“İyi şeyler başardığım için bana 'gay' diyorlar”

“İyi şeyler başardığım için bana 'gay' diyorlar”

Dört kuşaktır smokin diken bir ailenin 'Altın Makas' oğlu Levon Kordonciyan. Büyük AVM mağazaları yerine Harbiye'deki kendi dükkanını tercih eden, dünyanın ve Türkiye'nin önemli isimlerini giydiren Kordonciyan terzilik başarısını ve geleneksel dikiş anlayışını Karnaval'a anlattı

21 Aralık 2014, Pazar 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

RÖPORTAJ: CANAN'DAN YILDIZ

* Smokincilik nasıl başlamış Levon Kordonciyan?

Aslında Rize Çamlıhemşin’den geliyoruz İstanbul’a. Büyük büyük dedem İskender Bey 10 oğlundan 9’unu kuyumculuğa verirken bir oğlu Levon Bey’i (dedemi) de Sultanhamam’da bir terzinin yanına veriyor. Hikaye öyle başlıyor aslında.

* Sorması ayıp kaç Levon ismi var ailede?

Dedemin ismi, ben ve bir kuzenim daha var Levon diye, toplamda 3.

* Smokin dediğimizde de Levon ismi bir marka...

Evet, bir başarı öyküsü aslında Canan. Sosyete dergilerinde gördüğümüz smokini esnaf ve memurun da giyebileceği bir hale getirdik. Kaymak tabakanın tekelinde olmaktan çıkardık.

* E bir acayip olmuş, zenginler bu işe bozulmadı mı?

Smokin 15 yıl önce o kesimin elindeydi ama artık değil. Özellikle de kiralama sistemiyle biz çok farklı bir boyuta taşıdık işi. İnsanlar gelince korkuyorlardı önceden satın alma konusunda; şimdi ulaşılabilir bir şey smokin.

* Kiralama sistemi ne ola ki?

İyi bir şey; Smokin Kart diyoruz biz buna, 1 yıl için yalnızca 3000 TL ödüyorsunuz, isterseniz her gün gelip bizden farklı renk ve tarzda smokin alabiliyorsunuz. Eskimiş smokin şarap gibidir, daha güzel durur üstte.

* Gerçekten?

Üstelik ipek çorap da hediye ediyoruz, takımı tamamlansın diye. Biz smokin işini çok ilerilere taşıdık Canan.

* Kaymak tabakadan halka inme fikri kimin?

Benim! 90’larda, eşim Alin ile o zaman nişanlıyız; dedi ki ‘Levon size çok az insan ulaşıyor, bunu bir düşünmek lazım.’ Sonra internet sitesini kurduk, sonra fuarlara katıldık. İş yürüdü gitti.

'MODELLERİMİ ÇALSINLAR Kİ YENİLERİNİ TASARLAYAYIM'

* Medyayla da aranız çok iyi...

Evet, bir iş yapıyorsan bunu saklamayacaksın. Benim hiç öyle ‘ay gelmeyin, ellemeyin, çekmeyin’ gibi tuhaf huylarım yok. Neden korkacağım ki?

* Modelleri çalarlar, yırtarlar, ne bileyim bir şey kurcalayıp bozarlar?

Bozulsun ne olacak ki Canan? Onu yapan bir usta da var; o da kazanacak. Ben işime zaman ayırmayı öğrendim. Üstelik de modellerimin çalınmasından da korkmuyorum; çalsınlar ki yenilerini tasarlayayım.

* Beyefendi çok acayipsiniz!

Ama bu iddialı halim bana 2009’da kilit isimlere yaptığım ihracat sebebiyle birincilik ödülü getirdi; sonra Avrupa’dan ödüller. Yani Türkçesi küçük hanımefendi; doğru yoldayım demek ki.

* Niye bu kadar başarılısınız?

Gelen müşterilerimiz 125 yıllık muhabbetimize geliyor. Biz çok eski beyefendihanımefendi kültürünü yaşatıyoruz aslında, çok çalışmak ve işini de sevmek ve farklı düşünebilmek bizi smokin alanında yüceltti.

* Bu dükkanın içinde başka bir zaman yaşanıyor sanki!

Çok doğru tespit! Dışarıda hayat nasıl akıyor olursa olsun; bizim dükkanda eskiye, insana, hatıraya değer verme vardır. Sen de içeri girince ‘kokusu, dokusu başka yahu buranın’ dedin ya, işte onu koruyoruz.

* Sizden sonra nasıl yürüyecek işler?

Benim berberim Karaköy’de bir kadındı ve çırağı da kendi kızları... Hayalim vardı; kızım olursa ben de onu kendi çırağım olarak büyüteceğim, smokinci olarak. Makasımı bir kadına devretmek yani; ve hakikaten kızım Nora, o işi üstlenecek.

