Önceki Fotolar

İlkbaharın habercisi leylekler ile ilgili 15 ilginç bilgi

Leylekler, özellikle Türkiye’de en sevilen hayvanlardan biri. Mart ayından itibaren göçmen kuşların konaklama ve geçiş yeri haline gelen Anadolu, bu dönemde yaklaşık 5 milyar göçmen kuşa ev sahipliği yapıyor. Bunların içinde en ilgi çekici türlerden biri leylekler hakkında derlediğimiz ilginç bilgilere bir de siz bakın...

11 Nisan 2018, Çarşamba 14:13
A A
Yaşam alanlarını kirlettiğimiz için çöplüklerle besleniyorlar

Yaşam alanlarını kirlettiğimiz için çöplüklerle besleniyorlar

Bir metreyi geçen boyuyla su kenarlarında yaşayan iri bir kuş türü olan leylekler; böcekler, balıklar, amfibiler, sürüngenler, küçük memeliler ve kuşlar gibi çok geniş bir besin aralığına sahip. Avladıkları hayvanlar mevsimine, bölgeye ve avların bulunabilirliğine göre değişiklik gösteriyor. İnsanın yaratmış olduğu kirlilik, besin bulmalarını zorlaştırıyor, doğal yaşam alanlarını ve beslenme biçimlerini bozuyor. Polonya’nın bazı bölgelerinde doğal beslenme alanlarının kıtlığı, leylekleri çöplüklerde besin aramaya zorluyor. Yine Orta Doğu, Kuzey ve Güney Afrika’da da leylekler çöplüklerde besleniyor. Lastik bantları solucanlarla karıştırıp yutan leylekler, sindirim sistemlerinin bloke olması sonucu ölebiliyorlar.

Yunan ve Roma mitolojilerinde leylekler, ebeveynlere gösterilen sadakatin sembolü

Yunan ve Roma mitolojilerinde leylekler, ebeveynlere gösterilen sadakatin sembolü

Her yıl dönüp dolaşıp aynı bacaya gelip yuva yapan ve tek eşli yaşayan leyleklerin ortalama 30 yıllık bir ömürleri var. Daha genç olanları yaşlı ya da sakat olanlarla ilgileniyor; onları besliyor ve kanatlarıyla destekliyor. Bu yüzden Yunan ve Roma mitolojisi, leylekleri ebeveynlere sadakat modeli olarak gösteriyordu. Leyleklerin yaşlanınca ölmediğine, adalara uçup insan şekline büründüklerine inanılıyordu. Antik Yunanca leylek anlamına gelen “pelargos kelimesinden türeyen ve “Pelargonia adı verilen yasaya göre, yurttaşlar yaşlanmış ebeveynlerine bakmakla yükümlüydüler. Antik Yunan’da leylek öldürmek ölümle cezalandırılabiliyordu. Ayrıca Yunanca “güçlü doğal sevgi anlamındaki “storge terimi, leylek anlamına gelen İngilizce “stork kelimesinin de kökeni. Romalılar da aynı biçimde çocukların ebeveynlerine bakmakla yükümlü olduğu “Leylek Kanunu anlamındaki “Lex Ciconaria yasasını geçirmişti.

Yeni doğan bebekleri ailelerine getirmeleri gibi tarih boyunca çeşitli efsanelerin konusu oldular

Yeni doğan bebekleri ailelerine getirmeleri gibi tarih boyunca çeşitli efsanelerin konusu oldular

“Anne, ben nasıl dünyaya geldim?“Leylekler getirdi yavrum.Çocuklarına küçük yaşta cinsellik ve üremeyle ilgili bilgileri açıklamaktan kaçınan ebeveynlerin kurtarıcı bahanelerinden biri olan leyleklere dair bu mit, 19. yüzyılda Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen’in “Leylekler adlı masalıyla popüler hale geldi. Fakat, yüzyıllardan beri bu eski Norveç efsanesi baştan sona bütün İskandinavya’da biliniyor ve kullanılıyordu. Bacalara yuva yapma adetiyle bilinen leyleğin, çocukların hastaneler yerine evlerde doğduğu zamanlarda, bebeği baca vasıtasıyla ev halkına teslim ettiği söylenirdi. Böylece yeni doğmuş bir bebeğin birdenbire ortaya çıkmasını çocuklara açıklayabilmek kolaylaşırdı. Ayrıca loğusa döneminde annenin yatıp dinlenme ihtiyacını açıklamak için de çocuklara, bebeği getiren leyleğin annenin ayağını ısırdığı anlatılırdı. Andersen sayesinde bu efsane, Filipinler’den Güney Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda.

