Kafelerde çalışmanın da bir adabı var!

Çalışmak için kafeleri mesken tutanlar mekanları batırıyor mu? Posta yazarı Şirin Sever, konuyu ele aldı.

15 Eylül 2019, Pazar 12:34 Son Güncelleme:
A A

Evden çalışanların ya da şöyle diyelim ‘uzaktan’ çalışanların artmasıyla birlikte, kahve dükkanlarını ofis olarak kullananlar giderek artıyor. Artık hangi kafeye gitseniz durum aynı...

Her masada laptop’unu açmış kafasını kaldırmadan çalışanlar ya da kitap okuyanlar var. Bazen yer bulup oturamıyorsunuz. Çalışmak iyi de; saatlerce yer işgal edip tek bir kahve içenler kafelerin en büyük derdi.

Kafe tenhaysa neyse de; müşterisi bol yerler için bu, gerçek bir sorun. Kafe sahipleri giderek yayılan bu ‘trend’ karşısında çaresiz. Hatırlarsanız, yaz başında sosyal medyaya yansıyan bir tartışma olmuştu. Yazar Murat Meriç, Twitter hesabından, Kadıköy Moda’daki bir kafede bilgisayar açmanın ve kitap okumanın yasaklandığını duyurmuş, olay epey tartışılmıştı.

Mekan sahibi de, çok yoğun oldukları için bu uygulamaya gittiklerini açıklamıştı. Yarım saat ya da bir saat oturup kahvemi içerken bilgisayarımı açmak istiyorsam ya da kitabımı okuyorsam kime ne?

Ama sorun saatlerce ‘mekana çökenler’di! Bu yüzden de kural gerekiyordu. Sadece bizde değil, Amerika’da da bu konu tartışılıyor.

Tartışma sorusu da şu: Uzaktan çalışanlar kafeleri batırıyor mu? Wall Street Journal gazetesi de, geçtiğimiz günlerde bununla ilgili bir yazı yayımlayarak bu konuda yeni görgü kuralları oluşturmak gerektiğinden bahsetmiş...

Sonuçta kafeler de bir toplumsal alan ve görgü kuralları şart! Mevcut yazıya göre bu görgü kuralları nelermiş, buyrun bakalım:

Görgü ve biraz saygı lütfen!

Görgü ve biraz saygı lütfen!

Kural 1: Sadece istendiğin yerde çalış.. Yani bir mekanda başını bilgisayara gömmeden önce, kafenin yoğun saatlerini sormalısın. Bir kafe sahibi şöyle diyor: “İçinizden gelen bir his olmalı; belki biraz bilinç. Belki de şu an kalkma zamanımdır diyen bir ses...”

Kural 2: Önce satın al, sonra otur.. İçeriye girdiğinizde kasada uzun sıra varsa, boş sandalyelerden birine çantanızı koymayın, sıranızı bekleyin. Kuyruktakilerin de hakkı var, onu gasbetmeyin.

Kural 3: Bütün gün oturacaksan, küçük bir kahveden fazlasını satın al. Bazı kafe sahipleri saat başı yemek veya kahve siparişini uygun buluyor. Eğer bunun maliyetinden korkuyorsanız; ofis kiralarını düşünün! Sonuçta, o kafe de bir işletme değil mi ama?

Kural 4: Burası aslında sizin ofisiniz değil, sadece tek bir yeri kaplayın.. Yani ortak masaları işgal etmeyin; çok fazla alet getirmeyin veya kağıtlarınızı her yere saçmayın. Evde wi-fi bozulduğu için, masaüstü bilgisayarını kafeye getiren bile görmüş kafe sahipleri!!!

Kural 5: İş aramanı kafede yapma... Diğer müşterileri konferans konuşmalarınızı dinlemeye maruz bırakmak kaba ve garip. Dışarı çıkın ve konuşmanızı dışarıda yapın.

Kural 6: Çalışanlara ve müşterilere empatin olsun. Tuvalete gittiğinizde baristalardan çantanıza bakmalarını rica etmeyin. Ya da prizleri sahiplenmeyin. Etrafta yeteri kadar priz yoksa ve şarjınız bitmek üzereyse, kendinize çalışacak başka yer bulun. Mesela eviniz gibi.

Evden rahat

Evden rahat

Esnekleşen kurumsal kültür ve gelişen teknoloji sayesinde artık çok daha fazla insan ‘uzaktan’ çalışıyor. 2016 Gallup raporuna göre; Amerikalıların yüzde 31’i iş saatlerinin yüzde 80’ini evinde çalışarak geçiriyor. Evlerdeki bir sürü dikkat dağıtıcı yüzünden de kahve dükkanlarına taşınıyor.

Sıradaki haber yükleniyor...