Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk açıkladı! İşte liselerde yeni eğitim sisteminin detayları...

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Borusan Asım Kocabıyık Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi konferans salonunda düzenlenen "Lisede Ne Yaptık?/Ortaöğretim Tasarım Tanıtım Toplantısı"nda liselerde yeni eğitim sistemi hakkında açıklama yaptı. Selçuk "11. sınıfta 12-15 olan ders sayısı 9'a, 12. sınıfta 7'ye düşecek. Yeni sistemde ilk üniversite sınavı 2024'te yapılacak" dedi. Öte yandan 2024'te üniversite sınavı da değişiyor. Yükseköğretime geçiş sınavında uyum değişiklikleri yapılacak.

18 Mayıs 2019, Cumartesi 12:06 Son Güncelleme:
A A
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk açıkladı! İşte liselerde yeni eğitim sisteminin detayları...

Bakan Selçuk'un açıklamalarından satır başları:

"Acele etmiyoruz, acele edersek çözümlemelerimiz daha sonra problem olur. Sınıfta öğretmenleri güçlendirmeden bu tasarımın hayata geçmesi mümkün değil, bu konuyla ilgili çalışmalar var. Biz bir deneme tahtasıyla ilgilenmiyoruz. Artık zamanın ruhu değişim istiyor.

Burada şöyle bir şey söylemek mümkün. Biz 5 milyon liseli gencimizin sorusunu duyduk. 'Bizi neye hazırlıyorsunuz?' diye sordular. Bunun cevabını vermek lazım. Biz öğretmenlere de sorduk. 'Çocuklar öğrendiklerini içselleştiremiyor, bunun çözümü yok mu?' dediler.

2040'lara doğru inanılmaz bir çağ geliyor. Vücudumuzda nano-robotların dolaştığı bir çağa doğru gidiyoruz.

Disiplinler üstü bir yaklaşıma doğru gitmemiz gerekiyor. Bizim bu geçişe ihtiyacımız var. Tüm bu gelişmeler çocuklarda derinleşmelere yol açacak.

DERS SAYISI DÜŞÜYOR

Peki ders sayılarında azalma ne demek? 11. sınıfta 12-15 olan ders sayısı 9'a, 12. sınıfta 7'ye düşecek.

Soru çözmek ayrı bir şey sorun çözmek ayrı bir şey. Belli şablonları belirleyerek soru çözebilirler ama bunu çözerken neden böyle davranıldığını anlamakta zorlanabilirler. Bir çocuğun soru ile sorunu ayırt etmesi şart.

Çocuklar topluma fayda çalışmalarında da bulunmalılar. Biz çift kanatlı bir çocuk istiyoruz. Maddiyi ve maneyi birlikte kuşatan biri olmasını önemsiyoruz.

'YETENEĞİNİ VE KİŞİLİĞİNİ ÖLÇECEĞİZ'

Lise son sınıfta dahi 'Ben hangi mesleği seçsem?' sorusu karşımıza çıkıyor. Bu çözülür mü? Tabii ki evet. Çocuk 11. sınıfta bile farklı bir alana geçebilmeli, yeteneğine göre dersler yönlendirilmeli. Biz bu çocuğun yeteneğini ve kişiliğini ölçeceğiz. Kariyer yönetimi, atölyelerdeki binlerce denemelerden sonra neye yeteneği olduğunun testlerle ölçülmesi açısından çok önemli.

'Eğitim sistemi neden değişmiyor, değişince neden değişiyor?' soruları ortaya çıkıyor. Hangi şeyi, neden yaptığımızı bilerek yapıyoruz ve bu bizi güçlendiriyor. Deniliyor ki 'Neden hemen yapılmıyor?' Yapmayız. Öğretmen eğitimleri olmadan bu olmaz.

Çocukların sistem kavramını öğrenmesini çok istiyoruz. Çocuğun etrafında gördüğü her şeyin bir sistemle ilgili olduğunu kavraması lazım. Başka önemli bir şey de 'Bilgi kuramı.' Bilgi kuramı dünyada birçok ülkede var. Bizim bilgiye ilişkimizi yenilememiz lazım. 'Ne?' sorusuyla çok ilgileniyoruz. Çocuk bunun cevaplarını öğrenince sınavda başarılı oluyor. Ama bu muvaffakiyet değil. Öğrendiği şeyin ona yardımcı olması demek. 'Ne?' sorusunun yanı sıra 'Ne?' ve 'Nasıl öğrendin?', 'Ne biliyorsun, nasıl bildiğini nasıl biliyorsun?' sorularının da yanıtlarını bilmeli.

Biz bu sistemi çok yüksek bir katılımla hazırladık. Öğretmenlere, öğrencilere, uzmanlara sorduk ve aylarca çalıştık. Bunu bir ders çizelgesi olarak yorumlamak yanlış olur. 'Çizelgeye bakıp bunlar var, bunlar yok demek' olmaz.

'EĞİTİMİ BİRBİRİYLE İLİŞKİLENDİRECEĞİZ'

Bütün eğitimi birbiriyle ilişkilendireceğiz. Yükseköğretim kurumlarından sorular geliyor. Her yıl yüz binlerce öğrenci kazandığı bölümden mutsuz olup yeniden sınava giriyor. Bu soru cevaplandırılabilir mi, elbette cevaplandırılabilir. Bunun için okulun profilinin belirlenmesi, kariyer planlaması, yönlendirme gerekiyor. Bütün bunları yapabilir miyiz, yapabiliriz. Kişisel e-Rehberlik, portfolyo hazırlanması... Bütün bunları hemen devreye sokabiliriz. 

