Kronik kabızlık bağırsak fıtığı belirtisi olabilir (Rektosel nedir? Belirtileri ve tedavi yöntemleri)

Kabızlık günlük hayatı olumsuz etkileyen bir rahatsızlık. Bazı insanlar kronik kabızlık nedeniyle bazen günlerce tuvalete çıkamıyor. Ancak kronik kabızlığın altında başka nedenler de yatıyor olabilir. Halk arasında bağırsak fıtığı olarak bilinen rektosel hakkında Medipol Pendik Üniversite Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr. İlker Pala açıklama yaptı. Kronik kabızlığın belirtileri neler? Bağırsak fıtığı neden olur? Rektosel tedavisi nasıl olur? İşte tüm detaylar.

25 Haziran 2020, Perşembe 13:44 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Medipol Pendik Üniversite Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr. İlker Pala, “Rektosel yani bağırsak fıtığı hastaları kronik kabızlık şikayeti ile bize başvuruyor. Bu hastalığa genelde menapoz sonrası dönemde, zorlu vajinal doğum veya iri bebek doğum öyküsü olan genç kadınlarda rastlanıyor. Liften fakir beslenme, hareketsizlik, tuvalette uzun süre kalmakta rektosel oluşumunda rol oynuyor” uyarılarında bulundu.

Rektosel’in halk arasında bağırsak fıtığı olarak bilindiğini aktaran Medipol Pendik Üniversite Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr. İlker Pala, “Hastaların yaşam kalitesini azaltan, tuvalette uzun saatler geçirilmesine neden olan bağırsak fıtığının tedavisi geciktirilmemelidir. Eğer rektoseliniz varsa mutlaka proktoloji ile ilgilenen hekimler tarafından tedavi edilmelisiniz” dedi.


Rektosel hastalarının temel şikayetlerinden bahseden Pala, şunları söyledi:

Kabızlık ve dışkılama güçlüğü problemleri oluyor. Hikayeleri sorgulandığında birçok merkeze başvurdukları ve rektosel tanısı konamadığı için tedavi edilmemiş rektosellerde ortaya çıkan hemoroidal hastalık ve anal fissürlere yönelik tedaviler aldıkları görülüyor. Temel problem çözülmediği için şikayetleri ortadan kalkmıyor. Bir kısım hasta da ise rektosel tedavi edilmediği için gelişen hemoroid ve anal fissürlere cerrahi müdahaler yapıldığını görüyor ve şikayetlerin geçmemesi üzerine toplumda bu tür işlemlerin netice vermediğine yönelik yanlış bir kanı oluştuğuna şahit oluyoruz.

Rektosel hastalığındaki şikayetlerin menapoz sonrası görülen doğal problemler olduğunu ve çekinildiği için hekime baş vurulmadığını dile getiren Pala, “Her geçen gün durumu zorlaştırıyor. İleri evrede rektoselde, dışkılama sonrası tam boşaltamama hissi, yetersiz boşaltma hissi, vajina bölgesinde yumru ya da baskı hissi, cinsel ilişki sırasında ağrı (disparoni) gibi şikayetler de ekleniyor. Tüm bu şikayetlerin nedeni ise normal bir dışkılamada makattan rahatlıkla çıkan dışkının, fıtıklaşma sonucu yani makat ve vajen arasındaki bariyerin incelmesi nedeniyle dışkının öne- vajinaya doğru dolması ve cepleşmesi oluyor” bilgisini verdi.

En sık karşılaşılan makat ile vajen arasındaki bariyeri bozan sebeplerden bahseden Pala, “Normal doğum yapma, birden çok, zor ve müdahaleli (vakum ya da forseps) doğum yapma, rahmin alındığı cerrahiler bu sebeplerdendir. Ancak hiç doğum yapmamış ya da sezeryan ile doğum yapmış kadınlarda da görülebiliyor ki bu da kronik kabızlığında önemli sebeplerden biri olduğunu gösteriyor. Liften fakir beşlenme, hareketsizlik, tuvalette uzun süre kalmakta rektosel oluşumunda rol oynuyor” şeklinde konuştu. 

“En önemli aşama doğru muayene”

“En önemli aşama doğru muayene”

Hastalığın tanısı aşamasında en önemli aşamanın fiziki muayene olduğunu belirten Pala, “Proktoloji ünitesinde hastalığa doğru tanı koymak adına ihtiyaca karşılık özel tasarlanan masada yapılan muayene ediliyor. Proktoloji ünitesinde gerçekleştirilen bu muayene esnasında ihtiyaç görülürse tek kullanımlık anaskoplarımız ile anal kanalın değerlendirilmesini sağlayarak sıklıkla eşik eden hemoroidal hastalıklarında tanısı konuluyor. Daha kompleks vakalarda MR-defekografi ile diğer pelvik taban hastalıklarının ayırıcı tanıları yapılıyor” açıklamasını yaptı.

Bir gecede tedavi bitiyor

Bir gecede tedavi bitiyor

Erken teşhisin her hastalıkta olduğu gibi rektosel rahatsızlıklarında da oldukça önemli olduğunu hatırlatan Pala, “Yaş kriterini sağlayan ve hekime erken başvuran kadınlarda cerahi müdahaleden önce beslenme ve tuvalet alışkanlığının düzenlenmesini sağlıyoruz. Sıklıkla şikayetlerin azaldığını görebiliyoruz” diye konuştu.

Şikayetleri gerilemeyen hastalara ise son çare olarak cerrahi tedavi yöntemini uyguladıklarını dile getiren Pala, sözlerini şöyle tamamladı:

Cerrahi tedavide anüs ve vajen arasındaki bölgeden (perineden) yapılan girişimle zayıflamış olan bariyer, bu işlem için tasarlanmış özel bir yama ile onarılıyor. Bu yama dışardan görülmediği gibi daha ilk dışkılama deneyiminde bile takılma hissinin ortadan kalkmasına yardımcı oluyor. Cerrahi tedavi genel anestezi ya da spinal anestezi altında uygulanabiliyor. Hastalar cerrahi girişim sonrası sadece 1 gece hastanede kalıyorlar ve yaklaşık 5 ila 7 gün içinde işlerine dönebiliyorlar. Bir aylık bir cinsel perhiz sonrası tekrar eski hayatlarına dönebiliyorlar ve disparoninin gerilediğini deneyimliyorlar.


Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sağlık içerikleri sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Vücuda yapışan keneyi yakarak çıkarmak doğru mu?