Milyonlarca kişi IBAN hilesiyle dolandırıldı! Onay için link atılırsa tıklamayın
01 Ekim 2026, Perşembe 16:21

Milyonlarca kişi IBAN hilesiyle dolandırıldı! Onay için link atılırsa tıklamayın

Esilay Kaya – Posta.com.tr / Ardından size bir IBAN gönderiliyor ve ödemenin buraya yapılması isteniyor. Muharrem Baki'nin dikkat çektiği nokta da burada başlıyor. Amaç tüketiciyi alışveriş yaptığı platformun güvenli ödeme sisteminden çıkarıp doğrudan başka bir hesaba para göndermeye yönlendirmek. Siparişiniz gerçekten varsa mesaj daha da inandırıcı gelebiliyor. Bu nedenle mesajda siparişinizle ilgili doğru bir bilgi bulunması, mesajı gönderen kişinin gerçekten alışveriş platformundan geldiğini tek başına göstermiyor. Tehlike yalnızca IBAN'a para göndermekle sınırlı değil. Telefonunuza SMS, WhatsApp veya e-posta üzerinden bir ödeme bağlantısı gönderilebilir. Açılan sayfa da alışveriş yaptığınız sitenin renklerinden logosuna kadar oldukça benzer görünebilir. Baki, bazı platformların güvenli ödeme sistemlerinin isimleri kullanılarak sahte internet siteleri hazırlanabildiğini belirtiyor. Siz gerçek ödeme ekranında olduğunuzu düşünürken aslında kart bilgilerinizi sahte bir sayfaya giriyor olabilirsiniz.Telefonunuza “Kargonuz durduruldu” veya “Ödemeniz eksik kaldı” şeklinde bir mesaj geldiyse mesajın içerisindeki bağlantı üzerinden sipariş kontrolü yapmak yerine alışveriş yaptığınız uygulamayı kendiniz açın. Siparişlerim bölümüne girerek gerçekten bir problem olup olmadığına bakın. Gerekirse müşteri hizmetlerine de yine uygulamanın veya şirketin resmi internet sitesinin içerisinden ulaşın. Size gönderilen telefon numarasını aramak veya mesajdaki bağlantıya girmek yerine iletişim bilgilerini resmi kanaldan bulmanız önemli. “Şimdi ödeme yapmazsanız siparişiniz iptal olacak”, “Son 10 dakika” veya “Ücret bugün yatırılmazsa ürün gönderilmeyecek” gibi ifadeler görüyorsanız bir kez daha düşünün. Çünkü dolandırıcılıkta kullanılan sosyal mühendislik yöntemlerinin önemli parçalarından biri kişinin sakin biçimde düşünmesine fırsat vermeden karar vermesini sağlamak.

Kulağı 20 yıl önce yeşile döndü! Röntgen sonucu şaşırtıcı: 'İçeride kalmış'
28 Eylül 2026, Pazartesi 16:19

Kulağı 20 yıl önce yeşile döndü! Röntgen sonucu şaşırtıcı: 'İçeride kalmış'

