Mazi kalbimde bir yaradır

Hayatındaki aşklarını şarkılarla ölümsüzleştiren Necip Celal ilk Türkçe sözlü tangoyu besleyen, gönüllere taht kuran bir müzisyendi...

13 Temmuz 2013, Cumartesi 05:00
A A
Mazi kalbimde bir yaradır

Yalısının önünden geçen gemiler yavaşlar ünlü yıldızlar onun için İstanbul’a koşardı...

Haber:Mehmet Çelik

mehmet.celik@posta.com.tr

Genç kızın sarı saçları sevdiği adamın dizlerine yayılıyor, menekşe renkli gözleri ise yüzüne bakıyordu. Birden kızın elleri genç adamın yüzüne uzandı, gözlerine uzun uzun baktı ve acı bir gülümsemeyle konuştu:

“Necip, içim sıkılıyor. Kalbim göğsümü parçalayacakmış gibi vuruyor. Bana öyle geliyor ki, seni bir daha göremeyeceğim.” Necip Celal Andel adındaki genç adam henüz 19 yaşındaydı.

Yaşıtı olan menekşe gözlü kız ise Taksim Gazinosu’nda çalışıyordu, Almanya’dan, babasından, evlendirilmek istendiği adamdan kaçıp İstanbul’a gelmişti. Aşkları daha 15 günlüktü.

Üç gün sonra buluşmak üzere ayrıldılar. Necip Celal Andel üç gün sonra buluşma yerinde kızı bekledi. Saatler geçiyor aşık olduğu kız görünmüyordu, sonunda dayanamayıp pansiyona koştu.

Genç kızın korktuğu olmuş, pansiyon sahibi yaşlı kadının anlattığına göre babası ve nişanlısı onu zorla alıp götürmüşlerdi.

İLK AŞK İLK TANGO

Necip Celal saatlerce yürüdü, nereye gittiğini bilmiyordu. Kendine geldiğinde, ayaklarının onu çok sevdiği İstinye’ye götürdüğünü fark etti. Akşam olmuştu. Anadolu yakasına baktı.

Yükselen mehtabın kararan sulara serptiği sarı parlak benekler, koyu yeşil dalgaların üstünde uçuşuyordu. O zamanlar Necip Celal’in gözleri henüz sağlamdı. Yakamozları izlerken, kayıplara karışan sevgilisinin hayali karşısında görünür oldu birden.

Sonra aşık olduğu kızın hayali bulanıklaştı. Necip Celal ağlıyordu. Kafasının içinde ise bir melodi dönüp duruyordu. O gece odasına kapandı.

1928 yılının Temmuz ayında güneş dünyayı aydınlatmaya başlarken ‘Mazi’ adlı ilk Türkçe sözlü tango doğmuştu. Necip Celal’in gözleri ise daha az görüyordu artık.

HUKUK DEĞİL MÜZİK

1909’da doğan Necip Celal Andel, Deniz Ticaret Hukuku uzmanı bir babanın, Mehmet Celalettin Bey’in en küçük oğluydu. Andel soyadı büyük şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’nın bir armağanıydı.

Ailenin diğer fertleri zor söyleniyor diyerek soyadlarını daha sonra Antel yaptı, ama Necip Celal ‘hatırası var’ diyerek soyadını değiştirmedi. Necip Celal daha 16 yaşında kanun, gitar, piyano, akordeon ve keman çalabiliyordu.

Babası onu hukuk eğitimi için Almanya’ya gönderdi. Ama Necip Celal, Almanya’da dönemin ünlü keman ustası Schnabel ile tanıştı. Müzik dersleri aldı, çeşitli orkestralarda çaldı.

Hukukçu olmasını isteyen babasını dinlemedi ve İstanbul’da geri döndü. İstanbul Kız Lisesi’nde müzik öğretmeni olan Tahir Sevenay’dan özel dersler aldı. Artık ne istediğine karar vermişti. Hayatını müziğe adayacaktı.

