Cumartesi Postası Seher Dilovan: Aşırı dekolte giyenler sağlıklı bir ruh halinde değiller, iş pornografiye girmemeli

Seher Dilovan: Aşırı dekolte giyenler sağlıklı bir ruh halinde değiller, iş pornografiye girmemeli

Seher Dilovan: Aşırı dekolte giyenler sağlıklı bir ruh halinde değiller, iş pornografiye girmemeli

Halk müziğinin sevilen sesi Seher Dilovan'ı tanımayan yoktur. 19 yaşındaki oğlu Alan Dere de annesinin yolundan ilerliyor. İsviçre doğumlu Alan, Eurovision'da İsviçre'yi temsil etmeye hazırlanıyor. Bu gelişmeyi duyunca Seher Dilovan’la konuşmak istedim. Oğlu Alan’la iki ortak sahne projesi de olan sanatçı; “Canımdan bir parçamla sahneyi paylaşmak benim için bir onur” diyor. ALEV GÜRSOY CİMİN / alev.gursoy@posta.com.tr

Hayatınız nasıl gidiyor?

Böyle bir dönemde sağlıklı olmaktan daha önemli bir şey yok. Şükür ki çok iyiyiz. Hayat devam ediyor ve bizleri ayakta tutan şeylerden biri de çalışma duygusu. Çalıştıkça kendimi çok iyi hissediyorum. Sürekli bir şeyler üretmekten ziyade kaliteli işlerin derdindeyim. Kendime haksızlık etmeyi sevmiyorum. Boş durmak insanın kendine yaptığı en büyük haksızlık.

Sizi çocukluğumdan bilirim; hiç magazine bulaşmadan ününüzü sürdürmeyi nasıl başardınız?

Medyada insanların gözüne sokulan bir figür haline getirmedim kendimi. Bu size kazanç olarak dönebilir ama bir de bunun sosyolojik dönüşümleri var. Geçmiş peşinizi bırakmaz. Bir zaman sonra, “Ben anne oldum, ağır başlı oldum” deseniz de toplum, “Ya sen şunları yapamamış mıydın?” der, yüzüne vurur. Bu ağır bir sorumluluk. Tabii ki insanlar birileriyle görüşebilir, sevgili olabilir ama göz önündeysen ileride her şey önüne geliyor. Ben bunu göze alamazdım. Aile geleneklerim de buna müsait değil.

Bu kadar sakin bir hayat yaşayıp yine de gündemde olmak zor değil mi?

Ne kadar vitrinde olursanız o kadar iş gelir ama ben 50 işe gitmek yerine 25 işe gitmeyi tercih ettim. Halk müziğinde en çok konser veren sanatçılardan biriyim. Halk size o teveccühü gösteriyor zaten.

15 YAŞINDAN BERİ SAHNEYE ÇIKIYORUM

İsviçre gibi pahalı bir ülkede nasıl yaşıyorsunuz?

15 yaşından beri sahneye çıkıyorum. Maksim’den Çakıl Gazinosu’na kadar birçok önemli sahnede yer aldım. Bülent Ersoy, Muazzez Abacı, Hülya Avşar, Adnan Şenses gibi isimlerle aynı sahneyi paylaştım. Bu kadar çok çalıştıktan sonra başka bir ülkeye yaşayabilecek durumum da olsun artık.

Türkiye’ye ne sıklıkla geliyorsunuz?

22 yıldır İsviçre’de yaşıyorum ama sürekli Türkiye’ye geldim. Çünkü çocuklarımın Türkiye’nin havasında büyümesini istedim. Ayrıca İstanbul’da evim var ve bir ayağım hep ülkemde. İki ülke yaşıyorum. Çocuklarım da Türkiye’yi çok seviyor. Zaten artık farklı ülkede olmamızın da mahsuru yok.

Beylikdüzü’nden akşam saatlerinde çıkıp Tuzla’ya gitmeye kalksanız dört saatten önce gidemezsiniz. Ben Cenevre’den uçağa binsem iki saat 45 dakika sonra İstanbul’dayım. Dolayısıyla artık mesafelerin de bir anlamı yok.

OĞLUM ALAN, YILLARDIR EUROVISION’A KATILMANIN PEŞİNDEYDİ

Gelelim Eurovision’a... Oğlunuzu tebrik ederim. Ne iyi bir haber bu!

