Mesut Akusta: Ne çocukluğumda ne gençliğimde Süleyman gibi tutkulu bir aşk yaşadım. Keşke olsaydı ama olmadı

Mesut Akusta: Ne çocukluğumda ne gençliğimde Süleyman gibi tutkulu bir aşk yaşadım. Keşke olsaydı ama olmadı

Mesut Akusta, oynadığı her rolü gerçekten canlandıran, deyim yerindeyse rol yapmayan bir oyuncu. İki sezondur ‘Babil’de hayat verdiği Süleymen karakteriyle ekranda gerçekten döktürüyor. Dizinin en ‘kötü adamı’ ama aynı zamanda en tutkulu aşığı. Diyor ki: Ne çocukluğumda ne gençliğimde Süleyman gibi tutkulu bir aşk yaşamadım. Biraz ‘Babil’i ve Süleyman’ı biraz da gerçek hayattaki Mesut Akusta’yı konuştuk. Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr

26 Eylül 2020, Cumartesi 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Babil, geçen sezonu çok heyecanlı bir yerde noktalamıştı, ikinci sezona yine çok iyi başladı. Şu an ekranda çok güzel farklı diziler var. Sizin alametifarikanız nedir? 

Evet, ikinci sezona da gümbür gümbür başladık. Heyecanlıyız. Geçen sene hem kadrosuyla, hem senaryosuyla hem de reji ekibiyle çok güzel bir iş çıkardık. O yüzden ‘devler ligi’ diyorlar.  Bir de ‘Babil’in çok ciddi sosyal mesajları var. Para, güç ve etik değerleri konu alıyor. Bu da seyircinin ilgisini çekiyor. Alameti farikamız buradan geliyor diye düşünüyorum. Geçen sezon 10 bölüm çektik ve seyirci ilk sezon ‘Babil’i çok sevdi. Ama araya pandemi süreci girdi ve uzun bir ara vermek zorunda kaldık.

HEM SEYİRCİMİZ BİZİ ÖZLEDİ HEM DE BİZ HİKAYEMİZİ ONLARLA PAYLAŞMAYI

Şu an çekimler nasıl gidiyor? Pandemiden dolayı tedirginlikleriniz var mı?

Çok güzel gidiyor her şey. Geçen sürede hem seyircimiz bizi özledi hem de biz yeniden setlerde olmayı ve onlarla hikayemizi paylaşmayı özledik. Pandemiden dolayı setimizde çok sıkı sağlık önlemleri alındı. Düzenli olarak tüm ekibe test yapılıyor.

Her bölüm iki saat 15 dakika sürüyor. Normalde böyle durumlarda konular süner. Diyaloglar bir yerden sonra boşa döner. Ama ‘Babil’in akışı başımızı döndürüyor…

Bunda tabii senaryomuzun çok iyi ellerden çıkmasının etkisi büyük.  Bölüm sürelerimiz uzun ancak; iyi yazılmış akıcı bir senaryo olduğu zaman sonuç seyirci için sürükleyici ve ilgi çekici oluyor. Ayrıca çok değerli oyuncu kadrosuna sahibiz ve bunun da katkısı tartışılmaz. Yönetmenimiz ve reji ekibimiz şahane, aynı zamanda çok da hızlılar.

Bölümler ne kadar sürede çekiliyor?

Bölüm çekimlerimizi her hafta beş gün içinde tamamlamaya, yetiştirmeye çalışıyoruz. Çok iyi yazıldığı için oynarken biz de o akışın içinde sürenin çok farkında olmuyoruz.

İYİ OYUNCU KADROSU İŞİN YÜZDE 60’INI KAPSAR

Demin siz de belirttiniz. Şampiyonlar ligi gibi bir kadronuz var. Sizce iyi oyuncu kadrosu bir işin yüzde kaçı? Aynı senaryo çok başka isimlerle çalışılsaydı yine bu kadar izlenir miydi ‘Babil’?

Başka isimler olsaydı nasıl olurdu. bilemiyorum. Sette biz çok uyumluyuz. Çok keyifli çalışıyoruz. Çok güzel bir ekip olduk. Bu da ekrana yansıyor. Bence oyuncu kadrosunun doğru ve uyumlu olması bir işin yüzde 60’ını kapsıyor. Sonrası senaryonun, yönetmenin ve ekibin işidir.

Ekşi Sözlük’te 165 sayfa ‘Babil’ yorumu var. Siz, bu işe girerken bu kadar ilgi göreceğini tahmin etmiş miydiniz? Süleyman karakterinin sizi çeken yanları nelerdi?

Ben bu karakteri oynamayı seviyorum. Doğaçlama yapabiliyorum. Dişi bir karakter Süleyman. Büyük acıları var, aşkla taptığı bir kadın var. Büyük zaafları var. Parayı sonradan bulmuş… Dolayısıyla oynaması çok zevkli Süleyman’ı. Ama her karakteri aynı oynamak gibi bir durum yok tabii. Ben elimden geldiğince farklı anlatmaya çalışıyorum.

