Pazar Postası Emre Dinler: Aşk çok kısa süren geçici bir şey. En uzun aşık kaldığım süre beş ay

Emre Dinler: Aşk çok kısa süren geçici bir şey. En uzun aşık kaldığım süre beş ay

Emre Dinler: Aşk çok kısa süren geçici bir şey. En uzun aşık kaldığım süre beş ay

Emre Dinler, ‘Sol Yanım’daki oyunculuğuyla uzun süre övgü toplamıştı. Şimdi ‘Yasak Elma’da Ömer karakteriyle yine kısa sürede öne çıkmayı başardı. Modellikten oyunculuğa geçen isimlerden ama bunun kat ettiği mesafede bir rolünün olmadığını düşünüyor. Biraz Ömer’i bira da Emre’yi konuştuk. Oya ÇINAR / oya.cinar@posta.com.tr

‘Yasak Elma’, istikrar konusunda bu gidişle ikinci ‘Arka Sokaklar’ olacak gibi görünüyor. Sizce seyirci bu hikayeden neden hiç sıkılmıyor?

Evet, ben bu sezon dahil oldum ama beş sezondur çok başarılı bir şekilde devam ediyor. Hikayenin bir canlılığı var, karakterlerin bir çatışması var. Çekim aşaması olarak da rahat bir iş. O rahatlık ekrana, seyirciye de yansıyor. Her yerde bir dram, bir acı… Burada da entrika var ama araya serpiştirilmiş öyle komediler var ki… İzlemesi gerçekten keyifli bir iş o yüzden.

ÖMER GİBİ ÇAPKIN DEĞİLİM O YÜZDEN OYNARKEN BİRAZ ZORLANDIM

Cesaretli, bıçkın, serseri, akıllı hazır cevap çapkın… Bunlar Ömer’in genel özellikleri. Bu özellikler arasında empati kurmakta zorlandığınız bir şey var mı?

Çapkınlığı… (Gülüyor) Ben çapkın değilim. Orada zorlanmıştım biraz. Ama diğer yanlarını kendime çok benzetiyorum. Hatay’da doğup büyüdüm. Sokak kültürüne çok hakimim o yüzden. Birçok şey yaşadım ve gördüm. Ömer tanıdık biri bana bu yanlarıyla.

Serserilik size ne ifade ediyor? Sizin serserilikleriniz var mıdır?

Ben serseriliğe tatlı bir yerden bakıyorum. Özgürlük, rahatlık, kendin olma hali, özgüvenli olmak. Kendini yaşamak bir çeşit serserilik bence mesela. Böyle bakınca evet, serseri bir yanım var.

İSTANBUL’A İLK GELDİĞİMDE ‘BEN NEREYE DÜŞTÜM YA?’ DEDİM

Nasıl bir ailede büyüdünüz, nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

Bu konuda çok şanslı hissediyorum. Müthiş bir ailede büyüdüm. Üç kardeşiz. Bir abim ve bir kız kardeşim var. Annem ve babam harika insanlar. Kendileri çok iyi eğitim almadıkları için bizim okumamızı çok istediler ve bu konuda her zaman önümüzü açtılar. Hatay’da yaşadığımız için de sokakta büyüdüm diyebilirim. Keyifli ve güzel hatırlarım çocukluğumu her zaman.

O coğrafyanın karakterinize yansıyan yanları var mıdır?

Sıcak kanlı olur Akdeniz insanı, net olur. Ben de öyleyim. İstanbul’a ilk geldiğimde çok şaşırmıştım o yüzden. “Ben nereye düştüm ya?” dediğimi hatırlıyorum. İnsanların kafasında hep bir hesap var. Hep bir menfaat kovalama hali var.

Oyunculuğa modellik yarışmasından sonra başlayanlardansınız. O fikir nasıl gelişti? Yarışmaya neden katıldınız?

Yaşadığım bölgede bu işi yapan insan yoktu. Beni yönlendiren biri de yoktu. Dolayısıyla oyunculuk eğitimine yönelme şansım olmadı. Sosyoloji okudum zaten üniversitede. Bu işi yapan insanlara “Nasıl gelişiyor bu süreç?” diye baktığınızda; Çağatay Ulusoy, Kenan İmirzalıoğlu, Kıvanç Tatlıtuğ gibi örnekleri görüyorsunuz ki hepsini de çok müthiş buluyorum bu anlamda. O yüzden “Neden olmasın ya?” fikri geldi. Ama tabii sonra oyunculuk eğitimi aldım ve hala almaya devam ediyorum.

Süreci hızlandıran bir yanı var o zaman gerçekten?

Şöyle; insanların size dönüp bakmasını sağlıyor ama sonrası yine eğitime dayanıyor. İstediğiniz kadar yakışıklı olun, çok iyi fırsatlar çıksın önünüze, performans gösteremediğiniz sürece hiçbir şey olmaz. Bunu da işin içine görünce öğreniyorsunuz tabii.

Yakışıklı olmak tek başına sanıldığı gibi kapı açmıyor o zaman?

Açıyor ama oradan girmenize yetmiyor. Sonrasında kapıdan çevrilmeniz de bir o kadar hızlı olabilir. İyi oyunculuk aranıyor ve o öne çıkıyor. Üzerine yeteneğinizi koyamadığınız bir görselliğin tek başına bir şey ifade edeceğini hiç sanmıyorum uzun vadede.

HİÇ KISITLANMADAN ÖZGÜRCE YAŞANAN İLİŞKİ DEĞERLİDİR

Aşkı nasıl tarif ediyorsunuz?

Bence geçici bir şey. Hızlı bir kalp çarpıntısı, karında bir ağrı… Ama geçiyor mutlaka. Asıl olan sevgi. O insanla paylaşımını alışkanlık haline getirmek, birlikte sıkılmadan vakit geçirebilmek… Yanında rahat olmak, özgür hissetmek, hiç kısıtlanmadan her anını istediğin gibi yaşayabilmek. Bunlar daha değerli bence.

Bir insana en uzun süre ne kadar aşık kaldınız mesela?

Herhalde üç ya da beş ay. O kalp çarpıntısının ömrü o kadar ama zaten. Sonra devreye başka şeyler giriyor.

Aşk acısı çektiniz mi hiç?

Kısa bir dönem diyeyim. (Gülüyor)

Nasıl biriyle asla olmaz? Nasıl biri sizi çok heyecanlandırır ya da ilgi uyandırır?

Kendini beğenmiş insanlara gelemiyorum. Daha doğal ve samimi insanlar ilgimi çekiyor.

Gündemle ilgili rahatsızlık duyduğunuz konular neler?

Çok şey var tabii ama şu an en büyük sorunlardan biri ekonomi. Herkes gibi ben de kaygılıyım. Son dönemde en çok canımı sıkan konuların başında da sokak hayvanları geliyor. Sokak, hayvanlarındır. Onların doğal yaşam alanları. Onlara yapılan eziyet çok canım sıkıyor. Bu konuda hepimizin daha duyarlı olması gerekiyor.

Fotoğraflar: OZAN GÜZELCE

SIRADAKİ HABER