İstanbul’u özleyenler için: Anna Pellicioli'den İstanbul’un Şarkısı

İstanbul’u özleyenler için: Anna Pellicioli'den İstanbul’un Şarkısı

Salgın sebebiyle evlere tıkıldığımız son bir yıldır, yaşadığımız şehre hasret kaldık. O kadar hasret kaldık ki, bir çocuk kitabının sayfaları arasında gezinirken boğazımızda düğüm, hatta gözümüzde bir damla yaş beliriveriyor. “İstanbul’un Şarkısı”, çocuklar kadar yetişkinlerin de severek, özlemle ve gülümseyerek okuyacakları bir resimli kitap. Hikayesi de çok ilginç. Aslında İngilizce yazılmış. Bir dönem İstanbul’da yaşayan İtalyan yazar Anna Pellicioli’nin yazdığı ve Merve Atılgan’ın çizimleriyle hayat verdiği kitabı Türkçeye Şiirsel Taş çevirmiş. Anna Pellicioli’ye bu kitabın yazılış süreciyle ilgili bazı sorular sordum. 4 yaş ve üzeri için hazırlanan bu kitabı sizin de beğeneceğinizi umuyorum. // Gökçe Gökçeer

12 Şubat 2021, Cuma 12:33 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İtalyan bir yazarsınız ve ABD'de yaşıyorsunuz. Daha önce İstanbul'da yaşadığınızı biliyorum ama yine de İstanbul üzerine bir çocuk kitabı yazma fikrinin nasıl doğduğunu merak ediyorum. 

İstanbul'a taşındığımızda üç çocuğumuz da yedi yaşından küçüktü. Ne zaman dışarı çıksak, bir yerlerde birileri onlara hediyeler veriyordu. Ansızın lokum, bisküvi veya balon ikram ediyorlardı. Halı satıcısı, bir halı yığınından diğerine atlamalarına izin veriyordu. Terzi, yeni doğmuş bir kedi yavrusunu okşamalarına izin veriyordu. Garson, huysuzlandıklarında onlara kabak tatlısı ikram ediyordu. Kimse karşılığında bir şey beklemiyordu. Yalnızca çocuklarımızı bir nimet, bir kutlama sebebi olarak görüyorlardı. Türkçe “boş ver” ifadesini duyduğumda bir arkadaşıma bunun ne anlama geldiğini sormuştum ve o da şöyle dedi: Boş ver (give empty). Benim için İstanbul masalından çıkarılacak ders de işte bu. Yani bir cömertlik ruhu. Cömertçe vermenin büyüsü hakkında bir kitap yazmak, şehre ve insanlarına böyle teşekkür etmek istedim.

Sizce İstanbul’u dünyanın diğer şehirlerinden farklı kılan en belirgin özellikleri neler? 

Benim için İstanbul'un kalbi ve ruhu Boğaz’dır. Gözlerimi kapatıp İstanbul'u düşündüğümde, Boğaz'ı görüyorum, kokluyorum ve duyuyorum. Ayrıca İstanbul'un bir şiir olduğunu söylemeyi de seviyorum çünkü aynı anda pek çok karşıt gerçeği içinde barındırıyor. Tarihî ve yaratıcı. Koruma altında ve yapım aşamasında. On beş milyondan fazla insan var ama onlar çay içmek, aileleriyle yemek yemek, çiçek almak ve mahalledeki köpekleri beslemek için zaman ayırıyorlar. Hem Asya hem Avrupa ama ikisi de değil. Şehrin sakinleri tarihin hem bekçileri hem de yaratıcıları. Çoğu şehir sırlarını açığa vurmuş ama İstanbul'da her köşede yeni bir gizem varmış gibi hissediyorsunuz.

Bu kitabın İstanbul'da yaşayanlardan ziyade, büyük-küçük onu özleyenlerin kalbine dokunacağını düşünüyorum. Aslında İstanbul'da yaşayıp salgın sebebiyle şehri özlemek de buna dahil! Siz ne düşünüyorsunuz?

Teşekkür ederim! Umarım bu kitap her kalbe dokunur ama özellikle İstanbulluların kalbine dokunursa çok memnun olurum. İsterim ki onlara sadece şehirlerinin hazinelerini hatırlatmakla kalmaz, benim gözümde şehrin cömert ve büyülü olan ruhunu da hatırlatır. Bence nereli olursa olsun tüm çocukların ilgisini çekecek kısım da bu. İstanbul'la ilgili en çok özlediğiniz şey nedir ve bu şehri düşündüğünüzde zihninizde hangi şarkı çalıyor? Özlenecek çok şey var. Kitaba en çok özleyeceğimi bildiğim şeyleri eklemeyi seçtim, ancak sonsuza kadar devam edebilirim. Yine de birini seçmek zorunda olsaydım, Boğaz'da Türk kahvaltısını seçerdim. Şehri düşündüğümde kafamda Sigur Ros imzalı Staralfur çalıyor. İstanbullular, çok özel bir yerde yaşıyorsunuz. Şehriniz gibisi yok!

İstanbul’un Şarkısı

Anna Pellicioli

Resimleyen: Merve Atılgan

Çeviri: Şiirsel Taş

Redhouse Kidz

40 sayfa

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Sinema tarihinin en klostrofobik 10 filmi