Pazar PostasıAli Poyrazoğlu: Erkek şiddetinin çözümü yine kadında, her kadın kendi doğurduğunu iyi yetiştirecek!

Ali Poyrazoğlu: Erkek şiddetinin çözümü yine kadında, her kadın kendi doğurduğunu iyi yetiştirecek!

Ali Poyrazoğlu: Erkek şiddetinin çözümü yine kadında, her kadın kendi doğurduğunu iyi yetiştirecek!

Duayen tiyatrocu Ali Poyrazoğlu yeni sezona hızlı başladı. ‘Ödünç Yaşamlar’ isimli tiyatro oyunuyla sahnede olan usta isim, “İki günü aynı olanın bir günü kayıptır” temalı bu oyunuyla salonları tıklım tıklım doldurmaya başladı. Bu yıl sanat yaşamının 60 yılını deviren Ali Poyrazoğlu’yla keyifli bir sohbet ettik. Poyrazoğlu, erkek şiddeti konusunda tartışılacak bir açıklama da yaptı. Alev Gürsoy Cimin / alev.gursoy@posta.com.tr

Hayat nasıl gidiyor?

Bir buçuk yıldır çok sıkılmıştık biraz ferahladık. Benim için en önemli şey tiyatroların açılmasıydı. Nitekim 8 ve 9 Temmuz’da Antalya’da gösterime başladık.

Peki, seyircilerin ilgisi nasıl?

Geçen yaz da Bodrum ve İstanbul’da çok oyun oynadım. İnsanlar gelmez diye korkuyordum ama geçen sene de geldiler. Düşün, Harbiye Açıkhava’ya 3 bin 500 kişi geldi. Bundan büyük keyif mi olur?

Tiyatrolar bitti derken bu pandemide bile nasıl doldurabiliyorsunuz salonları?

Kötü gömlek ya da ayakkabı yaparsan satamazsın. Yanındaki dükkan şakır şakır iş yaparken sen sinek avlarsın. Şikayet edenlerin kendi işlerine bakmaları lazım. İşini iyi yapanların bir sıkıntısı yok. Ama tabii ki pandemi sürecinde herkes duvara tosladı. Seyirci biriktirmiş, fanatik taraftarları olan büyük tiyatrolar yine de iyiydi, geçen yılki oyunları dolu doluydu. Fakat yeni başlayan genç tiyatroların tabii ki solukları kesildi. Çaresizlik içine düştüler, gerekli yardım da yapılamadı. Onların doğrulmaları biraz daha zor.

Ali Poyrazoğlu: Erkek şiddetinin çözümü yine kadında, her kadın kendi doğurduğunu iyi yetiştirecek

KİMSENİN CESARET EDEMEDİĞİ EN CÜRETKAR, EN AYKIRI OYUNLARI OYNADIM

Pandemi sürecinde isyan ettiğiniz anlar oldu mu?

Bünye alışık. Biz çok şeyler gördük geçirdik. Her kötü olayda önce sinema, tiyatro ve müzik etkilenir. Beni bugüne seyirciler taşıdı. Ben de onlara sevgiyle saygıyla onların hayatında bir fark yaratacak oyunlar izletmeye çalıştım, cesur oyunlar seçtim. Kimsenin cesaret edemediği en cüretkar en aykırı oyunları oynadım. Seyirci de beni bildiği için salonlarım tıklım tıklımdır. Türk tiyatrosunda rekor kırdım. 124 ödülüm var ama benim için en büyük ödül seyircimin beni sırtında taşıması.

En kriz anlarda bile mi?

Krizlerin en babasını gördüm. Ekonomik krizler, askeri darbeler, terör olayları, insanların sokağa bile çıkamadığı doğal afetler, karlar kıyametler, heyecan verici futbol maçları, seçimler… Ben hepsinde oynadım hiçbirinde geri çekilmedim ve seyircim de hep geldi. Bir de benim tavrım şu; kriz olduğu zaman yine aynı sıkıntıları seyircinin de çektiğini bildiğim için oynamaya devam ediyorum. İzlemeye bir kişi de gelse oynayacağım.

Hiç oynadınız mı ki bir kişiye?

Bir gece Şişli Ümit Tiyatrosu’ndayız. Burası 700 kişilik tiyatro. Bülent Kayabaş ile kuliste oturuyoruz. Kar diz boyu kimse sokağa çıkmıyor, askeri darbe olmuş, sıkıyönetim ilan edilmiş… Yani ekonomik kriz dahil aklına ne felaket gelirse mevcut. Kadromuz da dokuz kişi. Sonra salonda bir kişi olduğu haberi geldi. “Bu adam bu kıyamette buraya geldiyse en iyi performanslı oyunu izlemeyi hak ediyor” dedim. Başladık ve oyunun 15’inci dakikasında adam uyudu. Oyun bitti perde kapandı, adam ayağa kalktı alkışladı. Dedim ki adama, “Beyefendi çok güzel uyudunuz, uykunuzu aldınız mı?” Adam “Ya Ali Bey çok yorgundum, ben seyirci değilim. Kapıya belediyenin gönderdiği otobüsün şoförüyüm, karda üşüdüm içeri girdim, oturdum” dedi. Hahaha! Sonra çay içtik adamla.

TİYATRO BENİM İÇİN YAŞAMA VE ÖLÜME MEYDAN OKUMA BİÇİMİ

Tiyatronun sizdeki anlamı nedir?

Bu yıl, 50. tiyatro yılımı kutlayacağım. Tiyatro benim için yaşama ve ölüme meydan okuma biçimi. Birçok farklı iş yapsam da bu 50 yıl içinde hiçbir sezon seyircimi oyuncusuz bırakmadım.

