İstanbul'da bile bu yaz 18 kez yaşandı! Prof. Dr. Orhan Şen açıkladı…

İstanbul'da bile bu yaz 18 kez yaşandı! Prof. Dr. Orhan Şen açıkladı…

CNN Türk Meteoroloji Danışmanı Prof. Dr. Orhan Şen küresel iklim değişiklikleri ile ilgili çok çarpıcı bir bilgiyi paylaştı. Şen yaptığı açıklamada Küresel ısınmanın etkilerine bakmak için 'tropik gece' ölçümlerine bakılması gerektiğini belirterek ‘Tropik gece, güneş doğmadan iki saat önce ölçülür. Türkiye'de tropik gece sayılarında artış var. İstanbul'da bile bu sene temmuz ve ağustos aylarında 18 gece tropik gece olarak yaşandı’ dedi. İşte son dakika haberinin detayları…

19 Eylül 2021, Pazar 08:05 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İklim değişikliğinin etkilerini her geçen gün daha da fazla hissetmeye başladık. Yapılan son araştırmaya göre, sıcaklığın 50 santigrat derecenin üzerine çıktığı gün sayısı son 40 yılda tam iki katı arttı. Peki, bu ne anlama geliyor, önemli bir iklim kriziyle mi karşı karşıyayız? Prof. Dr. Orhan Şen uyardı: "Geçtiğimiz 10 yıl dünyanın en sıcak 10 yılı oldu. Önemli bir iklim krizi var, hatta bu krizi iliklerimize kadar yaşıyoruz. Küresel ısınma artış hızının 2 dereceyi aşmaması gerekiyor. Eğer 2 dereceyi geçerseniz freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı gidersiniz" dedi. Küresel ısınmanın etkilerine bakmak için 'tropik gece' ölçümlerine bakılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şen, "Tropik gece minimum sıcaklığın 20 derecenin üzerinde olduğu derecedir. Tropik gece, güneş doğmadan iki saat önce ölçülür. Türkiye'de tropik gece sayılarında artış var. İstanbul'da bile bu sene temmuz ve ağustos aylarında 18 gece tropik gece olarak yaşandı" diye konuştu.

İngiltere'deki Bath Üniversitesi'nin Finlandiya ve ABD'deki diğer üniversitelerle birlikte yaptığı bir araştırmanın sonucu ilgi çekici: İklim değişikliği yüzünden gençler endişeli ve çocuk sahibi olmakta isteksiz. Kuraklık konusu da önemli bir problem olmaya devam ediyor.

Ankara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Latif Kurt, son yıllarda yaşanan kuraklığın 50 yıldaki en yüksek kuraklıklardan biri olduğuna dikkat çekerek, "2021, son 44 yılın en kurak yılı oldu. Türkiye kuraklıktan en çok etkilenecek ülkelerin başında geliyor" uyarısında bulunuyor.

Milliyet’ten Mayk Şişman’ın haberinde göre; Arizona Üniversitesi araştırmacıları ise gelecek 40 yılda ABD ve Avrupa kıtasında yer alan ülkelerde sel, yangın ve yüksek sıcaklık gibi aşırı iklim olaylarının yaşanacağına işaret ediyor. Son olarak BBC'de yayınlanan bir araştırma ise küresel ısınmanın boyutlarını net bir şekilde ortaya koydu. Yapılan araştırmaya göre, sıcaklığın 50 santigrat derecenin üzerine çıktığı gün sayısı son 40 yılda tam iki katına çıktı. Örneğin 1980 ila 2009 yılları arasında yılda 14 gün 50 derece üzerini gösterirken, 2010 ila 2019 yılları arasındaki bu sıcaklıktaki gün sayısı tam 26'ya ulaştı. Peki, bizi gelecekte neler bekliyor? Önemli bir iklim kriziyle mi karşı karşıyayız? İklim değişikliğiyle nasıl mücadele edebiliriz? Konuyu Prof. Dr. Orhan Şen ve Doç. Dr. İsmail Dabanlı ile konuştuk.

'EVET, 'ÖNEMLİ BİR İKLİM KRİZİ YAŞANIYOR' DİYEBİLİRİZ'

"Evet, şu anda önemli bir iklim krizi yaşanıyor diyebiliriz..." Bu sözler Prof. Dr. Orhan Şen'e ait. Şen, 1981 ila 2010 yılları arasında Türkiye'deki sıcaklık ortalamasının 24.5 derece iken şu anda bu rakamın 26 derece olduğunu söylüyor. "Bu veri bize ısınmanın olduğunu net bir şekilde söylüyor" diyen Şen, geçen ay son 50 yılın en sıcak 6'ncı ağustos ayını yaşadığımızı hatırlatıyor. Şen, "Bu yıl 22 meteoroloji istasyonu yeni ekstremler yaşadı, rekorlar kırıldı. En yüksek sıcaklık Cizre'de 47.5 derece, Marmaris'te 45.5 derece, Kastamonu'da 41 derece ölçüldü. Sarıkamış en soğuk ilçelerimizden ama orada bile 40.8 dereceye ulaşıldı" diyor.