Esilay Kaya – Posta.com.tr / Babası gerekli formları imzaladıktan sonra kulağı piercing tabancasıyla delindi ve Aitia mağazadan yeni küpesiyle ayrıldı. Fakat bu hevesi yalnızca birkaç gün sürdü. Piercing yaptırdıktan yalnızca iki gün sonra sınıfta otururken kulağında şiddetli ve zonklayan bir ağrı hissetmeye başladı. Sorunun ardından piercing çıkarıldı ancak bu kez Aitia'nın dikkatini başka bir şey çekti. Kulağında belirgin bir yeşil renk oluşmuştu. Bunun üzerine doktora gittiğini ve kendisine renk değişikliğinin birikmiş yara dokusundan kaynaklandığının söylendiğini belirtiyor.  Yıllar boyunca bu açıklamaya inandı. Fakat büyüdükçe kulağındaki yeşil bölge daha fazla dikkat çekmeye başladı. İnsanlarla konuşurken gözlerinin kulağına kaydığını fark ettiğini ve sonunda aynı sorunun geldiğini söylüyor. İnsanlar sürekli kulağının neden yeşil olduğunu merak ediyordu. Aitia kulağındaki görüntünün nedenini öğrenmek için yıllar içerisinde başka tıbbi görüşler de aldığını söylüyor. Ancak ona anlatılan şey genellikle aynıydı. Yeşil bölgenin yara dokusuyla ilişkili olduğu ve düzeltilmesi için binlerce dolara mal olabilecek estetik bir müdahale gerekebileceği belirtiliyordu. Hem maliyet hem de tıbbi işlemler karşısında bayılmaya yatkın olması nedeniyle Aitia sonunda kulağını olduğu gibi bırakmaya karar verdi. Yalnız kulağının altında sert, küçük bir top varmış gibi hissettiğini de yıllardır fark ediyordu. O dönem bunun ne olduğunu bilmiyordu.Aitia diş eti sorunları nedeniyle yılda üç kez diş temizliğine gittiğini anlatıyor. Yakın zamanda yeni bir diş hekimine gittiğinde de yeni hasta olduğu için çeşitli röntgenler çekildi. Bunlardan biri daha önce yaptırmadığı panoramik diş röntgeniydi. Çekim bittikten sonra teknisyen görüntüye baktı ve Aitia'ya vücudunda piercing olup olmadığını sordu. Aitia ilk anda kadının yeşil kulağını fark ettiğini düşündü ve yıllardır anlattığı hikayeyi tekrarlamaya başladı. Ancak teknisyenin kastettiği bambaşka bir şeydi. Röntgende piercinge benzeyen metal bir parça görünüyordu.

İstanbul'dan İrlanda'ya kadar çıplak ayakla yürüdü! 369 gün süren yolculuk
25 Eylül 2026, Cuma 16:17

İstanbul'dan İrlanda'ya kadar çıplak ayakla yürüdü! 369 gün süren yolculuk

Esilay Kaya – Posta.com.tr / İstanbul’dan kuzeybatıya doğru ilerleyen Keaveney önce Bulgaristan’a geçti. Ardından Romanya, Macaristan ve Avusturya üzerinden Almanya ve Fransa’ya ulaştı. Yolculuğun devamında İngiltere ve Galler’i geçen maceraperest son olarak İrlanda’ya ulaştı.  Aylar boyunca yürümek yalnızca ayakların dayanıklılığıyla ilgili değildi. Keaveney’nin gün içerisinde nerede yemek yiyeceğini, nerede uyuyacağını ve ertesi gün hangi rotadan ilerleyeceğini de sürekli planlaması gerekiyordu. Yolculuğunun son dönemlerinde günde ortalama yaklaşık 25 kilometre yürüdüğünü anlatan Keaveney, rotanın tamamını en ince ayrıntısına kadar önceden belirlemek yerine genel bir güzergah hazırladı. Keaveney bu yolculuğa hazırlıksız çıkmadı. Yaklaşık bir yıl boyunca iş dışında mümkün olduğunca çıplak ayak yürüyüp koşarak ayak tabanlarını farklı yüzeylere alıştırmaya çalıştı. Hatta alışverişe bile ayakkabısız gittiğini anlattı. Fakat binlerce kilometrelik yol bambaşka bir sınavdı. Özellikle asfalt üzerinde geçirilen uzun günlerde ayak tabanındaki deri aşınıyor ve zaman zaman kanayacak hale geliyordu. Küçük cam parçaları ve dikenler de yolculuk boyunca karşılaştığı sorunlar arasındaydı.Yolculuğun sonlarına yaklaşırken ayağına batan bir karaçalı dikeni enfeksiyona yol açtı. Keaveney bu nedenle yaklaşık bir hafta boyunca yürüyemedi ve tedavi görmek zorunda kaldı. Bitmesine yalnızca bir hafta kala bu kez ayak parmağını sert biçimde çarptı. Küçük bir kırık oluşmasına rağmen yolculuğu tamamladı. Parmağının iyileşmesi ise bir aydan uzun sürdü. En ilginç anlarından biri daha Türkiye’den çıkmadan yaşandı. Keaveney, kuzeybatı Türkiye’de ilerlerken bir köpek tarafından ısırıldı ve kuduz aşısı olması gerekti. Süloğlu’na vardığında ise hastaneyi ararken hiç beklemediği bir misafirperverlikle karşılaştı. Kasabadaki bir aile onu kahve ve kahvaltı için evine davet etti. Ailenin torunu da hastanenin yerini bulabilmesi için ona küçük bir harita çizdi. İrlanda’ya ulaştığında yolculuk hemen sona ermedi. Önce batı Kerry’deki An Dún Mór’a kadar ilerledi. Şubat 2026’da buraya ulaştığında yaklaşık 6 bin kilometreyi ve 340 günü geride bırakmıştı. Ardından yüzünü yeniden kuzeye çevirdi ve memleketi Claremorris’e doğru yaklaşık 500 kilometrelik son bölümü yürüdü. 7 Mart’ta kasabasına ulaşmasıyla toplam mesafe 6 bin 805,83 kilometreye çıktı. 7 Mart 2026’da Claremorris’e ulaştığında 369 günlük yolculuk sona erdi. Guinness Dünya Rekorları da 6 bin 805,83 kilometrelik mesafeyi dünyanın en uzun çıplak ayak yolculuğu olarak kayda geçirdi.

Baklavanın yapılışını akıcı İngilizceyle anlattı, görenler yapay zekâ sandı!
18 Eylül 2026, Cuma 16:13

Baklavanın yapılışını akıcı İngilizceyle anlattı, görenler yapay zekâ sandı!

Esilay Kaya – Posta.com.tr / Ustanın bütün bu süreç devam ederken anlatımını sürdürmesi de videonun en çok konuşulan taraflarından biri. Sosyal medyada alışık olduğumuz baklava videolarında genellikle incecik açılan hamurlar, bol fıstıklı katlar ve fırından çıkan çıtır tepsiler öne çıkıyor. Bu videoda ise baklava kadar ustanın İngilizcesi de başrole geçti. Akıcı konuşması nedeniyle bazı izleyicilerin görüntüleri ilk anda yapay zekâ destekli bir içerik sandığı görüldü. Türkiye'nin en bilinen tatlılarından birinin doğrudan onu hazırlayan bir ustanın ağzından anlatılması oldu. Usta yalnızca tezgâhın başında baklava hazırlamadı, yaptığı işin inceliklerini İngilizce aktararak yabancı izleyicilerin de süreci anlayabileceği bir içerik ortaya çıkardı.Özellikle yemek videolarının dünyanın farklı ülkelerindeki insanlara saniyeler içerisinde ulaşabildiği sosyal medya çağında bu tür içerikler geleneksel tariflerin tanıtılması açısından da farklı bir kapı açıyor. Baklavayı yalnızca tabağın üzerindeki son haliyle değil, arkasındaki emeğiyle göstermek izleyicinin ilgisini daha da artırıyor. Ustanın İngilizcesi o kadar dikkat çekti ki videoyu izleyen bazı sosyal medya kullanıcıları duydukları sesin gerçek olmadığına, görüntünün üzerine yapay zekâ ile İngilizce seslendirme eklendiğine dair yorumlar yapmaya başladı. Baklava tezgâhının başında işine devam ederken bu kadar akıcı İngilizce konuşması, videonun kısa sürede daha fazla kişiye ulaşmasını sağladı.

Olmayan hastalığa teşhis koydu! Yapay zekâ tuzağı: 'Makaleler sahte'
14 Eylül 2026, Pazartesi 16:12

Olmayan hastalığa teşhis koydu! Yapay zekâ tuzağı: 'Makaleler sahte'

