'Karşı çıkma duygusunu çok seviyorum! Genç olsam çadırdaydım'

Hayatımda hiç 5 saat röportaj yapmamıştım. Gerçek! Kayıt cihazımdan biri, dijital olmasına rağmen doldu, ikincisi de nereye kadar dayanırdı bilmiyorum. Ne konuştuk bu kadar?

14 Temmuz 2013, Pazar 05:00
A A
'Karşı çıkma duygusunu çok seviyorum! Genç olsam çadırdaydım'

Her şeyi! Bir kişi için gittiğim röportajı 2 kişiyle yaptım. Sonuç: ORHAN BABA, SEN ÇOK YAŞA! AMA SEVİM ABLAYLA! Arada yemek yedik, bankadan gelenler oldu vs...

Burası bir ofis! Bahçesi de nefis olan üstelik. Biz konuşurken hayranlarından biri de uğrayıp fotoğraf imzalattı. Hala fotoğraf imzalatan mı var dedim içimden, ama sevgisine hayranlık sonsuz...

Zaman nasıl geçmiş bilmiyorum, ama dışarı çıkınca asistanıma dedim ki mevsim değişmiş olabilir mi? Hâlâ yaz ise, denize girmeyi unutmayalım! İŞTE KARŞINIZDA ORHAN-SEVİM ŞOV...

Röportaj: Canan DANYILDIZ

Fotoğraflar: Engin Pulat

Prodüksiyon asistanı: Özlem Şahin

Samsun’dan çıktınız yola, müzikle hiç buralara gelmek var mıydı aklınızda?

Müziğe başlama yaşım 6. Gayem de Türk müziğini mevcut olduğu yerden daha ileriye götürmekti. Bizdeki malzeme çok zengindi. Bunu küçük yaşımdan beri hisseden biriydim bu anlamda yapacak çok işim olduğuna o zamandan inandım.

Ailem çok demokrat bir aile, annemse Yunus Emre’nin dişisiydi. Bu teşvikle ve yaradanın verdiği yetenekle yıllardır sürdürüyorum çalışmalarımı. 

Önemli isimler var hayatınızda. Size el vermiş, yardım edince “Vay Orhan ne oldu” diyen, sizin büyümenizden korkan?

Benim önümde kimse yoktu, yolumu alacağımla ilgili örnek de. Amacım Türk müziğini geliştirmekti ama batıyı da tanıyordum.

Batının geldiği nokta ve tekniğinden yararlanarak kendi doğrultumuzda çok özel yerlere varacağımıza inanıyordum, ama bana göre hedeflerimi ben tayin ettim.

TRT’de çalıştığınız yıllarda da sansür vardı ama bugün daha mı fazla?

O yıllarda çok acayip sansür vardı. TRT’ye bir şey götürmüyordum. Beni reddetme zevkini vermiyordum onlara, ters düşmüştük çünkü. 10 ay durdum ve kaçarak kendi isteğimle uzaklaştım TRT’den. Bugün de sansür var mutlaka...

Müziğinizle hiç aşağılandığınız, yaptığınız işi bayağı bulan oldu mu? Çok iyi bir müzik eğitiminiz var, bunu neden görmediler?

Aşağılamak için çok şey söylediler. Bana göre, yaptığım çalışmalar serbest çalışmalardı ama küçümsemek için arabesk diye adlandırdı kıskananlar.

Yaptığımız çalışmalar halkımız tarafından büyük ilgi gördü, kolay kolay hiç kimseye gösterilmeyecek bir ilgiydi bu ve bana çamur attılar, her şeyi denediler. Ama ben ne yaptığımı biliyordum. Sanat ancak özgür düşünceyle, duyguyla var olur.

Bir şair olarak ‘BATSIN BU DÜNYA’ dedim...

Sizin bestelerinizde hep sevgi var ama ‘BATSIN BU DÜNYA’ diye acı olarak algılandı, sebebi ne?

Birileri, benim bazı dramatik eserlerimden yola çıkarak, bütün eserlerimi dramatik olarak gösterdi, bizim toplumumuzda doğarken ölenler vardı, ben onları da anlattım.

Biz insanların kurduğu dünya o kadar kötüydü ki; 70’leri sonunda, kardeş kardeşi vuruyordu. İnsanlar bırakın geleceğini, o anını tayin edemiyordu. Bir şair olarak görüp etkilenmemek imkansız.

Ben de “batsın bu dünya” dedim, yani var olan bu kötü dünyayı batırıp yenisini kuralım dedim, ama birileri bunu başka türlü gösterdi.

Akil insanlar meselesine gelelim, duruşunuza bakınca yeni bir protest tavır değil bu...

Türkiye’de en protest müziği ben yaptım. Sağcısı solcusu birbirini öldürdüğü yıllarda da vardı sorumluluk sahibi duruşum.

Siz sağcı mıydınız, solcu mu?

Ben haktan yanaydım...

