MEHMET COŞKUNDENİZ YAZDI... https://twitter.com/askdoktoru

05 Eylül 2015, Cumartesi 00:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

MEHMET COŞKUNDENİZ YAZDI... https://twitter.com/askdoktoru Fethiye Kabak Koyu... Dünyada eşine benzerine rsatlanmayacak güzellikte bir doğa harikası... Yolu meşakkatli, iyi ki de öyle. O yol yapılırsa Kabak Koyu'nu birkaç senede kaybedeceğimizden kuşkunuz olmasın. Kabak Koyu'nda bir kamp... Adı Gemile. O bölgenin, konumu en iyi tesislerinden biri. Ama o sarp araziye bu tesisi yapabilmek gerçekten insanüstü bir çaba gerektirir. Yapmışlar... Sırtlarında taş taşıyarak, zaman zaman toprağı elleriyle kazarak yapmışlar. O araziyi yaşanacak yer haline getiren ve kampı işleten Selçuk ve Meral'in hikayesinden söz etmeliyim size.

Selçuk 15 yıl önce İstanbul'da reklam yazarlığı yaparken işi bırakıp geliyor Kabak'a. Küçük bir kampı işletirken tanışıyor Meral ile. Birbirlerine âşık oluyorlar. Ve Kabak'ta birlikte yaşamaya başlıyorlar. Yıllarca başka bir kampı işlettikten sonra Gemile'nin arazisini kiralıyorlar. Deliler gibi çalışıp şimdiki haline getiriyorlar. Meral'le konuşurken “Siz” dedim, “Ben dahil herkesin hayalindeki olayı yaşıyorsunuz. Sizi görünce insan özeniyor...” “Mümkün” dedi Meral, “Biz hayallerinizin mümkün olabileceğini gösteriyoruz aslında...” Evet, tam da böyleydi yaptıkları. Bir dağda, her şeyi kendileri yaparak oluşturdukları o tesis her hayalin “mümkün” olabileceğini gösteren en bü

Gemile'de herkes hayalin parçası oluyor.Kimse müşteri değil aslında. Sanki o kamp kendilerininmiş gibi davranıyorlar. Gönüllü çalışan üniversite öğrencileri var mesela. Gelip 1 ay kalıyorlar, günde 5-6 saat çalışarak tatillerini yapıyorlar. Herkesin mutlu olduğu bir yer orası... İnsanın kaygılarından kurtulduğu bir yer... Yeni bir başlangıç için ideal bir yer... Selçuk ile Meral'in tatlı sohbetlerini de es geçmemek gerek. Zaten herkes, aslında biraz da onlar için geliyor bu tesise... Kısacası ruhunuzun yenilenmeye, dinlenmeye ihtiyacı varsa Gemile size iyi gelecek...

1 YIL DOLMADAN BOŞANMAK Aile mahkemeleri evlilikte 1 yılı dolmamış çiftleri anlaşmalı olarak boşamaz. Bir başka deyişle; daha 1 yılı dolmamış evli çiftler mahkemeye gidip “Biz geçinemiyoruz. Aramızda anlaştık, boşanmak istiyoruz” derse hakim “Gidin 1 yıl dolunca gelin” der.

Ancak hakime çok sağlam gerekçeler sunarsanız o zaman boşanma gerçekleşebilir. İki boşanma davası yaşandı geçenlerde. Keremcem 9 aylık eşi Seda Güven'den, Star TV ana haber sunucusu Nazlı çelik de 6 aylık eşi eski Beşiktaş başkanı Serdar Bilgili'den boşandı. Taraflar birbirlerinden hiçbir şey talep etmedi.

