Abone Ol Google News
Koronavirüse nasıl yakalandım? - 3.Bölüm

"Mevsimsel gribal enfeksiyon olduğumu düşündüm"

Mart ayının başlarıydı, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi'nde, kendi servisimde çalışırken aniden hafif bir halsizlik, iştahsızlık ve ateşlenme yaşadım. Tam da o dönemde covid hakkında bir ön bilgilendirme toplantısı yapılmıştı, bir meslektaşımla ona katılmıştık. Ama koronavirüs henüz Türkiye'de yoktu. Çin’de ve Avrupa da var diye hekimler olarak bilgilendirildik hatta toplantıda Türkiye’ye de yakında gelebileceği söylendi. Alınacak önlemler, yapılacak tetkikler ve ilk uygulanan tedaviler hakkında bizde bilgi sahibi olmuş olduk. 

Sanırım ben o toplantıya gittiğimde hastaydım, çünkü toplantı sonrası ateşlenme, hafif bir halsizlik ve mide bulantısı yaşadım. Daha sonra şikâyetlerim giderek artmaya başladı, ateşim 38 derecelere yükseldi ve düşmedi, buna giderek artan nefes darlığı ve halsizlikte eklenmişti. Ben mevsimsel bir gribal enfeksiyon olduğunu düşündüm ve kendime tedavi uygulamaya başladım. Âmâ uyguladığım tedavi cevap vermedi, bunun üzerine enfeksiyon bölümünde çalışan arkadaşlarım bana covid-19 testi yaptılar ve maalesef orada covid-19 olduğumu öğrendim.

"Yoğun bakıma alınmak gerektiği söylenince durumun vahametini anladım"

Pozitif olduğumu öğrendikten sonra hastalıkla ilgili sahip olduğum ön bilgiden dolayı bir miktar kaygılandım, çünkü ciddi yoğun bakım yatışı gerektirebilen bir hastalıktı. Hatta insanların bu nedenle hayatlarını kaybettiklerini literatürdeki çalışmalardan öğrenmiştik. Dolayısıyla bir endişe olmadı desem yalan olur. 12 Mart’ta pozitif olduğumu öğrendim, hastaneye kendi servisime göğüs cerrahi servisine yatışım yapıldı ve böylece hastane sürecim başlamış oldu.

Hastaneye yattıktan sonra nefes darlığı başladı, akciğerlerin daha rahat çalışmasını sağlayacak pozisyonda yatmama ve dışarıdan oksijen desteği almama rağmen nefes darlığı giderek arttı. 

Solunum olayı iyice zorlamaya başlayınca hocalarım tarafından yoğun bakıma alınmam gerektiği söylendi, işte o an durumun vahametini anladım. Hatta ailemle, çocuklarımla ve sevdiklerimle vedalaştım. O dönemi tam hatırlayamıyorum zihnimde biraz flu, gerçi hatırlamakta istemiyorum. Yoğun bakıma 16 Mart itibarı ile girdim, daha sonrasını tam hatırlamıyorum. İleri derecede oksijen düşüklüğünden dolayı solunum makinasına bağlanmışım, beni bu şekilde uyutmuşlar.

"Yoğun bakımda 15 dakika kalp durması yaşadım"

Yoğun bakımda tedavim sürerken, zannedersem ilk hafta akciğerlerde ve kalpte oluşan tutulumdan dolayı 15 dakika kalbim durmuş, ama arkadaşlarımın hızlı müdahalesi ile tekrar hayata döndürülmüşüm. Daha sonra beyin tutulumu, karaciğer enzimlerinin yükselmesi ciddi organ tutulumlarım olmuş. 

Türkiye’de şu an kullanılan ikinci nesil antiviral ilaç ilk kez bende uygulanmaya başlanmış, kalp kaslarının etkilenmesinden kaynaklı hasarın giderilmesi için kök hücre nakli uygulanmış. Kök hücre naklinden sonra ilk uyandırılmamda ailem dahil hiç kimseyi tanımamışım. Böyle olunca da MR’larda görülen beyindeki hasarın fonksiyon kaybı olduğu belli olmuş. Dolayısı ile tekrar uyutulmuşum ve beyin omurilik sıvısına gidecek şekilde yapılan kök hücre nakli yenilenmiş. 4 kür uygulanan kök hücre naklinden sonra 23 gün süren yoğun bakım sürecim de böylece nihayetlenmiş oldu.

Yoğun bakımdan çıkarıldığımda çocuklarımın adını hatırlayamadım, oryantasyon bozukluğu ile birlikte zaman algısında da bozukluk yaşadım. Ayrıca normal servise alındığımda yaklaşık 20 kilo kadar kas kaybına uğramıştım, ellerimi kollarımı kullanmakta güçlük çekiyordum, hemen ayağa kalkamadım. Yemeğimi ancak birinci haftanın sonunda kendim yiyebilecek hale geldim.

