Cumartesi Postası'İskender, mantı yiyerek zayıfladım'

'İskender, mantı yiyerek zayıfladım'

'İskender, mantı yiyerek zayıfladım'

BKM Mutfak oyuncusu olduğunda tanıdık Ayça Erturan'ı (30). Sahnenin sevimli, biraz da tombik kızıydı. Şimdi Brezilyalı yakışıklı Carlos Martin'le oynadığı 'Yağmurdan Kaçarken' dizisinde Lidya'yı canlandırıyor. Röportaj için gittiğimizde görünce şaşırdık: Altı ayda 16 kilo vermiş, fıstık olmuş

Röp: Nar Güneş KILIÇ

Sizi neredeyse hiç tanımıyoruz. Bu yüzden baştan başlayalım: Nasıl bir aileniz var?

Annem ev hanımı, babam bankacı. Bir de ablam var. Benim zıttım, daha analitik bir kafaya sahip. Mühendis zaten. Sarışın ve çok güzeldir, yolda görseniz “Ablası” demezsiniz. Annem çok duygusal, bazen insanı sinirlendirecek kadar iyidir. Eve hırsız girse “Oğlum, şurada takılar vardı, onları unutmuşsun” der. Ben babamın kızıyım. Tipim de çok benzer. Küçükken sık sık beni Yeşilçam Sokağı’na götürür, tiyatro ve sinema üzerine kitaplar okuturdu.

Mutlu bir çocuktunuz büyük olasılıkla.

80’ler ve 90’ların kesiştiği noktada geçen bir çocukluktu benimkisi. Dönüp baktığımda “Hayatımın en güzel yılları” diyorum. Annemin yemek yaparken hazırladığı kıymalı harcı ekmek arası yapıp ‘Susam Sokağı’ izlemek paha biçilemezdi. Şimdi bile, ilerde bir gün çocuğum olursa, ona eski ‘Susam Sokağı’ videolarını izletmek isterim. Ben tam bir sokak çocuğuydum, “Akşam ezanı okunmadan evde ol” klişesini sonuna kadar delmişimdir. Düşe kalka büyüdüm. O yüzden vücudumda kalmış çocukluğuma ait tüm yara izlerini severim.

Marmara Üniversitesi Radyo-TV Bölümü’ne isteyerek mi girdiniz?

Aslında konservatuar okuyacaktım. Sonra düşündüm ve “Kesin beni almazlar” dedim. Sınavına bile girmedim. Annem birilerine anlatırken “Kızım filanca üniversiteyi bitirdi” diyebilsin diye girdim üniversiteye. Yoksa okumakla her şey olmuyor. Okuldayken Pera Güzel Sanatlar’da oyunculuk eğitimi aldım. Ve sonrasında BKM Mutfak...

Ama arada bir de Müjdat Gezen Sanat Merkezi var.

Evet, MSM. Lisedeydim, evimiz oraya çok yakındı. Her gün okuldan eve dönerken önünden geçiyordum. Gözlerimi oradan alamıyordum. Annemler bunu fark etti, bana sürpriz yapıp yaz kurslarına kaydettirdiler. Oysa ben oradaki bir çocuktan hoşlanıyor, bu yüzden gözlerimi binadan alamıyordum.

BKM Mutfak’a girişinizi anlatır mısınız?

BKM için CV bırakmıştım. Mülakata çağırdılar. 3000 kişi başvurmuştu. Mülakatı geçtim. Sırada performans sınavı vardı. Yılmaz Erdoğan’ın oyununun bir parçasını, onu kusursuz oynamış Demet Akbağ önünde sergileyecektik. Çok şükür o da iyi geçti ve BKM yıllarım başladı.

Herkes sizi BKM Mutfak’la tanıdı. Yoğun bir üreticilik vardı orada değil mi?

BKM asıl okulumdur. Çoğu şeyi orada öğrendim. En başta da yazmayı. Kendi skeçlerimizi üretmemiz muazzam bir şeydi. Mizah yapmak isteyen biri için bulunmaz bir fırsattır BKM Mutfak.

Daha önce hangi dizi veya filmde yer aldınız?