* İlle de oğlan çocuğu diye tutturmuyorsunuz!

Hayır asla! Oğlum olsaydı da Canan, kızıma devredecektim; kafama öyle yerleştirmiştim.

'ATÖLYEDE ÇÖREK PİŞİRİYORUM'

* Tüm günü burada mağazada geçirmek nasıl bir şey?

Burası bizim evimiz gibi Canan, babam ve annem de burada tüm gün. Biz para değil, insan kumbarası olan bir aileyiz.

* Hep yarım su bardağında mı çay içersiniz?

Evet, çok içtiğim için yarım yarım gelsin bari diyorum; aa bilmiyorsun; aşağıda bir de fırınım var, çörek pişiriyorum. Deli deli işler işte!

* Maşallah! Kendini bilen biri daha!

Hatta balık pazarına gider açık artırmaya girerim lakerda yapmak için. Ooo daha neler neler!

* Aile hayatınız nasıl?

Çok çalışacaksın ama ailenle de ilgileneceksin!

* Var mı gelmek istediğiniz bir yer?

Hiç yok Canan, ben sadece kendi işimi iyi yapmaya çalışıyorum, ne çok zengin olmak ne de şurada burada olmak. Hiç yok! Fısıltı gazetesi derler ya, o çok önemli. Ben işimi iyi yapayım; yayılsın gitsin.

* Kadınları dikim terzi işlerinde nasıl buluyorsunuz?

Eskiden daha çok biliyorlardı, şimdi iş hayatıyla birlikte ve bolluk onların o yönünü bence köreltti. Bırak dikiş yapmayı, düğmenin ne olduğunu bilmeyen kadınlar var! Öyle müşteri gelince iğneliği uzatıp ‘siz yapın o zaman hanımefendi!’ deyip sinirleniyorum.

* Kendi eşiniz biliyor mu dikiş?

Yok o da dikiş bilmez. O ev işlerini iyi bilir, hanım işine karışmam, herkes yerini bilsin.

 

'CANAN KARATAY VE DERYA BAYKAL'A SMOKİN DİKTİM'

* Modacıların çoğunda bir cinsiyet sorunu var!

Gay’leri kast ediyorsun sanırım; iyi şeyler başardığım için bana da soruyorlar hep ‘gay misin?’ diye.

* Gay misiniz peki?

Hayır değilim; nedense başarılılar gay diye adlandırılıyor. İnce ruhlu olmak suç mu? Ben ailemden böyle gördüm.

* Kadın smokin kimlere yaptınız?

Canan Karatay, Derya Baykal vardı müşterilerim arasında...

* Bütün diktiğiniz smokinler aynı mı olur?

Güzel soru! Asla! Mutlaka farkları vardır ince ince... El aynı Canan ama; mutlaka bir farklılık katarım; hiçbiri diğerinin aynısı olamaz istesem de.

* Mağazanız çok huzurlu, dadanan var mı?

Okan Bayülgen bazen gelir, dipteki koltukta oturur; gelen geçene bakar; bazen bir iki laf söyleyince müşteri onu sesinden tanır. Tolga Çevik gelir mağazaya; hatta o benden giydiği smokinlerin uğurlu geldiğini de hep söyler.

CUMHURBAŞKANLIĞININ DA TERCİHİ BİZİZ

* Çok ünlü ve özel isimlerin smokini sizden!

Evet, cumhurbaşkanlığından başbakanlığa, kraliyet ailelerinden Hollywood yıldızlarına kadar birçok isim bizden giyiniyor. Hatta başbakanlık, bir toplantıya katılacaksa başbakanla gidecek gazetecilere bile bizi öneriyor.

* Nasıl hissediyorsunuz?

Çok gurur verici bir şey, gerçek başarı. İşte ben o yüzden ne bu dükkanı, ne yerini değiştirmek istiyorum. Buraya gelsin gelen, burada kişiye özel iş yapıyoruz. Türkiye’yi tanıtıyoruz.

* Kimler var tanıdığımız?

Türkiye’de modanın öncüsü Atatürk’tür ve büyük büyük dedem ona smokinler dikmiştir biliyorsun. Orhan Pamuk, George Clooney, Brad Pitt, Cem Yılmaz, Barrack Obama, Abdullah Gül, Tarkan, Russell Crowe, Steve Martin ve daha birçok dünyaca tanınmış isme smokin dikiyorum. Altın makas derler bana, ailemin 4. kuşak temsilcisiyim.

* Var mı prensipleriniz?

Evet! Asla müşteriye ben gitmem, o gelecek illa! Ya Harbiye’deki bu mağazama ya da Pal yoksa çıplak, eksik hissederim.

* Ne nerede giyilir, bizim kafa o konuda biraz gidik!

