Leyla Alaton: Evlilik bir ortaklık, imza atmadan önce sözleşme yapılmalı

İş kadını Leyla Alaton iş hayatının yanı sıra kadının başarısı için kafa yoran bir insan. 30 yılı aşkın süredir feminizm için mücadele ettiğini söyleyen Leyla Alaton, evlilik kararı alacaklara şöyle tavsiye verdi: Evlilik bir ortaklık. Bu ortaklık biterse biz nasıl ayrılırız? Bunu baştan konuşabiliyorsanız zaten o ortaklık bitmez. Çünkü en zor kısmını baştan konuşuyorsun. Evlilik ön anlaşması önemli ve yapılmalı; çıkış şartlarını bilmek her iki taraf için de faydalı olur.

31 Mart 2019, Pazar 08:30 Son Güncelleme:
A A
Leyla Alaton: Evlilik bir ortaklık, imza atmadan önce sözleşme yapılmalı

Röportaj: Kezban Yılmaz

1986'dan bu yana feminist olduğunuzu söylüyorsunuz. 25 yaşındaydınız o tarihte. Bu bilince nasıl sahip oldunuz? 

Amerika'da üniversite okuma şansına sahiptim. Aynı zamanda orada çalışma hayatına başlamıştım. Kemer satıyordum. Amerika'da birçok kadın topluluklarının konferanslarına gittim. Rol modellerini gördüm ve "Onlar yaptıysa ben niye yapamayayım" dedim. Onun için rol modelliği çok önemli. Ben de bu yüzden çıkıyorum, konuşuyorum. Çünkü diğer kadınlara büyük örnek teşkil ediyor. Benim çıtam hep dünya standardı oldu. Hiçbir zaman Türk kadını olarak kendimi dünya standartlarının altında hissetmedim. Moda ve trend diye bu işin içinde değilim. Akıllı adam feminist olur, hep böyle düşündüm. 

Bugün bu mücadeleyi hangi yollarla sürdürüyorsunuz?

Her türlü kadın hareketinin özellikle ekonomik kadın hareketlerinin içindeyim. KAGİDER (Kadın Girişimcileri Derneği), Diaspora’daki profesyonel çalışan Türk kadınlarının örgütü-TurkishWin, GYİAD ile çalışıyorum. Yönetim kurullarında daha çok kadın olması için uğraşıyorum. 

AKILLI ADAM FEMİNİST OLUR

Bugün Türkiye kadın hakları konusunda nasıl bir yerde? 

Bugünkü kadın hareketi ülkemizde daha iyi bir noktada. Boşuna uğraşmamışız. Artık Türk kadını uyandı. Pandora'nın kutusu açıldı. Kendimizi daha güçlü hissediyoruz. Daha cesur, daha kendinden emin, haklarını bilen ve isteyen bir Türk kadını var şimdi. Ailenin bütün dertlerini sırtlayan, çocuklarının sorumluluğunu alan, hayatını paylaştığı erkekten de sorumluluklarını bilmesini ve yapmasını isteyen, yani çok daha bilinçli bir kadından bahsediyoruz bugün Türkiye’de. 

Siyasette kadının yeri nasıl sizce? 

Artık her yerdeyiz ama sayı olarak yeterli değil. Sizin nesliniz daha da güzel günler görecek. Biz alt yapıyı hazırlıyoruz. Yakında çok güzel, çok büyük şeyler olacak. Umutluyum ben. 

"Dünyaya artık kadın tarzı bir yönetim gelmesi gerekiyor" diyorsunuz. Neden?

Kadın tarzı yönetim derken EQ'su(duygusal zeka)daha yüksek bir yönetimden söz ediyorum. İletişime açık, daha şeffaf, egosu daha törpülenmiş bir bakış açısını kast ediyorum. Ben mesela rol modeli olmayı para kazanmaktan daha çok önemsiyorum. Erkekler öyle değil, onların başarı kıstası daha materyal, para birimiyle ölçülebilir. Biz kadınlar   "Nasıl büyürüm, ne kadar üretirim, daha kaç kişiye dokunurum" diye bakıyoruz. Kadınlar, günü kurtarmak için değil, daha uzun vadeli bakıyor. Nitekim bugün cumhurbaşkanlığında ben çok müthiş kadınlar tanıyorum; çok iyi eğitimli ve çok güçlü danışman kadınlar var. 

