Aylin Eldeniz / Posta.com.tr / Anadolu’nun bağrında, zamana meydan okuyan sarp kayalıkların arasına gizlenmiş Ali Cin Manastırı, yüzyıllardır sakladığı mistik atmosferi ve büyüleyici hikâyesiyle ziyaretçilerini adeta zamanda bir yolculuğa çıkarıyor. Geç Bizans döneminin münzevi yaşamına tanıklık eden bu sessiz kayadan yontulmuş yapı, hem doğayla bütünleşen sıra dışı mimarisi hem de adını aldığı yerel efsaneleriyle kültür meraklılarının ve maceraseverlerin yeni odak noktası olmaya aday.Yarınlara Taşınması Gereken Bir MirasBugün Ali Cin Manastırı, gerek fotoğraf tutkunları gerekse doğa ve tarih meraklıları için büyüleyici bir rota. Ancak bölgeyi ziyaret eden uzmanların ve kültür sevdalılarının ortak bir çağrısı var: Korumak ve Geleceğe Aktarmak.Alicin Kültürel JeositiAli Cin deresi, Çamlıdere Barajı çıkışında, E-89 otoyolu üzerinde, Kalemler köyü eski pazar yolu inişindeki derin (140 m) ve çok dik bir vadi yamacında, yerden 70.M yüksekte oyulmuş birtakım mağaralar vardır. Çevrede bu mağaraların 19.asrın 2.yarısında yaşadığı tahmin olunan ve eşkıya olarak bilinen Cin Ali tarafından yapıldığı söylense de Roma dönemine ait güvenlik amaçlı bir yapı olduğu daha akla yatkın.Manastır, aglomeralar içinde bir boşluğun önü kapatılarak oluşturulmuş ve yerden 15 m kadar yüksektedir. Uzaktan görünümü Trabzon' daki Sümela' yı andırdığından 'Mini Sümela' olarak isimlendirilmiştir.
Aylin Eldeniz - Posta.com.tr / Grubun 24 Temmuz'da paylaştığı yeni albümleri "Olduğu Kadar" için düzenlenen lansman konseri, dinleyicilere nostalji ve yeniliği bir arada sunan özel bir müzik gecesine dönüştü."Olduğu Kadar" Sahnede Hayat BulduBeş yeni şarkı ve daha önce tekli olarak dinleyiciyle buluşan beş parçanın bir araya gelmesiyle oluşan 10 şarkılık "Olduğu Kadar" albümünün lansmanında grup, taze düzenlemelerini ilk kez canlı performansla dinleyicinin beğenisine sundu. Müzikal kariyerlerinde sadeliği ve içtenliği ön planda tutan Pinhani, sahnedeki samimi tavrıyla dinleyicileriyle arasındaki bağı bir kez daha tazeledi.Ayrıca kapak tasarımı Nihan Şen imzası taşıyan albümün görsel dünyası ve atmosferi, sahne tasarımına da yansıdı.Gecenin ilk yarısında yeni albümdeki taze eserlere yer verilirken, ikinci yarıda "Beni Sen İnandır", "Hele Bir Gel" ve "Dünyadan Uzak" gibi kolektif hafızaya kazınan klasikler hep bir ağızdan seslendirildi.
