Lal Dedeoğlu: Biz şimdiki gençlere göre daha coşkuluyduk

Lal Dedeoğlu, aslında çok başarılı bir fotoğraf sanatçısı. Evinde misafirlerine güzel yemekler yapıp, farklı kokteyller hazırlarken kendini bir anda gastronomi dünyasının içinde buldu. 2000'de Buz Bar'ı açtı. Ardından birçok ünlü marka yarattı. Bugünlerde bir taraftan Bebek'teki mekanı Daire 1'in, bir taraftan da meşhur Fenix'in işletmeciliğini yapıyor. Lal ile eğlence sektörüne dair merak edilen her şeyi konuştuk

24 Mart 2019, Pazar 07:10
A A
Lal Dedeoğlu: Biz şimdiki gençlere göre daha coşkuluyduk

● Aslında fotoğraf sanatçısısınız. 333 adında bir stüdyonuz vardı ve çok güzel işler yapıyordunuz. Eğlence sektörüne girişiniz nasıl oldu?

Ailem misafir ağırlamayı çok sever. Evimiz, eşin dostun eksik olmadığı bir yerdi. Evlendikten sonra aynı geleneği kendi evimde de sürdürdüm. Misafirlerime güzel yemekler, kokteyller yapıyordum. Bu bana yetmedi ve ilk mekanım Buz Bar’ı Nişantaşı’nda açtım.

● Buz Bar çok popülerdi. Ne oldu da bu ünlü marka sektöre veda etti.

Buzlar hep sevilen ve popüler yerlerdi ama kötü, kısa vadeli kira anlaşmaları, verilen sözler buralara yapılan yatırımlarla maalesef örtüşmedi. Sonrasında ortağımla yolları ayırdık ve bitti.

TÜM ÇALIŞANLARIM BENİ SEVER

● Bebek’teki Daire 1’i açtığınızda bazı müşterilerinize buranın anahtarını vermiştiniz. Ne oldu da bu uygulamadan vazgeçtiniz?

Burası dört tarafı bahçeyle çevrili ev gibi bir mekan. Misafirlerim kendilerini evlerinde gibi hissetsin istedim. Yakın arkadaşlarıma ve müdavimim olan müşterilerime sembolik olarak anahtar verdim. Ama bu sadece bir semboldü. Kapı herkese açıktı. Ama anahtarı olmayan buraya giremezmiş algısı yarattı. Arkadaşlarım beni arayıp “Anahtarım yok şimdi ben oraya giremeyecek miyim?” diye sormaya başladı. Hemen vazgeçtim.

● Bugüne kadar birbirinden çarpıcı mekanlarınız oldu. Bu ritmi nasıl tutturuyorsunuz?

Benim mekanlarımı dünyanın hiçbir yerinde bulamazsın gibi bir iddiam yok sadece başka yerlere benzemez kendine özgüdür. Misafirlerim asla ‘Burası Avrupa’da şuraya, Amerika’da buraya benziyor’ diyemez. Hepsini kendi stilimle, fikrimle ve hislerimle yaptım.

● Üç ay önce D.ream’in işletmelerinden biri olan Fenix’e danışman oldunuz. Nasıl gidiyor?

Fenix bana emanet edildi. Bugüne kadar ilk kez kurumsal bir şirketle çalışıyorum. Güzel bir iş birliği oldu. Misafirlerimize yeni, farklı, eğlenceli şeyler sunmak için çok çalışıyorum.

● Nasıl bir yöneticisiniz?

Karşılıklı saygıyı çok önemserim. Benim yöneticiliğimde esas olan budur. Ne çok samimiyim ne de korkulan bir yöneticiyim. Ben hep böyle oldum. Sanırım tüm çalışanlarım beni sever.

● Eğlence sektöründe kadın olarak çalışmanın zorluklarını yaşadınız mı?

Her sektör gibi bu işinde kendine has zorlukları oldu tabii ama bunların hiçbiri kadın olduğum için değildi.