Nerede olduğumu, zamanın ne olduğunu, çocuklarımın ve arkadaşlarımın kim olduğunu yavaş yavaş tanımaya başladım. Çünkü yoğun bakımda kaldığınız sürenin, verilen ilaçların ve hastalığın etkisiyle bildiğiniz her şeyi unutabiliyorsunuz, hatta bu durum kalıcı olabiliyor. Mesela bende hastaneye yatmadan önceki birkaç haftayı hatırlayamama gibi bir durum oldu, şu an hala hatırlayamıyorum.

Hastalığın ne kadar ağır geçtiğini yoğun bakımdan çıktığımda anladım, yürüyememek, ellerimi kullanamamak, konuşamamak tüm bunları yaşamıştım. Akciğerlerim kalan sekellerden dolayı tam bir fonksiyonla çalışmıyordu ve hatta hala nefes darlığım devam ediyordu. 

"Meslektaşlarımı görünce çok üzülüyorum, çünkü onların ne yaşadığını çok iyi biliyorum"

Sonrasında yaklaşık 2 ay kadar fizik tedavi aldım, solunum fizyoterapisi, kaslarıma yönelik fizyoterapi yani arkadaşlarım benle epey uğraştılar ama kas fonksiyonlarım yerine geldi ve kilomu tekrar kazandım. Denge sorunum vardı, artık bisiklete biniyorum, mesela tüplü dalışa bu covid döneminde başladım. Bu konuda kendimi çok şanslı hissediyorum, benim gibi olamayan çok meslektaşım var, hayatını kaybedenler var. Her gün onları gördükçe çok üzülüyorum, çünkü onların ne yaşadığını ben çok iyi biliyorum.

"Şu an antikorum negatif sizler gibi hastalığa karşı risk altındayım"

Dünyadaki verilere göre antikor vücudumuzda yaklaşık 3-4 ay kalabiliyor, sonrasında vücuttan kayboluyorlar. Covid 19 enfeksiyonuna karşı bizim vücudumuzun koruyuculuk süresi de 3-4 aylık bir zaman. Sonrasında bu hastalığa hiç yakalanmamış bir hasta gibi yakalanma riski var, vücutta kalıcı bir bağışıklık sağlamıyor maalesef! Benim de şu an da antikorum negatif, sizler gibi hastalığa karşı risk altındayım.

"Toplumsal bilinci oluşturamadık maalesef"

Ben annemle yaşıyorum, annem 86 yaşında. İlk zamanda covit-19 olabileceğimi düşünerek evde maske takmaya başlamıştım. O zaman Türkiye’de maske ve sosyal mesafe kuralı yoktu, biz çalışırken maske falan takmıyorduk. Ama evde maske taktım ve kendimi bir odaya kapattım, bir şekilde başarılı olmuşum ki ona bulaştırmadım. Ama şimdi eve geldiğimde dış ortamda giydiğim giysileri çıkarıp el ve yüz hijyenimi sağlıyorum. Yaşlı insanların virüsle teması vahim olaylar yaşatabilir, onların dayanıklılığı çok daha zayıf.

Toplumsal bilinci oluşturamadık, maske mesafe çok önemli ama bunların dışında bizim bu serbest yaşamdan kısıtlı yaşama geçmemiz gerekiyor, şu anda ki tablo onu gösteriyor.

Öksürük ve ateşin yanı sıra başka bulgularda ortaya çıkmaya başladı, ama bu kişiden kişiye değişiklik gösterebiliyor. O yüzden tanının konması tahlillerle ve bilgisayarlı tomografi ile olabiliyor. Kimi zaman negatif gelen tahlil sonucuna rağmen tomografi ile pozitif tanı konabiliyor.

Beni hemen hemen her gün bir yakınım ya da tanıdığım arayarak pozitif olduklarını söylemeye başladılar, hemen hemen rehberimdeki isimlerin yarısı diyebilirim. Çember çok daraldı hala koronaya inanmıyorum diyen var mı acaba? Buna inanmamak mümkün değil.

Röp: Nurten Güzelsevdi

Kurgu: Anıl Demirhan


Koronavirüse nasıl yakalandım? - 3.Bölüm

Selçuk Köse, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesinde Göğüs Cerrahı Uzmanı. Türkiye’nin ilk koronavirüs hastalarından. Koronavirüse yakalandıktan sonra 23 günü yoğun bakımda olmak üzere bir ayı aşkın süre hastanede yattı, kalbi durdu ve hafıza kaybı yaşadı. Köse koronavirüsün kendisine yaşattığı travmayı, ayağa kalkması için uygulanan uzun soluklu tedavileri ve süreci nasıl atlattığını Posta TV’ye anlattı.