KÜLTÜR BAKANLIĞI EN AZ BÜTÇESİ OLAN BAKANLIK NE ACI!

Tiyatroların sorunları nasıl çözülür?

Ben şikayet ederek meselenin çözülebileceğini düşünmüyorum. Kimseyi ötekileştirmeden, nefret söylemi saçmadan tiyatrocular bir araya gelip siyasetçilerle oturup alabildikleri desteği almalılar. Bazı siyasetçiler de pek sanata sıcak değiller. Geçmişte öyle siyasetçilerle karşılaştım ki aklım hafızam şaştı. Kadın oyuncunun elini sıkmayan, “Toplantıda kadın oyuncu varsa toplantıya girmem ve sorunları dinlemem” diyen kültür bakanları gördük. Şimdiki kültür bakanı elinden geleni yapmaya çalışıyor ama bakanlığın bütçesi genel bütçenin anca yüzde 2’si. En az bütçesi olan bakanlık, ne acı! Devletin sanata bakış açısı değişmeli. Geçici tedbirlerle, üç-beş kuruş yardımlarla sinemanın, tiyatronun, müzik dünyasının sorunları çözülmez. Biz büyük bir devletiz büyük devlet kendi kültürüne sanatına sahip çıkmalı.

MUHALİFİM AMA ŞU DURUMDA FAZLA MUHALEFET EDEMİYORUM

Muhalif biri misiniz?

Ben muhalifim ama şu durumda fazla muhalefet edemiyorum. Bir bakan ya da müsteşar çıkıp “Paramız mı var arkadaş? Var da mı vermiyoruz?” dese bir şey diyemem ki. Paraları yok çünkü. Bazı şeylerin düzelmesi için muhalif olmak lazım ama bu şartlarda elden ne gelir?

OYNADIĞI KARAKTERLE EL SIKIŞMAYANIN YAPTIĞI TİYATRO BEŞ PARA ETMEZ

Ali Poyrazoğlu’nun hayata bakışı nasıl?

İnsan… Ve o insan kendiyle hep barışık olmalı, içindeki nefret söylemini yok etmeli, empati duygusunu geliştirmeli. Zaten bunu yapan insan oynadığı karakterleri doğru düzgün canlandırabilir, onlarla el sıkışabilir. Oynadığı karakterle el sıkışmayanın yaptığı tiyatro beş para etmez.

Sizce nasıl bir birisiniz?

Uyumlu, tiyatro aşığı, onlarca işi bir arada yapabilecek kadar çalışkan, kabiliyetli, uzlaşmasını bilen, zaman zaman fazla disiplinli bir yönetici ve oyuncu…

BUGÜNE KADAR 600 BİN KİŞİYİ EĞİTTİM

Kaç iş birden yapıyorsunuz?

Çok şapkam var. Özel bir tiyatroyu yönetiyorum, yaşam koçluğu yapıyorum, şirketlere gelecek tasarımları yapıyorum... Bugüne kadar iş hayatında 600 bin kişiyi eğittim ben. Koç, Sabancı, Zorlu gibi holdinglere, ilaç sanayisine, bankalara, sigortalara koçluk yaptım. Ayrıca yıllarca yazarlık yaptım. İstesem sadece gazetecilikten emekli olurdum. 35 oyun ve bir sürü kitap çevirdim, 50’ye yakın radyo oyunu yaptım. Çok sayıda yabancı dil bildiğim için okullarda hocalık yapıyorum ve çok sayıda ülkede yabancı dilde oyunlar oynadım.

TİYATROYU DA SİNEMAYI DA KADIN SEYİRCİ AYAKTA TUTUYOR, ERKEKLERİ DE KADINLAR GETİRİYOR

Daha çok kadın seyirci mi oluyor yoksa erkek seyirci mi?

Kadınlar daha çok sanat aşığı. Biz bir araştırma yaptık ve biletlerimizi alanların yüzde 85’i kadın. Tiyatroyu da sinemayı da ayakta tutan kadın seyirci. Erkekleri de kadınlar getiriyor tiyatroya.

Önüne geçilemeyen erkek şiddeti hakkında neler söylersiniz?

Erkekleri de kadınların yetiştirdiğini unutmamak gerekiyor. erkek şiddetinin çözümü yine kadında. Her kadın kendi doğurduğunu iyi yetiştirecek. Eğitim sistemi zaten çok kötü. Daha çocukken kız erkeği, erkek kızı ötekileştiriyor. Biz mahveden şey ‘Elalem ne der?’ cümlesidir. Erkek şiddeti, dünyanın en ilkel şeyi. Etrafta yamyam sürüsü dolaşıyor. Halen aynı yerde durmamız bir insanlık ayıbı. Sistem sorunlu. Bir ülkede kadınlar hakkını alamıyor, eziliyor büzülüyorsa o ülkede erkeklerin de haklarını almadığı ezildiği büzüldüğü gerçeği vardır ve sorun sistemdedir. Biz düzgün hayatlar istiyoruz ama yamuk düzende düzgün hayat olmaz!

BEN DE HERKES GİBİ AŞIK OLUYORUM TERK EDİYOR VE EDİLİYORUM

Özel hayatınız nasıl gidiyor?

Ben de herkes gibi aşık oluyorum, terk ediyor ve ediliyorum, küsüyorum, barışıyorum, herkesin hayatında ne oluyorsa bende de o oluyor. Topluma mal olmuş insanlarız diye özel hayatımızı ortaya saçacak değiliz. Ben topluma mal olmuşsam toplum da bize mal olmuş. Ben kendime dikkat ediyorsam da toplum kendine dikkat etsin. Ben işin içinden çıkarım da toplum nasıl çıkacak?

SIRADAKİ HABER