● İki mekanı birden işletmek yorucu olmuyor mu?

Sabahtan öğlene kadar Daire 1’de oluyorum. Akşamları da Fenix’e geçiyorum. Sevdiğim işi yaptığım için yorulmuyorum. Sadece haftada bir gün çalışmıyorum.

● Fenix’in üst katındaki kulüpte neler yapıyorsunuz?

Orası hafta içleri çok az sayıda misafir ağırlayan küçük bir kulüp. Fenix’e gelen misafirlerimiz yemekten sonra gece hayatına devam etmek istiyor. İstanbul’un gece hayatı geç saatte başladığı için yemek ve gece hayatı arasında ölü zaman oluyor. Misafirlerimiz arada kalan boş zamanı doldursunlar diye 23.00-02.00 arası o kulüpte hizmet veriyoruz. Hatta kulübün adı da 11/2. Kulübümüz 02.00’de kapanıyor ve misafirlerimiz İstanbul’un gece hayatına karışıyor.

● Fenix’e gelen misafirlerinize yemekte hangi müzikler eşlik ediyor?

Yemek saatlerinde güzel müziklerden sorumlu DJ’lerimiz var. Ayrıca pazartesi-salı-çarşamba günleri 19.30-21.30 arası yemek saatinde canlı jazz müzik var. Yeni başladık ama misafirlerimiz çok memnun.

ÖNEMLİ OLAN KALİTEDEN ASLA ÖDÜN VERMEMEK

● Karaköy yeme-içme sektörü için en cazip noktalardan biri haline geldi. Oraya ilk mekan açanlardan biri de sizsiniz. Neden Bebek’e geçtiniz?

Karaköy çok eski bir semt. Binaları yenilemeye başladılar. Her yerde inşaat dolu. Bu, misafirlerimizi ve bizi rahatsız etmeye başladı. Çevrede yıkım sesleri yükselirken keyif yapmak tatsızlaşıyor. Bu sebepten benimle birlikte birçok marka Karaköy’den ayrıldı. Karaköy çok güzel ve değerli bir yer. İnşaatlar bitince çok güzel olacak.

● Yeme-içme sektörü cazibesini yitirmeye başladı gibi görünüyor. Bu değişimin sebebi nedir?

Şimdiki koşullar eskiye göre daha ağır. Fiyatlarda artış var bu da menüye yansıyor, talebi düşürüyor. Sektörde bu sebebe dayanan bir daralma var.

● Bugün kapısında kuyruk olan bir mekana altı ay sonra kimse uğramıyor. Sizce neden?

Bir mekanın bir anda popüler olması çok korkutucu. Bu kısa sürede hızlı bir düşüşün riskini taşır. Önce popüler olmasını yaşayacaksın, sonra düşüşünü kabulleneceksin. Düşüş sürecinde ayakta durabilmek çok önemli. Yemeği, servisi, ışığı ve müziği hala mükemmelse müdavimler bir süre sonra tekrar gelmeye başlar. Dayanabilirsen mekan hak ettiği değeri mutlaka bulur. Önemli olan kaliteden asla ödün vermemek.

TÜRK MÜŞTERİLER MEKANLARDA ÖZEL İLGİ BEKLİYOR

● Dünyanın en ünlü markalarını Türkiye’ye getiriyorlar ama bir türlü uzun ömürlü olmuyor. Bunun sebebi nedir?

Yurtdışında ünlü bir yere gittiğimizde oranın birçok kuralları olduğunu görürüz. Yurtdışı markaları buraya o kurallarıyla geliyor. Herkese eşit muamele gösteriyorlar. Herkes de sırasını biliyor ve bekliyor. Türk müşteriler mekanlarda özel ilgi bekliyor. Beklediği ilgiyi görmediklerinde de o mekana bir daha uğramıyorlar. Sıra beklemekten hoşlanmıyor. Yemekleri anında gelsin istiyorlar. İstekler olmayınca da marka sıkıntıya giriyor. Müşteriler kendilerini tanıyan, özel ilgi gösteren yerlere gidiyor.

