Marcus Aral: Beş gün çalışıp iki gün dinlenmek saçma geliyor, kim koymuş bu kuralları? Ben dünyayı gezerek yaşamak istiyorum

Marcus Aral: Beş gün çalışıp iki gün dinlenmek saçma geliyor, kim koymuş bu kuralları? Ben dünyayı gezerek yaşamak istiyorum

Marcus Aral, sosyal medyada yaşam tarzıyla öne çıkan bir isim. Bazıları hayatını hayranlıkla izliyor, bazıları da çok eleştiriyor. Dışarıdan bakıldığında sürekli partileyen, dünyayı gezen, hep çok eğlenen bir figür. Ama o, bunun gerçeği yansıtmadığını söylüyor. Bir yıla yakın süredir model Şevval Şahin ile birlikte. Sosyal medyanın en çok ilgi gören isimlerinden biri olmasına rağmen onu çok az tanıyoruz. Hikayesini kendisinden dinlemek istedik. Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr

10 Ocak 2021, Pazar 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Hikayenizi anlatır mısınız? Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Ailemin tek çocuğuyum. İlgi ve sevgiyi kimseyle paylaşmak zorunda kalmadan, güzel bir çocukluk geçirdim. Yaz çocuğuyum; ağustosta doğmuşum. Başak burcuyum. (Gülüyor) Uzun yaz tatillerinde, genellikle Türkiye sahillerinde, denizden çıkmazdım hiç. Çok okurdum… Annem felsefe ve psikoloji mezunu babam da hukuk mezunu olduğu için kocaman bir kütüphanemiz vardı.

Siz, çok okuyan bir çocuk muydunuz?

Her hafta bir kitap bitirirdim. Hayal gücümün gelişiminde çok faydası olmuştur. Okul hayatım da keyifliydi, yaramazdım biraz. Çocukluk anılarım hep çok taze ve kalbime yakın tuttuğum anılar. Zaten kimse büyümek istemez ki aslında. Sadece engel olamıyoruz. Etrafa o saf, çocuksu, meraklı gözlerle bakmak… Peter Pan ruhu! İşte ben, o ruhu hep korumaya çalışıyorum.

BABAMI KAYBETTİĞİMDE 10 YAŞINDAYDIM

Anneniz Bodrum’da yaşıyor ama babanızla ilgili hiç bilgiye rastlayamadım.

Annem uzun seneler İstanbul’da yaşadıktan sonra Bodrum’a taşındı. Çok mutlu orada. Babam avukattı. Maalesef kanserle süren savaşından sonra, kanseri yenmeyi başarsa da kalbi, kemoterapinin yan etkilerine yenik düştü. Bir yaz gecesi, akşam yemeği esnasında onu kaybettik. 10 yaşındaydım. Ruhu şad olsun… Hep kalbimde. Meslek olarak mecburen avukatlık yapsa da aslında hiç sevmezdi işini. Özünde gerçek bir sanatçıydı. Özellikle resim, müzik, edebiyatla ilgilenirdi. Marangozluk konusunda çok yetenekliydi. Eserlerini saklıyoruz hâlâ.

Babanızı erken yaşta kaybetmenin travmaları oldu mu?

Tabii ki babamı o kadar erken kaybetmek çok zordu. Bu da doğal olarak bana bir sürü soru işareti getirdi. Felsefe tarihine olan merakım daha küçük yaşlarda böyle başladı.

İSMİM MARCUS AURELIUS’TAN GELİYOR

Felsefe, acınızla baş etmede nasıl yardımcı oldu?

Stoisizm ya da Stoik felsefeci olarak bilinen Roma İmparatoru Marcus Aurelius, kendime en yakın bulduğum düşünürdü. Cevaplayamadığım sorulara ve hayata bakış açımın gelişmesine çok yardımcı oldu.

İsminiz aslında Yiğit ama siz Marcus’u kullanıyorsunuz... İsminiz Marcus Aurelius’tan mı geliyor yani?

Evet, ismim aynen buradan geliyor. Herkesin okuması gereken bir yazar, ‘Meditations; Kendime Düşünceler’, ilham almak için her zaman elimin altındadır. Bütün eserlerini tavsiye ederim ama zaman yoksa alıntıları da çok başarılı.