Aylin Eldeniz / Posta.com.tr - Hafta sonu kaçamakları ve günübirlik geziler için Adalar'ı tercih edecek olan seyahatseverler için Büyükada’nın mutlaka görülmesi gereken en popüler noktalarını derledik:İnanç ve Manzaranın Buluşma Noktası: Aya Yorgi KilisesiAdanın en yüksek noktası olan Yücetepe'de konumlanan Aya Yorgi Rum Ortodoks Kilisesi, hem inanç turizminin merkezi hem de panoramik İstanbul manzarasının adresi olarak ilk sırada yer alıyor. Geçmişi 11. yüzyıla kadar uzanan bu tarihi yapıya çıkan dik yokuş, ziyaretçileri biraz zorlasa da zirveye ulaşıldığında karşılaşılan muhteşem gün batımı manzarası tüm yorgunluğu unutturuyor.Zamana Direnen Devasa Miras: Büyükada Rum YetimhanesiAvrupa'nın en büyük, dünyanın ise ikinci en büyük ahşap yapısı unvanına sahip olan Büyükada Rum Yetimhanesi, adanın en hüzünlü ve etkileyici simgelerinden biri. Güvenlik gerekçesiyle içerisine girilemeyen ancak dışarıdan bile heybetli mimarisiyle görenleri büyüleyen bu asırlık ahşap bina, çam ormanlarının arasında mistik bir atmosfer sunuyor.Kültürün Yeni Adresi: Tarihi Taş Mektepİstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından titizlikle restore edilerek şehre kazandırılan 150 yıllık Taş Mektep, adanın en önemli kültür-sanat duraklarından biri haline geldi. 19. yüzyılın sonlarında İskenderiye Patriği Sofronios'un yazlık evi olarak inşa edilen, ardından uzun yıllar okul olarak hizmet veren bu görkemli taş bina, şimdilerde zengin kütüphanesi, sergi alanları ve keyifli kafesiyle ziyaretçilerini ağırlıyor.Bir Dönemin Asaleti: Splendid Palace Hotel
Aylin Eldeniz / Posta.com.tr- Aynaların temizliği bazen tam bir inat hikayesine döner. "Temizledim" dersiniz, ışık bir vurur ve arkada kalan bulutlu lekeleri görürsünüz. Özellikle banyo aynalarında karşılaştığımız o beyaz, puslu lekeler sadece toz değildir. Duş aldığınızda banyoya yayılan su buharı aynaya tutunur. Su buharlaşınca, şebeke suyunun içindeki kalsiyum ve magnezyum (kireç) aynanın üzerinde mikroskobik kristaller bırakır.Üstüne bir de havaya karışan sabun, şampuan ve saç spreyi kalıntıları eklenince, bu kireç tabakası adeta aynaya yapışan kimyasal bir zırha dönüşür. Sadece suyla sildiğinizde bu kireç çözülmez, sadece yüzeye sıvanır.1. Sihirli İkili: Sirke ve Bulaşık Deterjanı (En Etkili Karışım)Aynalardaki su lekelerini ve parmak izlerini söküp atan, kuruduğunda da asla iz bırakmayan favori tarif budur:Malzemeler: 1 çay bardağı beyaz sirke (veya elma sirkesi), 1 su bardağı su, 2-3 damla bulaşık deterjanı.Uygulama: Malzemeleri bir sprey şişesinde karıştırın. Aynaya çok yoğun olmayacak şekilde sıkın ve mikrofiber bezle silin. Sirke parlatırken, bulaşık deterjanı yağ ve kiri çözer.2. Gazete Kağıdı Yöntemi (Eski Ama Altın Kural)"Ben deterjanla uğraşamam, evdeki malzemeyle şipşak bitsin" diyorsanız:
Aylin Eldeniz / Posta.com.tr - Türk kahvesi, kendine has pişirme tekniği, sunumu ve köklü kültürel ritüelleriyle dünya kahve kültüründe çok özel bir yere sahip olan, en eski kahve hazırlama yöntemlerinden biridir.Onu diğer kahvelerden ayıran temel fark kahvenin çekirdek türünden ziyade, öğütülme ve pişirilme biçimidir.