Heyecanlıyız. Çok mutluyum. Oğlum Alan, yıllardır Eurovision’a katılmanın peşindeydi. İlle Eurovision Şarkı Yarışması’na katılacaktı. Elemeler şu anda devam ediyor. Şarkımız kabul görürse İsviçre’yi temsil edecek. Ocakta kesinleşecek.

ALEYNA TİLKİ DE ARTIK KENDİ ŞARKILARINI ÜRETMELİ

Nasıl bir şarkıyla başvurdunuz?

İngilizce bir aşk şarkısı. İlk defa global açıdan böyle bir şeye hazırlanıyor. Daha önce yaptığı şarkılar Türkçeydi. Yanlış zamanda doğru kişiyle karşılaşmayı anlatıyor şarkı. Çok emek verdi. Annesi olarak bunu başaracağına eminim. Ona çok güveniyorum. Dünya star’larının birçoğu kendi şarkılarını yazamıyor ama benim oğlum, hem şarkısını yazıyor hem de okuyabiliyor. Bu çok önemli. Aleyna Tilki de artık kendi şarkılarını üretmeli. Başkalarının şarkıları o lezzeti veremez.

Oğlunuzun müzikteki ilham kaynağı kimler?

Anneannesi de bağlama çalardı. Anne de sanatçı olunca ister istemez etkileniyor. Aileden geliyor. Yetenekli biri, kulağı çok iyi.

TEK LÜKSÜM ÇAYDIR, SADE YAŞARIM, GÖSTERİŞTEN KAÇARIM

19 yaşında çocuğu olan bir anne gibi durmuyorsunuz. Kendinize nasıl bakıyorsunuz?

Gece hayatının içindeyim ama alkol ve sigara içmem. Birinci sınıf gazinolarda sahne aldıktan sonra bile muhakkak uykumu iyi alırım. Tek lüksüm çaydır. Sade yaşarım, gösterişten kaçarım.

DÜNYA BU HALDEYKEN LÜKS YAŞAYANLAR İNSANLIKTAN NASİBİNİ ALMAMIŞTIR

Marka ve lüks takıntınız var mı?

Asla! Hiç haz etmem. İnsanlar açken lüks yaşamak vicdansızlıktır. Dünyada yaşanan haksızlıkların, savaşların, doğa katliamlarının en büyük sebebi insanın doyumsuzluğu ve hep daha fazlasını istemesi. Dünya bu haldeyken lüks yaşayanlar insanlıktan nasibini almamıştır.

Oğlunuza en büyük nasihatiniz ne oluyor?

“İyi insan ol. Hiçbir insan evladı bir başkasının evladını üzmemeli. Herkesi bir anne yetiştiriyor. Kimsenin canını yakma kimseyi üzme. Vicdanını hiç terk etme” diyorum.

İzinizden yürüyen yeni jenerasyona tavsiyeleriniz neler?

Her şeyin bir anda parlatıldığı ve bir anda söndürüldüğü bir camiada, aceleci davranmalarını anlayışla karşılamak lazım. Zaten hayat en acımasız haliyle onlara dersler verecektir. Gençlerimize destek olmalı ve kendilerini her alanda gösterebilecekleri zeminleri açmalıyız.

Sahnede de hayli sadesiniz. Sizi hiç dekolte kostümlerle görmedim.

Kendime dikkat ederim. Sahne kostümü, sanatın görsel şovu olarak algılanabilir ama dekolte giyip bedenini teşhir edenler psikolojik bir vakadır. Aşırı dekolte giyenler sağlıklı bir ruh halinde değiller. İnsanlar kendine çekidüzen vermeli. İş pornografiye girmemeli.

Selda Bağcan da, “Ben sol muhafazakarım açık giyinmeyi ayıp bulurum” demişti.

Kendisini çok severim. Selda Bağcan’a saygı duyarım ama ben kimseyi ayıplayamam. Ben kendi kıyafetimden sorumluyum. Şu devirde bebeklere, çocuklara, hayvanlara yapılan şiddeti ve tacizi ayıplarım. Doğaya yapılan tahribatı tartışırım. İnsani şeyleri ayıplamam. İnsanlık dışı şeyleri ayıplarım.

SIRADAKİ HABER