BAŞINA BUYRUK BİR KADINIM SİYASET BANA GÖRE DEĞİL 

Siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?

Hiç düşünmüyorum. Ben başına buyruk bir kadınım, bana göre değil yani. Vicdanım rahat. Yaptığım sivil toplum işleri, en az bir siyasetçinin ülkeye yaptığı fayda kadar yararlı. 

ERKEKLER ŞİDDET KONUSUNDA EĞİTİLMELİ 

Peki ya şiddet? 

Şiddet kırmızı çizgidir. Dijital medya sayesinde her şey çok daha su yüzüne çıktı. Konuşulur oldu ve farkındalık oluştu. Farkında oldukça azalmak zorunda kalacak. Çünkü o şiddeti yapanlarla olmamayı seçecek insanlar. İşte, evde, her yerde şiddete tahammül etmeyecek bir noktaya geleceğiz. Ancak şiddetin ne olduğunu bilirsek.

Nasıl olacak bu? 

Şiddet hiçbir zaman bitmez, bitmeyecek. İnsanların şeytani bir tarafı var çünkü. Ama şiddeti reddedebilecek kadın sayısı artsın diye uğraşıyoruz biz. Birincisi farkındalık, şiddetin ne olduğunu bilecek kadınlar. İkincisi ekonomik bağımsızlık. Ailesinde şiddet gören şiddet uyguluyor. Şiddeti normal bir şey olarak görüyor. 

Bu nedenle erkeklerin eğitilmesi tarafında durmalıyız. Bu eğitim lisede de verilebilir, askerlikte de... 

Bütün erkekleri baban gibi sanıyorsun ve yanılıyorsun

Bir röportajınızda “İshak Alaton’un kızı olmanın büyük avantajları vardı ama dezavantajları da çoktu” demişsiniz…

Babam; baba ama aynı zamanda çok özel ve değerli bir vizyonerdi. Sıra dışı biriydi. Kendine yeten, herkesle mesafeli, okuyan, çıtası son derece yüksek bir insandı. Aslında çok zor bir insandı. Ve biz çok çatışırdık. Ben boğayım. Çok güçlü bir karakterim. Nitekim onun kızıyım ve son derece benziyorum babama. Ayrı cins olmamızın verdiği büyük bir sinerji, uyum ve çekim de vardı elbette. Ben, babasına çok hayran ve çok seven kızlardanım. Babamı bir şans olarak görüyorum hayatımda. Çünkü erkek rol modeli olarak terbiyeli, zarif, dikkatli, feminist bir adamdı. Bütün erkekleri baban gibi sanıyorsun ve yanılıyorsun. 

Babanız da mı feministti? 

Kumaşında vardı. İnsan haklarına inanan biri otomatik olarak feminist olur. Feminist olmak için çok şey gerekmiyor; maço olma, yeter. Çok aydın, çok entelektüel, hep dünya standardıyla yarışan, çevresini de kendisiyle birlikte yukarı taşımak isteyen, motive eden biriydi. 

Ben paramla Leyla Alaton değilim

Babanızla benzer yönleriniz neler?

En benzer tarafım paraya güç atfetmemek. Bizim için para değil, saygınlık ön planda oldu her zaman. Ben de karakterimi, kişiliğimi markamı, sahibi olduğum zannedilen paranın çok daha üstünde tutarım. Ben paramla Leyla Alaton değilim. Yaptıklarımla, yapacaklarımla ve yanında durduğum fikirlerle Leyla Alaton'um. Bu anlamda tam babamın kızıyım. Çok çatışırdık. İnsanlara verdiği zamanla, önemle, güvenle fazla cömertti. Ne yazık ki aynı hataları ben de yapıyorum.

HESAP VERMEK ZORUNDA HİSSETMEK İNSANI MUTSUZLUĞA SÜRÜKLÜYOR 

İnsanlar çoğunlukla mutsuz. Sizce neden? 

Bence mutluluğun tarifi kendinden memnun olmak. Başkalarının söylediklerine güç atfetmemek. Kendini dinlemek, kendiyle barışmak, kendi kıstaslarını koymak. Avrupa'da insanlar daha kendilerine dönük yaşıyor. Ona buna hesap vermiyor. Biz yaptıklarımızla ilgili herkese hesap vermek zorunda hissediyoruz. İç içe bir hayat yaşıyoruz yani. Dijitalleşmeyle bu daha da arttı. Mutlaka kendi sınırlarımızı çizmeliyiz, özelimizi korumalıyız. Kendimizi ancak bu şekilde korumaya alabiliriz. 

Siz mutlu musunuz peki?

Evet. Mutlu olmak için bahane çok bende. Pozitif bir insanım. En kötüde en iyiyi görebilirim. O karakter insanı kurtarıyor. Büyük bir nimet bu. Hep ileri bakan, geriye bakıp hayıflanmayan insan kolay kolay pes etmiyor.

Özellikle gençler yurt dışına kaçmanın yollarını arıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Size kötü bir haberim var: Yurt dışında hayat çok zor ve hiç de öyle uzaktan görüldüğü gibi değil. Ben memleketimi çok seviyorum. Evet, yurt dışı yaşam standardı, hayat kalitesi olarak başta cazip gelebiliyor. Ama çok büyük bir özlem ve büyük boşluk içine düşüyor insanlar. Bence kendi mutluluk bahçeni kendin kurmak durumundasın. 

Ne zamana kadar çalışmayı düşünüyorsunuz?

Şu andaki tempomu 60 yaş sonrası azaltmayı düşünüyorum. Ama hayır işlerini hiç bırakmayacağım. En büyük hayalim, babamın adına kurmuş olduğum biyomedikal meslek lisesinden, diplomalarını havaya atan bir genç kız güruhu görmek. Bence üniversiteden çok meslek lisesi ihtiyacımız var. 

Görünenin ardında başka bir Leyla var mı? Hiç hayatınızı aşkın yönettiği oldu mu?

Beni çok iyi tanıyan bir erkek arkadaşım bana "Sen ilişkilerine hep kalbinle girip kafanla çıkıyorsun" der. Doğrudur. Ben çok hisli bir insanım. Kalbimi dinlerim ama kafamı da göz ardı etmem. İkisinin dengede olması gerektiğini düşünüyorum. Tabii ki aşkın beni yönettiği oldu. Ama çok gençtim o zamanlar. 

Sekiz yıldır bir erkek arkadaşınız var. Evlenmeyi düşünüyor musunuz?

Yurt dışında yaşıyor. Kaliteli bir ilişkimiz var. İkimiz de kötü bir boşanmadan çıktığımız için şu anda evlenmeyi düşünmüyoruz. Evlilik, dünyanın en güzel müesseselerinden biridir ama doğru kişiyle yapılırsa. En kıymetli varlıklarınızı, çocuklarınızı ortak olarak yapıyorsunuz. Bundan daha güzel bir ortaklık olabilir mi? Ama her ortaklık gibi evlilik de büyük özen, dikkat gerektiriyor. Ortaklık dediğin sadece yatağı değil, çok şeyi paylaşmaktır. 

Evlilik kararı alacak olanlara bir tavsiyeniz var mı?

Hayatlarının en önemli kararını aldıklarını bilmeliler. Evlilik bir ortaklık. Peki, bu ortaklık biterse biz nasıl ayrılırız? Bunu baştan konuşabiliyorsanız zaten o ortaklık bitmez. Çünkü en zor kısmını baştan konuşuyorsun. Onun için evlilik ön anlaşması önemli ve yapılmalı. Çünkü sonrasında büyük tatsızlıklar olabiliyor. Evlilik sözleşmesi bu nedenle gerekli. Her ortaklık gibi içine girmeden çıkış şartlarını bilmek her iki taraf için de faydalı olur.  

KISA KISA...

- Tam bir işkolik. Her sabah 6.30'da kalkıyor. Gün bitene kadar yoğun bir tempoyla çalışıyor. Mesai mefhumu yok.

- Hafta sonlarını kendine, ailesine ve sevdiklerine ayırıyor. 

- Biri 18, diğeri 20 yaşında olan iki oğlu Amerika'da eğitim görüyor.

- Çok hareketli, sosyal ve eğlenceli.  

- En son okuduğu kitap:'Her Perşembe Saat 4'te’.

- En son gittiği yer Göbeklitepe.

- "Ben bir boğa burcuyum. Güzel olan her şeyi yemeğe bayılırım" diyor. 


Sıradaki haber yükleniyor...