İki bölüm ‘Avrupa Yakası’nda oynamıştım. ‘Bir Demet Tiyatro’, ‘Neşeli Hayat’, ‘Çok Film Hareketler Bunlar...’ Birkaç da reklam filmim olmuştu.

‘Yağmurdan Kaçarken’ dizisi önünüze geldiğinde ilk ne düşündünüz?

Bu dizi için çok bekledim. ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’dan sonra epey proje geldi ama bir türlü “Hah, işte bu” diyemedim. Bu dizinin senaryosu ve üstlendiğim Lidya karakteri beni etkiledi. “Bu işin içinde yer almazsam kıskanırdım” dedirtti.

“Carlos çok tatlı ”

Lidya’nın sevdiğiniz ve sevmediğiniz yönleri ne?

Başlarda biraz gıcık oluyordum. Çünkü aşkı uğruna kendini çok ezdirdi, gururunu hiçe saydı. Ama şimdi daha aklı başında. Aşkın insana neler yaptırabildiğini onunla öğrendim. Şimdi, Lidya’yı her geçen gün daha da seviyorum. Carlos’la ortak sahnelerinde acayip eğleniyorum. Lidya soluk almadan, onun bir şey söylenmesine izin vermeden sıralıyor laflarını. Düşünün; çocukcağız evli olduğunu bile söyleyemedi daha.

Carlos Martin gibi bir yakışıklıyla oynayacak olmak sizi korkuttu mu?


Bu kadar yakışıklı bir adamın karşısına koyduğunuz kadının da çok güzel olması bekleniyor maalesef. Bu kısım biraz korkuttu. Her türlü eleştiri gelecekti. Ama çok şükür, öyle şeyler olmadı. Carlos öyle tatlı ve iyi bir adam ki yakışıklılığı son sıralarda yer alıyor benim için.

Sette nasıl anlaşıyorsunuz? İngilizce mi?

Evet. Okuldan kalma, tatillerde ve yurt dışında pekiştirdiğim İngilizcem var. Şaka yapacak kadar biliyorum yani. Carlos da şaka yapıyor, şakayı kaldırıyor. Sette acayip uyumlu zaten. Çalışma saatlerimizden dert yanıyor ama bunu bile öyle kibar yapıyor ki. Bugüne kadar sinirlendiğini görmedim.

Sizi kimler güldürüyor en çok?

Ben her şeye gülerim. Mizah, dramdan da beslendiği için bazen çok ciddi durumlara da gülerim. Özellikle doğal olan beni çok güldürür.

“Altı ayda 16 kilo verdim”

Zayıflamış gördüm sizi. Nasıl yaptınız?

İç hastalıkları ve obezite uzmanından destek aldım. Sırrım şu: Her şeyin (iskender ve mantı dahil) yüzde 30 azını yedim. Eskiden 10 köfte yiyorsam 7’ye indirdim. 1 tam 2 bölü 3 dilim gibi sıkıcı ve hesaplaması zor tanımlara girmedim. Kaçamaklarım da vardı, spor da yapmadım. Ama sahnede hareketliyim tabii. Yasaklar listemde sadece çikolata vardı, onu da aramadım. Su içme meselesini de içine taze nane ya da limon atarak çözdüm. Altı ayda 16 kilo verdim. Dizi sayesinde 2 kilom daha gitti.

Zayıf olma halini sevdiniz mi?

İstediğim kıyafeti giymek, daha önce saklamaya gayret ettiğim şeylerle uğraşmamak hoş. Elbette manken fiziğinde değilim ama zaten manken de değilim.

'SEVGİLİMLE 11 YILDIR BİRLİKTEYİZ'

Sevgiliniz var mı?

Evet. 11 yıldır birlikteyiz. Şişman, zayıf, çirkin, güzel, her halimi biliyor. Kilo vermeme de ben mutlu oldum diye memnun oldu.

Sizce bir erkekte olması ve olmaması gereken en önemli özellik ne?

Olmaması gereken; şişik ego. Olması gereken; mizahtan anlaması.

( 18.05.2013 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır. )

SIRADAKİ HABER