MagazinÇocuklarımı depremden inadım kurtardı

Çocuklarımı depremden inadım kurtardı

Çocuklarımı depremden inadım kurtardı

Kanal D'nin efsane dizilerinden 'Yargı'nın 'Eren Komiser'i Uğur Aslan, Hataylı. 6 Şubat 2023 depreminden hemen önce 3 çocuğundan 2'si, Şems ve Ayla, yarıyıl tatili dolayısıyla Hatay'ın Kırıkhan ilçesinde yaşayan ablası Makbule Özciğer'in evindeydi. Depremden iki gün önce, Uğur Aslan 'Yargı' setine giderken radyodan bölgede havanın çok sertleşeceği haberini duydu. O an hemen telefonla çocukların uçak biletlerini aldı. Eşi Sema Ergenekon ve ablası "Ne gerek var, kalsın çocuklar" dedi ama Uğur Aslan inat etti. Çocukların İstanbul'a döndüğünün ertesi günü deprem oldu. Aslan gerisini şöyle anlatıyor: "Çocuklar ablamın evinde sobanın yanında, yerde yatmayı sever. Deprem sırasında soba tam da çocukların yattığı yere devrilmiş ve yangın çıkmış. Ben çocukların dönmesi için sert bir inat sergiledim. Bu inadım olmasaydı, çocuklarım kıyameti yaşayacaktı."

Son dönemin en sevilen isimlerinden biri. Hem sesiyle hem oyunculuğuyla gönülleri fethetti. ‘Yargı’ dizisindeki Eren karakteriyle büyük beğeni topladı. Şimdi de hem yeni dizisinin hem de vizyona girecek yeni filminin heyecanını yaşıyor.

Haberin Devamı

Çocuklarımı depremden inadım kurtardı

KİMSE, KİMSENİN TERAPİSTİ OLMAMALI HERKES KENDİNİ İYİLEŞTİRMELİ

Nasılsınız Uğur Bey?

İyiyim, yoğun ama güzel bir tempodayım. Bir yandan dizi, bir yandan sinema filmi derken koşturuyoruz. Yorucu ama iki proje de çok iyiydi, bu kadar derin ve güzel iş olunca insan ‘hayır’ diyemiyor. ‘Rahma’ filmi çok özel bir iş.

‘Rahma’ nın nasıl bir hikayesi var?

Derin ve dokunaklı bir hikâyesi var. Urfa’da çekiyoruz. Çocuğu olmayan bir annenin, Suriyeli mülteci bir kız çocuğunu evlat edinme arzusunu ve bu uğurda verdiği mücadeleyi anlatıyor. “Anne sadece doğuran kişi midir?” sorusunun etrafında şekilleniyor.

Siz evlat edinmeyi düşünür müydünüz?

Bilmiyorum. Anne-baba olmak biyolojik gibi geliyor insana ama sevgiyle büyüyen bir çocuğun ihtiyacı da göz ardı edilemez. Önemli olan çocuğun bir aile sıcaklığına kavuşması.

Haberin Devamı

Hiç etkisinden çıkamadığınız rol oldu mu?

Yargı’daki Eren Komiser. Özellikle Tuğçe sahneleri beni çok etkiledi. Kendi yaşadığım deprem travmasıyla yüzleştim. Bir ay sete çok moralsiz gittim.

Çocuklarımı depremden inadım kurtardı

UNVANLARIN HİÇ ANLAMI YOK ŞÖHRET, PARA GEÇİCİ

Eren’in adalet anlayışı sizinkine benziyor muydu?

Kesinlikle. Eren’deki vicdan ve adalet duygusu bende de var. İyi insan olmayı her şeyin önüne koyuyorum. Eğer iyi biriyseniz unvanların hiç anlamı yok. Şöhret, para hepsi geçici.

Bazı oyuncular setlerde egosuyla zorlayıcı olabiliyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Elbette var ama o kişilerin hangi koşullarda büyüdüğüne, neler yaşadığına da bakmak gerek. Kimse kimsenin terapisti olmamalı. Herkes önce kendini iyileştirmeli. Ben de oynadığım biri dizide böyle sorunlu biriyle karşılaşmıştım. İnsanlara kötü davranıyordu, o yüzden sevmiyordum.

‘Yargı’ bittiğinde neler hissettiniz?

Çok üzüldüm. Harika bir işti. Üç yıl boyunca adeta aile olduk. Bu bulunmaz bir nimet. Sette hep huzur vardı ki bunu bulmak çok zordur. Deprem döneminde tüm ekip yanımdaydı. Kaan Urgancıoğlu artık kardeşim gibi. Hepsini çok seviyorum, görüşüyoruz hep.

“Adalet yerini bulsa da kalp rahat etmez” cümlesi sizi nasıl etkiledi?

Çok doğru bir söz. Suçlular cezasını alsa bile yaşanan acı geçmiyor. Mesela Ahmet Minguzzi’nin cinayeti ya da çocuklara yapılan kötülükler... Suçlular cezalandırılsa bile kalpteki yara hep kalıyor.

Haberin Devamı

Çocuklarımı depremden inadım kurtardı

AĞLAMAK İYİDİR İÇİNİZDEKİ BASINCI ATAR

Yeni diziniz nasıl gidiyor?