Esilay Kaya – Posta.com.tr / Ardından bu hastalık hakkında sahte bilimsel çalışmalar hazırlayarak internete yükledi. Bir süre sonra ise beklediklerinden çok daha ilginç bir tabloyla karşılaştılar. Araştırmacıların hazırladığı senaryoya göre bixonimania, uzun süre dijital ekranlardan yayılan mavi ışığa maruz kalmayla ilişkilendirilen, göz çevresinde çeşitli belirtilere yol açan bir rahatsızlıktı. Gerçekte ise tıp literatüründe böyle bir hastalık bulunmuyordu. İşin ilginç tarafı, araştırmacıların insanları gerçekten kandırmaya çalışmamasıydı. Tam tersine hazırladıkları içeriklerin içerisinde bunların kurmaca olduğunu ele veren çok sayıda ipucu bulunuyordu. Amaç, yapay zekâ sistemlerinin bilimsel bir metin görünümünde karşılarına çıkan bilgiyi gerçekten sorgulayıp sorgulamadığını görmekti. Ekip bixonimania hakkında iki sahte çalışma hazırladı ve bunları 2024'ün başında bir ön baskı sunucusuna yükledi.Ön baskılar, bilimsel çalışmaların hakem değerlendirmesinden geçmeden önce araştırmacılarla paylaşılabildiği platformlarda yayımlanan metinler olarak biliniyor. Tam da bu nedenle internette bir metnin bilimsel makale biçiminde görünmesi, onun mutlaka hakem değerlendirmesinden geçtiği veya içindeki bilgilerin doğrulandığı anlamına gelmiyor. Bixonimania deneyinde yaşananların en dikkat çekici taraflarından biri de tam olarak buydu. Araştırmacılar sahte çalışmaların internete yüklenmesinin ardından yapay zekâ sistemlerinin vereceği yanıtları takip etti. Sonuç şaşırtıcıydı. ChatGPT, Google Gemini, Microsoft Copilot ve Perplexity gibi yaygın kullanılan sistemlerin farklı dönemlerde bixonimania hakkında gerçek bir rahatsızlıkmış gibi bilgiler verdiği görüldü. Hatta Copilot bir yanıtta uydurma rahatsızlığı “ilginç ve nispeten nadir görülen” bir durum olarak tanımladı. Böylece internete bırakılan iki sahte çalışma, yapay zekâ tarafından yeniden işlenerek son derece inandırıcı görünen sağlık bilgilerine dönüşmüş oldu.

Dünyanın en pahalı mektubu: İçeriğinde yazanlar yıllar sonra ortaya çıktı
11 Eylül 2026, Cuma 16:10

Dünyanın en pahalı mektubu: İçeriğinde yazanlar yıllar sonra ortaya çıktı

Esilay Kaya – Posta.com.tr / Şarap ticareti yapan şirketler arasındaki yazışmada daha önce teslim alınan 48 fıçı şarabın 30'unun satıldığı bildiriliyordu. Yani bugün milyonlar değer biçilen kağıdın üzerindeki mesaj aslında günlük bir iş yazışmasından ibaretti. Mektubun kaderini değiştiren şey yazılan birkaç satır değil, üzerine yapıştırılan iki pul oldu. Zarfta Mauritius'un 1847 tarihli ilk pul serisinden turuncu kırmızı One Penny ve koyu mavi Two Pence pulları birlikte bulunuyor. Bordeaux Mektubu, bu iki meşhur pulun birlikte bulunduğu bilinen tek zarf olması nedeniyle filateli dünyasında çok özel bir yere sahip.Mauritius pullarının üzerinde Kraliçe Victoria'nın profili bulunuyordu. Pulları meşhur eden ayrıntılardan biri ise kenarlarında yer alan "Post Office" ibaresiydi. Uzun yıllar boyunca bunun gravür ustası Joseph Osmond Barnard'ın yaptığı bir hata olduğu anlatıldı. Ancak filateli tarihine ilişkin daha sonraki değerlendirmelerde "Post Office" ifadesinin basit bir kazıma hatası olduğu anlatısına şüpheyle yaklaşıldı. Dolayısıyla hikayeyi yalnızca yanlış yazılmış iki kelimenin milyonlar getirdiği şeklinde anlatmak eksik kalıyor. Asıl değer pulların son derece erken bir döneme ait olması, nadirliği ve Bordeaux Mektubu üzerindeki benzersiz birlikteliğinden geliyor. 1847'de hazırlanan seride One Penny ve Two Pence değerlerinin her birinden 500 adet basıldığı biliniyor. Bu pullar aynı zamanda Büyük Britanya dışında Britanya İmparatorluğu sınırlarında çıkarılan ilk posta pulları arasında yer alıyor. Aradan geçen yaklaşık 180 yıl düşünüldüğünde günümüze ulaşan örneklerin neden koleksiyon dünyasında bu kadar ilgi gördüğünü anlamak zor değil. Hele iki farklı değerin aynı tarihi zarf üzerinde korunmuş olması Bordeaux Mektubu'nu sıradan bir pul koleksiyonunun çok ötesine taşıdı.  