Doğrunun, adaletin, güzelliğin yanındaydım. Bu değerleri kim koruyorsa, beceriyorsa, bunu hangi parti yapıyorsa, ben onun yanındaydım. Ben herkesle barışığım. (Barış kolyesini gösteriyor) bu değerlerin siyaseti yok. Hümanistim, tasavvuf erbabıyım ben!

Şimdiki tutumdan rahatsızsınız sanırım?

Evet ayrımdan rahatsızlık duyuyorum, devlet bütün bu değerlere eşit mesafede yardımları yapmadığı için biz bazı sorunları yaşıyoruz. 60’lı yıllarda Kürtçe konuşmak, türkü söylemek yasaktı. Böyle bir şey olur mu? İleri demokrasi çok önemli bir şey.

Burada ileri demokrasi olduğunu düşünüyor musunuz, var mı siyasete girme isteği?

Benim asıl rahatsızlık duyduğum, birçok siyasi söylemin üslubunun yanlışlığı. Ben siyasetçi değilim, siyasete girmeyi de kesinlikle düşünmüyorum. Gönül kırmadan söylesinler ne söyleyeceklerse, Allah aşkına böyle konuşmasınlar.

Akil insanlara, akıl fukarası diyenler oldu, alındınız mı?

Siyasilerin üsluplarını değiştirmelerini istiyorum, kaba demeyeyim de gönül kırıcı oluyorlar. Ben bir garip Orhan’ım. Yalnız beni değil, benimle birlikte bana gönül vermiş insanları da kırıyorlar.

Gezi olaylarına nasıl bakıyorsunuz? Siz çadır kurar mıydınız o yaşta olsaydınız?

Ben çevreciyim, ben de ikna edilebilirdim. Karşı çıkma duygusunu da çok seviyorum, ağaç yıkılmasın diye karşı çıkıyorlar, harika bir şey bu. Ben de çadır kurardım, mutlaka...

Çapulcu Orhan Abi!

Gülüyor...

Kendi tarzınızı nasıl keşfettiniz?

O benim kendi içimden gelen bir üslup. O yüzden ekol sahibi olduğum düşünülür, Gencebay tarzı, arabesk değil!

Var mı batıdan etkilendiğiniz isimler, türler?

Country, Flamenko, Fadoyu çok severdim. Cazı da severdim ben, Frank Pursell gibi harika insanlar dinlerim. Bunlardan etkilenmek ve bunları sevmemek mümkün değil.

Benim ağırlığım halk ve sanat müziği. Rock’ın da ne olduğunu biliyorum. Rock özgürlüktür. Benimkiyle rock arasında büyük benzerlik var, özgürlük açısından. Rock da mevcut kurallara bağlı kalmadan müzik yapmaktır, ben de öyleydim.

‘Orhan, CD’den kazandığı üç-beş trilyonla okul yaptıracak adam değil’

Orhan Gencebay’a saygı albümünde birçok sanatçı şarkı söyledi. Kazandığınız albüm parasından onlara bir pay verdiniz mi? Ya da bir hayır kurumuna bağış yaptınız mı? Okul yaptırdınız mı mesela? Bu konuyla ilgili çok töhmet kaldı üzerinizde?

Bunlar çok çirkin ithamlar. Dışarıda havlayan köpek çok olur, biz bunlara aldırış etmeyiz. Bunu daha önce Orhan Bey çok güzel açıkladı. Orhan Bey bu cd’den çok para filan kazanmadı, öyle büyük paralar kazanmadı yani, ben sana o kadarını söyleyeyim.

Ayrıca Orhan Bey, böyle cd’den kazandığı üç beş trilyonla okul yaptıracak adam değil.

Ayrıca bunlar kimseyi ilgilendirmez. Bunları sormak bile gereksiz. Oraya gelen sanatçı kardeşleri Orhan Bey için ücret talep etmeden geldiler, o şarkıları okudular. Cd’yi yaparken bu kadar satacağını da kimse düşünmedi zaten.

Kıskançlık mı bunlar hep, ortadaki öyle büyük bir rakam değil mi yoksa?

Evet öyle, kıskançlık. Albüm çok sattı evet, yani çok satmış olabilir, ama böyle konuşulan rakamlar değil. Bu cd, para düşünülmeden yapılmış bir iştir, Orhan Bey bunları hesap etmez. Bizim oradan gelecek paraya ihtiyacımız yok.

Gönlü bu kadar geniş, bestelerini hediye eden birinin bunları yapması olanaksız yani?

Evet Canan’cığım, aynen öyle. Biz seni çok sevdik, bu soruların hiç sorulmadığını düşünmek istiyorum. Bizim basın camiasından çok arkadaşımız var, ama dostumuz az, sen dostumuz ol dilerim.

Yıllardır büyük bir isimsiniz, elbette kendinize göre yardım ettiğiniz yerler vardır? Var mı?

Var elbette, Samsun’da kocaman bir okul yaptırdı zaten, bunu herkes biliyor.