Süleyman, insana ait tüm aciziyetleri taşıyor. Televizyonda gördüğüm en gerçek karakterlerden biri. Bunu sağlamak bir oyuncu için uzun mesailer gerektiriyor mu? Siz, özel bir çalışma yaptınız mı mesela?

Özel bir çalışma yapmadım. Ama Süleyman Doğulu bir adam. Normalde şiveli konuşuyor. Ama İlay (Birce Akalay) ile olan sahnelerimde konuşmamı değiştiriyorum. İlay karakteri, Süleyman’ın kendini değiştirmesine sebep oluyor, onun  yanındayken daha düzgün konuşuyor. Ama insan özünden vazgeçemiyor tabii. Diğer karakterlerle gırtlaktan konuşuyor. Dediğiniz gibi tüm zaaflarıyla, iyi ve kötü yanlarıyla güzel bir karakter Süleyman. Seyircinin de bu kadar sevmesi ve sahiplenmesi beni çok mutlu ediyor.

BAZEN BEN DE ÇOK ETKİLENİYORUM OYNADIĞIM KARAKTERDEN

Kötülüğü paçasından akıyor ama İlay’a olan aşkı onun en insani yanlarını ortaya çıkarıyor. O,  “İlaaay, İlayııım” derken aklıma hiçbir kötülüğü gelmiyor, hatta içimde bir şefkat uyanıyor…

Süleyman’ın aşkı herkesi çok etkiliyor. Bazen ben de etkilenmiyor değilim oynadığım karakterden. (Gülüyor) Özünde çok sert bir karakter, bir yandan gaddarlığını, kötülüğünü görüyoruz ama aşkı devreye girince yaptığı kötülükler ortadan kalkıyor. Dediğiniz gibi çok gerçek bir karakter. Bu duyguyu da iyi geçiriyor karşı tarafa.

Geçtiğimiz sezondaki meyhane sahneleriniz çok övgü aldı. İrfan’la karşılıklı sahneniz benim de hiç aklımdan çıkmıyor. Orada öyle bir aşk tarifi verdiniz ki hayatta herkes bir kere öyle aşık olmayı diler. Siz hiç öyle aşık oldunuz mu?

O sahnede ben de çok etkilendim gerçekten çekerken. Süleyman kadar tutkulu bir aşk yaşamadım. Keşke olsaydı ama olmadı. (Gülüyor) Çocukluğumuzda da gençliğimizde de olmadı. Ama o kadar saplantılı bir aşk yaşasaydım Süleyman gibi olurdum herhalde.

EVLENDİKTEN VE ÇOCUK SAHİBİ OLDUKTAN SONRA AŞK, SEVGİ VE SAYGIYA DÖNÜŞÜYOR

Mesut olarak kendinizi nasıl anlatırsınız?

Mesut olarak duygusal bir adamım. Ben aslında hayata, her şeye aşık bir insanım. Saplantılı bir aşk, aslında rahatsız edici bir durum baktığınız zaman. Benim aşklarım iyi başlayıp iyi bitirenlerden oldu hep. Evlendikten sonra ve çocuk olduktan sonra aşk, sevgi ve saygıya dönüşüyor. Evladın olunca hayata başka bakıyorsun. Çocuğa yönelik yaşıyoruz, kendimizi es geçiyoruz.

Başka nelere aşk duyuyorsunuz peki?

Oyunculuğu çok seviyorum. Mesleğime aşık bir insanım. Başka bir iş de yapmıyorum. Oyunculuk yaparak hayatımı idam ettiriyorum. Benim hep önceliğim işim oldu.

KUDRET’İN KUDRETİNE HEPİMİZ BAYILIYORUZ, KADIN KARAKTERLERİMİZİN HEPSİ ÇOK GÜÇLÜ

Dizide tüm kadın karakterler çok güçlü. Özellikle Kudret’ten, yani eşinizi canlandıran Veda Yurtsever’den bahsetmezsek olmaz. Biri şöyle yazmış: Kudret’in kudretine bayılıyorum. Babil’in bu anlamda özel bir mesajı var mı?

Tabii var. Dediğiniz gibi tüm kadın karakterlerimiz çok güçlü ama Kudret, Süleyman’a kafa tutabilen, onu gerektiğinde çok iyi köşeye sıkıştıran bir güce sahip. Veda Yurtsever gerçekten çok iyi oynuyor. Böyle kadınlarımız var gerçek hayatta. “Aşık oldum” diyorum, “Ne yapayım?” diyorum ama anlamıyor, her şeyimi elimden alıyor. Ben gerçek hayatta da böyle kadınları, kendi gücünün farkında olan kadınları severim. Baktığınız zaman Süleyman, Kudret ile zengin olduğu için evleniyor. Ama Kudret sonra Süleyman’ın tüm oyuncaklarını elinden alıyor. Süleyman da oturup ağlıyor… Dolayısıyla Kudret’in kudretine hepimiz hayranız. (Gülüyor)

“BU KARAKTERİ EN İYİ MESUT AKUSTA OYNAR” DENMESİ EN GÜZEL İLTİFAT

Bir oyuncu için ‘hak edilen yer’ deyimi ne ifade ediyor? Böyle bakınca, siz hep “Doğru zamanda doğru yerdeydim” diyor musunuz?

