Kıyamet İstanbul'dan basladı

Yönetmen Özgür Bakar'ın 'Deccal' adlı korku filmi vizyona girdi. Şeytan'ın çocuğunu doğuran anne rolünde Öznur Serçeler var. Özgür Bakar ve Öznur Serçeler ile tüyler ürperten filmi konuştuk

08 Ağustos 2015, Cumartesi 05:00
A A
Kıyamet İstanbul'dan basladı

Röportaj: Elmas Dereci

elmasdereci@gmail.com

ÖZNUR SERÇELER/Oyuncu

‘Deccal’ projesi nasıl geldi önünüze? Kabul etmenizin sebebi neydi?

Teklif uç bir programın çekimlerinde geldi. Senaryo çok güzel, enteresan ve farklıydı. Kendimi nasıl konumlandıracağım kaygısını da Özgür’le konuştuğumda giderdim. Ve bir araya geldik.

Ön hazırlık yaptınız mı?

‘Deccal’ dünyayı ilgilendiren bir kıyamet senaryosu. Özgür hocamın önerdiği birçok korku filmini seyrettim. Şeytanın çocuğunu taşıyor olmam, bebeğin gücünün anneyi ele geçirmesi, doğururken şeytani durumdan annenin de etkilenmesi ciddi çalışma gerektiriyordu. Şeytanilik, sinsilik ve kötülüğün verdiği hissin insanın içinde nasıl beslendiğini, bedenine nasıl yansıdığını çok iyi aktarmalıydım. ‘Deccal’de altı çizilen en önemli etken gözler idi ve gözler üzerinde de çalıştık.

Konu itibariyle sinirleriniz filan bozuldu mu? Psikolojiniz nasıldı?

Genel olarak çok neşeli, yüksek enerjisi olan biriyim. İlk günler sete gittiğimde neşeyle “Günaydın” diye bağırıyordum. Özgür de “Biz korku filmi çekiyoruz, seninle ne yapacağız?” diye endişeleniyordu. Kendimi düşürmem ve karakter olarak derin duygu devamlılığı adına bir yol takip etmem gerekti. Filmdeki karakter sakin, melankolik... Yeni sahneye geçene kadar deli gibi gülüyor, ultra hareket ediyor, kendimi yorup yorup tekrar sahneye giriyordum.

“Sette gülme krizim tuttu”

Komik anlarınız oldu mu?

Bulut’un (Köpük) bir sahnede dönüp bana bakması ve Arapça bir şeyler söylemesi gerekiyordu. Ben gülme krizine yakalandım. Gözümden yaşlar akana kadar güldüm, sahneyi birkaç kez tekrarlamak zorunda kaldık.

İlk izlediğiniz korku filmi neydi?

Chuky. Ona çok benzeyen de bir bebeğim vardı.

Oynamak istediğiniz bir rol var mı?

Olmaz mııı!... İronik şakalar yapan, çok ciddi ama şakacı bir iş kadınını oynamak isterim.

Örnek aldığınız oyuncular kimler?

Kate Winslet,Marion Cotillard ve Meryl Streep.

ÖZGÜR BAKAR/Yönetmen

Neden korku filmi?

Aslında komedi kökenliyim. Türk sinemasının en büyük sorununun endrüstrileşme ve çeşitlilikte yaşanan büyük boşluk olduğunu düşünüyordum. Çektiğim filmleri, izlemeyi sevdiğim korku türüne dönüştürdüm. Türk sinemasına çeşitlilik getirirsek hapsolduğumuz dram ve komedinin dışına çıkabiliriz. Çok komik olmak adına sinema disiplininden uzak filmler çekiliyor. Ya da ağlatmak için elinden gelen tüm sömürüyü kullanan dram filmleri... “Bende gizli güç filan yok”

“İzleyici bunu istiyor” gibi dayatmaları nasıl karşılıyorsunuz?

Sinema, ticari bir üründür, tabii ki izleyicinin ne istediğini gözetmeliyiz. Ama sadece bu kaygıyla iş yapmak bizi tehlikeli bir noktaya götürür. Sinemanın içinde olması gereken tüm doneleri kullanarak da seyirciyi mutlu edebilirsiniz. İlle de karaktere takla attırmanıza ya da gaz çıkartmanıza gerek yok.

Korku filmi alanında Türkiye’de tek isim olmak gibi bir düşünceniz var mı?

Bir tek isim olmayayım, pek çok insan çeşitli lezzetler yaratsın. Herkesin bir tarzı olsun.

Gizli güçlere inanıyor musunuz? Sizin gizli güçleriniz var mıdır?

Evrenin bir enerji bütünlüğüne sahip olduğuna inanıyorum. Bu enerji akışını doğru kullananlar etkili olabilir. Ama bunu da görebileceğimizi sanmam. Yaşadığımız kirliliğin gerçekliğinde bu çok zor. Bende de gizli güç filan yok. ‘Yemek taşıyan şeytan...’

Çekimler nerelerde yapıldı?

İstanbul’un farklı mekanlarında. Zikir sahnelerini Kasımpaşa Nurhani Dergahı’nda yaptık. Gerçek ritüeli çektik ve filmin içine yerleştirdik.

Komik anlarınız oldu mu çekimlerde?

Dışarıdan bilmeyen biri sete gelse göreceği manzara komikti: Korkunç kostümlerle dans eden insanlar, elinde tepsiyle yemek götüren şeytan... Mesela doğum sahnesinde hemşire oyuncak bebeği kaldırıyor ama bebeğin bacakları ve kafası yok...

Seyrettiğiniz ilk korku filmi neydi?

‘Elm Sokağı Kabusu’. Televizyonda seyretmiştim.

Korku filmi çekmek daha mı kolay?

Korku filmlerinde çok ışık yapmak, insanları bağırtmak, plastik makyajla uğraşmak gerek. Aynı zamanda en fazla üç haftada filmi bitirmek gerekiyor. Bir de ne yazık ki korku filmlerinde bütçe düşüyor. ‘Önüne gelen bir şey yazıyor’

‘Deccal’in diğerlerinden farkı ne?

İlk kez bütün dünyayı ilgilendiren bir meseleye mercek tuttuk. Dünyanın neresine giderseniz gidin bir kıyamet inanışı vardır. Biz kıyametin İstanbul’dan başlayacağını iddialı bir şekilde öne çıkardık.

Sanal ortamda sizinle ilgili yazılara bakıyor musunuz?

Süzgeçleyerek okuyorum. “Bir lafa, bir de lafı söyleyene bakarım” denir ya. Kim söylüyor? Yani hangi terbiyeyle söylüyor? İnanılmaz emek harcıyoruz, daha fragmanı görmeden “Aaaa gene mi cin” diye yazanların neyini dikkate alayım! Önüne gelen yazıyor. Ama filmimi izlemiş, çözümlemiş ve ‘iyi şeyler, kötü şeyler gördüm’ gibi eleştirel yazıları dikkate alıyorum.

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...