Bonjour, sabah çay partisinde giyilir; redingot kadınlara kur yapma kıyafetidir, dışarda gezerken tercih etmelisiniz; jaketatay, halka seslenişte giyilir; frak bir davette en büyük ev sahibi tarafından giyilir; smokin o davete katılanların tercihi olmalı. Smokin Amerikan kültürüdür, en önemlisi de şal yakadır...

* Oh iyi ki kadınım!

Böyle dertler yok! Kadınlar da giyer! Sen ne sanıyorsun!

* Smokini giydiriyorsunuz ama içindeki hala odun!

Yok öyle şey! Papyonu taktığım an adam değişir! Çünkü bir patlatırım sırtına kendine gelir. Ne demek istediğimi anlar. O smokin papyon tamamsa adam da beyefendi olacak. Papyonu takınca odun erkek modu değişecek!

* Tuhafsınız!

Müşterilerim de önce ne oluyoruz der, adamı bir eller yoklarım; tansiyon, kalp ne varsa çıkarırım. Tüm vücudunu anlamak için bir incelerim. Adama sarılırım, işime sarılmak için.

* Kendinizi özel buluyor musunuz?

Allah, en özenle bizi yaratmış, ben de terzi olarak o kutsal varlığı giydiriyorum. O kadar özel ve kutsal bir iş. Benim atölyem aşağıda, her gün ameliyata giriyorum ve hiçbir şeyden korkum yok.

* En çok hangi müşteriyi sevmezsiniz?

Kapıdan girer, anlıyormuş gibi kumaşın bir yerini tutar ve bir yorumda bulunur. Sanırım onları hiç sevmiyorum. Ha bir de burayı kapıdan geçerken görüp de alışveriş yapacağını sanan insanı istemem.

* Başka dikimleri nasıl buluyorsunuz?

İyiler de var, ama bazen başkasının yaptığı işi de benim düzelttiğim oluyor.

* Ya diktikleriniz satılmazsa?

Kalsın, hiç dert değil! Onlar da benim hobim, benim elimden çıkmış; bakması bile keyifli. Yaratıcı insanın öyle bir derdi olmaz. Deli işi benimkisi. Önemli birine bir şey dikeceksem, o adamla vakit geçirir; kahvaltı yapar, ne bileyim yemek yer tanırım ki; doğru bir şey dikeyim.

* Diğer 3 kuşaktan farkınız ne Levon?

Benim dedelerim yalnız ceket ve yelek dikerlermiş Canan, ben pantolon ve gömlek de dikiyorum; hatta kol düğmesi bile tasarladım. İşi biraz daha büyütüp bütün halinde hizmet veriyorum.

* Palladium AVM’de bir serginiz vardı...

Evet, ailemden kalan birçok eşya vardı; makaslar, dikiş kutuları ve aklına gelecek her şey. Sergilemeyi istedik ve yaptık.

'İLKOKUL DİPLOMAMI SONRADAN ALDIM'

* Eğitiminiz ne?

Hanımım sayesinde ilkokul diplomamı sonradan dışarıdan tamamladım. ‘Ehliyet vs. alacaksın Levon, olmaz böyle’ dedi; ikna etti.

* Eksikliğini duyar mısınız tasarım, moda-tekstil okumadığınızın?

Yook hayır, ben onları okuyup bitirenlerle konuşacak, iş paylaşacak kapasitedeyim. Hiçbir eksiğim yok, hep bana ‘Yurt dışında nerede eğitim aldınız?’ diye sorarlar. Benim bakış açım çok farklı. Başarılı yapan o.

* Dedeniz mi eğitti sizi?

Evet, Levon dedem. Çok küçüğüm o zaman; yazın dedemin yanında yemekler, içmekler; gırgır şamata çok iyi. Kış oldu, ben yine öyle devam ederiz diyorum; bana ‘Hadi oğlum git dışarda biraz insanları seyret’ dedi. Soğuk havada gelen geçeni seyrettirdi bana. 6 ay! Arabayla değil de otobüsle giderdik, dedem bana sorular sorardı.

* Var mı akılda kalan şeyler?

Olmaz mı! Takım elbiseli beyefendiler, çok şık kadınlar... Jilet gibi pantolonlar, çok hoş fötrler. Çok özel zamanlar ve giysiler.

* Şimdi nasıl durumumuz?

Dükkanımın camından hala gelen geçeni seyrederim. Şimdi Amerikan özentisi var, hepimiz kot giyiyoruz. Kınamıyorum, çünkü İstanbul takım elbiseyle gezilemeyecek kadar kirli, isli puslu.

*O kadar mı vahimiz yahu?

Bazen motorsiklet, bisiklet ya da yürüyerek takım elbiseli biri geçse çok hoşuma gidiyor. Ha, motorsiklet kullanan kadınlar görünce de çok mutlu oluyorum, konu dışı oldu biraz ama!