'TROPİK GECE SAYILARINDA ARTIŞ VAR'

Prof. Dr. Orhan Şen'in tam da bu noktada önemli bir uyarısı var. Küresel ısınmanın göstergesinin maksimum değil, minimum sıcaklıklar olduğunu söylüyor. Prof. Şen, "Küresel ısınmanın göstergesi maksimum sıcaklıklar değil minimum sıcaklıktaki artıştır. Eğer siz küresel ısınmanın göstergesine bakmak istiyorsanız minimum sıcaklıklardaki farklara bakmanız gerekir" diyor.

Küresel ısınmanın etkilerine bakmak için tropik gece ölçümlerine bakılması gerektiğini vurgulayan Şen, şunları ekliyor: "Tropik gece minimum sıcaklığın 20 derecenin üzerinde olduğu derecedir. Tropik gece, güneş doğmadan iki saat önce ölçülür. Türkiye'de tropik gece sayılarında artış var. İstanbul'da bile bu sene temmuz ve ağustos aylarında 18 gece tropik gece olarak yaşandı."

'2 DERECEYİ AŞARSA FRENİ PATLAMIŞ KAMYON GİBİ YOKUŞ AŞAĞI GİDERİZ'

"Bir iklim krizi yaşandığını net bir şekilde söyleyebilir miyiz?" sorusuna ise Prof. Şen'den çarpıcı bir yanıt geldi: "Evet, şu anda önemli bir iklim krizi yaşanıyor diyebiliriz. Geçtiğimiz 10 yıl dünyanın en sıcak 10 yılı oldu. Önemli bir iklim krizi var, hatta bu krizi iliklerimize kadar yaşıyoruz."

Peki, küresel ısınmaya karşı farkındalık yaratmakta ne kadar başarılıyız? "Sivil toplum kuruluşları, öğretmenler bu farkındalığı yaratmak için uğraşıyorlar ama iklim krizinde esas karar vericiler hükümetlerdir. Küresel çapta tüm hükümetlerin bu farkındalığı yaratması lazım" diyen Şen, Paris Anlaşması'nın en önemli maddelerinden biri olan 'küresel ısınma artışını 1.5 derecede tutmak' maddesini hatırlatıyor.

Prof. Dr. Orhan Şen, "Bu artış hızının 2 dereceyi aşmaması gerekiyor. Eğer 2 dereceyi geçerseniz freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı gidersiniz. 2 derecelik bir artış dünyada tarımsal açıdan önemli bir eşiktir. Evet, 1.5 derece ile başa çıkabilir ve uyum sağlayabiliriz. Ancak artış hızının 2 dereceyi asla aşmaması gerekiyor" diye devam ediyor.

'GÖLLERİN ÜZERİNE GÜNEŞ ENERJİSİ PANELLERİ KOYULMALI'

Gerek sanayi üretimi gerekse nüfus sebebiyle 150 yıl önceki değerlere geri dönemeyeceğimizi hatırlatan Prof. Şen, uyum projeleri geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor. "İlk olarak kuraklığa çare bulunmalı" diyen Prof. Dr. Orhan Şen, "Yağış, su ve tarımsal alanlar yetmiyor. Suyu tutmanız lazım. Yağan yağmur suyunu tutup yağmur hasadı yapmanız gerekiyor. Buharlaşma kayıplarını önlemeniz lazım" vurgusunda bulunuyor. Küresel ısınmayla birlikte yüzde 20 olan buharlaşma kayıplarının yüzde 30'lara çıktığını söyleyen Orhan Şen, buna çözüm olarak güneş enerjisi panellerini öneriyor. Şen, "Buharlaşmayı önlemek için örneğin göllerin üzerine güneş enerjisi panelleri koyulmalı. Bu şekilde yüzde 50 oranında önlersiniz. Buharlaşma yüzde 30'sa bu oranı yüzde 15'e çekersiniz" diyor.

'VAHŞİ SULAMADAN KESİNLİKLE VAZGEÇİLMELİ'

Uyum projelerinde başka neler yapılmalı? "Tarımda sulama planlı olmalı" diye Prof. Şen, bunun sebebini şöyle açıklıyor: "Kanallarla vahşi sulamayı bitirmemiz lazım. Gölden sulama barajından açık kanallara su veriyorsunuz. Bu da buharlaşmaya sebep oluyor. Kapalı kanallara çevirmeniz lazım. Çiftçiye damla sulama ve yağmurlama sulamayı şart koşmanız gerekiyor."

Vahşi sulamadan kesinlikle vazgeçilmesi gerektiğini vurgulayan Şen, "Hangi ürünlerin yetiştirileceğinin planlanması lazım. Çok su gerektiren ürünler yerine az su gerektiren ürünlerin üretimine geçilmeli" diye devam ediyor.

