Pazar PostasıMahmut Orhan: Yenilmeyi sevmiyorum, benim hep yenmem lazım

Mahmut Orhan: Yenilmeyi sevmiyorum, benim hep yenmem lazım

Mahmut Orhan: Yenilmeyi sevmiyorum, benim hep yenmem lazım

Mahmut Orhan, 29 yaşında ama bir romana konu olacak kadar güzel bir başarı öyküsü var. Ünü Türkiye sınırlarını aşan, parçaları yüz milyonları geçen dinlemeye sahip bir DJ! İlk işine bir DJ arkadaşına yardım etmek, kolon taşımak için gidiyor. “Kolon taşıyarak başladım, konu buralara geldi. Bu kadarını ben de hayal etmemiştim” diyor. Gerçek bir ilham hikayesine buyurunuz…

Neredeyse her parçanızın milyonları bulan izlenmesi ve dinlenmesi var. Üretiminizin bu kadar yoğun ve güzel bir karşılık görmesi nasıl hissettiriyor?

Tadını çıkardığım noktalar da var, çok sorumluluk aldığım noktalar da… Mental olarak zorlandığım zaman daha çok keyif almaya çalışıyorum. Müziği iş olarak bir kenara bırakıp o stüdyoya birileri için değil de kendimi eğlendirmek için giriyorum. Ama tabii ki şu var; bu işe ilk başladığım zaman ileride daha çok rahatlayacağımı, kendime daha çok vakit ayıracağım sanıyordum. Öyle olmuyor. İşler büyüdükçe sorumluluk da artıyor.

Başlarken öngörebildiğiniz bir noktada mısınız yoksa hayallerinizin de ötesine mi geçti her şey?

Daha lisedeyken başladığım noktada biri bana, “12 sene sonra şöyle bir noktada olacaksın” deseydi gülerdim sadece. O yaşta, oralarda bugünü hayal etmek zordu. Hayal ettiklerimi yaptım ama ötesine geçtiğim de doğru.

Mahmut Orhan: Yenilmeyi sevmiyorum, benim hep yenmem lazım

İYİ Kİ BAZI TUŞLARA YANLIŞ BASMIŞIM, İYİ Kİ O DERSLERİ ALMIŞIM

Hep doğru tuşlara bastığınızı düşünüyor musunuz yoksa keşke dediğiniz şeyler var mı?

Yook! Elbette hatalar var. 24 yaşında arenaya o ilk şarkıyı veren Mahmut ile şu anki Mahmut arasında fark var. Yaşadıklarımın getirdiği bir olgunluk var. İyi ki de o tuşlara yanlış basmışım, iyi ki oralardan almam gereken dersi almışım.  

Ekşi sözlükte hakkınızda okuduğum bir yoruma çok güldüm. “Hem adın Mahmut olacak hem de dünyaca ünlü olacaksın. Emir ya da Berke olsa bu kadar benimsemezdik” demiş biri. İsminizin sizdeki duygusu ne?

Benim çok hoşuma gidiyor. Genelde insanlar bana ismimle alakalı şaka yapmaya çekiniyorlar ama onu anladığım zaman ben üstlerine gidiyorum, daha çok çekiniyorlar. (Gülüyor) Bizde müzikal anlamda Türkiye’den çıkmış iki Mahmut var. Biri Mahmut Tuncer diğeri de DJ Mahmut. Tabii ki komik geliyor kulağa. Zaten ilkokuldan, “Elma Armut kel Mahmut”tan beri bunu yaşıyorum.  

Elektronik müziği doğu enstrümanlarıyla birleştiriyorsunuz. Yaptığınız müzik hep buranın ruhunu taşıyor. Yurt dışında bu kadar ilgi görmenizin nedenlerinden biri de bu olabilir mi?

Çok doğru bir tespit. İnsanların duyduğu farklı bir tat. Elektronik müziğin içine onların duymadığı farklı enstrümanları koyarak onlara yeni bir şey sunmaya çalışıyorum.

Mahmut Orhan: Yenilmeyi sevmiyorum, benim hep yenmem lazım

CANLI ORKESTRAYLA ÇALMAK BENİM İÇİN BU İŞİN EN ÜST NOKTASI

40 kişiden oluşan canlı orkestrayla 2 Temmuz akşamı Maximum Uniq’te sahne alacaksınız. Nasıl bir gece bekliyor bizi?