‘Rüzgârlı Pazar’ çok güzel bir dönem işi. 2000’li yılların mahalle kültürünü anlatıyor. Dayanışmayı, yokluk içinde varlığı anlatıyor. Ben bir inşaat işçisini canlandırıyorum. Ağır bir karakter ama çok sevdim. Ağlamak bazen iyi gelir, içindeki basıncı boşaltırsın. Çok mutluyum ama biraz ajite bir karakteri oynuyorum orada. Bir inşaat işçisini... Hatta bir gün espri yaptım, “Senaristi çağırın, bu adamı o oynasın” dedim çünkü sürekli ağlıyorum. Ama ağlamak iyidir; içinizdeki basıncı atar, mazgalın kapağını açarsınız. Çok naif bir iş. Eskileri özleyenler için güzel hikâye.

Geçmişe dair en çok neyi özlüyorsunuz?

Paylaşmayı. Eskiden aynı sofraya otururduk. Şimdi olmayanın olana öykündüğü bir dönem yaşıyoruz. Her şeyin sahibi olmak istiyoruz ama aslında hiçbir şeye sahip değiliz.

Haberin Devamı

 Çocuklarımı depremden inadım kurtardı

Asya Arslan, Alya Arslan, Sema Ergenekon, Uğur Arslan, Şems Arslan.

DEPREMDE ÇOCUKLARIM DA ORADA OLACAKTI, BU FİKRİ İÇİMDEN ATAMIYORUM

Hataylısınız ve depremde büyük kayıplar yaşadınız. Atlatabildiniz mi bu travmayı?

Mümkün değil. Düşünsene, saat 04.30, uykudayım ve yeğenim arıyor. O saatte araması zaten anormal, bir şey olduğunu anladım ama bu kadarını beklemiyordum. Telefonu açtım, gelen ses şu: “Amca yalvarırım, yardım et. Enkaz altındayım, çıkamıyorum. Her yer yıkıldı.” Şok oldum, sanki bir kâbusun içindeydim. Ardından başka bir telefon daha, diğer yeğenim, “Amca, enkazdayız. Evin kapısı sıkıştı, çıkamıyoruz.” Arka planda küçük çocuğun çığlığı geliyordu. O an elim kolum çözüldü. Büyük bir çaresizlikti. Ailemden 11 kişiyi kaybettim.

“Keşke o gün orada olsaydım” dediğiniz oldu mu?

Daha da feci bir hikâyem var. Uzun süre onun korkusunu yaşadım. Çocuklarım Hatay’ı çok sever, sık sık giderler. Ablamın evi Kırıkhan’da. O dönemde çocuklarım Şems ve Alya oradaydı. Depremden iki gün önce, ‘Yargı’ setine giderken bir anda radyoda hafta sonu havaların sertleşeceği anonsunu duydum. Normalde asla radyo dinlemem. O an hemen telefonumu elime alıp çocukların biletlerini aldım.

Haberin Devamı

Yani depremden bir gün öncesi mi?

Evet, eşim Sema bile “Ne gerek vardı, çocuklar kalsaydı“ diye tepki gösterdi. Ama nedense o gün çok ısrar ettim ki ben normalde öyle biri değilim. Eğer o biletleri almasaydım, çocuklarım da o gün o kıyameti yaşayacaktı…

Kadere inanır mısınız?

Çok inanırım. Belki de o gün bana o inadı yaptıran şey kaderdi. Normalde çocuklarımın orada kalması gerekiyordu. Sert bir tutum sergiledim, bu da bana hiç uygun olmayan bir davranıştı. Ablam bile “Kalsalardı” diye kızdı. Onun evi sobalıdır, çocuklar yerde yatmayı çok sever. Soba devrilmiş ve yangın çıkmış, müdahale edememişler. Ablam daha sonra “İyi ki götürmüşsün, soba onların yattığı yerde devrilmiş ve yangın oradan başlamış” dedi. Bu, hayatımın en büyük sınavıydı. Hâlâ orada olsalardı düşüncesini aklımdan atamıyorum. Bu, büyük bir travma…

Depremin ardından Hatay’a gittiğinizde ne hissettiniz?

Yıkıldım. Her yer harabe. İlk gittiğim yer, yeğenimi kaybettiğimiz enkazdı. Bazı yakınlarımıza günlerce ulaşamadık. Hayatımın en zor anlarıydı. Hayatta kalanlara yardım etmek tek motivasyonumuzdu.

Çocuklarımı depremden inadım kurtardı

KİMSE, KUDRETİNE GÜVENMESİN HİÇBİR ŞEYİN SAHİBİ DEĞİLİZ

Bu yaşananlar size ne öğretti?

İnsanoğlu ne kadar basit bir varlık aslında…Bunu öğrendim. Doğaya karşı yaptığımız her şey bir gün karşımıza çıkıyor. 20 katlı evler, dev balkonlar, devasa yaşamlar… Hepsi bir anda yok oldu. Hiçbir şeyin sahibi değiliz. Çok ağır tespit ama kimse heybetine, kudretine güvenmesin kardeşim. Doğanın gırtlağına tıktığımız her şeyi, doğa suratımıza tükürdü.

ÇOCUKLUĞUMDA YOKSULLUK GÖRDÜM AMA YOKSUNLUK ÇEKMEDİM

Sizin nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

Hatay Reyhanlı’da, 9 çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak doğdum. Babam bir ağanın yanında kahyalık yapıyordu. Çok zor şartlarda büyüdük ama sevgi doluyduk. Yoksulluk vardı ama yoksunluk yoktu. O günler beni, ben yaptı.

Sema Ergenekon gibi güçlü bir kadınla evlisiniz. Nasıl tanıştınız?

Fakültede tanıştık. İlk görüşte etkilendim. Elimde cipsle yanına gittim, “Cips yer misin?” dedim. Çiçek vermek yerine cipsle yaklaştım. (Gülüyor) Sema çok iyi bir insandır. Hayattaki en büyük şansım.