Yapımcıların genelde bir işe başlarken, kast oluştururlarken, “Bu karakteri en iyi Mesut Akusta oynar” demeleri çok hoşuma gidiyor. Bütün oynadığım karakterler için bu böyle oldu. Bu, başlı başına bir oyuncu için güzel bir yer. Ben oynadığım karaktere bir şeyler katmayı, onu zenginleştirmeyi çok seviyorum. Yönetmenler de buna alan veriyor. Oyuncu bir hamur, oyuncuyu nasıl şekle sokarsan o şekle giriyor. Güzel eleştiri alınca insanın hoşuna gidiyor tabii. Hep “Daha iyi nasıl olur?” diye uğraşıyorsun. Benim çabam hep bu yönde oldu.

OYUNCU KENDİNE İYİ BAKMALI, YAŞI KAÇ OLURSA OLSUN KENDİNİ SALMAMALI

Sette değilseniz sıradan bir gününüz nasıl geçiyor? Zamanınızı en çok neler dolduruyor?

Kızım Berfin Cano ile vakit geçirmeyi, ailemle birlikte olmayı, evde zaman geçirmeyi çok seviyorum. Ezber ve senaryo çalışmalarım da oluyor. Setten gelir gelmez evde hemen senaryoya göz atıyorum, ezber yapıyorum. Zaman buldukça da spor yapıyorum. Arkadaşlarımla sohbet ediyorum.

“Spor yapıyorum” dediniz. Sadece spor amaçlı mı yoksa görünümünüzle ilgili bir çaba da taşıyor musunuz?

Elbette, o da var. Oyuncu olduğumuz için kendimize bakmalıyız. Yaşımız kaç olursa olsun, kendimizi salmamalıyız. O yüzden yememe, içmeme çok dikkat dikkat ediyorum, sağlıklı besleniyorum.

DÜNYA KOCAMAN BİR KAMPA DÖNDÜ. İNSANLAR BİRBİRİNDEN UZAKLAŞTI, YALNIZLAŞTI

Gündeme bakınca neler hissediyorsunuz? En rahatsızlık duyduğunuz konular neler?

Dünya kocaman bir kampa döndü. Belirli zamanlarda dışarı çıkabiliyoruz.  Artık kimse, kimseyle kucaklaşamıyor. Herkes mesafeli. İnsanlar birbirlerinden uzaklaştı, yalnızlaştı. Mevcut durumdan dolayı herkeste bir korku var tabii. Umarım bu durum bir an önce biter. Her şeyden önce bunun tedirginliğini taşıyoruz. Yeri gelmişken, sağlık çalışanlarımıza şiddet uygulayanları kınadığımı da söylemek istiyorum.

ÇOK YETENEKLİ GENÇ OYUNCULARIMIZ VAR

Bazı deneyimli oyuncular genç oyuncuları zaman zaman çok eleştiriyor. Hatta kendilerini yeterince saymadıklarını düşünenler var. Siz nasıl buluyorsunuz?

Çok yetenekli çocuklar var. Bu, o kadar zor bir meslek ki… Kendini hep çok iyi tutman, geliştirmen ve öne çıkarman gerekiyor. Bu da hiç kolay bir iş değil. Set ortamını bilmen lazım, yaratıcılığını konuşturman lazım… Oyunculuk bambaşka bir şey. Durup bakmak değil sadece. Seyirciyi etkilemen, ona, o beklediği gerçeklik duygusunu vermen gerekiyor. Bu çaba içinde olan çok fazla genç oyuncumuz var.

Bir oyuncu için alınacak en büyük iltifat ne olur? Ya da sizin için ne?

Alkışlanmaktan daha güzel ne olabilir! Yaptığın işin karşılığını manevi olarak almak en büyük iltifattır. Verilen emeğin karşılığını seyirciden almak, onların işi sahiplenmesi ve izlemesi… Ben mesela, şu an Süleyman için çok güzel geri dönüşler alıyorum. Ama eleştirinin iyisine de kötüsüne her zaman açığım. Gerektiğinde olumsuz eleştiri de insanı geliştirir ve ileriye taşır. Ne zaman, hangi karakteri canlandırıyorsam, o karakter sevilmesi, sahiplenilmesi en büyük iltifat. Her oyuncu için de böyledir diye tahmin ediyorum. 

;
Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder