Cumartesi Postası Derya Baykal: Parasız kalırsam çıkarım pazara limon satarım, nesi ayıp bunun?

Derya Baykal: Parasız kalırsam çıkarım pazara limon satarım, nesi ayıp bunun?

Derya Baykal: Parasız kalırsam çıkarım pazara limon satarım, nesi ayıp bunun?

Ünlü tiyatrocu, usta isim Derya Baykal, açık sözlü, dobra ve kadınlar hep güçlü olsun diye çabalayan biri. Buluştuk ve hem haneye yeni dahil olan torunu minik Pera'yı hem de yeni kaybettiğimiz eski eşi, iki kızının babası usta sanatçı Ferhan Şensoy'u konuştuk. Alev Gürsoy Cimin / alev.gursoy@posta.com.tr

Hepimiz zor bir süreçten geçiyoruz. Sizin için daha zordu, şimdi nasılsınız?

Her şeyin başı sağlık. Süreçte en çok bunu öğrendik. Şükür iyiyiz. COVID-19 gibi zorlu bir süreçten geçtik. Maddi ve manevi olarak çok etkilendik. Halen de devam ediyor bu sancılar, o nedenle bu süreçte geri dönüşümün önemini yine vurgulamak istiyorum. Senelerdir bunun altını çiziyorum zaten ama bu süreçte daha önem kazandı.

Bize bu konuda önerileriniz var mı?

Hiçbir şeyi atmayın lütfen, hele de bu zor süreçte. Mesela torunum Pera’ya aldığımız tulumların kolları küçülmüştü. Dün onların kollarını şişme yelek kolları gibi kestim. Epeyce daha kullanacak. Bazıları da “Birilerine verseydin” diyor. Nasıl olsa vereceğim ama bu haliyle gidecek kişi için de daha çok kullanışlı olacak. Biz yoklukta büyüdük. Eskiyi yenilemek önemli, ben hayatı böyle yaşıyorum. Herkese de tavsiye ediyorum.

DÜNYADA BU KADAR YOKSULLUK VARKEN BOLLUK İÇİNDE YAŞAMAK SAÇMA!

Devir göze sokma devri. Özellikle ünlülerin bir kısmı bunu çok abartıyor. Sizin ailede marka tutkusu yok mu?

Asla yok ve hiç doğru bulmuyoruz. Biz bebeğimize bile dünyanın parasını verip yeni şeyler almadık çünkü bu hiç hoş bir şey değil. Bir bebek bir şeyi en fazla ne kadar giyebilir? Dünyada bu kadar yoksulluk varken bolluk içinde yaşamak saçma! Elbette alışveriş yaptık ama ölçüsünde. Her şey acayip ve gereksiz pahalı. Bir liste yapıyor ve ona göre alıyoruz her şeyi. Pera için büyük torunlarımdan kalan bebek arabasını, mama masasını kullanıyoruz. İkinci el kıyafet giyinenlere sempati duyarım.

KIZLARIM DA BEN DE LÜZUMSUZ YERE PARA HARCAMAYIZ

Anladım ki şatafat sevmiyorsunuz. Hayattaki önceliğiniz nedir?

Eğitim, olmazsa olmazımdır. Bir piyano, bir resim dersidir önceliğim. Kızlarım Derya ve Ferhan da ben de parayı iki gün sonra yok olacak lüzumsuz bir şeye harcamayız. Çocuklarıma resim fırçasının bile en iyisini almışımdır. Bu arada ev aletlerime de çok iyi bakarım onların da en iyisini alırım. Tencere, tava, ütü, bulaşık makinesi… Ekonomi budur.

HALK EKMEK KUYRUKLARINDA İNSANLAR ZORDAYKEN EKMEK ATMAK ÇOK MERHAMETSİZCE

Şu sıralar herkes pahalılıktan dertli. Marketlere yanaşılmıyor. Sizi de etkiliyor mu?

Herkes çok haklı. Ben de herkes kadar çok etkileniyorum hem de çok! Şeker hastasıyım ve pandemi sürecinde ben de çalışamadım. Sonuçta kemer sıkıyoruz. Mesela bir şey pişiriyorsam çocuklarıma götürüyorum, onlar yapınca ben alıyorum. Mutfağı küçülttüm.

Daha ekonomik yaşıyorum. Zaten sebze ağırlıklı besleniyorum. Önceliğimiz zaten Pera’nın iyi beslenmesi. Kızım Ferhan süt yapacak gıdalar tüketiyor, anne sütü çok önemli. Her şeyi daha ekonomik daha az yapıyorum. Yemekleri atmıyorum asla. Çok yaptıysam hemen dondurucuya atıyorum. Ekmek israfına çok kızıyorum, görüyorsunuz halk ekmekteki kuyrukları insanlar zordayken atmak ne kadar merhametsizce!

Hayatınızı kısıtladınız mı hiç süreçte?

Bir sürü şeyi kaldırdım tabii ki. Mesela yatılı kadın çalıştırmıyorum artık. Daha küçük bir hayata geçtim. Her gün çocuklara gidip geliyordum, ben de onlara yakın taşındım ve böylelikle benzinden de tasarruf ettim. Her yere yürüyerek gidiyorum. Bir atölyem var ve oradaki harcamaları azalttık.

Pandemide kapalıydık ama maaşlar sigortalar ödendi. İnsanları mağdur etmedim şükür ki. Yoğurdu bile evde yapacağız, abur cuburdan kaçacağız. Evde bir mücver, bir kek yapıp da bir restorana satmak hiç ayıp değil. Girişimci olmanın yollarını bulacağız. Kaldı ki sosyal medya var artık ve bize bu imkanı veriyor.

