Kılıçdaroğlu: MİT görevlisi nereye gitti?

Kılıçdaroğlu: MİT görevlisi nereye gitti?

"Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çapsız adamı Dışişleri Bakanı yapılmıştır" diyen Kılıçdaroğlu, Gaziantep saldırısı ile ilgili de bir soru sordu: Bölgenin MİT görevlisi nereye gitti?

28 Ağustos 2012, Salı 10:02 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Suriye’de dökülen Müslüman kanından bu hükümet sorumludur, bunu tarih yazacaktır" dedi.

Kılıçdaroğlu, CNN TÜRK’ün canlı yayını "Ankara Günlüğü" programında güncel olayları değerlendirdi, soruları yanıtladı.

CHP’li milletvekillerinin Hatay’daki kampa alınmamaları ve hükümetin açıklamalarının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "O kamplara niye girilemiyor? Kimlik tespiti ise kimlik tespitini yapsınlar. Bir milletvekili nasıl bir yere giremez, orası kurtarılmış bir yer mi? Oralarda siz yasa dışı işlem yapıyorsunuz, bunu kamuoyu bilsin istemiyorsunuz, onun için milletvekillerini bırakmıyorsunuz"dedi.

"Burada askerler kalıyor" denildiğinin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, milletvekillerinin kampta kimlik tespiti yapmayacağını belirtti.

Kılıçdaroğlu, milletvekillerinin söz konusu kampa Hataylıların ısrarı üzerine gittiğini, hangi kampta sivillerin, hangisinde askerlerin kaldığını bilemeyeceklerini söyledi. CHP Genel Başkanı, milletvekillerinin hangi gerekçeyle kampa alınmadıklarının açıklanması gerektiğini söyledi.
Milletvekillerinin kampa alınmaması için gerekçe yaratılmaya çalışıldığını belirten Kılıçdaroğlu, "Eğer topraklarınızda silahlı adamlar eğitiyorsanız, el Kaide mensuplarını alıp orada yetiştiriyorsanız, eğitiyorsanız bunun hesabını bu iktidarın millete vermesi lazım. Suriye’de dökülen Müslüman kanından bu hükümet sorumludur, bunu tarih yazacaktır" dedi.

"El Kaide’nin orada olduğuna dair belge var mı?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, bununla ilgili günlük gazetelerdeki haberlerin, röportajların okunmasının yeterli olacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Suriye konusunda halkı yanılttığını iddia etti.

-"Baas yanlısı mısınız?"-

Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine Türkiye’nin Suriyeli muhaliflere silah temin etmediği yönündeki açıklamaların doğru olmadığını savundu.

Kılıçdaroğlu, başka bir soru üzerine önümüzdeki günlerde Hatay, Kilis ve Gaziantep’e giderek incelemelerde bulunacağını söyledi.

"Baas yanlısı mısınız?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, hayatı boyunca Esed’in elini sıkmadığını, ancak Başbakan’ın çoğu kez bir araya geldiğini, hatta birlikte bakanlar kurulunu topladığını, "kardeşim" dediğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Bize Baas’çı diyecek adamın alnını karışlarım, kimse kusura bakmasın" dedi.

-Başbakan’a gönderdiği mektup-

Kılıçdaroğlu, Suriye konusunda Başbakan Erdoğan’a yazdığı mektuba henüz cevap almadığını bildirdi. Kılıçdaroğlu, mektupta da yer alan Suriye konusundaki önerilerini de anlattı.

>>İşte o mektup

İran’ın ABD’nin istememesine rağmen "Bağlantısızları" toplayarak, çok önemli bir adım attığını belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin uluslararası bir konferansı toplaması gerektiğini dile getirdi.

-En çapsız Dışişleri Bakanı-

Hükümetin dış politikasına ilişkin eleştirilerini yineleyen Kılıçdaroğlu, "Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çapsız adamı Dışişleri Bakanı yapılmıştır.

Geçmişinde hiçbir sorumluluk üstlenmemiştir bu kişi" ifadelerini kullandı.

"Çok ağır eleştiriler yönelttiğinizi düşünüyor musunuz Dışişleri Bakanı’na?" denmesi üzerine ise "Hayır, en hafif eleştiriler bunlar" yanıtını verdi.

Türkiye’de bir iktidar boşluğu olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, Hükümetin Suriye sorununun çözümü konusunda bir öngörüsünün de olmadığını iddia etti.

Başta Başbakan olmak üzere siyasetçilerin ayrıştıran noktaları tetikleyecek üsluptan kaçınmaları gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Balkon konuşmasından sonra olay bitmiştir. Fay hatlarını tetikliyor, deprem yaratıyor toplumun içinde. Toplumu ayrıştırıyor. Şunu Sayın Başbakan bilsin, toplum ayrışırsa bunun sorumluluğu Başbakan’a aittir, toplum bölünürse sorumluluk Sayın Başbakan’a aittir" diye konuştu.

Ortadoğu’nun batının egemen güçleri tarafından şekillendirildiğini savunan Kılıçdaroğlu, "Türkiye bu süreçte olayları kontrol edemeyen bir ülke haline dönüştürülmüştür" dedi.

Batı’nın kendi çıkarlarına göre hareket ettiğini, bölgede enerji kaynaklarını kontrol etmek istediğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Bunu bilmemek için çok özür dilerim ama aptal olmak gerekiyor. Bu iktidar nasıl bunu bilmez? Anlık olaylarla dış politika geliştirilmez" diye konuştu.

-"MİT görevlisi nereye gitti?"

Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin hükümeti 2002’de devraldığında terörün sıfır olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

"Bu ülke nasıl bu hale geldi. Amerikalılar bize istihbarat versin. Başkasının kayığına bindiğiniz zaman, kürekleri başkası çektiği zaman, sizi sizin istediğiniz yere değil, onun sizi istediği yere götürür. Eğer istihbaratta zaafiyet varsa zaten mesele bitmiştir. Kendi milletvekili söylüyor. Oradaki iki önemli kamu görevlisinin bu olaydan (Gaziantep’teki patlama) kısa süre önce tayinleri çıktı. Niçin, bir sorun bakalım. Bölgenin MİT görevlisi nereye gitti?"

Kemal Kılıçdaroğlu, terör konusunda hükümetin çok önemli kırılmalara neden olduğunu öne sürdü. Hükümetin bunun hesabını vermek zorunda olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "O parlamento bugün olmasa 1 Ekim’de açılacak" dedi.

-"Çiçek’i samimi bulmuyorum"-

TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in teröre karşı mutabakat önerisini nasıl karşıladığı sorulan Kılıçdaroğlu, Çiçek’in Meclis’i toplama yetkisi olduğunu, ancak konuşmakla yetindiğini söyledi. Parlamentoyu toplantıya çağırdıklarını anımsatan Kılıçdaroğlu, Cemil Çiçek’i samimi bulmadığını ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Niye gelip kendisi oturum başkanlığı yapmadı. ’Ben Meclis’i açıyorum’ diyecekti. Kapı aralığından bakıyordu AKP Grup Başkanvekili acaba çoğunluk var mı, yok mu diye. Niye gelip oturmadılar?" diye konuştu.

Gaziantep’te şehit cenazelerine devletin zirvesinin ve siyasi parti liderlerinin katıldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, "Bu görüntü güzel değil, kimse kusura bakmasın. Bu görüntünün arkasında anaların gözyaşı var. Biz cami avlusunda bir araya geliyoruz da niye Meclis’te bir araya gelemiyoruz? Cami avlusunda toplanmak sonuçtur. Niye bir insan ölmeden bir araya gelmiyoruz?" dedi.

Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin, Meclis’teki diğer partiler katılmazsa CHP ile birlikte oturum yapılması çağrısına karşılık, BDP ve MHP olmadan terör sorununun çözülemeyeceğini belirtti.

-"Terör suçlarında zaten dokunulmazlık yok"-

Kılıçdaroğlu, kürsü dokunulmazlığı dışında dokunulmazlığın kaldırılmasını 10 yıldır istediklerini tekrarlayarak, terör suçlarında zaten dokunulmazlık olmadığına işaret etti.

BDP’li milletvekilleriyle terör örgütü üyelerinin buluşmasıyla Habur’da yaşananlar arasında fark olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Habur’da ne vardı? AKP vardı. Çadır mahkemesi kurmuştuk oraya. Cumhuriyet tarihinde ilktir. Şimdi burada oldu. Orada bir uzlaşma arayışı vardı, burada öyle bir arayış yok. O görüntü şunu ortaya koyuyor; ’Ben bu ülkede bir iktidar göremiyorum. Bu bölgenin egemeni benim’. Bu görüntüyü içine sindiren kim? İktidar, başka kim olabilir. O görüntü dolayısıyla Sayın Başbakan, ’Bu ne muhabbet’ diyor. Kuzey Irak’ta askerlerimizin başına çuval geçirildi. Gazeteciler ’Amerika’ya nota verecek misiniz’ diye sordu. O ne cevap verdi? ’Müzik notasından mı bahsediyorsunuz’ dedi. Böyle bir Başbakan’ın bu ülkeye hayrı dokunabilir mi?"

Ülkenin geldiği noktanın iyi bir tablo olmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, "Bu hükümet bu ülkeyi yönetemiyor. Gücü bitmiştir" dedi.
Kılıçdaroğlu, MHP ile CHP arasındaki tartışmaların hatırlatılması üzerine, "Muhalefete muhalefet etmeyi uygun bulmuyorum. Bunu zaaf olarak görüyoruz" dedi. Kılıçdaroğlu, Bahçeli’nin kendisini eleştirmesine yanıt verdiğini anlatarak, "Eleştirebilirler bizi. Ben halkın vicdanına havale ediyorum. Sayın Bahçeli, saygı duyduğum bir liderdir" diye konuştu.

-Aygün’ün durumu-

CHP Genel Başkanı, Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün terör örgütü tarafından kaçırılmasıyla ilgili, Aygün’ün terör örgütüne karşı mücadele eden milletvekili olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, CHP’nin özgürlükleri savunduğunu, parti içinde susulması için baskı kurmadıklarını söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, serbest kaldıktan sonra görüşmek için Aygün’ü Ankara’ya çağırdığını, Aygün’ün yola çıktığını, ancak kendisinin İstanbul’da programı olduğunu, bunun üzerine gelmemesi için tekrar telefon ettiğini anlattı. İlişkilerin gerildiği şeklinde tablo olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, Aygün’ün CHP milletvekili olduğunu ve partide kalacağını vurguladı.

KPSS’deki kopya iddiaları da hatırlatılan Kılıçdaroğlu, ÖSYS’de yapılan değişikliklerden sonra ciddi bir güven kaybı oluştuğunu ifade etti. Soruların çalındığı ve satıldığı konusunda toplumda kanaat olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Soruların çalındığına ben de büyük ölçüde kanaat sahibiyim" dedi.
Yerel seçimler öncesinde stratejilerini belirlediklerini anlatan Kılıçdaroğlu, hazırlıklarının devam ettiğini kaydetti.

 

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Cumhurbaşkanı Erdoğan, kupayı kazanan Beşiktaş'ı tebrik etti