Sadece ders çizelgesi değişikliği değil. Taksonomi ve uluslararası derecelendirmeyi program değiştirmeyi gerektiren bir değişim bu. Bu Türkiye'nin ekonomisinin gelecekte nasıl olması gerektiğiyle ilgili. İş insanları, üniversiteye giremeyen lise mezunlarla niye buluşamıyoruz. Yani lise mezunları ne yapar hayatta?. Meslek liseleriyle ilgili aylardır çalışmalarımız var. Bu iş verenlerle sektörle çalışmalarımızın sonucu. Lisede sertifika programlarını öne çıkarmamızın anlamı var. Bir çocuğun ulusal ya da uluslararası seviyede sertifika sahibi olursa, akredite bir kurum sertifikalandırırsa bunları kullanarak kısmi zamanlı ya da farklı şekilde çalışabilmelerine imkân sağlamak istiyoruz. Pilot çalışmalarımız birkaç aydır sürüyor.

Bu sertifika programları sadece okulun içinde mi alınmalı hayır, uzaktan eğitimle de bu sertifikalar alınabilir. Çocuğun biriktirdiği portfolyo da önemli. Çocuk ilkokuldan lise bitirene kadar birçok çalışma yapıyor ama bunları gösteren bir dosya yok. Hazırladık, yazılım altyapısı bitti. Pilot çalışmalar sürüyor.

SINAV BASKISI AZALACAK

Gençlerimiz de soruyor. Çok farklı alanlarda; fen liselerinde, imam hatiplerde, mesleki teknik okullarda okuyan gençlerin eleştirilerini aldık. Bize 'Tamam çok güzel ama üniversite sınavı böyleyken ne olacak?' dediler. Türkiye, okullar arasındaki imkân farklılıkları fazla ülke. Biz bu farkı azaltırsak sınavın baskısı azalacak. Özellikle mesleki teknik eğitime yatırımlarımızla, bu sistemin daha esnek olmasına katkı sağlıyoruz. Ne bekliyoruz sınavın baskısını azaltarak? Sınav amaç haline gelmeyecek araç olacak. Bunun için zamana ihtiyacımız var. Çünkü ciddi parasal yatırıma ihtiyacımız var.

YENİ SİSTEM 2024'E DENK GELİYOR

Bu ortaöğretim tasarımına uygun bir yükseköğretim sınavı nasıl yapılır, ortaöğretimde sınavlar nasıl olmalı bunun için çalışıyoruz. Yeni sistem 2024’e denk geliyor. O zamana gelmeden önce bunu netleştireceğiz. Kendimize sorduk. Bunun nasıl tek bir parça halinde bütünleştireceğiz. Asıl zaman alan bu. Biz akademik gelişimi çok önemsiyoruz. Disiplinler üstü çalışmaları çok önemsiyoruz. Örneğin doğa bilimleri, sosyal bilimler gibi bütünleşik mantıkla ders almasını çok istiyoruz. Aynı zamanda duygusal ve bilişsel gelişimi önemsiyoruz.

Burada 10 ve 11'inci sınıf çok önemli. Bilgi kuramı burada devreye görüyor. 

9, 10 ve 11'inci sınıflarda haziran aylarında çocukların yıl içinde öğrendiklerini projelendirmeleri, yani hasat haftası ayı gibi bir dönem istiyoruz. Bunu şu anda birçok okul yapıyor. Ama tüm okulları kapsayacak bir hasat dönemi istiyoruz.

Biz burayı üniversiteye hazırlanma dönemi olarak görüyoruz. Burada ortak dersler ve ayrıca seçmeli dersler olacak. Proje, portfolyo çalışmaları yapılacak. Bunun için altyapı eksikliklerimizi, öğretmen eğitimiyle ilgili mesafeyi öğrenme ortamına ait yatırımları yapmalıyız. Gençlerimiz dünyadaki diğer öğrenciler ne yapıyorsa fazlasıyla yapar yeter ki engellemeyelim, imkân sağlayalım. 10. ve 11. sınıfın dersleri seçmeli olacak ve belirli gruplardan belirli sayıda dersler seçilebilecek. İlgi alanları ve gelecekte yapmak istedikleri meslekle ilgili eğitim alacaklar.

12'NCİ SINIF ÇOK ÖNEMLİ

Asıl 12'nci sınıf çok önemli. Kariyer dersi dediğimiz, yükseköğretime hazırlamak dersleri devreye giriyor. Matematik uygulamalar, biyoteknoloji, yapay, zeka, davranışsal ekonomi, hukuk... Bu dersler bizim icat ettiğimiz dersler değil. Belli başlı ülkelerde verilen sıradan dersler olarak veriyorlar."

Ziya Selçuk, “Ders seçimiyle ilgili bir örnek yapalım” diyerek salondan iki öğrenciyi davet etti. Öğrenciler, ders seçimi robotu aracılığıyla ders seçimi yaptı.

Sıradaki haber yükleniyor...