'Karın tokluğuna çalışıyoruz, sigortamız yatmıyor'

'Karın tokluğuna çalışıyoruz, sigortamız yatmıyor'

Türkiye’de iş kazalarının en çok yaşandığı sektörlerin başında gelen inşaat sektörü gün geçtikçe büyümeye devam ediyor. Ancak sektörde çalışan milyonlarca inşaat işçisi bu durumdan yararlanamıyor. Yazın sıcağın altında saatlerce çalışan işçiler, “Bu kadar ağır bir iş yapmamıza rağmen halen karın tokluğuna çalışıyoruz, sigortamız yatmıyor” diyor. // Hülya ÇAYLAK / Posta

22 Temmuz 2021, Perşembe 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Türkiye'nin en önemli sektörlerinin başında gelen inşaat sektörü, milyonlarca kişiye istihdam sağlıyor. Ancak inşaat alanları yani şantiyeler, işçiler için epey zorlu koşulları da beraberinde getiriyor. İnsanca çalışmak istediklerini belirten inşaat işçileri, “Maaşlarımızın zamanında yatırılmasını, sigorta gün ve primlerimizin eksiksiz ve gerçek ücretlerimiz üzerinden verilmesini istiyoruz” diyor. Ayrıca işçiler kalitesiz yemek ve hijyen olmayan çalışma ortamlarından da şikayet ediyor.

SİGORTASI YATIRILMIYOR

Sektöre kayıtlı olarak 1.6 milyon kişinin çalıştığını ancak 1 milyona yakın da kayıt dışı çalışanın olduğunu belirten DİSK Dev-Yapı İş Başkanı Özgür Karabulut, “Büyük ölçekli şantiyelerde ve kamu şantiyelerinde çalışanlar sigortalı. Mahalle arasındaki yap-sat diye tabir edilen şantiyelerde sigortasız kaçak çalışmalar var. Ayrıca şantiyeye sigortasız işçi giremediği için sigorta kaydı yapılan ama sigortası tam yatırılmayan binlerce işçi var” dedi.

EMEKLİLİK HAYAL OLUYOR

Kayıtdışılık nedeniyle işçilerin hem bugününün hem de geçmişinin gasp edildiğini dile getiren Karabulut, “Sigorta primleri gerçek ücretinden ve tam günleri yatırılan işyeri/işçi sayısı çok az. Hal böyle olunca da emekli olabilen işçi sayısı neredeyse yok diyebiliriz. 20 yıl inşaatlarda çalışıp emekli primini dolduramayan binlerce işçi var. 1 yılda 20-25 gün primi yatmış, bu şekilde olunca emekli olmak hayal oluyor” diye konuştu.

EVLERİNDEN UZAKTALAR

Sektörün neredeyse yüzde 70’ini gurbetçi işçiler oluşturuyor. Bir kamu şantiyesinde çalıştığı için ismini vermek istemeyen işçi, “Ailelerinden evlerinden yüzlerce kilometre uzakta çalışmaya giden arkadaşlarımız karın tokluğuna çalışıyor. İşçilerin büyük bir bölümü zaten taşeron firmalarda çalışıyor. 3 ay bir yerde 5 ay bir yerde çalıştıkları için de kıdem, ihbar gibi haklarını alamıyorlar. Yaşam şartları gittikçe zorlaşıyor, alım gücü düşüyor. Tabiri caizse geçinemiyoruz” diyor.

YEVMİYELER DEĞİŞİYOR

İşçilerin kazançlarıyla da ilgili bilgi veren Karabulut, şunları söyledi:

“Günlük yevmiyeyle çalışan arkadaşlar ayda kaç gün iş bulursa o sürede çalışıp ona göre para kazanıyor. Günlük yevmiyeler de işe göre 180 ile 230 lira arasında değişiyor. Şantiyelerde ise neredeyse yılın 12 ayı sürekli iş imkanı var. En düşük ücretler düz işçilerde 3 bin 500 liradan 5 bin 500 liraya kadar çıkıyor. Buralarda da taşeronlarda çalışan işçiler oluyor. Onların yevmiyeleri de 170 ile 210 lira arasında.”

PATRONUN İNSAFINA KALMIŞ

Çalışma koşullarının en dipte olduğu sektörün inşaat olduğunu söyleyen Karabulut, “Sektörde İş Kanunu’yla ilgili yasalar kağıt üzerinde kalıyor. Barınma, beslenme ve çalışma koşulları patronların insafına terk edilmiş durumda. Kimi şantiyelerde çalışma saatleri mesai verilerek 10 saate kadar çıkıyor. Belirli bir bitirme tarihi olan işlerde 24 saat esasına göre de çalışma oluyor” dedi.

KALİTESİZ YEMEKLER

“Şantiyelerde en fazla şikayet edilen sorunların başında yemek konusu geliyor” diyen Karabulut, şöyle devam etti:

“Yemekler şantiyede çalışan sayısına bağlı olarak oluşturulan yemekhanelerde yeniyor. Kampın durumuna göre 3 öğün yemekler çıkıyor. Hem işçilerin mola ve dinlenme saatlerini çalan uzun yemek kuyrukları çok fazla yaşanıyor hem de işverenler her şeyi maliyet unsuru olarak gördükleri için en ucuz maliyetle çıkan yemekler veriliyor.”

İŞ GÜVENLİĞİ MALİYET OLARAK GÖRÜLÜYOR

İnşaat sektörü en fazla protestoların olduğu sektörlerin başında geliyor. Ancak protestolara rağmen işler aynı şekilde devam ediyor. Bunun nedeninin konuyu denetleyecek bir kurum bulunmaması olduğunu söyleyen Karabulut, şöyle konuştu:

“İnşaat iş kolunda sendikal örgütlülük çok düşük. Böyle olunca işverenler istediği gibi hareket ediyor. Ortaya da bu kölelik koşulları çıkıyor. Şantiyeler en fazla iş cinayeti ve iş kazasının olduğu alan. İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri maliyet olarak görüldüğü için alınmıyor. Yeterli önlemler alınmadığı için de her gün şantiyelerde ölümler yaşanıyor.”

EN BÜYÜK SORUN TAŞERON

İşçilerin en büyük sorununun taşeron sistemi olduğunu belirten Karabulut, “Bu taşeron sistemi eliyle hak edilen senelik izin, kıdem ihbar gibi birçok haklar kullanılamıyor. En düşük maliyetle en kısa zamanda iş bitirmek için üretim baskısı yapılıyor. Bu da iş kazaları ve iş cinayetlerine sebep oluyor. Bütün bunların dışında şantiye kamp alanlarında hijyenik olmayan koşullar ve kalitesiz yemeklerden kaynaklı sağlık sorunları da yaşanıyor” diye konuştu.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Son dakika: Elon Musk'tan flaş Bitcoin açıklaması