Koruma altına alındılar

Geçtiğimiz ay ortaya çıkan en büyük bitki kaçakçılığı ile gündeme gelen endemik bitkiler, Ankara Üniversitesi bünyesinde koruma altına alınıyor

A A
Koruma altına alındılar

Geçtiğimiz ay Kapıkule gümrük muhafaza ekiplerinin ortaya çıkardığı ve bugüne kadarki en büyük bitki kaçakçılığı ile gündeme gelen ters lale başta olmak üzere çok sayıda endemik soğansı bitki, Ankara Üniversitesi (AÜ) Ziraat Fakültesi bünyesinde açılan Tarla Bitkileri Biyoteknoloji Laboratuvarı Merkezi (TARBİYOTEK) ile koruma altına alınıyor.

Fakülte Dekanı Prof. Dr. Ahmet Çolak, fakülteleri bünyesinde bugüne kadar önemli projeler yürüttüklerini anlattı. Yabani buğday ve korunga türleri başta olmak üzere, çok sayıda bitki türünde moleküler karakterizasyon yapıldığını belirten Çolak, bunun yanı sıra böceklere dayanıklı mısır ve pamuk konusunda da çalışmalarının sürdüğünü bildirdi. Çok sayıda tarla bitkisi türünde doku kültürü ve gen aktarımının geliştirildiğini ifade eden Çolak, "Genetikteki biyoteknolojik çalışmaların, biyo çeşitlilik yönünden desteklenmesi amacıyla da TARBİYOTEK kuruldu" dedi.

TARBİYOTEK bünyesinde, moleküler genetik, doku kültürü laboratuvarları ile iklim ve kültür odaları, bitki ve tohum fizyolojisi, bitki analizi, sitogenetik, tıbbi bitkiler laboratuvarları gibi birimlerin bulunduğunu anlatan Çolak, merkezde özellikle türleri tehlike altında olan Türkiye’nin endemik bitkilerine sahip çıkılacağını bildirdi. Geçtiğimiz ay Kapıkule sınır kapında ele geçirilen ve yok olma tehlikesi altındaki başta ters lale olmak üzere endemik bitki türlerini anımsatan Çolak, "Gen varlığımıza ve biyo çeşitliliğimize sahip çıkabilmek amacıyla, bilimsel anlamda TARBİYOTEK ile ciddi bir alt yapı kurduk. Burada, özellikle Türkiye’nin endemik bitkileri olan ters lale, Muş lalesi gibi soğanlı bitkilerin, çoğaltılarak, tekrar biyolojik çeşitliliğin kazandırılması amaçlanıyor. Kesinlikle ters lale sahip çıkıyoruz" diye konuştu. Biyogüvenlik yasasının çıktığını hatırlatan Çolak, şöyle devam etti: "Bu yasaya göre, bir endemik türü siz tescil etmiş olsanız dahi, üzerinde yapılan genetik oynamalarla elde edilen yeni çeşitler, kim oynamayı yaptıysa onun adına tescil edilebiliyor. Bu şöyle bir tehlikeyi de beraberinde getiriyor, sizin gen kaynağınız bir süre sonra, ticari amaçlı bir başkasının gen kaynağı haline gelebiliyor. Bu anlamda gen varlığımıza ve biyo çeşitliliğimize sahip çıkabilmek anlamında, bilimsel anlamda TARBİYOTEK ile ciddi bir alt yapı kurmuş oluyoruz. Burda biyoteknolojinin her alanında uygulamalar yapılabilecek. Zaten Tarla Bitkileri Bölümümüzde cihaz alt yapı olanaklarımız vardı, şimdi onları olduğu gibi bu merkezimize aktarıyoruz, bu merkezde hepsi tanımını bulmuş oldu."

ZENGİN TÜRKİYE FLORASI

Türkiye’nin bitki çeşitliliği açısından çok zengin olduğunun altını çizen Çolak, bunların mutlaka korunarak çeşitlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin florasında yaklaşık 3 bin adet bitki bulunduğunu ifade eden Çolak, "Bu 3 bin adet bitkinin tamamı TARBİYOTEK’te çalışılacak. Bir çok tür yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Bizde 5-10 yıl sonra biyo çeşitliliğimizin yok olmaması için çalışıyoruz" dedi. Çolak, merkezde sadece biyo çeşitliliğin korunmasının amaçlanmadığını ayrıca, hem hızlı çoğaltma teknikleri, hem de biyoteklonojik ıslah teknikleri ile ürünlerin ticarileşmesi alanında da önemli çalışmalar yapılacağını duyurdu. Türkiye’de bir çok biyoteknolojik laboratuvarlar bulunduğunu ancak yapısı itibariyle TARBİYOTEK’in en önemli merkezlerden biri olduğunu belirten Çolak, özellikle endemik türlerde önümüzdeki süreçte yapacakları çalışmalarla bunu ispatlayacaklarını bildirdi.

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Şehitlerin fotoğrafları