Aylin Eldeniz / Posta.com.tr - Dışarıda severek yediğimiz o rengarenk, ipeksi kıvamdaki dondurmalar maalesef her zaman göründüğü kadar masum olmayabiliyor. Özellikle paketli hazır dondurmalar ve bazı kalitesiz açık dondurmalar, raf ömrünü uzatmak, maliyeti düşürmek ve lezzeti yapay olarak artırmak için birçok katkı maddesi içeriyor.1. Muz Tabanlı Pratik Ev Dondurması (Temel Tarif)Bu tarif, dondurulmuş muzun blenderdan geçtiğinde kendiliğinden krema kıvamını alması sırrına dayanıyor. Canınız tatlı istediğinde 5 dakikada hazır!Malzemeler:3 adet olgun muz (dilimlenmiş ve dondurulmuş)2 yemek kaşığı süt veya bitkisel süt (kıvamı rahat ayarlamak için)1 tatlı kaşığı bal veya akçaağaç şurubu (muzlar çok tatlıysa gerek kalmayabilir)Yapılışı:
Aylin Eldeniz / Posta.com.tr - Yaz mevsiminde güçlü, parlak ve sağlıklı tırnaklara sahip olmak için dikkat edebileceğiniz pratik ipuçları:1. Nemlendirmeyi İhmal EtmeyinGüneş ve tuzlu su tırnak etlerini (kutikül) ve tırnak plağını hızla kurutur.Ne yapmalı? Her akşam yatmadan önce tırnaklarınıza ve tırnak etlerinize badem yağı, jojoba yağı veya yoğun bir el kremi ile masaj yapın. Bu, tırnakların esnekliğini korur ve kırılmaları önler.2. Havuz ve Deniz Sonrası DurulayınHavuzdaki klor ve denizdeki tuz, tırnağın koruyucu tabakasını aşındırır.Sudan çıktıktan sonra ellerinizi ve ayaklarınızı mutlaka temiz suyla durulayın. Kuruladıktan sonra hafif bir nemlendirici sürmek tırnak yapısını korur.3. Aseton Kullanımını Sınırlandırın
Aylin Eldeniz - Posta.com.tr / Sadece bağışıklığı güçlendirmekle kalmayan limon, sindirim sistemini düzenlemeden cilt sağlığını korumaya kadar tepeden tırnağa vücuda fayda sağlar. Sabahları ılık suya sıkılan birkaç damla limon suyu, metabolizmayı hızlandırarak kilo kontrolüne yardımcı olur. Bu mucizevi narenciye, mutfaklarımızdan asla eksik etmememiz gereken doğal bir eczane gibidir.BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN EN GÜÇLÜ KALESİLimon, yüksek oranda içeren C vitamini sayesinde vücudun savunma mekanizmasını zirveye taşır. Özellikle mevsim geçişlerinde yaşanan soğuk algınlığı, grip ve nezle gibi hastalıklara karşı kalkan görevi görür. Serbest radikallerle savaşarak hücresel hasarın önüne geçer ve enfeksiyonlarla mücadelesiyle vücudu zinde tutar.SİNDİRİMİ KOLAYLAŞTIRIR VE YAĞ YAKIMINI DESTEKLERGüne limonlu ılık su ile başlamak, sindirim enzimlerini harekete geçirerek mideyi rahatlatır. İçeriğindeki pektin lifleri sayesinde tokluk hissi yaratır ve tatlı krizlerinin önüne geçer. Karaciğeri toksinlerden arındırarak metabolizmanın daha hızlı çalışmasını sağlar, bu da sağlıklı kilo verme sürecini doğrudan destekler.CİLDE DOĞAL PARLAKLIK VE GENÇLİK KATARLimonun içindeki antioksidanlar ve asitler, cilt sağlığı için adeta sihirli bir dokunuştur. Kolajen üretimini artırarak kırışıklıkların azalmasına yardımcı olur ve cildin yaşlanma sürecini geciktirir. Kanı temizleme özelliği sayesinde cildin daha parlak, pürüzsüz ve lekelerden arınmış bir görünüme kavuşmasını sağlar.