Her iki evlilik de 1 yıl dolmadan bittiği için tarafların mahkemeye boşanmayı gerektirecek gerekçeler sundukları kesin. Şimdilik bu gerekçelerin ne olduğunu bilmiyoruz. Ama ünlüler dünyasında hiçbir şey gizli kalmıyor. Er ya da geç ortaya çıkıyor. Sebebi ne olursa olsun iki çift de asaletli ayrılmayı başardı. Birbirleri hakkında konuşmadan, atıp tutmadan başarabildiler ayrılmayı. Boşanmak iyi bir şey değil elbette. Ama başka çare kalmamışsa asaletli boşanmayı başarmak çok çok önemli.

KAFAMDA DELİ SORULAR Bir kadın neden “O beni hak etmiyor” ya da “Beni hak edecek birini arıyorum”der? Hak edilecek kadın nasıl olur? Kendini bulunmaz Hint kumaşı mı sanmaktadır? Peki bir erkek böyle söyleyen bir kadını hak etmek için ne yapmalıdır? Aslında doğru soru şu: Bir erkek böyle söyleyen bir kadın için parmağının ucunu bile kıpırdatmalı mıdır? Bir erkek neden birlikte olduğu kadınların sayısıyla övünür? Sayı arttıkça ne elde edilmektedir? çok sayıda kadınla birlikte olmak yerine bir kadınla birbirinden güzel çok sayıda 'an' yaşamak daha güzel değil midir? Bir tek kadınla bile birlikte olmak özel mesai isterken başka kadınlara zaman nasıl ayrılabilir?

Bir kadın neden erkekleri kategorize eder? “Kıskanmayan erkek oje sürsün”, “Erkek dediğin 'İyi değilim' dediğinde 'Neyin var' diye sormaz, 'Neredesin' der” gibi klişeleri neden kullanır? Her insanın farklı olabileceğini, her olaya da farklı tepkiler verebileceğini bilmez mi? Bir erkek neden her yaptığını abartarak anlatır? Sevgiliyi etkilemek için, yaşananlara bire bin katmak gerçekten işe yarar mı? Tutamayacağı sözleri neden verir? üstelik o sözleri tutamayacağı ortaya çıkınca neden hemen inkar yoluna sapar?

Bir kadın neden kendi ilişkisini başkalarının ilişkisiyle, sevgilisini de başkalarının sevgilisiyle kıyaslar? Bundan ne elde edecektir? Kendi ilişkisinin farklı olduğuna neden inanmaz? “Bilmem kimin sevgilisi şöyle yapıyor ama sen hep öküz hep öküz” diyerek neden sevgilisini aşağılar? Bir erkek neden sevgilisini baskı altında tutar? Sevgilisini sokağa çıkarmazsa, başkalarıyla görüştürmezse egosu mu okşanır? Peki sevgilisi başkasıyla görüşürse hemen kendisini bırakıp onun kollarına atılacağını mı sanmaktadır? Bu nasıl bir özgüven eksikliğidir?

Bir kadın neden sevmediği halde ilişkiye girer? Yalnızlıktan kurtulmak için mi? Kullanmak için mi? Para aşkın yerini tutabilir mi? Kadın bu yolla statüsünü mü yükseltmiştir? Sevmediği bir erkeğe nasıl dokunabilir mesela? Bir erkek neden sevilmediğini bildiği halde o kadınla birlikte olmaya devam eder? Kendini bir gün sevdireceğini mi düşünmektedir? Bu ilişkinin tamamen bir'alış ve veriş'olduğunun farkında değil midir? Seks her şey midir?

Bir kadın neden evliliği amaç olarak görür? Evliliğin bir ilişkiyi rahat yürütmeye yarayan bir araç olduğunu hala öğrenememiş midir? Evliliğin bir son değil, bir başlangıç olduğunu daha ne kadar söylemek gerekir? Bir erkek neden evlendiği halde bekarmış gibi yaşamaya devam eder? Evlilik sorumluluğunu yerine getiremeyecekse neden evlenir? “Okulu bitirdim, askerliği yaptım, işimi de buldum, artık evleneyim” mantığı hala geçerli midir?

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder