'Karavanım olmadan asla'

Maceraperestlik, özgürlük, cesaret onun DNA'sında var. Bu yüzdendir ki karavanına atladığı gibi dünyanın bambaşka bir köşesinde alıyor soluğu. Geziyor, görüyor, yaşıyor... Bundan da müthiş bir haz duyuyor

09 Haziran 2012, Cumartesi 05:00
A A
'Karavanım olmadan asla'

Röportaj: Ömer Gören
o.goren.aktuel@gmail.com


Seyyar eviyle yılda 100 bin kilometre yapıyor ama hızını alamıyor. Hedefi; en uzun süre araba kullanan kişi olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmek. ‘Kuzeyin Oğlu’ Volkan Konak (45) serüven tutkusunu ve geçtiğimiz mart ayında yaptığı Amerika gezisini siz POSTA okurları için anlattı.

Dünyayı gezme merakınız ne zaman başladı?

5 yıl önce. Hep maceracı bir ruha sahiptim. Yıllarca Karadeniz’in dağlarında, yaylalarında özgürce yaşadık. Maceraperestlik, gezgincilik, keşif tutkusu, cesaret bizim DNA’mızda var. Dünya’nın hepimize ait olduğunu, babamın malı gibi düşünüyorum ve bu hakkımı karavanımla dolaşarak kullanıyorum.

Neden uçak değil de karavan?

Uçak fobim var. Asya, Avrupa ve Kıbrıs dışında uçağa binmedik. Acil değilse de kesinlikle binmem. Çünkü özgürlüğüme düşkünüm. Benim karavan, içinde herşeyi olan seyyar bir ev. Böylece karavanı kulis olarak da kullanıyorum.

  Yorucu olmuyor mu?

Hayır, çünkü zevk ve heyecan duyuyorum. Doğayı gördükçe, yeni yerler keşfettikçe çok mutlu oluyorum. İstediğim yerde durup yüzümü yıkıyorum, kamp yapıyor, bir şeyler yiyor, içiyorum. Otobüs veya uçakla gitsem hangisini istediğim zaman yapabilirim ki.

  Ne zaman ve hangi ülkeyle başladınız gezilere?

10 yıl önce başladım. Arabamla 4, karavanımla 5 kez olmak üzere Türkiye’yi karış karış gezdim. Kars, Ağrı ve Van kaldı. Sonra yurt dışı turu başladı. Karavanımla İngiltere, Almanya, Hollanda, Fransa, Avusturya, İsviçre, Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya gibi dominant ülkelere gittim. Ama vatanım Türkiye gibisi yok.

Kimbilir ne anılar birikmiştir sizde.

İşte biri: 3 yıl önce yurt dışı konserimden Türkiye’ye dönerken limanda yanlış gemiye bindim, kendimi Arnavutluk’ta buldum. Gemiye binince uyandım ama iş işten geçmişti. Her kavşakta durup sormaktan yol bitmiyordu. Bu durum ilk kez o zaman zevk değil, işkence olmuştu. Arnavutluk maceram bana uyanık olmayı öğretti.

  Amerika macerası nasıl başladı?

Bizler Amerika’yı sömürgeci ülke olarak tanır, buna da karşı çıkarız. “Oradaki insanlar da bizim gibi. Onların ne günahı var” diye düşünerek onları da tanımak istedim. Madem dünyanın her yerinden gelen insanların yeriydi, orada benim de hakkım olmalıydı. 2012 Martı’nda eşim ve çocuğumla çıktım. Mecburen uçakla. Ufak bir cip kiralayarak doğu-batı yakasını dolaştım, yol ve tabela analizi yaptım. Ardından, yarı otobüs büyüklüğünde bir karavan kiraladım, 3.940 kilometre uzunluğundaki ünlü Route 66 Karayolu’nu kullanarak Washington DC’den Chicago’ya, oradan Teksas, Mexico ve Arizona’ya kadar indim. İnternet sitemde de bunlar var.

‘Karısına bıçak çeken şarkılarımı dinlemesin’


Yeni albümünüzden bahseder misiniz?

İnanın, hazırlık sırasında öyle titizleniyorum ki doğum sancısı çeken kadın kadar sancı çekiyorum. 3 ay önce çıkan ‘Lifor’ adlı albümümün satışları fevkalade. Albümlerimden para kazanmıyorum, onlar madalyalarımdır. Ben konserlerden kazanıyorum. Ve albümlerimi, insan olmayı başaranların dinlemesini arzu ediyorum.

“İnsan olmayı başaranlar” ne anlama geliyor?

Şarkılarımda sevgi, aşk, masumiyet, yalınlık var. Karısını bıçakla yaralayan, banka dolandıran, yere balgamını ya da arabasından çöpünü atan benim müziğimi anlamaz ki! Beni dinlemesin bunlar.