Gagaları neden kırmızı?

Gagaları neden kırmızı?

Erişkinlerin gagaları ve bacakları parlak kırmızı renkli. Bu kırmızı rengin nedeni ise besinlerinde bulunan karotenoid. İspanya’nın bazı bölgelerinde yapılan araştırmalar, bu pigmentin bölgedeki bir kerevit türünden gelen astaksantin maddesi kaynaklı olduğunu gösteriyor.

Türkçede leylek demek; “çok laklak etmek demek…

Türkçede leylek demek; “çok laklak etmek demek…

Erişkin leylek, gagasını birbirine çarparak, uzaktan makinalı tüfek sesine benzetilen yüksek tonda bir ses çıkarır. Çeşitli sosyal etkileşimlerde kullanılan gaga çarpma, uzadıkça daha da yüksek bir tona ulaşır ve duruma göre belirgin değişik ritimler alır. Türkçede leyleğin gaga takırtısına verilen “laklak ismi ise kinayeli biçimde “çene çalmak, gevezelik yapmak, sesli dedikodu yapmak anlamında bir deyim olarak kullanılıyor. “Laklak kelimesi Arapçadan geçme ve “leylek anlamına geliyor. Fakat Türkçeye leylek adı, Farsça “legleg kelimesinden geçmiş.

Yahudilikte leylek eti yemek yasak

Yahudilikte leylek eti yemek yasak

Leyleklerin birbirlerine yardım etmesi ve yiyeceğini etrafındaki diğer leyleklerle paylaşması nedeniyle, İbranice leylek sözcüğü “erdemli, adaletli ve merhametli anlamına gelen “hasid kelimesinin dişil hali olan “hasida. İngilizlerin deyimiyle “Ne yediğin ne olduğunu gösterir düsturuyla, kötü huyları olan hayvanların yenmesinin yasak olduğu Yahudilikte, iyi huylu olarak bilinmesine karşın istisnai olarak leylek eti yenmiyor. Rav Mendy Chitrik bunun sebebini şöyle açıklıyor: “O, iyi şeyler yapıyor ve dostlarına yardım ediyor. Ama yalnızca dostlarına yardım ediyor. O yalnızca onun gibi görünenlere, onun gibi hissedenlere, onun gibi düşünenlere, onun damak zevkine sahip olanlara yardım ediyor. İşte biz, böyle bir özelliğin kişiliğimizin bir parçası olmasını istemiyoruz. Yardım, ihtiyacı olan herkese, kim olursa olsun yapılmalıdır. İhtiyaç anında karşımızdaki kişinin bizim gibi olup olmadığına veya onu sevip sevmediğimize bakmaksızın yardım elini uzatmamız gerekir. Şefkat herkes içindir…

Leyleklerin kıtalararası göç yolculuğu…

Leyleklerin kıtalararası göç yolculuğu…

Çoğunlukla Sahra Çölü’nün altında kalan tropikal Orta Afrika’dan Güney Afrika’nın güneyine ve hatta Hindistan’ın güneyine kadar olan geniş bir coğrafyada kışı geçiren leylekler, Avrupa ve Anadolu’dan Afrika’daki kışlaklarına göç ederken doğrudan Akdeniz üzerinden geçmezler. Denizin dar olduğu Çanakkale ve İstanbul boğazlarını kullanarak, doğuda İskenderun Körfezi, Amanos Dağları, Rift Vadisi uzantısını geçerek Süveyş Kanalı üzerinden Nil Nehri boyunca yollarına devam ederlerken, batıda da Cebelitarık Boğazı’nı kullanırlar. Yıllık olarak yaklaşık 530 bin leyleğin kullandığı doğu göç yolu, batı göç yolundan iki kat daha uzun olmasına karşın daha önemlidir. Ayrıca leylekler kışlaklarına her iki yoldan da aynı sürede varabiliyorlar.

Hayatlarını göç yollarında geçiriyorlar

Hayatlarını göç yollarında geçiriyorlar

Avrupa’ya ortalama 49 günlük bir yolculuktan sonra mart ayı sonunda ulaşırlarken Afrika kıtasına doğru yaptıkları sonbahar yolculuklarının yaklaşık 26 günde tamamlandığı görülür. Arkadan gelen rüzgar ve göç yolu üzerindeki besin azlığı, leyleklerin av bulamadıkları bölgelerin üzerinden daha hızlı uçmalarını sağlar. Hayatlarının büyük bir kısmını göç yollarında geçiren leylekler, yılda 10 bin km’ye varan bir mesafe katederler. Süzülerek uçmalarını sağlayan sıcak hava akımları sayesinde hiç kanat çırpmadan günde ortalama 400 km uçabilirler.

