Fadik Sevin Atasoy: Avamlığın takdir edildiği bir çağdayız

Oyunculuk, tiyatro, sinema, senaryo yazarlığı… Fadik Sevin Atasoy, gerçek bir sanat yolcusu. Dünya çapında aldığı ödüllerle gururumuz, ‘umudun elçisi’ duruşuyla ilhamımız. Kendine ‘sokak filozofu’ diyen, hayatı şiirsel bir gözle yorumlayan sevgili Fadik’le buluştuk.
Alev Gürsoy Cimin röportajı - Fotoğraflar Ozan Güzelce
Hayatının nasıl bir dönemindesin? Nasıl hissediyorsun?
İyiyim. Üretken, yoğun, bol seyahatli ve işimin peşinden koşturduğum güzel bir dönemdeyim.
Sürekli çalışıyorsun, hem yurt içinde hem yurt dışında çok güzel projelere imza atıyorsun. Hiç yorulmuyor musun?
Yorulmuyorum çünkü işimi seviyorum. Dengelemeyi öğrendim. Bir dizinin ardından hemen başka bir diziye başlamıyorum. Onun yerine sinema filmi, tiyatro ya da yazarlık yönümü öne çıkaracak projelere yöneliyorum. Üç yıl ‘Kardeşlerim’ dizisinde oynadım. Şimdi ise annemle birlikte oynayacağımız, 2026’da Kopenhag’da prömiyer yapacak bir tiyatro oyunumuz var. Danimarkalı bir yönetmenin yazdığı, onun yöneteceği anne-kız sahnesi. Bizi çok heyecanlandırıyor.
“Keşke başka bir meslek seçseydim” dediğin hiç oldu mu?
Ben bunu meslek olarak görmedim ki. Bu bir yaşam biçimi. İçine doğdum. Yaratıcı olmak, hayatı şiirsel görmek benim normalim. Arkadaşlarım hep der ki “Senin çok iyi bir matematik zekân var, niye onu kullanmıyorsun?” Ama ben hayata şiirsel bakmayı seçiyorum.

OLDUM DEDİĞİN AN ASLINDA ÖLDÜĞÜN ANDIR
“Artık oldum, yeter” dediğin ya da egoya kapıldığın anlar oldu mu?
İnsan sürekli yeni yanlarını keşfediyor. “Oldum” dediğin an aslında öldüğün andır.
Herkes sanatçı, herkes şarkıcı. Teknolojinin bu çağında sanat adına kaygılanıyor musun?
Dünya başka bir çağa giriyor, bence bu “Paradoks çağı”. Birbirine zıt şeylerin çakıştığı bir dönem. Avamlığın takdir edildiği, mekanizmaların bozulduğu bir çağ. Ama ben romantiklerdenim; her karanlığın ardından bir aydınlığın geleceğine inanıyorum. Umut yoksa hayat yok.
Niye insanlar bu kadar mutsuz, gergin sence?
Tarih tekerrürden ibaret. 1900’lerin başında da böyle bir geçiş dönemi vardı. Şimdi de benzer bir eşikteyiz. Sosyal sınıflar değişiyor, orta sınıf eridi. Dünya büyük bir dönüşümden geçiyor. Kapitalizm başka bir evreye kayıyor. Bu bilinmezliğin içinde iki yol var: Umudu seçmek ya da umutsuzluğu. Ben umudu seçiyorum.

TÜRK DİZİLERİ DÜNYAYI ETKİLİYOR
Diziler ahlakı bozuyor mu, yoksa milli servetimiz mi?
İkisi de var. Bizi çok güzel temsil eden işler çıkıyor. ‘Kardeşlerim’ sonrası İspanya’da yürüyemedim. İnsanlar Türkçe öğreniyor dizilerimizi izlemek için. Ama ahlakı sadece diziler değil, sosyal medya da bozuyor. Yapay zekâ da aynı tehlikeyi taşıyor. Eğer etik çerçeve olmazsa büyük sorun.
BEN TERCİH ETTİĞİM YERDEYİM
Hak ettiğin yerde misin?
Ben tercih ettiğim yerdeyim. Yazarlık, yapımcılık, senaryo… Bunlar benim alanım.
Hatırladığın ilk ödülün hangisiydi?
4 yaşında ‘Teneke’ oyunuyla almıştım.
Ergenlikte kendini güzel bulur muydun?
Hayır, tam bir çirkin ördek yavrusuydum. Sonra kuğuya dönüştüm. İlginçtir, ilk seslendirdiğim çizgi film de ‘Çirkin Ördek Yavrusu’ydu.