Düzce'den İngiltere, Fransa ve Almanya'ya uzanan meşhur lezzet
07 Eylül 2026, Pazartesi 16:07

Düzce'den İngiltere, Fransa ve Almanya'ya uzanan meşhur lezzet

Esilay Kaya – Posta.com.tr / Düzce kabağının ününün şehir sınırlarını aştığını söyleyen Yalçın, gurbetçilerin de memleketlerinden dönerken yanlarında kabak götürdüğünü ifade etti."Düzce kabağını almak için otobandan çıkıyorlar"Her bölgenin kendine özgü tarım ürünleri bulunduğunu belirten Yalçın, Düzce’nin kabak ve karpuzuyla öne çıktığını söyledi. Yalçın, "Her yörenin kendine ait özel bir ürünü var. Kiminin üzümü iyi, kiminin şeftalisi iyi, bizim bu yörenin de kabağı ve karpuzu güzel oluyor. Ben çiftçi olarak bundan önce karpuz da yetiştirdim. Bizim bu kabağımız için insanlar diyorlar ki, ‘Düzce kabağını almak için otobandan çıktık’ Adamlar otobandaki rahatlığı terk edip Düzce’den kabak almaya geliyor. Bu gerçekten çok meşhur bir kabak. Bunu yiyen iyi biliyor" dedi.İstanbul’da "Düzce Kabağı" adıyla satılıyorDüzce kabağının bilinirliğine dikkat çeken Yalçın, İstanbul’da bazı satıcıların farklı ürünleri dahi "Düzce kabağı" adıyla satışa sunduğunu öne sürdü. Yalçın, "Mesela İstanbul’da satış yapılan kabakların üzerine oradaki esnaflar ‘Düzce kabağı’ yazıp satmaya çalışıyorlar. Meşhur olduğundan dolayı ürününü satmak için bu şekilde şeyler yapılabiliyor" ifadelerini kullandı.Düzce’den İngiltere, Almanya ve Fransa’ya gidiyorDüzce’nin yüksek nem oranına rağmen yörede yetiştirilen kabağın dayanıklı olduğunu ifade eden Yalçın, ürünün aromasının da öne çıktığını söyledi. Yalçın, "Düzce’nin rutubeti çok yüksek ama ona da dayanıklı ürün olması ile beraber aroması çok güzel oluyor. Çeşitlerimiz var, mesela kara kabak. Tamamen yerli ürünümüzdür, yerli çekirdekler ile üretilen kabaktır. Kabağımızı buradan İngiltere’ye, Almanya’ya, Fransa’ya gönderiyoruz. Gurbetçiler buradan giderken bagajlarına alabildiği kadar kabak alıp götürmeye çalışıyorlar" diye konuştu."Mart ayına kadar kullanılabilir"

49 yaşında 'sarkık çene hattını' ameliyatsız düzeltti! '45 dakikada 10 yıl gençleştim'
28 Ağustos 2026, Cuma 00:03

49 yaşında 'sarkık çene hattını' ameliyatsız düzeltti! '45 dakikada 10 yıl gençleştim'