2008’de Amerika’da bir yazılım şirketi kurdunuz sanırım. Şu an aktif olarak aynı işe mi devam ediyorsunuz?

Öğretimime 2000’den itibaren Amerika’da devam ettim. Hâlâ orada yaşıyorum. Önce New York’taydım, şimdi Miami. Yazılım şirketim olduğu doğru ama seneler oldu o şirketi satalı, gerçi birkaç yeni projemiz de var.

Gelelim, en merak edilen soruya. Dışarıdan gördüğümüz kadarıyla, çok eğlenceli bir dünyanın içindesiniz. Sürekli partiliyor, geziyor ve iyi koşullarda yaşıyorsunuz. Bu hayatı nasıl finanse ediyorsunuz?

Herkes çok merak ediyor bunu nedense! Ben öyle servete falan konmadım. Hep kendi halimde bir şeyler yapmaya çalıştım. Yıllarca emlak alım satımıyla ilgilendim. Yatırımlarım hep emlak üzerine oldu ve devam ediyor.

Sadece bu kadar mı?

Son yıllarda crypto currency yani elektronik para üzerine yatırımlarım oldu. Zaten 10 yıldır takip ettiğim bir alandı. Türkiye’de crypto kullanımıyla ilgili bir projem var, onu da yakında açıklarım. Aynı zamanda koleksiyoncuyum. Klasik arabalar ve arazi ile ilgileniyorum. O da zamanla hobiden ziyade işe dönüştü. İnsan sevdiği ve keyif aldığı işlere yönelince gerisi zaten geliyor.

SURVIVOR’A ŞÖHRET OLMAK İÇİN KATILMADIM

Bir de Survivor maceranız var. Yarışmaya neden katıldınız? Şöhret olmak için mi?

Hiç ilgisi yok. O dönemde zaten Acun Abi’nin kanalı için eğlenceli bir gezi programı çekiyordum. Çekimler devam ederken Survivor bahsi geçti. Ben de öyle kafama esti ve başvurdum, kabul edildim. İyi ki de katılmışım. Şartları çok zordu ve o macera bana, hayata karşı her koşulda şükran duymayı öğretti.

SANILDIĞI GİBİ HEP PARTİLEMİYORUM, GÜNLERCE EVDEN ÇIKMADIĞIM OLUYOR

Sıradan bir gününüz nasıl geçiyor?

Genellikle erken uyanırım, meditasyon yaparım. Bazen sadece bir kahveyle güne başlar, hemen spora giderim. Bazen uzun kahvaltı ederim. Sonra da gün içinde ne istiyorsam onu yapıyorum. Çok planlı hareket etmem, günlerim spontane geçer.

Sürekli bir partileme halinde olduğunuz doğru değil o zaman...

O algı, genellikle sosyalleştiğimiz anları paylaştığımız için oluyor. Attığım her adımı paylaşmıyorum haliyle. Influencer olma gibi bir derdim de yok. Ama o an paylaştığınız görüntüde müzik ve eğlence olunca, dediğiniz gibi ‘partici’ algısı oluşuyor. Ama bu, gerçek değil. Ben genellikle yalnızlığı ve ev hayatını seven biriyim. Miami’de günlerce evden çıkmadığım olur.

‘BİR DOĞUM GÜNÜ PARTİSİ YAPALIM’ DEDİK ORTALIK KARIŞTI

Eylül’de, sevgiliniz Şevval Şahin’in doğum günü partisi İstanbul’da oldu. Pandemi sürecinde o kadar kalabalık bir parti vermeniz doğru muydu sizce?

İstanbul’a gelince “Bir doğum günü partisi yapalım” dedik, ortalık karıştı. Biz, kötü niyetle bir şey yapmadık. Özlemiştim bütün dostlarımı, kimseye de “Hayır” diyemeyince beklediğimizden biraz daha büyük bir katılım oldu. İnsan ilişkilerine hasret kaldığımız zor bir dönemde, neden sevdiğimiz arkadaşlarımızla eğlenceli vakit geçirmeyelim!

HAYAT TARZIM BİRAZ MARJİNAL GALİBA

Yaşadığınız hayat size marjinal geliyor mu?

