'Kazı kazan'dan çıkan parayla ilk gitarımı aldım

Şarkıcı, oyuncu, besteci Kutsi'nin müzik hayatı çöpte bulduğu tek telli bir mandolin ile başlamış. Ankara'da yaşarken cebindeki son 3 lira ile bir 'kazı kazan' bileti almış. O zamanın parasıyla 500 bin lira çıkmış. Hemen Kızılay'daki müzik mağazasına koşmuş ve ilk gitarını almış. Bir daha da hiç bırakmamış.
Oya Çınar Röportajı / Fotoğraflar: OZAN GÜZELCE
Sahip olduğu tüm enstrümanların hakkını veren biri. Hayatın ritmini gerçekten yakalamış ve tadını çıkarmaya devam ediyor. Bir ekran klasiği beyazperdeye taşındı. ‘Sihirli Annem Hepimiz Biriz’ 30 Mayıs’ta vizyona giriyor. Filmin en büyük sürprizlerinden biri de Kutsi. Biraz sanatı, müziği ve oyunculuğu, biraz da hayatı konuştuk.

HAYATIN RİTMİNE AYAK UYDURAN BİR ADAMIM Sahip olduğu tüm
Nasılsınız? Nerelerdeydiniz?
Teşekkür ederim, iyiyim. Aslında buralardayım. Geçen yıl yine çok sevdiğim bir film projemiz oldu. ‘Buğday Tanesi’ filminin yoğunluğu vardı. Değerli milletvekilimiz Serkan Bayram’ın hayatını anlatan bir film. Dünyada 40 milyona yakın bir izlenme oranına erişti. Bütün parlamentolarda da gösterildi. Gerçek bir hikaye olduğu için de çok sevdiğim bir iş oldu. Onun dışında konserler, stüdyo çalışmaları, besteler… Hayat akıp gidiyor. Hatta şimdi hayatımın müzisyenliğe geçiş kısmını, bir müzisyenin hayatı olarak sinemaya aktarmak gibi bir hayalim var.
Aaa! Şaşırdım çünkü bazı sanatçılar buna çok mesafeli bakıyor nedense…
Yok ben istiyorum. İlginç de buluyorum düşününce. Yani çocukluğumda çöpte bulduğum tek telli bir mandolinle müzik hayatıma başladım. Çöp dediğim de işte, birileri atmış çöpe. Merak edip çıkardım onu çöpten. Tek telli bir mandolin. Temizledim, toparladım. Daha yedi sekiz yaşlarındayım… Balkonda onunla konserler veriyordum kendimce. “Atatürk ölmedi, yüreğimde yaşıyor, uygarlık savaşında bayrağı o taşıyor.” diye bir şarkı vardı. Onu söylemeyi çok severdim…

İLK GİTARIMI ‘KAZI KAZAN’DAN ÇIKAN PARAYLA ALDIM
Bilinçli olarak, “Ben hayatıma müzik yaparak devam edeceğim” dediğiniz zamanı hatırlıyor musunuz?
“Hayatıma böyle yön vereceğim dediğim” ilk an Kazı Kazan’dan kazandığım parayla ilk gitarımı aldığım zamandı. Böyle çok komik bir hikayem var. O zamanlar Ankara’da bir müzik mağazasına gidiyorum sürekli. Gide gele sahibiyle de ahbap olduk. Sürekli onu alıyorum, biraz çalıp sonra götürüp yerine koyuyorum. Her hafta devam ediyor bu. O gitara aşığım yani… Öyle bir his. Bir gün yakın arkadaşımla yine Kızılay’a indik. Benim cebimde üç lira falan var. Baktım, birileri bir şeyler kazıyor. Kazı Kazan’mış. Ben de aldım bir tane.
Kader ağlarını örüyor gibi bir hikaye geliyor sanki…
Ben çok kaderci bir adam değilimdir ama biraz öyle oldu gerçekten. Aldım, kazıdım. Bana o zaman 500.000 lira para çıktı. Bugünün parasıyla bir öğrenciye yüz bin lira çıkması gibi bir şey. Parayı aldığım gibi koşa koşa o mağazaya gittim. Ben daha bir şey demeden amca gitarı uzattı. “Al bakalım, çal” dedi. “Ben bunun kabını da istiyorum bu kez” dedim. Şaşırdı. N’aptın oğlum, para mı biriktirdin?” dedi. “Vallahi böyle böyle” dedim. Allah’ın işi işte… Aldım o gitarı. Alış o alış işte… Bir daha hiç bırakmadım.
O gitarla yaptığınız ilk şarkı hangisiydi?
‘Boşver Üzülme’ydi. Baha’yla paylaşmış olduğum. “Seni sevdim diyenler çekip giderse” diye devam ediyor. Sonra İstanbul yolları açıldı bana. Erol Köse’yle tanıştık. İlk albümü yaptım, derken bugünlere geldik. Gerisini anlatmayayım, filmde izleyin artık. (Gülüyor)

BİR PERİYİ OYNAMA FİKRİ İLGİNÇ GELDİ
‘Sihirli Annem’ 22 yıl sonra orijinal kadrosuyla sinemaya taşındı ve siz de filmin en büyük sürprizlerinden birisiniz.
Projeden bana ilk geldiğinde peri olmak ilginç geldi tabii ki. (Gülüyor). Önce Nevra Hanım’la konuştuk, daha sonra Yönetmenimiz Mustafa Bey ve yapımcımız Polat Bey ile bir araya geldik. Sonra da Gogo’yu en iyi şekilde nasıl oynarım ona çalıştım. Bir sürü sihirler yapıyorum falan.(Gülüyor) Çok keyif aldım, çok sevdim.
Gogo nasıl bir peri peki?
Bu arkadaşımızı 500 yıl bir kutuda bekletmişler. Saklamışlar beni, haberim yok olan bitenden. Sonra birdenbire çıkarıyorlar. “Niye beni orada bekletiyorsunuz? Ben bunu hak etmedim, görürsünüz siz, sizin sihirlerinizi alacağım” falan diyen bir adam. (Gülüyor) Epey esprili yani. Çocukların da bayağı seveceğini düşünüyorum.

‘İÇİMİZDEN GEÇENİ SESLİ SÖYLERSEK KADERİMİZ DEĞİŞİR’
Fragmanda, “Benden gücümü alanlar yaptıklarına pişman olacaklar” diyorsunuz. Gerçek hayatta sizi ne güç kaybına uğratır?
Zor bir soru… Galiba bunu düşünmemişim pek ama ben biraz hayal dünyasında yaşayan bir balık burcu olarak, verdiğim değerin karşılığını göremediğimde çok hayal kırıklığına uğruyorum.
Sonra onlar şarkı mı oluyor?
Ben hayatın ritmine ayak uyduran bir adamım. İçimde ritimsel bir kompozisyon var. Bir davulcu var, bir gitarist var, piyanist var, solist var. Hiçbir zaman susmaz. Etraftaki duyduğum her şeyi melodiye çeviriyorum beynimde. Hatta ‘Doktorlar’ dizisi bana teklif edildiğinde ilk, “Tabii ki yaparım.” dedim. Dizinin müziklerini kastediyorlar sanmıştım. “Siz bana hemen görüntüleri gönderin” dedim. Fatih Aksoy dedi ki, “Bir dakika, biz sana başrol teklif ediyoruz.” Şok oldum, “Yok ben yapamam onu” dedim, sonra bir şekilde ikna oldum ama iyi ki yapmışım diyorum şimdi. O da bana bambaşka bir dünyanın kapılarını açtı.
Anlattığınız her şey kulağa biraz kadersel geliyor gerçekten…
Benim hayata bakışımı çok güzel açıklayan bir cümle var. Çok severim. “İçimizden geçenleri sesli söylemeye cesaretimiz olsa kaderimiz değişirdi.” Her şeyi içinden geçirebilirsin ama onu sesli söylediğinde gerçekten kaderin değişebilir. Bir de ben iyi niyete çok inanırım. Hayata bakışın iyilik üzerineyse, ne olursa olsun o iyilik dönüp seni buluyor. Ben buna inanıyorum.

BİRKAÇ HAYAL KIRIKLIĞI SIĞDIRDIK HAYATA...
İçsel olarak nasıl hissediyorsunuz? Mutlu musunuz?
İçimdeki çocukla barışık olduğum zaman her zaman mutluyum. İçimdeki çocuğu, hiç ağlatmamaya özen gösteriyorum. Zaten çocuklar konusunda bayağı ciddi bir hassasiyetim var. Onların yüzündeki gülümsemeye sebep olabilirsek ki bu ‘Sihirli Annem’le biraz daha pekişti. En büyük mutluluk benim için bu.
Kutsi aşık olduğunda nasıl birine dönüşüyor?
Çok olağanüstü farklar olmaz. Mevlana’nın çok sevdiğim bir sözü var. “Aşk bir davaysa, şahidi acıdır” diyor. “Şahidin olmadan davayı kazanamazsın.”
Bu biraz, “Mutlu aşk yoktur” gibi oldu. Yani ille de acısını çekecek miyiz onun?
Bilmem; vardır, yoktur… Oluyor, olmuyor. Mutlu oluyorsun, olmuyorsun… Sürekliliği yok ki zaten hiçbir duygunun.
Çok hayal kırıklığı yaşadınız mı mesela aşkta?
E yaşamışlığım oldu. Birkaç hayal kırıklığı sığdırdık tabii hayata. (Gülüyor)
Pilavınız her seferinde lapa mı oluyor? Bu yöntemle tane tane dökülecek!
Meğer sırrı kızartma yağında saklıymış! Patatesi nar gibi kızartan ve çıtır yapan '1 kaşık' mucizesi
Kırmızı ve pürüzsüz duran her domatesi sakın almayın! Pazarcıların sır gibi sakladığı seçim formülü
Babaannelerimiz turşuyu böyle kuruyormuş! Kütür kütür oluyor, asla erimiyor
Patates salatasını bir de böyle deneyin! İçine 3 kaşık eklemek yetiyor, lezzetini zirveye taşıyor!