'KANSER GİBİ YAVAŞ YAVAŞ İLERLİYOR'

Küresel ısınmayı 'sinsi bir afet' olarak tanımlayan Prof. Dr. Orhan Şen, "Küresel ısınma kanser gibi yavaş yavaş ilerliyor" diyor. Türkiye'de doğal afetlerin meydana gelmesinin sebepleri arasında küresel ısınmanın da etkisi olduğunu söyleyen Şen, Akdeniz iklimi yerine artık yarı kurak iklim özelliğine girdiğimize dikkat çekiyor.

"Biz Türkiye olarak Akdeniz iklimi etkisindeydik. Kuzey bölgelerde tropik gece sayısı temmuz ve ağustos aylarında, ayda 4-5 günü geçmezdi" diyen Şen, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Şimdi yaz aylarına mayıs ve eylül de eklendi. Yaz ayları demek illa 45 derece sıcaklık olması anlamına gelmiyor. Yaz ayları genişledi, bahar ayları ortadan kalktı. Küresel ısınmanın meydana getirdiği yarı kurak iklim özelliğine girdik. Akdeniz ikliminden çıktık ve artık yarı kurak iklim özelliğine girdik."

'KÖTÜ SENARYO DEVAM EDERSE 2070-2080 YILLARINDA...'

"En kötü senaryoda neler olur?" sorusuna Prof. Dr. Orhan Şen, "Küresel ısınmanın 4-5 dereceye ulaşması demek tropik iklimin kuzey 400-500 kilometreye ulaşması demek. Bu senaryo gerçekleştiğinde güney bölgelerimiz tropik iklimin etkisi altına gireceği anlamına geliyor. Paris Anlaşması yerine getirilmezse bu senaryo gerçek olacak. Kötü senaryo devam ederse 2070-2080 yıllarında küresel ısınma 4-5 dereceye ulaşabilir. Bu ihtimal gerçekleştiğinde 2070-2080 yıllarında Türkiye'nin özellikle güney bölgeleri tropik iklimi etkisi altına girecek" diye belirtiyor.

'BEYİN KANAMASI VAKALARI HAT SAFHAYA ÇIKIYOR'

Türkiye'de bu yıl 2 adet sıcak hava dalgasının yaşandığını söyleyen Prof. Dr. Orhan Şen, artan sıcaklıkların orman yangınlarına davetiye çıkardığını belirtiyor. "Orman yangınları, küresel ısınmanın sonuçlarından biridir" diyen Şen, ekosistem uyarısında bulunuyor: "Orman yangınları demek bitki ve hayvanların yok olması demektir. Bu önemli bir sağlık problemidir. Yaşanan felaketlerle oradaki ekosistemi bitiriyorsunuz. Ekosistemin yok olması demek bu ekosistemden yararlanan insanların da fakirleşmesi demektir."

Artan hava sıcaklıklarının insan sağlığını da olumsuz yönde etkilediği uyarısında bulunan Şen, "Yaşanan sıcaklık artışı, insan sağlığını da olumsuz etkiliyor. Örneğin beyin kanaması vakaları hat safhaya çıkıyor. Sıcak hava dalgalarından Fransa'da 2003 yılında 35 bin kişi öldü, Avrupa 'da 70 bin kişi öldü. Türkiye'de bu sıcak hava dalgalarının yarattığı ölüm oranları da artıyor" ifadelerini kullanıyor.

'GÜNEYDOĞU'DA CİDDİ SORUNLAR YAŞANABİLİR'

Yaşanan sıcaklık artışının vektörel hastalıklara davetiye çıkardığını söyleyen Şen, "Sivrisinekler, yılanlar ve kenelerin popülasyonunda artış meydana geliyor. Sivrisinek sıtma denilen hastalığı yayıyor biliyorsunuz. Küresel ısınmadan dolayı sivrisinekler 500 metre daha yüksekte hayatlarını sürdürmeye başladı. Küresel ısınma artışının 2 dereceyi aşması, Türkiye'de Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin vektörel hastalıklarla baş edemez duruma gelmesine yol açabilir" diyerek tehlikeye dikkat çekiyor.

Peki, bireysel olarak küresel ısınma ile nasıl başa çıkabiliriz? Buna "Müsriflikten kaçınmalıyız" cevabını veren Şen, "Herkesin 'Ben bu hareketi yaptığım zaman çevreye nasıl bir etkim olacak?' diye düşünmesi gerekiyor. Müsriflikten kaçınmalıyız. Daha az elektrik ve su harcarsak iklim krizine karşı bireysel olarak önemli bir katkı sunmuş oluruz. En basit örnek olarak yakın mesafeye yürüyerek ya da bisikletle gitmek bile çok önemli bir önlemdir" açıklamasında bulunuyor.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Beykoz’da tarihi çınar devrildi, sahil yolu trafiğe kapandı