● Gastronomi ve eğlence sektöründe Paris, Milano, Londra, gibi metropollerle yarıştığımız söyleniyor. Doğru mu?

İstanbul’da doğdum, büyüdüm. Şehrin her köşesinde vakit geçiren biriyim. İstanbul benim için paha biçilemez, heyecanlı, hareketli bir şehir. Saydığınız dünya şehirleriyle yarışır bir yer olması gerekiyor ama maalesef birtakım sebeplerden dolayı geri kalıyor. İstanbul, eğlence sektöründe hak ettiği yerde değil. Dünyanın gerisinde kalıyor. Bunun sebebi, bizdeki markaların köklü olmaması. Almanya’da 1500 yılından beri aynı mayayı kullanan ekmekçi var. İstanbul’un her semti ayrı bir dokuya sahip, her köşesi büyüleyici ve sürprizlerle dolu.

● Nusr-et ile bir et furyası başlamıştı. Şimdi de yeni nesil meyhane akımı var. Bu taklitçilik nereye kadar devam edecek?

Herkes her şeyi yapsın. Herkes her şeyi denesin. Asla eleştirmiyorum. İşini doğru yapan zaten mükafatını görür. Meyhaneler her zaman avantajlıdır. Mutluyken, üzüntülüyken, sıkıntılıyken hep meyhaneye gideriz. Bu bizim kültürümüzde hep vardı. Modası da hiçbir zaman geçmez. Meyhanelerin çeşitli şekillerde olmasında bence bir sakınca yok ama ben her zaman klasik olandan yanayım.

BU SEKTÖR BANA SABIRLI OLMAYI ÖĞRETTİ

● 1990 ve 2000 yılları arasında İstanbul eğlence hayatında altın çağını yaşadı. Siz de o yıllarda gece hayatına şahit oldunuz. O zamanki gece hayatını günümüzle kıyaslar mısınız?

O dönem muhteşem yerler vardı. Etiler 29, Şamdan, Büyükdere Şamdan, Plaza, Discorium, Taksim Night Park, Yeniköy Şamdan, Pasha... Bu mekanlar dünyanın en güzel en eğlenceli mekanlarıydı. Biz şimdiki gençlere göre daha heyecanlı, daha coşkuluyduk. Şimdiki gençler daha çok yemek, bar ortamında, canlı müzik olan mekanlarda eğlenmeyi tercih ediyor, seviyor.

● Sizce İstanbul’da kulüp, diskotek devri bitti mi?

Yalnız İstanbul değil tüm dünyada da böyle. Diskotek devri kapanıyor. New York’un, Berlin’in, Londra’nın eski gece hayatı bambaşkaydı. Oralarda da bu tarz yerler pek kalmadı. İnsanlar artık daha küçük, samimi ve canlı müziğin olduğu yerleri tercih ediyor.

● Yıllardır eğlence sektöründe çalışıyorsunuz. Bu iş size yaşamınızla ilgili ne öğretti?

Sabır, sabır ve yine sabır. Çünkü bu sektöre girmeden ve ilk girdiğim yıllarda çok sabırsızdım. Hemen her şey olsun bitsin isterdim. Artık sabırlı olmayı öğrendim. Ayrıca maalesef verilen sözlerin ve el sıkışmanın iş hayatında geçerli olmadığınıda öğrenmiş oldum.

● Bu iş ile ilgili gelecek planlarınız nedir?

Ben hep hayal kurarım. Yakınlarım da “Artık bir dur” der ama ben hiç durmam ve aklımda hep farklı fikirler vardır. O fikirleri de hayata geçirmeden bırakmam. Anlık ve dönemsel hayaller kurarım. Çok ileri yıllar için planlar yapmam.

● Yaz için yeni projeleriniz var mı?

‘Fenix’ olarak yazın Bodrum Yalıkavak’ta olacağız.

BEKİR SAÇAR

bekir.sacar@posta.com.tr

Sıradaki haber yükleniyor...