Pazar Postası İlham Gencer: Bu son röportajım artık ölüyorum, gözlerim açık gidecek

İlham Gencer: Bu son röportajım artık ölüyorum, gözlerim açık gidecek

İlham Gencer: Bu son röportajım artık ölüyorum, gözlerim açık gidecek

O, tam bir üstat. Türkiye’nin ilk piyanist şantörlerinden, caz piyanisti İlham Gencer 99 yaşına kadar piyanosunun başından kalkmadı. Hep çalıştı, birkaç hafta öncesine kadar Pera Palace’da çalmaya ve dinleyicilerini büyülemeye devam ediyordu. Ama son zamanlarda kendini kötü hissetmeye başladı ve oğlu ünlü şarkıcı Bora Gencer ile Bodrum’a taşındı. Babalar Günü için özel ‘Babam’ adında bir 45’lik hazırlayan baba-oğul ile buluştuk.

Sizi ilk kez evde dinlenirken görüyorum. Nasılsınız İlham Bey?

“İyiyim” demek isterdim ama diyemeyeceğim… Artık çok zor konuşabiliyorum. Ölmek üzere olduğumu hissediyorum. Vasiyetimi de sizin vasıtanızla söyleyeyim: Bir Türk olarak Türk bayrağıyla gömülmek istiyorum.

Neden böyle bir hisse kapıldınız?

100 yaşına yaklaştım… Çok yoruldum, çok yorgunum. Bu son röportajım bence.

Lütfen böyle konuşmayın! Bakın Babalar Günü için oğlunuz Bora Gencer ile özel bir çalışma yaptınız. Hâlâ üretiyor, çalışıyorsunuz!

Evet, çok yakın döneme kadar haftanın her günü Pera Palace’da çalıyordum. Ölmeden evvel bir de caz albümü yapmak istedim ve yaptım. Ayrıca oğlum Bora Gencer ile ‘Godfather’ (Baba) filminin şarkısını Türkçeye uyarladık. Sözlerini Bora yazdı; bu şarkıyı baba-oğul çok güzel bir düete çevirdik.

Baba-oğul Bodrum’da birlikte yaşıyorsunuz artık, değil mi?

Evet, radikal bir kararla Bodrum’a taşındık. Son demlerimi huzurla ve evlatlarımla geçirmek istiyorum.

Bora Gencer: Bizler ölüm hakkında düşünmek istemiyoruz ve babam için umutluyuz. Ama o sürekli ölüm diyor… Biz, “Bizimle bu tarafta kal” diyoruz babamıza.

Ölümden korkuyor musunuz?

Tek gerçek o! Topraktan geldik toprağa gideceğiz. Sadece bir isteğim var: Beni cenazemde kimse alkışlamasın, alkışlayanı asla affetmem. Ben sahnede aldım o alkışı.

“Hayatı güzel yaşadım” diyebiliyor musunuz?

Çok zorluk çeksem de, çok şükür... ‘Devlet Sanatçısı’ unvanı dışında hayattan her istediğimi aldım.

DEVLET SANATÇISI OLMADAN ÖLÜRSEM HAKKIMI HELAL ETMEM

Siz yaşam boyu hep çok çalıştınız. Çalışmalarınızın karşılığını aldığınızı hissediyor musunuz?

Hayır. Ben yaşarken ‘Devlet Sanatçısı’ unvanını almak istiyorum. Bunu hak ettiğimi düşünüyorum. Öldükten sonra verseler ne yazar? Ülkemizde zaten genel anlamda yaşarken insanlara değer verme konusunda büyük bir sıkıntı vardır her zaman. Bu, benim hakkım. Bu hakkımı devletimizden istiyorum. Yoksa hakkımı helal etmem, gözlerim de açık gider.

Bora Gencer: Babam ‘Devlet Sanatçısı’ unvanını çoktan hak etmiş ve bu anlamda hakkı yenmiş bir insan. Bunu halk da söylüyor… O, 99 yaşında ve son nefesini bunu almadan verirse, ülkemizin karar vericilerine çok küskün gidecek.

Nota bilmeden 12 dilde şarkı söylüyorsunuz değil mi?

12 az... Dünyadaki hemen hemen bütün dilleri. Bir Fin, Japon, Norveçli, Çinli, Fransız, İngiliz kim gelirse gelsin mutlu olur giderdi benden…

Bora Gencer: Babam Türkiye’de ilk defa Türkçe sözle Batı müziği söyleyen sanatçı... Cem Karaca, Ajda Pekkan, Barış Manço gibi bir çok ismi yetiştirmiş olan bir müzisyen babam ve 99 yaşına kadar piyanosunun başındaydı. Sağlık problemi olmasa devam edecekti. Böyle bir adam Türkiye’de ve dünyada yok. Turistlere de ülkeyi tanıtan biri babam. Mesela 50 Tayvanlı gelince onlara şarkı söyleyerek onları buradan uğurlayan bir adamdan bahsediyoruz.

Neden bunca yıl alamadı bu unvanı sizce?