BİR TOPLUMU ASİMİLE ETMENİN YOLU KADIN BEDENİNDEN GEÇİYOR
Sosyal medyadaki güzellik algısı seni etkiliyor mu?
Hayır. Kadının beden algısını bozarak toplumları asimile ediyorlar. Bu çok tehlikeli. Bir kültürü asimile etmek istiyorsan önce kadının bedeninden başlayabilirsin. Bir kadın bedenin üzerinde onun doğasını bozarak “şöyle olmalısın” dediğin an, bu kadınları da buna inandırdığın an, her türlü ürünü satarsın, her türlü mutsuzluğu yayarsın. Aslında bir toprağı ele geçirmenin en güzel yoludur kadın bedeninin üzerindeki algıyı değiştirmen.
Senin estetikle pek aran yok gibi?
Yok! Çok tercih etmiyorum ama bakımlı olmak güzel. Tabi ki teknolojinin, tıbbın faydalarından yararlanmak güzel. Ama bu içindeki bir eksikliği ve kendinle ilgili duyduğun bir çirkinliği onarmak adına yapılıyorsa üzücü.
Oyuncular seçilirken yetenek mi isim mi belirleyici?
Oyunculuk popüler bir meslek oldu. Yeni gelenlere yer açmak zorlaştı. Bir dönem futbolcular popülerdi. Her çocuk futbolcu olmak istiyordu. Şimdi de herkes oyuncu olmak istiyor. Dolayısıyla da sektör sıkıştı, kalabalıklaştı.
UMUDUN ELÇİSİ OLMAYI TERCİH EDİYORUM
İklim krizleri, afetler, açlık… Bu kara senaryolara inanıyor musun?
Ben umudu yüksek tutan biriyim. Felaket senaryosu yerine insanın çözüm bulacağına inanıyorum. Yazdığım hiçbir senaryonun sonunda umutsuzluk yok. Umudun elçisi olmayı tercih ediyorum.
Tam bir İstanbul hanımefendisisin ama çok izlenen ‘Kardeşlerim’ dizisindeki mahalle kadını rolünü o kadar inandırıcı oynadın ki… Nasıl beceriyorsun?
Ülkemi, insanımı çok iyi tanıyorum. Türkiye’nin her yerini gezdim. Halktan hiç kopmadım. Metroya, otobüse binerim. Benim için sokaktan ayrı yaşamak mümkün değil.
Ajda Pekkan, “En büyük hayalim metroya binmek” demişti. Sen zorlanmıyor musun toplu taşımada?
Ajda Hanım süper star, ilgiden parçalanabilir. Ben de selamlanıyorum ama henüz parçalanmadım.
SAMURAY EĞİTİMİ ALACAĞIM
Sert bir yanın da var gibi…
Büyük şehirlerde yaşayan kadınların zırhları olur. Kendimizi korumak zorundayız. Şimdi bir hayalimi gerçekleştiriyorum: Samuray eğitimi alacağım. Kadın samuraylar varmış Japonya’da. Bu eğitimle sadece kendimi korumak değil, kaosun içinde zihnimi sağlam tutmayı öğrenmek istiyorum.
BİZ NE ZAMAN ERKEĞİ CANAVAR, KADINI KURBAN GÖRMEYE BAŞLADIK?
‘Me Too’ hareketiyle sektördeki taciz ifşaları arttı. Senin böyle deneyimlerin var mı?
Çok şükür yaşamadım, şahit de olmadım. Olsaydım mağduru savunurdum. Ama asıl meseleyi daha geniş görüyorum. Bizim kültürümüzde erkek; bacısını, komşusunu korurdu. Ne zaman erkeği canavar, kadını da kurban görmeye başladık? Bu bize ait değil.

ANNEMLE BİRLİKTE PROJE ÜRETİYORUZ
Yeni projeler var mı yolda?
Bu yıl annemle karar verdik; birlikte işler yapacağız. Erkan Tahhuşoğlu’nun yazdığı bir sinema filminde beraber oynayacağız, çekimleri 2026 Nisan’da başlıyor. Danimarka- Türkiye ortak yapımı bir tiyatro projemiz var; Christian Lollike yazıyor ve yönetecek. Ayrıca benim yazdığım bir belgesel ve dijital için hazırladığım bir dizi projem de var. Çok iş bizi bekliyor.
KULİSİN KOKUSUYLA BÜYÜDÜM
Çocukluğuna dönelim. İlk sahne hatıran nedir?
Anne ve babamın kulisleriyim. Babamın kulislerindeyim… kullandığı takma bıyığının eter kokusu, annemin makyaj masasındaki malzemeler… Bir keresinde locadan oyunu izlerken seyircilere bütün oyunu anlatmışım, şikâyet etmişler. (Gülüyor)
En çok kimden etkilendin o dönem?
Çocukken rahmetli Alev Sezer’e hayranmışım. Gözlerinde kaybolduğumu söylerdim.
Zor bir çocukluk muydu?
Hiç zor değildi. Kostümlerin, sanatçıların arasında büyümek benim için bir şanstı. Asıl sıraya oturup ders dinlemek zordu.
ATEŞ ÇEMBERİNDEN GEÇTİM, DAHA GÜÇLÜYÜM
Bir kanseri atlattın. Zor muydu?
Evet atlattım. Dizi çekerken yakalandım. Çok detayına girmek istemiyorum. Ama tek söyleyebileceğim şey: Ateş çemberinden geçmeden olmuyor. İçinden geçince daha güçlü çıkıyorsun.
Aşk var mı hayatında?
Yok ama çok isterdim. Kısmet…
Ceviz mi daha sağlıklı yoksa fındık mı? İkisini aynı kefeye koymak büyük yanılgı
Şifasını saniyeler içinde yok ediyoruz! Maden suyunu böyle içiyorsanız bütün faydası boşa gidiyor
Türkiye'nin dört bir yanına gönderiliyor! Doğal şifa kaynağında hasat başladı, yüksek glikozit değeriyle dikkat çekiyor!
Denizli'de bereketli hasat başladı! Bölge ekonomisinin gizli altını
Avrupa ve Rusya’dan kilo kilo talep yağıyor! Dünya sofralarını süsleyen Türk lezzeti






