Karışık insanım

İsveç'te doğup büyüyen ama damarlarında Türk kanı dolaşan dünyaca ünlü tenor saksafoncumuz İlhan Erşahin, bu sohbeti yaptığımızda İstanbul'daydı

28 Eylül 2013, Cumartesi 05:00
A A

Çoktan yaşamakta olduğu Amerika’ya döndü. 16 yaşında kariyerine başlayan, Amerika’nın dahi yetiştiren müzik okulu Berklee’de eğitim alan İlhan Erşahin ile sadece müziğini değil, Türkiye’yi, hatta Gezi’yi de konuştuk.

Röportaj: Çağnur HATİPOĞLU

Yarın Amerika’ya gidiyorsun. Ne kadar süredir İstanbul’dasın?

Bu yaz sürekli gidip geldim. İstanbul’a, son beş haftada beş kez geldim.

Bodrum’da filan tatil yapmadın mı?

Bodrum’a ve Çeşme’ye gittim. Ama iki günlüğüne. Çalışmak için. 

İsveç’te doğdun. Avrupa’da mı yoksa Amerika’da mı zaman geçiriyorsun?

Annem İsveçli. Ben York’ta yaşıyorum.

İstanbul’u özlüyor musun?

O kadar özlemiyorum, çünkü gidip geliyorum. Zaten İstanbul’da Nublu adında bir kulüp açtım.

Ne zaman açıldı?

Çok sessiz sedasız oldu. Geçen sene. Yavaş duyulsun istedik. Bu kulüp, 11 senedir York’ta devam eden aynı adlı kulübümün şubesi gibi oldu. Her gün iki grup sahne alıyor. Bir de DJ.

Kulübü İstanbul’da açmaya nasıl karar verdin?

Geçen yıl bir arkadaşım Karaköy’de otel açtı. Beni aradı “Alt katına ya SPA yapacağız ya da kulüp” dedi. Ben de “Nublu yapalım” deyince açtık.

Müziğe dönelim.

Konserler, özel sahneler... Yazın epeyce hareketli geçti. Hem York’ta hem burada. Grubum İstanbul Sessions ile bu yaz Avrupa’da çok çaldık. Festivallerde ve özel davetlerde çalıyoruz.

Önümüzdeki günlerde seni nerede dinleyebileceğiz?

Burada, Akbank Caz Festivali’nde çalıyorum.

Ünlü isimler dışında adı duyulmamış gruplar ve kişilerle sahne almayı da seviyorsun.

Bu biraz da saksafon çaldığım için oluyor. Şarkıcı olmadığımdan grupta var olmam gerekiyor.

‘Rolling Stones ile çalmak isterdim’

Ülkemizde isim yapma telaşı vardır, ünlü grup ya da isimlerle çalmak isterler.

Benim için müzik kalitesi önemli.

Yanında çalmak istediğin bir sanatçı var mı?

Oooo, öyle bir uzun liste var. Geçen sene Red Hot Chili Peppers geldiğinde onlarla çalmıştım, çok güzeldi. Beni bıraksan onlarla her gece çalarım (gülüyor). Ve Rollings Stone ile çalmak isterim.

Dünyanın dört bir yanında konser verdin. Dinleyicisini ve atmosferini en beğendiğin ülke hangisi oldu?

Burada, konser verdiğin mekanın sound ve müzik sistemi, ışıkları önemli. Yine de en çok Brezilya’da çalmayı seviyorum. Orada insanlar dansa kalkıyor, müziğe eşlik ediyor.

‘Türkiye’nin yüzde 95’i arabesk dinliyor’

Demek ki biz müziği ve eğlenmeyi bilmiyoruz.

Burada Babylon ve Nublu’da çaldığım zaman çok güzel. Çünkü oralara sıcak insanlar geliyor, bizi biliyorlar. Bunun dışında insanlar ne zaman alkışlayıp ne zaman dans edeceğini bilmiyor. Zaten Türkiye’nin yüzde 95’i Türk müziği ya da arabesk dinliyor. Ama tabii ki bu durum, burasının daha kötü, Brezilya’nın daha iyi olduğunu anlamına gelmez.

Global bir müzisyensin. Oradan bakıldığında Türkiye’deki müzik anlayışı nasıl görünüyor?

Dünya müziğinde müziğimizin payı çok düşük. Brezilya ve Afrika müziği, onlara daha ilginç geliyor. Bu sene arkadaşlarımla ‘İstanbul 70’ diye bir albüm çıkardık. 70’li yılların funk disco parçaları var içinde. Erkin Koray, Cem Karaca gibi isimlerin şarkıları. O albüm çok ilgi uyandırdı, Türkiye’de 70’li yıllarda öyle müzik yapıldığına inanamadılar.

‘Gezi olaylarını görünce yabancılar çok şaşırdı’

Gezi Parkı nedeniyle yaşananlar Dünya’da çok kötü bir algı uyandırdı. Sen ne düşünüyorsun?

Çok yanlışlıklar oldu. İnsanların birbirleriyle niye konuşamadığını anlamıyorum. Niye bu kadar agresif oldular?.. Aynı millet, aynı dil, aynı din içindeyiz. İletişim kurmayı başaramıyoruz. Bölünmeyi sevmem. Beraberce ilerleyebiliriz. Her ülke böyle ilerliyor.

Türkiye adına yurt dışında bir şeyler yapabiliyor musun?

Gittiğim her yerde “İstanbul İstanbul” diyorum. Zaten yıllardır dünyaya İstanbul’u anlatıyorum. Ama son olaylar bize yardım etmedi. Şimdi bir sürü insan bana “Türkiye öyle bir ülke miymiş, bilmiyorduk” diyorlar. Binlerce kişinin birbirine taş attığını gördüklerinde “Vay be, bu Afganistan’da mı Türkiye’de mi oluyor?” diye şaşırdılar.

‘Duman Grubu’na hayranım’

Ülkemizde güzel müzik yapan, sevdiğin solist veya grup var mı?

Duman’a hayranım. Aslında güzel gruplarımız var ama Türkçe söylediğimiz için Batı’ya ve Amerika’ya uzak kalıyoruz. 

Kendi müziğini nasıl yorumluyorsun peki?

Ben karışık bir insanım. Müzik tarzım da karışık. Müziğimde rock da var, elektronik müzik de caz da... Çaldığım insanları düşünerek müzik yapıyorum.

New York’ta Türk yemekleri yapıyor musun?

Yemek yapıyorum ama Türk yemeklerini beceremem.

Evlisin ve bir kızın var.

Evet. 14 yaşında oldu. Çok iyi bir ilişkimiz var. Her gün takılıyoruz. Hatta şu an benimle Türkiye’de. Burayı çok seviyor. Zaten her şeye alışıktır. Ne de olsa annesi Brezilyalı, babası da hem Türk hem İsveçli.

Türkçe konuşabiliyor mu?

Anlıyor ama konuşamıyor. Evde İngilizce konuşuyorum onunla. Annesiyle de Portekizce konuşuyor.

(21.09.2013 tarihli Cumartesi Postası ekinden alınmıştır.)

 

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.