Bora Gencer: Vermeyenlerin ayıbı. Bilemiyoruz. Ama artık istiyoruz. İstenin bir yüzü kara vermeyen zenci diyoruz. Babam olduğu için demiyorum, böyle bir adam Türkiye’de bu unvanı ilk sırada hak ediyor.

Neredeyse bir ömrü sanata adadınız, sanatçılardan vefa gördünüz mü?

Hayır, benim zamanımda benim sanatçılara gösterdiğim ilgi, vefa ve ilişkiler artık yok. Ben insanlara hiçbir zaman menfaat amaçlı yaklaşmadım. Ben de Ajda (Pekkan), Cem (Karaca), Barış (Manço) ile bir menajerlik anlaşması yapıp onları kendime bağlayıp oradan gelir sağlayabilirdim. Ama yapmadım. Sadece Cem Karaca tüm şarkılarını okuyabilmesi için Bora’ya muvafakatname vermişti; bana vefasından…

Bora Gencer: Eartha Mae Kitt’i söylemeyi unuttu babam. Amerikalı sanatçı ‘Kâtibim’ şarkısını dünyaya tanıttı biliyorsunuz ve bunu babamdan öğrendi.

Nasıl yani?

Bora Gencer: Babama demiş ki, “Ben ölüyorum, ev kiramı ödeyemiyorum.” Babam da, “Sana bir Türkçe şarkı öğreteceğim, git bununla hayatını kazan” demiş. O da o aksanla bu şarkıyı okuyarak hayatını kazanıyor.

GEÇMİŞTE VERGİ REKORTMENİ OLDUM AMA POLİTİK OLARAK BENİMLE ÇOK UĞRAŞTILAR

Maddi olarak çalışmalarınızın karşılığını aldığınızı düşünüyor musunuz?

Düşünün, geçmişte vergi rekortmeni oldum ama yakın zamana kadar kirada oturuyordum. Türk milliyetçisi olduğum için zamanında benimle çok uğraştılar. Ne zaman Bozkurt olduğumu belirttim, o zaman kaybettim. Detaya gerek yok. Çok büyük kıskançlıklar da vardı.

Nasıl kıskançlıklar?

Türkiye’nin en popüler adamlarından biriydim ve ülkenin en güzel kadınıyla evliydim. Çok kıskandılar bizi, uğraştılar. Paraya gelince… Eski maddi imkanlarım olmasa da, şu yaşıma kadar kimseye muhtaç olmadan, çalışarak geldim. Yanımda tek bir yardımcı bile olmadan hayatımı idame ettirdim.

Halen kirada mı oturuyorsunuz?

Bora Gencer: Hayır, artık kendi evi var. Evlatlarının da evi vardı ama o hep kendi kendine bakmak istedi ve parayla da hiçbir zaman işi olmadı. Çok şerefli bir adam, tek kişi arkasından bir tane kötü şey söyleyemez. Kimseyle küskünlüğü olmaz, kimsenin ondan alacağı yoktur. Ama ona verilmesi gereken çoktur.

MİLLETVEKİLİ OLMAK İSTERDİM

En büyük pişmanlığınız ne?

Milletvekili olamamak, meclise girememiş olmak. Bu da gerçekleşmeyen bir arzumdur… Kaç kez adaylığımı koydum, olmadı.

Ülkeye dair endişeleriniz var mı?

Ülkenin bölünmesini istemiyorum. Güçlü bir ülkeyiz, böyle devam eder inşallah.

Sizi en çok ne üzer?

Adaletsizlik. Dilerim ben gittiğimde sizler daha adil günler görürsünüz. Avrupa’nın en büyük Adalet Sarayı bizde diye övünmek yerine, en küçük Adalet Sarayı bizde diye övünmenizi dilerim. Ha bir de kutuplaşma üzüyor beni. Mustafa Kemal Atatürk tartışılmaya devam ettikçe bitmez bu durum.

Bugün Babalar Günü. İyi bir baba oldunuz mu sizce?

Onu evlatlarıma sormak lazım. Ama onlar için yaşadım çünkü evlatlarım da çok iyi çocuklardı.

Bora Gencer: Babam bizi pamuklarda sakladı, her zaman çok iyi bir babaydı.

Zor mu böyle bir babanın oğlu olmak Bora Bey?

Bora Gencer: Elbette zor. Babam yanında bir kez çakı bile taşımadı ama hayatımız bombalardan korkarak geçti. Ben küçücük çocukken bizim arabaya bomba koyuldu mesela... Babam milliyetçi olduğu, Türk bayrağını sevdiği, Atatürkçü olduğu için bunları yaşadı. Babam devletine karşı her zaman çok saygı duydu, devletini hep sevdi. İyi bir vatandaş oldu; bu ülke kaç tane son demine kadar piyanosunun başında oturan sanatçı yetiştirmiş? Bırakın Türkiye’yi, dünyada bir tane böyle insan yok.

Son olarak ne söylemek istersiniz İlham Bey?

Çalmayı çok özlüyorum… Ve biliyor musun? Bu röportaj bana acayip moral verdi. Günlerdir konuşmuyordum... Elinde çok kıymetli bir röportaj var kızım; ben ölüyorum, artık bu son röportajım…

SIRADAKİ HABER