Bütün dinlediğiniz şarkıların yeni versiyonları olacak. ‘Feel’ de ‘6 Days’ de… Yine aynı tınılarla ama ruh olarak bambaşka versiyonlarını dinleyeceğiz. Genel olarak hepsi o güne özel hazırlanmış şarkılar. Orkestrayla çalmak benim için bu işin en üst noktalarından biri. O yüzden heyecanla bekliyorum.

O DUYGU KARŞINDA 25 KİŞİ DE OLSA 25 BİN KİŞİ DE OLSA AYNI

Çok büyük kalabalığa çalmakla 20 kişiye çalmak arasında duygu olarak büyük bir fark var mı?

O kabine geçince ne hissettiğimi hatırlamıyorum bile. Ben de kendime şaşırıyorum. Beni normal hayatımda görseniz o kadar eğlenceli bulmayabilirsiniz. (Gülüyor) Yakın arkadaşlarım da aynı şeyi söylüyor. “Sanki tüm kapılarını açıp insanlara ‘Gel’ diyorsun ama geri kalan hayatında kapıların hep kapalı” diyorlar. Oradaki o duygu 25 kişi de olsa 25 bin kişi de olsa aynı. İlk zamanlar son on dakika göğsüme sancı girerdi, o sancı hala giriyor. Kaç kişiye çalarsam çalayım aynı…

Yakında yeni single’nız çıkacak…

Aslında birçok single gelecek. Pandemi döneminde Selin Geçit’le beraber yaptığımız, Devrim Karaoğlu’nun bestelediği, yıllar önce Murat Boz’un seslendirdiği ‘Dönmem Ben Sana’nın yeni versiyonunu yaptık. Bu şarkıya ilk çıktığından beri hep yüksektim. Çok güzel de bir klip yaptık. Birkaç hafta içinde çıkaracağız.

Mahmut Orhan: Yenilmeyi sevmiyorum, benim hep yenmem lazım

KOLON TAŞIMAYA GİTMİŞTİM, KONU BURALARA GELDİ

Hikayenin başladığı yere dönsek? Müzik nasıl girdi hayatınıza?

İş hayatım 12 yaşında başladı. Bursa’da büyüdüm. O yaşta lokantada da çalıştım mağazada da… 15 yaşındayken bir DJ arkadaşım, “Uludağ’da bir işimiz var, birine ihtiyaç var. Gelmek ister misin?” dedi. Ben de o zaman haftalık 100 lira kazanıyorum, Uludağ’a hiç gitmemişim. “Tabii ki geleceğim, para vermeseniz de Uludağ’ı göreceğim” dedim. Bir yılbaşı gecesiydi. Boynumda dövmesi olan 2009 tarihi de o günün anlamını taşıyor. Kolon taşımaya gitmiştim, konu buralara geldi. (Gülüyor) Bir yıl sonra aynı yere bu kez kolon taşımaya değil, DJ olarak çalmaya gittim.

Neydi sizi o kadar içine çeken?

Yapı olarak böyleyim. Yeni bir şeyle karşılaşınca onu en ince ayrıntısına kadar araştırırım. Bu oyun da olsa, resim de olsa aynı. O günden sonra deli gibi müzik çalışmaya başladım. Evde kırık bir kulaklığım vardı. Babam oto tamircisi olduğu için evde kağıt bant bulunurdu. O kırık kulaklığı kafama yapıştırır, öyle çalışırdım. Sabah okula gideceğim zaman annem keserdi o bandı.

Nasıl bir azim… Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Orta düzey bir ailede büyüdüm. Ne fakirdik ne zengin. Ama bugün karakterimle ilgili güzel bir şey söylenecekse bunu tamamen aileme borçluyum. Evde bir huzur vardı, saygı vardı; kadına da büyüğe de küçüğe de saygı vardı. Sokakta büyüdüm. Sapanla cam kırdığım için kovalandım, bahçeden erik çalarken yakalandım, kolum kırıldı. (Gülüyor) Müthişti gerçekten.