09 Aralık 2020, Çarşamba 11:39 Son Güncelleme:

"Mevsimsel gribal enfeksiyon olduğumu düşündüm"

Mart ayının başlarıydı, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi'nde, kendi servisimde çalışırken aniden hafif bir halsizlik, iştahsızlık ve ateşlenme yaşadım. Tam da o dönemde covid hakkında bir ön bilgilendirme toplantısı yapılmıştı, bir meslektaşımla ona katılmıştık. Ama koronavirüs henüz Türkiye'de yoktu. Çin’de ve Avrupa da var diye hekimler olarak bilgilendirildik hatta toplantıda Türkiye’ye de yakında gelebileceği söylendi. Alınacak önlemler, yapılacak tetkikler ve ilk uygulanan tedaviler hakkında bizde bilgi sahibi olmuş olduk. 

Sanırım ben o toplantıya gittiğimde hastaydım, çünkü toplantı sonrası ateşlenme, hafif bir halsizlik ve mide bulantısı yaşadım. Daha sonra şikâyetlerim giderek artmaya başladı, ateşim 38 derecelere yükseldi ve düşmedi, buna giderek artan nefes darlığı ve halsizlikte eklenmişti. Ben mevsimsel bir gribal enfeksiyon olduğunu düşündüm ve kendime tedavi uygulamaya başladım. Âmâ uyguladığım tedavi cevap vermedi, bunun üzerine enfeksiyon bölümünde çalışan arkadaşlarım bana covid-19 testi yaptılar ve maalesef orada covid-19 olduğumu öğrendim.

"Yoğun bakıma alınmak gerektiği söylenince durumun vahametini anladım"

Pozitif olduğumu öğrendikten sonra hastalıkla ilgili sahip olduğum ön bilgiden dolayı bir miktar kaygılandım, çünkü ciddi yoğun bakım yatışı gerektirebilen bir hastalıktı. Hatta insanların bu nedenle hayatlarını kaybettiklerini literatürdeki çalışmalardan öğrenmiştik. Dolayısıyla bir endişe olmadı desem yalan olur. 12 Mart’ta pozitif olduğumu öğrendim, hastaneye kendi servisime göğüs cerrahi servisine yatışım yapıldı ve böylece hastane sürecim başlamış oldu.

Hastaneye yattıktan sonra nefes darlığı başladı, akciğerlerin daha rahat çalışmasını sağlayacak pozisyonda yatmama ve dışarıdan oksijen desteği almama rağmen nefes darlığı giderek arttı. 

Solunum olayı iyice zorlamaya başlayınca hocalarım tarafından yoğun bakıma alınmam gerektiği söylendi, işte o an durumun vahametini anladım. Hatta ailemle, çocuklarımla ve sevdiklerimle vedalaştım. O dönemi tam hatırlayamıyorum zihnimde biraz flu, gerçi hatırlamakta istemiyorum. Yoğun bakıma 16 Mart itibarı ile girdim, daha sonrasını tam hatırlamıyorum. İleri derecede oksijen düşüklüğünden dolayı solunum makinasına bağlanmışım, beni bu şekilde uyutmuşlar.

"Yoğun bakımda 15 dakika kalp durması yaşadım"

Yoğun bakımda tedavim sürerken, zannedersem ilk hafta akciğerlerde ve kalpte oluşan tutulumdan dolayı 15 dakika kalbim durmuş, ama arkadaşlarımın hızlı müdahalesi ile tekrar hayata döndürülmüşüm. Daha sonra beyin tutulumu, karaciğer enzimlerinin yükselmesi ciddi organ tutulumlarım olmuş. 

Türkiye’de şu an kullanılan ikinci nesil antiviral ilaç ilk kez bende uygulanmaya başlanmış, kalp kaslarının etkilenmesinden kaynaklı hasarın giderilmesi için kök hücre nakli uygulanmış. Kök hücre naklinden sonra ilk uyandırılmamda ailem dahil hiç kimseyi tanımamışım. Böyle olunca da MR’larda görülen beyindeki hasarın fonksiyon kaybı olduğu belli olmuş. Dolayısı ile tekrar uyutulmuşum ve beyin omurilik sıvısına gidecek şekilde yapılan kök hücre nakli yenilenmiş. 4 kür uygulanan kök hücre naklinden sonra 23 gün süren yoğun bakım sürecim de böylece nihayetlenmiş oldu.

