevgi, saygı ve muhabbetin açmayacağı kapı yoktur. Sevgisizlik, saygısızlık ve muhabbetsizliğin ise kapamayacağı kapı yoktur. Sertlik, öfke ve hırçınlıkla bir yere varılamaz. Çocuklara sevgi, saygı ve muhabbet kapılarımızı açarak onları bu ortamda eğitmeliyiz. O zaman ne kadar başarılı ve verimli olduklarını açıkça görebiliriz. Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah’a varır. Lokman, 31/22 Asla şiddet

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Tarla değil, adeta fotoğraf stüdyosu