Mahmut Orhan: Yenilmeyi sevmiyorum, benim hep yenmem lazım

"VERDİĞİM HER KARARDA, 15 YAŞINDA BABAMA VERDİĞİM SÖZÜN SORUMLULUĞUNU TAŞIRIM"

İstanbul’a gelme hikayeniz nasıl gelişti?

Ben en küçük çocuğum, iki abim var. Babam onları biraz daha baskıyla büyütmüş. Bende durum biraz farklıydı. Onlarla aramda epey yaş farkı da var tabii. İstanbul’dan ilk teklif aldığımda eve gittim. Bir yer sofrası kurulu, yemek yeniyor. Sofrada ailenin tüm fertleri var. “Böyle bir teklif aldım, ben İstanbul’a gideceğim” dedim. Abilerim itiraz ettiler ama son sözü söyleyen babam oldu. “Bugüne kadar hiç yanlış bir şey getirmedi bize, bundan sonra da getirmeyecek. Gidecek, gittiği gibi dönecek” dedi. Ne yaptıysam hep o cümlenin sorumluluğuyla yaptım. Bugün bile vereceğim her kararda babamın o sözünü gözetirim.

40 YAŞINDA NEREDE OLACAĞIMIN PLANI YAPILDI

Planlı yaşayanlardan mısınız? Bundan 10 yıl sonrası için çok belirgin hayalleriniz var mı?  

Var tabii. Ben hep 10 yılını kurgulayan bir çocuktum. Hiçbir zaman “Anı yaşa, yarın ne olacaksa olsun” diyen biri olmadım. Şu andan geriye doğru 10 yılım da planlıydı, 40 yaşımda nerede olacağımın planını da yaptım. O yaştaki uçak biletimi alabilirim yani. (Gülüyor)

Türkiye’de yaşayan başka bir DJ olsaydınız Mahmut Orhan’ı kıskanır mıydınız?

Kıskanmazdım. Yarışmak isterdim onunla. Kıskanarak iki adım ileri gidemeyiz, müzik yapamayız. Ben, böyle biri varsa ben daha fazlasını yapmalıyım deyip hırslanırdım.

Genel olarak hırslısınız sanırım…

Hırslıyım evet. Bir de çok detaycıyım. Bu sadece eğlencesine oynanan bir oyun bile olsa böyle. Hep bir kontrolüm vardır. Bir sonraki elin hamlesini hesap ederim. Yenilmeyi sevmiyorum, yenmem lazım. O an yenemediysem, o konu neyse, gider her detayını okur, izler, öğrenirim. Bir hafta sonra o masaya yine oturmayı, bu kez mutlaka kazanmayı iple çekerim.

Mahmut Orhan: Yenilmeyi sevmiyorum, benim hep yenmem lazım

SİYASETİ SEVMİYORUM, İLGİLENMEMEYE ÇALIŞIYORUM

Gündemle ilgileniyor musunuz?

İlgilenmemeye çalışıyorum ama ister istemez içine çekiliyoruz. Ben lisedeyken hiçbir politikacıyı bilmezdim, tanımazdım, ilgilenmezdim. Şu an küçücük çocuklar bile politik olmuş durumda. Siyaseti sevmiyorum ve içine girmemeye çalışıyorum ama bu ülkede yaşayan çiftçinin de iş insanının da refah içinde yaşamasını çok istiyorum.

KISA KISA

Türkiye’de doğmasanız nerede doğmak isterdiniz?

İtalya.

Yolculuğunuzun bir anına ışınlanma şansınız olsa hangi ana ışınlanmak isterdiniz?

Uzun yıllar sonra kızlarım olsun ve onlarla tatil yaptığım bir ana gideyim isterdim.  

Başlayınca durması zor olan bir şey?

Müzik.

Aşk size ne ifade ediyor?

Köpeklerim. Bana çok ilham veriyorlar. Onlarla çoğu insandan daha iyi iletişim kuruyorum.

Nasıl biriyle asla arkadaş olamazsınız?

Dürüst olmayan biriyle.  

Aldığınız en ilginç hayran DM’i neydi?

Dürüm siparişi veren de var, orayı günlük olarak kullanan da, beğendiği kızları bana atıp enteresan şeyler yazanlar da var. (Gülüyor)

En sevdiğiniz yanınız?

Affedici olmak.

Fotoğraflar: Ozan GÜZELCE

SIRADAKİ HABER