Yoğun bakımdan çıkarıldığımda çocuklarımın adını hatırlayamadım, oryantasyon bozukluğu ile birlikte zaman algısında da bozukluk yaşadım. Ayrıca normal servise alındığımda yaklaşık 20 kilo kadar kas kaybına uğramıştım, ellerimi kollarımı kullanmakta güçlük çekiyordum, hemen ayağa kalkamadım. Yemeğimi ancak birinci haftanın sonunda kendim yiyebilecek hale geldim.

Nerede olduğumu, zamanın ne olduğunu, çocuklarımın ve arkadaşlarımın kim olduğunu yavaş yavaş tanımaya başladım. Çünkü yoğun bakımda kaldığınız sürenin, verilen ilaçların ve hastalığın etkisiyle bildiğiniz her şeyi unutabiliyorsunuz, hatta bu durum kalıcı olabiliyor. Mesela bende hastaneye yatmadan önceki birkaç haftayı hatırlayamama gibi bir durum oldu, şu an hala hatırlayamıyorum.

Hastalığın ne kadar ağır geçtiğini yoğun bakımdan çıktığımda anladım, yürüyememek, ellerimi kullanamamak, konuşamamak tüm bunları yaşamıştım. Akciğerlerim kalan sekellerden dolayı tam bir fonksiyonla çalışmıyordu ve hatta hala nefes darlığım devam ediyordu. 

"Meslektaşlarımı görünce çok üzülüyorum, çünkü onların ne yaşadığını çok iyi biliyorum"

Sonrasında yaklaşık 2 ay kadar fizik tedavi aldım, solunum fizyoterapisi, kaslarıma yönelik fizyoterapi yani arkadaşlarım benle epey uğraştılar ama kas fonksiyonlarım yerine geldi ve kilomu tekrar kazandım. Denge sorunum vardı, artık bisiklete biniyorum, mesela tüplü dalışa bu covid döneminde başladım. Bu konuda kendimi çok şanslı hissediyorum, benim gibi olamayan çok meslektaşım var, hayatını kaybedenler var. Her gün onları gördükçe çok üzülüyorum, çünkü onların ne yaşadığını ben çok iyi biliyorum.

"Şu an antikorum negatif sizler gibi hastalığa karşı risk altındayım"

Dünyadaki verilere göre antikor vücudumuzda yaklaşık 3-4 ay kalabiliyor, sonrasında vücuttan kayboluyorlar. Covid 19 enfeksiyonuna karşı bizim vücudumuzun koruyuculuk süresi de 3-4 aylık bir zaman. Sonrasında bu hastalığa hiç yakalanmamış bir hasta gibi yakalanma riski var, vücutta kalıcı bir bağışıklık sağlamıyor maalesef! Benim de şu an da antikorum negatif, sizler gibi hastalığa karşı risk altındayım.

"Toplumsal bilinci oluşturamadık maalesef"

Ben annemle yaşıyorum, annem 86 yaşında. İlk zamanda covit-19 olabileceğimi düşünerek evde maske takmaya başlamıştım. O zaman Türkiye’de maske ve sosyal mesafe kuralı yoktu, biz çalışırken maske falan takmıyorduk. Ama evde maske taktım ve kendimi bir odaya kapattım, bir şekilde başarılı olmuşum ki ona bulaştırmadım. Ama şimdi eve geldiğimde dış ortamda giydiğim giysileri çıkarıp el ve yüz hijyenimi sağlıyorum. Yaşlı insanların virüsle teması vahim olaylar yaşatabilir, onların dayanıklılığı çok daha zayıf.

Toplumsal bilinci oluşturamadık, maske mesafe çok önemli ama bunların dışında bizim bu serbest yaşamdan kısıtlı yaşama geçmemiz gerekiyor, şu anda ki tablo onu gösteriyor.

Öksürük ve ateşin yanı sıra başka bulgularda ortaya çıkmaya başladı, ama bu kişiden kişiye değişiklik gösterebiliyor. O yüzden tanının konması tahlillerle ve bilgisayarlı tomografi ile olabiliyor. Kimi zaman negatif gelen tahlil sonucuna rağmen tomografi ile pozitif tanı konabiliyor.

Beni hemen hemen her gün bir yakınım ya da tanıdığım arayarak pozitif olduklarını söylemeye başladılar, hemen hemen rehberimdeki isimlerin yarısı diyebilirim. Çember çok daraldı hala koronaya inanmıyorum diyen var mı acaba? Buna inanmamak mümkün değil.

Röp: Nurten Güzelsevdi

Kurgu: Anıl Demirhan


Sağlık içerikleri sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.