Esilay Kaya – Posta.com.tr / Charlotte Cripps, geçen yıl kullandığı GLP 1 grubu zayıflama ilaçları sayesinde yaklaşık 19 kilo verdi. 42 bedenden 36 bedene düştüğünü söyleyen yazar, vücudundaki değişimden mutlu olduğunu ancak bir süre sonra yüzünün de ciddi şekilde değiştiğini fark ettiğini belirtiyor. Hızlı kilo kaybıyla birlikte yüzündeki yağ dokusunun azaldığını söyleyen Cripps, yanaklarının çöktüğünü, çene hattının gevşediğini ve yüzünün daha yaşlı görünmeye başladığını ifade etti. Bu görünümün son yıllarda sıkça konuşulan "Ozempic yüzü" olarak adlandırılan tabloya benzediğini düşündüğünü dile getiriyor.Uzmanlara göre GLP 1 reseptör agonisti olarak bilinen 'semaglutid' ve 'tirzepatid' gibi ilaçlarla kısa sürede verilen yüksek miktardaki kilolar, yüzdeki doğal yağ dokusunun da azalmasına neden olabiliyor. Bunun sonucunda özellikle orta yaş ve üzerindeki kişilerde cilt daha gevşek, hacimsiz ve yorgun görünebiliyor. Charlotte Cripps, yüzüne dolgu yaptırmak istemediğini çünkü doğal görünümünü kaybetmekten çekindiğini söylüyor. Cerrahi yüz germe operasyonuna da sıcak bakmadığını belirten yazar, aradığı şeyin daha sıkı, daha dinç ve daha canlı görünen bir cilt olduğunu ifade ediyor. Araştırmaları sırasında yolu, estetik cerrah kökenli dermatolog Dr. David Jack ile kesişiyor. Cripps, doktorun kendisine UltraClear Lift adı verilen yeni nesil fraksiyonel lazer tedavisini önermiş. Charlotte Cripps, lazer tedavisine başlamadan önce cildinde beklenmeyen bir reaksiyon gelişip gelişmeyeceğini görmek için yama testi yaptırdıktan sonra işleme hazırlandı. Uygulamasının klasik lazerlerden farklı çalıştığını aktaran Dr. Jack, işlemin yoğun ısı yerine daha kontrollü fraksiyonel lazer teknolojisi kullandığını ifade ediyor. Bu sayede ciltte kolajen, elastin ve hyaluronik asit üretiminin uyarıldığını ve iyileşme sürecinin daha kısa olabildiğini belirtiyor. Charlotte Cripps, tedavinin üzerinden yaklaşık beş ay geçtikten sonra sonuçların belirgin şekilde ortaya çıktığını, çevresindeki insanların nedenini tam olarak anlayamadıklarını ancak kendisine sürekli daha genç göründüğünü söylediklerini aktardı.

Her hasta için uygun değilmiş: 'Gece körlüğü tedavisinde bunlara dikkat edin'
24 Ağustos 2026, Pazartesi 00:01

Her hasta için uygun değilmiş: 'Gece körlüğü tedavisinde bunlara dikkat edin'

Esilay Kaya – Posta.com.tr / Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Çeliker, gece körlüğünün retinadaki ışığı algılayan hücrelerin zaman içerisinde işlevini kaybetmesiyle ortaya çıkan ilerleyici bir hastalık olduğunu aktararak, her hastanın hücre tedavisi için uygun olmadığını, hastalığın evresi, retinada canlılığını sürdüren hücrelerin durumu ve hastanın göz yapısının ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.  Hastalığın karanlık ortamlarda görme güçlüğüyle başlayabileceğini ve zamanla çevresel görme alanında daralmaya yol açabildiğini aktaran Çeliker, ilerleyişin kişiden kişiye farklılık gösterebildiğine değinerek, "Hastalar, özellikle loş ortamlarda hareket etmekte zorlandığını, aydınlık bir ortamdan karanlık bir ortama geçtiklerinde gözlerinin geç adapte olduğunu fark edebilir. Hastalık ilerledikçe çevresel görme alanı daralabilir. Bu durum halk arasında 'tünel görüşü' olarak tarif edilen tabloya kadar ilerleyebilir" ifadelerini kullandı.Gece görme problemi yaşayan her kişinin retinitis pigmentosa hastası olmadığının altını çizen Çeliker, gece körlüğünün farklı nedenlerle de ortaya çıkabileceğini, kesin tanı için ayrıntılı göz muayenesinin ve retinayı incelemeye yönelik testlerin önem taşıdığını aktardı. Kalıtsal retina hastalıkları arasında yer alan söz konusu rahatsızlığın tedavisine yönelik gen ve hücre temelli çalışmaların son yıllarda arttığına dikkati çeken Çeliker, şu değerlendirmelerde bulundu:"Hücresel tedavi çalışmalarında amaç, henüz tamamen kaybedilmemiş retina hücrelerinin korunmasına, fonksiyonlarının desteklenmesine ve retina dokusundaki hasar sürecinin yavaşlatılmasına katkı sağlayabilecek yöntemler geliştirmek. Bazı hücre tipleriyle kaybedilmiş retina hücrelerinin yerine yeni hücrelerin konulmasına yönelik araştırmalar da sürüyor. Ancak hastalara 'kaybedilen görme kesin olarak geri gelecek' şeklinde bir beklenti verilmemeli. Tedavinin sağlayabileceği yarar, hastalığın tipi, evresi, uygulanan hücresel yöntemin özellikleri ve retinanın mevcut durumuna göre değişebilir."