Sosyal medyayı seviyor musunuz?

Amacında kullanıldığında çok seviyorum. Abuk sabuk yapılan şeylerle ilgilenmiyorum. Takipçi sayısı artırmak için ona buna hakaret edeceklerine onun nimetlerinden yararlansınlar. Kendilerini geliştirmek için kullanmalılar.

AYRILSAK DA ONU ÇOK SEVİYORDUM, FERHAN’IN GİTTİĞİNE HÂLÂ İNANAMIYORUM

Siz rahmetli Ferhan Şensoy’la boşansanız da aranız iyiydi. Özlüyor musunuz Ferhan Bey’i?

Her ölüm erken ölümdür. Çok erken gitti. İnanamadım ben. Konduramadım. Çocuklarım için de çok üzüldüm. Ayrılsak da Ferhan’ı insan olarak çok seviyordum. Ustamdı benim. Yıllarca bütün oyunlarda birlikte oynadık. Dünyanın her yerini birlikte gezdik. Çok fazla yaşanmışlık var ve aramızda tiyatro anlamında bir hiyerarşi vardı ve ondan çok şey öğrendim. Çok iyi bir ustaydı. Büyük bir boşluk oluştu.

Bir vasiyeti var mıydı?

Yazılı yahut sözlü yoktu ama şimdi çocuklar tiyatroyu canlandırmaya çalışıyorlar. Çünkü o bunu isterdi. Oğlum Mert de bu konuda çok destek oluyor. Yeri dolmaz bir insandı Ferhan. Ses Tiyatrosu ve Orta Oyuncular’ın yaşamasını isterdi. Bunun için yazılı bir vasiyete gerek yok. Evlatları zaten bunu görev biliyor. Ses Tiyatrosu Ferhan Şensoy’dan kalan tarihi bir miras, oranın kılına zarar gelsin istemezdi.

KEŞKE BİRKAÇ GÜN ERKEN DOĞSAYDI DA FERHAN DEDESİ PERA’YI GÖREBİLSEYDİ

Çok zor günler geçirdiniz. Ferhan Bey’in acı kaybının ardından Pera bebek geldi. O süreci de konuşmak isterim.

Keşke birkaç gün erken doğsaydı da Ferhan Dedesi Pera’yı görebilseydi. Keşke torunuyla buluşabilseydi. Belki Pera ona başka bir güç verecekti. Çok üzüldük, yokluğu çok belli, tabii bu süreci en zor geçiren Ferhan oldu, hamileliğinin son günlerinde böyle bir acıyı kucaklaması korkunçtu. Derya babasıyla son zamanda çok birlikteydi, süreçte yanındaydı, ben de elimden geldikçe yanlarında oldum.

PERA ÇOK FARKLI BİR BEBEK, HAYATIMIZA DEĞİŞİK BİR ENERJİ GETİRDİ

Anneanne olmak nasıl bir duygu?

Oğlum Mert’ten sekiz buçuk ve altı yaşında iki torunum daha var. Tattım zaten bu duyguyu ama her biri bambaşka bir heyecan. Dördüncü ayımıza giriyoruz. Pera çok farklı bir bebek. Aşırı seviyoruz. Hayatımıza değişik bir enerji getirdi. Elbette zorlukları var. Bu devirde çocuk yetiştirmek çok zor ve emek istiyor. Dünya çok değişiyor, torunlarımı gelecekte neler bekliyor, çok endişe duyuyorum.

Z KUŞAĞINA BAYILIYORUM, ONLARI ACAYİP SEVİYORUM

Okan Bayülgen, yeni kuşaktan ve düzenden pek hoşlanmıyormuş. Sizin Z kuşağı ile aranız nasıl?

Z kuşağına bayılıyorum, onları acayip seviyorum. Çok da iyi anlaşıyorum. Okan’ı da çok seviyorum. Aklına, zekasına çok güveniyorum. Ferhan’ın çok büyük hayranıdır. Çok aradı bizi ve hep yanımızda oldu. Günlerce sabahlara kadar yanımızdaydı. Çok insandır, çok vefalıdır. O öyle sevmiyorum falan diyor ya orada başka bir şey vardır, bir şeyin altını çizmeye çalışıyor. Zaten gündem yaratmayı biliyor. Ne derse konuşuluyor.

TÜRKİYE’DE EVDEKİ EĞİTİM ÇOK EKSİK, KARI-KOCA KARŞILIKLI KONUŞAMIYOR BİLE

Ülkeye baktığınızda gördüğünüz ne?

Türkiye’de evdeki eğitim çok eksik. Erkek şiddeti ve ekonomik sorunlar çok ciddi. Bunlar beni çok üzüyor. Karı koca karşılıklı konuşamıyor bile. Hoşgörü yok. Erkeği kadın yetiştirir. Kadına, kendine, erkeğe saygılı erkekler yetiştirmeliyiz. Her şey birbirini etkileyen bir çarktır. Kadının okuması, ekonomik özürlüğünü kazanması önemli.

Güçlü bir kadın mısınız?

13 yaşından beri mücadele veriyorum, çalışıyorum. Ben çoook zorluklar geçirdim, çok parasız kaldım. Yine parasız kalırsam çıkarım pazara limon satarım, hiç de ayıp değil. Güç, kendine inanmaktır.

Fotoğraflar: Ozan GÜZELCE

SIRADAKİ HABER