Aylin Eldeniz / Posta.com.tr - Adanın dik yokuşlarını süsleyen elektrikli araçlar, bisiklet turları ya da keyifli yürüyüşlerle keşfedebileceğiniz, Heybeliada’nın mutlaka görülmesi gereken en popüler rotalarını sizler için derledik:Eğitim ve Tarihin Zirvesi: Heybeliada Ruhban OkuluAdanın kuzeybatısında, Ümit Tepesi’nin zirvesinde tüm ihtişamıyla yükselen Heybeliada Ruhban Okulu (Aya Triada Manastırı), adanın en önemli sembolü olarak dikkat çekiyor. Geçmişi 9. yüzyıla kadar uzanan bir manastırın üzerine 1844 yılında kurulan tarihi okul, zengin kütüphanesi ve Bizans mimarisinin izlerini taşıyan yapısıyla büyülüyor. Teoloji eğitimi kısmı kapalı olsa da çam ağaçları arasından zirveye tırmanan ziyaretçiler, binanın heybetli dış cephesini ve adayı kucaklayan eşsiz manzarasını fotoğraflamak için buraya akın ediyor.Cumhuriyet Tarihine Yolculuk: İsmet İnönü Evi MüzesiTürkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün rahatsızlığı döneminde yazlık olarak kiraladığı ve daha sonra satın aldığı Refah Şehitleri Caddesi üzerindeki ev, günümüzde müze olarak ziyarete açık tutuluyor. İçerisinde İnönü ailesine ait kişisel eşyaların, dönemin mobilyalarının ve tarihi fotoğrafların sergilendiği bu üç katlı pembe panjurlu ev, ziyaretçilerini 1930’lu yılların asil atmosferine doğru nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor.Edebiyatın İzinde: Hüseyin Rahmi Gürpınar MüzesiTürk edebiyatının usta kalemlerinden Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 1912-1944 yılları arasında yaşadığı ve en önemli eserlerini kaleme aldığı tepe üzerindeki evi, adanın bir diğer önemli kültür durağı. Yazarın kendi elleriyle yaptığı dantellerden, binlerce ciltlik orijinal kitaplığına kadar pek çok kişisel detay barındıran müze-ev, dik yokuşuna rağmen edebiyatseverlerin adadaki vazgeçilmez durakları arasında yer alıyor.Hüzünlü Bir Cumhuriyet Mirası: Heybeliada Sanatoryumu
Aylin Eldeniz / Posta.com.tr - Güneş ışığını seven çiçekler, gün içinde en az 5-6 saat doğrudan ışık aldıklarında daha güçlü büyüyor. Bu nedenle balkon, teras, pencere önü ve bahçelerin güneş alan bölümleri bu bitkiler için ideal ortam oluşturuyor.Güneşi seven çiçekler arasında sardunya, petunya, lavanta, begonvil, kadife çiçeği, gazanya, zinya, ateş çiçeği ve papatya öne çıkıyor. Renkli görünümleriyle dikkat çeken bu çiçekler, hem dekoratif duruşları hem de bakımlarının kolay olmasıyla sıkça tercih ediliyor.Özellikle sardunya ve petunya balkonlarda en çok kullanılan çiçekler arasında yer alıyor. Lavanta ise hem kokusu hem de mor rengiyle yaz aylarında bahçelere ferah bir hava katıyor. Begonvil ise sıcak iklimleri sevmesiyle biliniyor ve güneşli duvarlarda etkileyici bir görüntü oluşturuyor.Uzmanlar, güneşi seven çiçeklerin düzenli sulanması gerektiğini ancak toprağın sürekli ıslak bırakılmaması gerektiğini belirtiyor. Sabah erken saatlerde ya da akşam serinliğinde yapılan sulama, bitkilerin daha sağlıklı kalmasına yardımcı oluyor.Doğru çiçek seçimiyle güneş alan balkon ve bahçeler kısa sürede renkli bir yaşam alanına dönüşebiliyor. Yaz boyunca canlı kalan bu çiçekler, evlerin dış alanlarına doğal ve enerjik bir görünüm kazandırıyor.