Leyla Tanlar: Aşk hayatımın merkezinde değil ama güzel bir yerinde

Müthiş bir enerjisi var. 21 yaşında ama 15 yaşından beri setlerde. Hem yeteneği hem güzelliğiyle ışıl ışıl parlıyor. ‘Paramparça’, ‘Mehmed Bir Cihan Fatihi’ gibi başarılı işlerle öne çıktı. Şimdi de ‘Ferhat ile Şirin’ dizisinde Şirin karakteriyle karşımızda. Oyunculuğun yanı sıra eğitimine de devam eden yetenekli oyuncuyla yeni rolüne, aşka ve hayata dair konuştuk. Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr

08 Aralık 2019, Pazar 08:00 Son Güncelleme:
A A
Leyla Tanlar: Aşk hayatımın merkezinde değil ama güzel bir yerinde

En güzel aşk efsanelerimizden biri olan ‘Ferhat ile Şirin’in hikayesi televizyona taşındı. Sizi de başrolde, Şirin olarak izliyoruz. Böyle bir efsanenin tadını televizyonda vermek zor değil mi?

Aslında farklı değiller. Çünkü ikisi de sonuçta hikaye anlatıcılığı. Efsaneler de eski çağlardan günümüze ulaşmış hikayeler. 30 bin sene öncesinde, mağara resimlerinden tutun da ateş etrafında sözlü anlatılan hikayelerle, günümüzde televizyonda anlatılanların temeli yine aynı. Yalnızca o dönemin anlatım şekliyle şimdiki farklı. O zaman farklı yöntemler kullanılmış, şimdi de televizyon ve sinema buna aracı oluyor.

O yoğun ve derin aşk bizim hikayemizin de temelini oluşturuyor

Bildiğimiz ‘Ferhat ile Şirin’ hikayesi ile birebir aynı mı?

Hikaye birebir aynı diyemeyiz ama bildiğimiz ‘Ferhat ile Şirin’i efsane yapan o yoğun ve derin aşk bizim hikayemizin de temelini oluşturuyor.

Ferhat, dağları deldiği için baskın karakter olan o, Şirin biraz edilgen geliyor insana. Siz bu anlamda nasıl bir Şirin olacaksınız?

Aslında Ferhat ile karşılaşmasından önceki ve sonraki Şirin diye ikiye ayrılıyor benim gözümde. Ferhat’ı tanımadan önceki Şirin için kısmen doğru bir tespit diyebiliriz. Çünkü bu yaşına kadar kendi isteklerini hep ertelemiş, şikayet etmeyi unutmuş ve hayallerinin peşinden koşma motivasyonunu kaybetmiş bir kızken, bir gece ölümle burun buruna geliyor ve tam da o anda Ferhat çıkıyor karşısına.

Kahramanlara inanmıyorum, kimse benim kahramanım olamaz

O andan itibaren Şirin’e tüm hayatını sorgulatıyor sanırım…

En önemlisi geçmişte yaşadığı suçluluk duygusu ve vicdan azabından dolayı kaybettiği zamanların farkına varıyor ve hayatının iplerini eline almaya karar veriyor. Şirin’in içindeki cesareti keşfetme yolculuğu bu aslında. Ferhat’ın hayatına girmesiyle birlikte Şirin’in aşkı için neleri feda edebileceğini izleyeceğiz... Bizim hikayemizde daha birinci bölümde dağları delecek gücü ve cesareti olduğunu ilk dile getiren Şirin zaten.

Siz gerçek hayatta kaderci misiniz?

Kesinlikle kaderci değilim. Ben sonuna kadar çabalarım her zaman.

‘Ferhat ile Şirin’ aynı zamanda bir kahramanlık hikayesi. Sizin bir kahramanınız var mı?

Kimse benim kahramanım olamaz! Kahramanlara inanmadığım gibi bir kahraman bekleme düşüncesi bile bana itici geliyor. Çünkü herkesin hayatının kahramanı kendisidir.

Yaptığım her şeyi tutkuyla yapıyorum

Aşk için büyük fedakarlıklar yapar mısınız?

Sevdiğim, yapmaktan mutlu olduğum bir şeyden vazgeçmemse söz konusu olan, o zaman zor. Çünkü ben yaptığım her şeyi büyük bir tutkuyla yapıyorum. Zaten sevdiğim şeylerden vazgeçmemi isteyen biri beni gerçekten seviyor olamaz. Yapmak istediklerime saygı duyan, destek olan kişi bana gerçekten aşık demektir. Bunlar dışında kalan konuları çok kestiremiyorum çünkü şu ana kadar büyük fedakarlıklar yapmamı gerektirecek bir durumla karşılaşmadım.

Ney çalmak sizi çok zorladı mı?

Enteresandır, küçükken yan flüt çalıyor olmamın bana çok faydası olur diye düşünmüştüm ama ney üflemek bambaşka bir şeymiş. Çok zor olduğu kesin ama çok ilginç ve güzel bir deneyim benim için. Hazırlık sürecinde özel ders aldım ama ses çıkarabilmek için bile çok uzun zaman harcamanız ve sabır göstermeniz gerekiyor. Başka enstrümanlara benzemiyor kesinlikle.

Bu kadar kısa sürede çalabilir duruma gelemediniz o zaman?

Değil tabii. Ses çıkarmayı başardım ya, o bile çok mutlu ediyor beni. Çünkü cidden zor. Ama üflemesini, tutuşunu, parmakların duruşunu, felsefesini, elimden geldiğince doğru vermeye çalışıyorum. Bunlar için baya bir mesai yaptık hocamla. Bir de farklı bir bağ kurdum sanırım. Evde benimle duruyor, sahnesi olunca evden götürüyorum, akşam çekim bitince yine yanımda eve getiriyorum. Çalışacak vakit bulamasam da yanımda olmasını istiyorum. Şirin ile benim aramda özel bir bağ gibi.

Sadece işimin bende bıraktığı hisse odaklanırım

İlk oyunculuk deneyiminiz ‘Paramparça’ gibi çok izlenen bir diziyle olmuştu. ‘Ferhat ile Şirin’ kariyerinizde nasıl bir yer edinecek?

Ben her zaman, her koşulda işin bende bıraktığı hisse odaklanırım. O projenin içinde bulunmaktan gurur duymak ve sette mutlu olmak benim için en önemlisi. ‘Ferhat ile Şirin’in dünyasının parçası olmaktan gurur duyuyorum.

Oyunculuk çocukluk hayaliniz miydi?

O konuda çok odaklıydım, evet.

Çocukluğum sokaklarda geçti, akşam beni eve sokamazlardı

Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

İstanbul’un şehir kargaşasından uzak, doğayla iç içe büyüdüm. Hani şimdi diyorlar ya “Şimdiki çocuklar sokakta oynayamıyor” diye, beni küçükken akşamları eve sokamazlardı. Gerçi şimdi de dışarı çıkaramıyorlar, o da ayrı (Gülüyor). Ben sokakta, bisiklet üstünde, paten kayarak, ağaçlara tırmanarak, canım köpeğimle atlayıp zıplayarak büyüdüm.

‘Çok bilmiş’ çocuklardan mıydınız?

Hiç öyle bir tepki almadım ama çok küçüklüğümden beri kendi kararlarımı kendim verebilmişimdir. Annem babam ve abim de bana her konuda destek oldular, arkamda durdular.

Sizinle yakınlık kurmak zor mudur?

Enerjimin tuttuğu insanla hemen samimi olurum ama iş dışında çok fazla yeni insan tanımaya da fırsat olmuyor çünkü çok evci bir tipim. Hatta fazlasıyla. Set dışında zamanımın çoğunu evde geçiriyorum.

Kişiliğinizin sizi en zorlayan tarafı ne? “Daha esnek olmak isterdim” dediğiniz yanlarınız var mı?

O kadar farklı ilgi alanım var ki… Ama bundan zevk almam gerekirken vakitsizlik beni strese sokuyor. Ben biraz kontrollüyüm. Her şeyi kendim halletmek istiyorum. Bu da beni zorluyor ama diğer yandan daha esnek olmak da istemiyorum açıkçası. Zorlamasına rağmen mutluyum böyle olmaktan.

Şöhret arttıkça hayat zorlaşıyor mu?

Ben çalışmaya başladığımda 15-16 yaşlarındaydım, herhangi bir değişikliği çok algılayamadım. Benim içinde büyüdüğüm doğal bir süreç oldu bu. O yüzden öyle bir fark varsa da ben hissedemiyorum.

Rol modelim yok, odaklandığım hedeflerim var

Hayatınızın bütününde ya da kariyer yolculuğunuzda bir rol modeliniz var mı?

Rol model çok iddialı bir ifade olur ama bir yandan da olsaydı çok rahat olurmuş aslında. Önünde benzemeye çalıştığın birinin olması, insanın kendi sınırlarını ve potansiyelini görmesinin önünde bir engel bence. O yüzden rol modelim değil, kendime koyduğum hedeflerim var.

Çalışan, üreten, başarılı olan her kadınla gurur duyuyorum

Çok iyi bir projede, çok iyi oynanmış bir rolü kıskanır mısınız? “Keşke o ben olsaydım” dediğiniz olmuş mudur?

Hiç demedim. Aksine başarılı olan tüm kadınlarla gurur duyarım. Hatta bunun başarılı olmakla da ilgisi yok. Çalışan, üreten, her meslekten güçlü kadınların hepsiyle gurur duyuyorum. Tanıştığım insanların başarı öykülerini dinlemekten de inanılmaz zevk alırım her zaman.

Aşk hayatınızın neresinde? Ne ifade ediyor?

Aşk hayatımın merkezinde değil ama güzel bir yerinde (Gülüyor).

Güzellik tanımınız ne? Sizce nasıl bir kadın etkileyicidir?

Kendine güvenen her kadın etkileyicidir. Mutlu olmak için de ilk şart bence. Mutlu olan herkes güzeldir.

Yüzünüze estetik müdahale yaptırdığınızı düşünenler var…

Hayır, hiç yaptırmadım ama seçtiğim meslekte bu tarz haberlerin olabileceğinin farkındayım maalesef. O yüzden çok üstünde durmuyorum. Ayrıca kendim yaptırmasam da yaptıranların seçimlerine de saygı duyuyorum. Herkesin kendi kararı neticede.

Kısa kısa...

Çok istediğiniz bir şeyden sizi ne vazgeçirir?

İsteklerimden asla vazgeçmem.

Hayatın size en büyük hediyesi ne oldu?

Ailem, köpeğim, çocukluğum, yetiştirilme tarzım ve bana kattıkları...

Yapmaktan en keyif aldığınız şey ne?

Yoğun bir set gününün ya da zor bir sınavın ardından eve gelip battaniyenin altına girmek.

Sıradaki haber yükleniyor...