“Eşim isyan etti”

Aileniz sıkılmadı mı?

Sıkılmaz olurlar mı! Eşim “Ne yol, ne de şerit görmek istemiyorum, midem bulandı artık” diyerek isyan ediyordu. Şöyle düşünün: İstanbul’dan Trabzon’a hiç durmadan 10 kez gidip geliyorsunuz. Ben bile çökmüştüm.

Pişmanlık duyduğunuz oldu mu yolda?

Las Vegas’a geldiğimde acayip çöktüm. “Ben bu yolu nasıl geri döneceğim” diye düşünmeye başladım. Çünkü karavanı Las Vegas’ta teslim etmedim, orada bir ‘lazlık’ yaparak tekrar Washington DC’ye 5 bin kilometrelik yolu döndüm. Çok abarttığımı anladım.

Las Vegas’ta ne yaptınız?

Las Vegas’ta ne yapılır? Ya güzel kızlarla vakit geçirir ya da kumar oynarsınız. Ehh, eşim yanımda olduğu için kızlara takılamam, kumar alışkanlığım olmadığı için de gazinolara gitmem. Yine de eğlenmek için eşimle jeton alıp makinelere attık! Acemi şansı bu ya, 1700 dolar kazandık. Onu da beraber yedik. Ben çok iyi kazanır, iyi de harcarım. Eli sıkı insanlarla da arkadaşlık etmem.

Şanslı bir insan mısınız?

Evet, çocukluğumdan beri... Her zaman pozitif elektrik veren insanlarla çıkarım yola. Şans meleklerimin yanımda olduğunu düşünürüm.

  Karavanla yılda kaç kilometre yapıyorsunuzdur?

Yılda 80-100 bini buluyordur. Yolda araç kullanırken çok düşünür, kendimce analizler yapar, müzik dinlerim. Zeki Müren, Arif Sağ, Neşet Ertaş’sız yola çıkmam. Ayrıca gittiğim her ülkenin sanatçılarının albümlerini alır, yol boyunca dinlerim.

“Sanatçı olmasam TIR şoförüydüm”

  En yoğun karavan kültürü hangi ülkede?

Amerika, Hollanda, Almanya ve İtalya! Ama Amerika’yı tek geçiyorum. Orada insanlar emekli olduktan sonra her şeylerini satarak kendilerine karavan alıyor ve nerede ölecekleri belli olmadan dünya turuna çıkıyorlar. Ben de ilerde kesinlikle ailemle dünya turu yapacağım. İmkanı olan insanların böyle yapmaması canımı acıtıyor.

Her insanın bir karavanı olmalı yani.

Bir sanatçının mutlaka olmalı. Tabii maceracı bir ruha sahip ise! Karavan, tam bir sanatçı yaşam şekli! Ben hem mesleğimi icra ediyor hem de hobimi gezginciliğimle birleştirerek bir taşla üç kuş vuruyorum. Karavancılık Avrupa ve Amerika’ da çok yaygın! Karavancılık Türkiye’nin genetiğinde yok. Bizimkiler ne kadar çok şey kaçırdıklarını bilmiyorlar.

Sanatçı olmasaydınız da böyle gezer miydiniz?

Ağır vasıta ehliyetim var. Sanatçı olmasaydım uzun yol kamyon şoförü olur, yine çeşitli yerler görürdüm. Ben sabah 05’de yatar, gündüz 12.00’de kalkarım. Başka türlüsüne metabolizmam müsait değil.

  En büyük hayaliniz ne?

En uzun süre araba kullanarak Guinness Rekorlar Kitabı’na adımı yazdırmak istiyorum ve bunda da iddialıyım. Müzikte, edebiyatta veya başka alanlarda iddiam yoktur ama araba kullanmada var. Ayrıca 2013 yılının ramazan ayında çalışmayacağım, çok merak ettiğim Kanada’yı 25 gün boyunca karavanla dolaşmak istiyorum.

‘Eski arabalara hayranım’

Hobi ve fobileriniz var mı?

Eski arabalar, hobim. Gittiğim ülkelerde gerçeklerini bulamıyor, maket almakla yetiniyor ve bunları koleksiyonuma ekliyorum. Fobilerim de uçağa binmek, kapalı dar alanda bulunmak, önümü göremediğim için motorsikletin arkasına oturmak...

  Kaç aracınız var?

‘71 model Wolkswagen, ‘74 model askeri tip CC 5, yayladaki evime gidip gelirken kullandığım ‘98 model Tao Jeep, ‘64 model Chevrolet... Ayrıca motorsikletim ve şehirde kullandığım Audi Q7 var. Bir de karavanım.

( 02.06.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır. )

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.