Bu göç yolları tümüyle karaya bağımlı

Bu göç yolları tümüyle karaya bağımlı

Göç rotalarının karaya bağımlı olmasının nedeni uçmak için gereksinim duydukları sıcak hava termallerinin deniz üzerinde oluşmamasıdır. Uzun mesafeleri az enerji harcayarak kat etmek için, kanat çırpmadan, süzülerek uçan leylekler, gündüzleri yerden yükselen bu sıcak hava akımlarının içinde, onun kaldırıcı gücünden faydalanarak ve dönerek yükselirler. Termalin büyüklüğüne göre, 3300 metreye kadar yükseldikten sonra, bir sonraki termali yakalayana kadar alçalarak süzülürler. Bu sayede rotaları üzerinde ilerlerken daha az enerji harcarlar.

Sıcak hava termalleri olmasaydı; leyleklerin kanat çırparak göç etmeleri, enerji sorunu nedeniyle imkansız olurdu

Sıcak hava termalleri olmasaydı; leyleklerin kanat çırparak göç etmeleri, enerji sorunu nedeniyle imkansız olurdu

Kanat çırparak uçmak, vücut yağını süzülerek uçmaktan 23 kat daha hızlı yakıyor. Süzülerek uçmalarını sağlayan termaller sayesinde yaklaşık yüzde 27’lik bir enerji kazançları oluyor. Gündüz göç eden leylekler, gece olunca termallerin kaybolmasıyla ertesi sabaha kadar uygun yerlerde konaklıyorlar. Göçe devam edemeyecek kadar yorgun oldukları zaman, geceledikleri alan güvenli ve besin açısından zengin ise, birkaç gün burada dinleniyorlar.

Göç etmenin getirdiği yeteneklerden biri Güneş, Ay ve yıldızlara göre hareket etmeleri…

Göç etmenin getirdiği yeteneklerden biri Güneş, Ay ve yıldızlara göre hareket etmeleri…

Bir sonraki baharda aynı üreme alanına dönecek olan leylekleri, göç sırasında besin azlığı, avcılık, çevre kirliliği gibi pek çok tehlike bekliyor. Yorucu ve tehlikeli olan göçü gerçekleştirmek üzere, binlerce yıldır birbirinden ilginç pek çok yetenek geliştirmişler. Yapılan araştırmalar kuşların gündüz Güneş’e, gece ise Ay ve yıldızlara göre uçacakları yönü tayin edebildiklerini gösteriyor. Kuşların çoğu gibi leylekler de gündüz vakti Güneş’e göre hareket ediyorlar.

Leylekler neden göç eder?

Leylekler neden göç eder?

Neden bazı kuşlar ucunda ölüm olsa da uzun göçlere kalkışıyor? Neden yaşam bölgelerinde kalıcı olamıyorlar? Kuşları göçe zorlayan sebeplerin başında soğuktan kaçmak ve besin bulmak gibi nedenler olduğu düşünülse de; bunlar birçok sebebin sadece bir kısmı. Çünkü çoğu, gerekli besin ve elverişli iklim şartlarına sahip bölgelerden çok daha uzağa yolculuk yapıyor. Hatta bazıları, havaların soğuması ve besin kıtlığının başlamasından önce güneye inmeye başlıyor.

Peki göçmen kuşlar, Güneş’i, Ay’ı ve yıldızları göremedikleri zaman yönlerini nasıl buluyorlar?

Peki göçmen kuşlar, Güneş’i, Ay’ı ve yıldızları göremedikleri zaman yönlerini nasıl buluyorlar?

Yapılan araştırmalar birçok hayvanın biyolojik pusulaya sahip olduklarını ortaya çıkarıyor. Göçmen kuşların boyun kısımlarında ferromanyetik taneciklerin bulunduğunu ve demir açısından zengin bir mineral olan “manyetitten oluşan bu taneciklerin yerkürenin manyetik alanına göre hassasiyet gösterdikleri keşfedildi. Göçmen kuşlar, bu doğal pusulalarından göç esnasında en yüksek biçimde faydalanıyorlar. Dünya’nın manyetik alanının kuvvet çizgilerine göre kendi konumlarını tespit ederek doğru yönü buluyorlar. Kafalarının içindeki bu pusula sayesinde kapalı havalarda da yollarını kaybetmiyorlar. Bulutlu bir günde bile yönlerini şaşırmıyorlar. Kuşların yönlerini koku alarak da bulabildikleri ortaya çıkarılmış. Havadaki zerrecikleri algılıyorlar ve bunlar yardımıyla yer tespiti yapabiliyorlar.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.