Bu albümün özel gecesi Star TV’ye satıldı ve orada yayınlandı. Sizin bu işten de çok para kazandığınızı söylüyorlar, doğru mu? Birçok sanatçının bundan haberi olmadığı ve size bu yüzden kızgın olduğu söyleniyor... Söylenenler doğru mu?

Star’dan para filan alınmış! Böyle bir şey mümkün değil! İspat etsinler! Bir tek masrafına dahil olmuştur Star TV o kadar. Bunlar çirkinlik, dedikodu. Yanıt vermek dahi bizi küçük düşürür.

Bir yıl sonra bunlar bir daha konuşulmaz. Bu soruları, bize kimse şimdiye kadar sorma cesaretinde bulunmadı Canan, bunlar çok çirkin ithamlar...

‘Sevim Hanım’a aşkım eksilmedi, arttı...’

İlk aşkınız kim? Samsun’da mı, ismi cismi?

İlkokul yıllarını kast ediyorsun galiba? Kara kaşlı küçük bir kızdı, kim bilir kimi sevdi... (gülüyor) En büyük aşkım Sevim Emre.

Ünlü olunca hele bir de film çevirince iyice gözde olmuşsunuz, o yıllarda sizin yüzünüze bakmayan ama böyle popüler olunca fikir değiştiren, şimdi tanıdığımız birileri var mı?

Mutlaka vardır, ama ben kimseyi rencide edip kırmak istemem, öyle bir kişiliğim yok. Size öyle davranıp değişenler elbette oluyor, ama bunları anlatmaya gerek yok.

Megaloman mısınız?

Hayır, kendimi övmeyi sevmeyen biriyim ben.

Sevim Emre hayat arkadaşınız...

Biliyorum milyon kez konuşuldu soruldu ve ama hala muamma. Artık galiba bu kadar sevdiğimiz çifti bir de gelin damat olarak görmek istiyoruz, hiç fotoğrafınız da yok o ana dair?

Biz evlendik zaten, ama bunu kimseye kanıtlamak ve anlatmak zorunda değiliz, bu bizim özel hayatımız. Bize kalsın lütfen.

Aşk devam değil mi Sevim Hanım’la?

Sevim Hanım’la aşkım hiç eksilmedi, arttı... Bir ömre bir aşk yeter. Aslan gibi iki oğlum ve bir torunum var.

Hiçbir erkekten aşk teklifi aldınız mı sanat hayatınız boyunca? Ahlaksız teklifler oldu mu?

Bu soruya yanıt vermek istemiyorlar, çift olarak...

Altan ve Gökhan... Nasıldır ilişkiniz? Babalarından utanıp sıkıldıkları zamanlar olmuş mudur? Hiç konuştunuz mu?

Ben onlarla arkadaş gibiyim. Her şeyi konuşuruz ve çok iyi vakit geçiririz. Orhan Efe torunum, o da ailemizin bebeği, birlikte çok mutluyuz.

Yaşlandığınızı hissediyor musunuz? Dede de olunca, geçti artık bizden dediğiniz hiç olmuyor mu?

Hayır, bence dede olmak nefis bir şey. Hayatımdan mutluyum. (Kızdırmaya çalışıyorum, ama yok... Adam çok profesyonel!)

‘Bana da ihanet edenler oldu’

El verdiğiniz isimler var, başka sanatçılar... Kimler bunlar? Ve ihanet eden var mı? Sonradan pişman olduğunuz?

Yardım ettiğim, bestelerimi verdiğim insanlar var, bence çok yetenekli, müziğimizi geliştirecek isimler de mevcut. İsim vermeyeyim ama ihanetler vardır elbette. Ama yüze vurmam hiç. Kendini bilen bilir. (Sevim Abla araya giriyor: Bestelerini parasız veriyor çoğunlukla, çok iyi bir kalbi var...

Orhan Abi biraz geriliyor bu bilgiden...

Söylenmemesi gereken bir şey miydi? Hay Allah)

Aktörlük cevheri var mıydı? Hayal kurar mıydınız hiç? Ve film aşkı var mı? En kötü filminiz hangisi? Berbattı, hiç oynamasaydım keşke dediğiniz?

Aktörlük hayal ettiğim bir şey değildi, Ama ünlü biri olup halk sizi sevince oralarda da görmek istiyor. Bence o zamanın şartlarına uygun filmler yaptık, pişman olduğum yok, bir film yalnızca benden ibaret değil, yönetmeni, kameramanı, senaristi, sette çalışanı...

Haksızlık olur, kötü film vardı dersem.

Filmde tanışıp ilişki yaşayan çok oyuncu var, o zaman da tek gecelik şeyler yaşanır mıydı? Şimdiki sanat camiası gibi? Sizde var mı?

Hayıır hayır...

(Burada Sevim Emre araya giriyor, ‘Yok yook; Orhan Abin hayatta öyle biri değildir, seviyelidir, öyle şeyleri sevmez, hep bir abidir, onları kardeşleri gibi görür’.) (Bendeki de soru! Burada yanıtlanmayacağını bile bile!)

(07.07.2013 tarihli Posta Karnaval ekinden alınmıştır.)

5

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.