Biraz öyle galiba… Sıradan bir hayat tarzı bana göre değil. Ben, zaman ve para denkleminde, genç yaşlardan itibaren şunu istedim: Bir günümü sabah 09.00’dan akşam 18.00’e kadar ofiste, masa başında, bir bilgisayar önünde geçirmek istemiyordum. Hayatımı da buna göre düzenledim. Haftanın beş günü çalışıp iki gün dinlenmek bana saçma geliyor. Kim koymuş bu kuralları? Ya da yılda iki hafta tatil… Bu ne demek?

Çoğunluk bu şekilde yaşıyor...

Evet ama herkes kendi hayatından sorumlu. Ben, yıllarımı dünyayı gezerek, farklı kültürleri, hayatları, felsefeleri ve mutfakları tanıyarak; gezdiğim yerlerde üç-beş gün değil de bir-iki ay kalarak; oraları gerçekten tanıyıp, anlayarak yaşamak istiyorum. 50’ye yakın ülke gezdim. Hâlâ da gidip kalmak istediğim çok yer var. Kimse, kimsenin hayat tarzını eleştirmek gibi bir hak görmesin kendinde. Zaten kişi, kendiyle mutluysa başkasına karışmaz, sadece mutluluk diler herkese, benim yaptığım gibi...

Sizi sosyal medyada linç edenler hakkında ne hissediyorsunuz?

İçlerinde bastırılan ne varsa, dışarıya onu vuruyorlar... Başlarda çok şaşırıyor ve kızıyordum. Ama artık onları anlıyorum. Kişisel yaralarının kapanması için, hepsine canı gönülden sevgi yolluyorum.

EVLİLİĞİ VE ÇOCUĞU PLANLAMAK BİZE KLİŞE GELİYOR

Şevval Şahin ile pandeminin başından beri hep birliktesiniz. Hiç sıkıldığınız olmuyor mu?

Şevval’le tanıştığımız günden beri çok iyi bir enerjimiz, arkadaşlığımız var. Bunun ilişkiye dönüşmesinde pandeminin de etkisi var tabii. Miami’de aylarca beraber kaldık ve neredeyse ilk senemize girdik.

Nasıl bir ilişkiniz var?

Gayet mutluyuz, nazar değmesin şimdi. (Gülüyor) Birlikte zaman hep çok eğlenceli geçiyor. Her iyi ilişkide olduğu gibi; bizim için de iletişim, anlayış, sevgi, saygı, anlayış ve sabır çok önemli.

Evlilik ve çocuk planlarınız var mı?

Evlilik ve çocuk için çok erken. Bir de ben böyle şeylerin planlayarak olacağına pek inanmıyorum. O durum biraz klişe geliyor bize.

Sosyal medyada, Şevval Şahin’e yönelik eleştiriler yapıldığında direkt savunmaya geçiyorsunuz...

Tabii ki korurum, canım o! Kimsenin kimseyi üzmeye hakkı yok. Kimsenin ama özellikle de sevdiğimin kılına zarar gelmesini istemem. Birbirimize her konuda desteğiz. Beraber öğrenip gelişiyoruz.

YAŞANAN ACILAR İNSANA DERİNLİK KAZANDIRIR

Manevi açıdan kendinizi nasıl besliyorsunuz?

Maneviyat benim hayatımın temel direği ve ruhumun pusulası. Senelerdir Doğu felsefeleri, Budizm ve özellikle Şamanizm ve bitkisel ilaçlar üzerine çalıştım. Ustalardan eğitimler aldım. Hemen her sene, Peru’ya ve Güneydoğu Asya’ya ziyaretlerim olur. Şu an Bali’deyiz. Doğru zaman geldiğinde insanların faydalanması için, onlarla bu birikimlerimi paylaşmayı da çok istiyorum.

Yaşadığınız en büyük zorluk neydi?

Babamı, sonra da en yakın arkadaşımı kaybetmem en zoruydu yaşadıklarımın. Geçen yıl da ciddi bir motosiklet kazası geçirdim. Kimseyle paylaşmadım ama iyileşme süreci epey yordu, birçok acı deneyim yaşadım. Ama yaşanan acıların insana derinlik kazandırdığına inanıyorum. O derinliğin de boş kalmaması için bazı şeyler gerek. Korku, keder ve hasetin yerini sevgi, mutluluk ve özgüvenle doldurmak gerek...

Sıradaki haber yükleniyor...
holder