PERDE PERDE İNEN KARANLIK

1932’de Seyyan Hanım, ‘Mazi Kalbimde Bir Yaradır’ tangosunu ilk defa seslendirince olay oldu. Necip Celal daha 23 yaşında büyük bir şöhrete kavuştu. Aynı yıl gözlerine inen perdeler iyice kalınlaştı ve Necip Celal görmez oldu.

Ama bu durumdan çok üzüntü duymadı. Kimse onun bu konudan şikayet ettiğini duymadı. Sadece bir gün, ‘kızıl saçlı soprano’ olarak tanınan İclal Ar’ın anlattığına göre dostlarıyla gülüp eğlendiği, şarkılar türküler söylenen bir akşam, “Çocuklar, şu mum ışığını söndürün de, bu akşam hepimiz eşit olalım,” demiş.

İclal Ar, anılarında bu sözlerin ardından arkadaşlarıyla birlikte ağlamaya başladıklarını anlatıyor.

ATATÜRK VE ‘YILLAR’

Sadece Seyyan Hanım değil, Münir Nurettin Selçuk, Bedriye Tüzün, Mahmure Handan Hanım, Gönül Hanım gibi dönemin ünlü isimleri Necip Celal’in, ‘Mazi’, ‘Ayrılık’, ‘Sarı Yapıncak’, ‘Suna’, ‘Özleyiş’, ‘Kimse Sevgimi Bilmez’, ‘Emine (Menekşeden taç öreyim)’ ve ‘Sarı Zambak’ ve ‘Yıllar’ adlı şarkılarını severek okuyorlardı.

Necip Celal’in hayranları arasında Atatürk de vardı. Atatürk, ‘Yıllar’ isimli şarkıyı çok severmiş. Özellikle tren yolculuklarında ‘Yıllar’ı tekrar tekrar dinler, yanındakiler sıkıntı duyar ama o bu şarkıyı dinlemekten bıkmazmış.

İSTİNYE YILDIZI

Necip Celal’e duyulan sevgi öyle büyüktü ki, İstinye’de iskeleye bitişik olan yalısına gittiği vakitler, Boğaz vapurlarından sarkanlar, yalının balkonunda onu görünce alkışlar, bağırır, bir şarkı isterlermiş.

Necip Celal, yalının balkonunda ayağa kalkar, göremediği hayranlarını saygıyla selamlar, o sırada yanında hangi müzik aleti varsa onunla bir şarkı çalarmış. Vapurların kaptanları da, yalvaran yolcuları kırmayıp iskeleye yaklaşıp uzaklaşırken çok yavaş hareket edermiş.

Onu sevenler, geceleri de sandallarla yalının önüne gelir, “Necip, tango, tango...” diye bir şarkı olsun dinlemek isterlermiş.

EVELYN HOLT’UN AŞKI

Necip Celal’in şöhreti dünyaya da yayılmıştı. Almanya ve Amerika’da şarkıları çalınıyordu. Dönemin ünlü sinema yıldızı ve şarkıcı Evelyn Holt, dayanamayıp İstanbul’a gelmiş ‘Mazi’ adlı şarkıyı söylemiş ve Necip Celal ile tanışmıştı.

Evelyn Holt’un Necip Celal’e aşık olduğu söyleniyordu. Necip Celal, Evelyn Holt için ‘Özleyiş’ isimli bir beste yapmıştı. Suadiye Plajı’nda buluştukları bir akşam yaptıkları dans o dönem çok konuşulmuştu.

Ayrıntılar bilinmiyor ama bu aşkın da bir geleceği olamadı. Bilinen tek şey, Evelyn Holt’un gittiği her yerde ‘Mazi’ şarkısını dilinden düşürmediği.

FENERBAHÇE MARŞI

Necip Celal, aynı zamanda bir Fenerbahçe aşığıydı. Küçüklüğünden beri Fenerbahçe’nin maçlarına gitmiş, gözlerini kaybettikten sonra da bu tutkusundan vazgeçmemişti ve 1948’de sözleri ve bestesi kendisine ait bir Fenerbahçe Marşı da yazmıştı.

Hiç evlenmeyen Necip Celal Andel, 29 Aralık 1949’da Sultanahmet’te bir apartman dairesinde karaciğer kanserinden öldü.

(06.07.2013 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.