"AVM'LERE TAŞINMAK İSTEMEM"

* Ermeniler el mahareti yüksek bir millet!

Evet, terzilikte, kuyumculukta ya da marangozlukta çok iyiyiz. Benim de bu varmış genlerimde.

*  Burada Ermeni olmak nasıl bir şey?

Hiç zarar görmedim, farklıyız kabul ediyorum; Türkiye’de Ermeni olmaktan çok mutluyum. En yakın insanlarım hep Müslüman Türklerdir; biz bir mozaiğiz burada; sen ben yok; biz varız.

* Müşteri profiliniz nasıl?

Her kesimden gelir, muhafazakarlar da gelir. Herkes birbirine saygılıdır bu dükkanda.

* Neden yurtdışında devam etmiyorsunuz?

Buradaki insanların bana ihtiyacı var Canan, bırakıp gidemem. Bak Danimarka’dan çok önemli bir teklif aldım; çok para kazanacağım bir işti ama burayı aksatırım diye kabul etmedim.

* AVM’lere de taşınmıyorsunuz?

Evet, onu da istemiyorum. Burası bizim kalemiz gibi, evimiz gibi. Buraya gelsin insanlar istiyorum, eskiden bu cadde çok önemliydi; ben hala öyle kalsın istiyorum.

* Eski kafa bir adamsınız vesselam!

Ya bak, ben haftanın 2 -3 günü Sultanhamam’a gider baba yadigarı dostlarımı görürüm. Hayatım öyle, vefakar, kıymet bilen biriyim.

* Her kesimden müşteriye aynı mı davranırsınız?

Evet, kesinikle! Levon Kordonciyan imzası taşıyor bu dükkandan çıkan. Dolayısıyla her misafirimin her şeyini düşünürüm. Benden ayakkabı alsın almasın, ben yine de pudralı ipek çorabını hediye ederim. Onun ayaklarını bile düşünürüm.

'SİNİRLENİRSEM SMOKİNİ KESERİM'

* İşinizde nasılsınızdır?

Çok titizimdir, kapıdan giren bana güvenecek. İşime kimseyi karıştırtmam. Müşteri işin uzmanına kendini bırakacak. Ustanın işine karışılmaz.

* Delirdiğiniz olur mu?

Aaaa sen ne diyorsun! Sakinliğim gider, deli ustalığım gelir o zaman. En son bir müşterim ailece ve çok kalabalık geldiler; o kadar çok karıştılar ki işime; makasımı getirin dedim; caaart diye yırttım smokini ve ofisime çıktım!

* O! Haşin smokinci!

Sonra aşağı indim ki hala gitmemişler. Pişman olmuşlar ve düğün için smokin kiralayıp gittiler.

* Ne kadar zamanda hazırlanır biri acilen gelse?

15 dakikada çıkar benim dükkanımdan! Her şeyi hazır şekilde üstelik.

* Kumaşlarınız çok özel...

Koku tutmayan özel bir kumaşımız var evet, sırrımı söyleyemem. Ama çok farklı işlemlerden geçiriyorum; sonra dikiyorum. Benim smokinlerimin parladığını görürsün, fark edilir. Yakaları özellikle, çok ön plana çıkar.

* Başka?

Kilo almaya müsait müşterimiz için beden yükseltebilecek bir dikim yapıyorum, ayrı bir takım almasına gerek kalmıyor.

* Her takım sizin elinizden mi çıkar?

Evet! O yüzden zaten fabrikasyon olamayız! Her bir takımı ben dikiyorum, elim değmezse olmaz. Benim de bir dikim kapasitem var, o yüzden öyle binlerce üretim yapamam. Benim elimden çıkan şey mükemmel olmalı. Çok para kazanacağım diye berbat iş yapmam.

* Başka markalarla nasıl rekabet ediyorsunuz?

Benden sonra başka markalar da smokin papyon satmaya başladı. Smokin özel iştir, özen ister. Hatta o markalar bana müşteri yolluyor, çünkü kimsenin elinde bendeki kadar çeşit yok.

* Gördüğümüz dizilerde de yine siz...

Asmalı Konak dizisini hatırlar mısın? Özcan Deniz’in düğün sahnesinde, köyde smokin giyiyor. Daha birçok dizi, reklam kampanyasında yaratıcı fikirlerimizle varız.

* Beğenmeyen, ‘olmamış’ diyen var mı?

Hayır, genellikle bizi bilen ve güvenen geliyor Canan. Müşteri daha kapıdan girerken ne yakışacağını ve isteyeceğini biliyorum. İşin sonunda şaşırıp kalırlar, tam da bunu istemiştim diye.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Yazın en havalı kadınları