Neden gelinlik giyiyoruz? Gelinliğin tarihçesi

Gelinlik pek çok kadının hayali. En azından 'evlenmek isteyen pek çok kadının hayali' diyerek örneklemi daraltalım. Annemiz, anneannelerimiz giydi... Evet ama neden giyiyoruz bu gelinlikleri? Ne zamandan beri giyiyoruz? İşte geçmişten günümüze, gelinliğin tarihçesi...

26 Eylül 2020, Cumartesi 16:50 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Her çağda evlilik ve evliliğin gerçekleştiği gün, basitçe iki kişinin hayatlarını birleştirmesinden daha fazlasıydı. Bir kutlamayı, bir şenliği hak etti ve o güne dair her şeyin özel olması da doğaldı. Yenilenmeyi, geleceği ve umudu taşıyan gelinin taşıdığı kıyafetin de özel olması kaçınılmaz oldu hep. Genç kızlar mutluluk dendiğinde kendilerini o günde ve o özel kıyafetin içinde hayal ettiler ve hayal etmeye bugün de devam ediyorlar.

20. yüzyıldan itibaren giderek tüm dünyada benzer modeller yaygınlaşmış olsa da kitlesel üretimden önce kültürler ve uluslar arasında çok farklı giysiler gelinlik olarak kullanılıyordu. Hemen her kültürde gelinlik pratik bir giysiden çok daha geniş ve derin anlamlar ifade etti.

Bir kıyafetin olabileceği en zengin, en şık ve gösterişli hali her zaman gelinlik oldu. Terzilik dünyasındaki en iyi kumaşlar, zengin işlemeler, malzemeler ve en titiz işçilikler hep gelinlikler için kullanıldı. Düğün günü gelinin giyeceği kıyafet, birçok kültürde yıllar boyunca sarf edilen emek ve kuşaklar arasında aktarılan unsurlarla oluşturuldu. Annelerden kızlarına aktarılan miraslar gelinliğin parçaları oldular.

Kitlesel üretimin doğuşundan sonra bile gelinlikler, onları özel kılan el işçiliğini, en kaliteli malzemeleri ve zengin sembolizmi taşımaya devam ettiler. Her çağın zevkleri ve modası gelinlik tarzına yansıdı. Örneğin 1940’lı yıllara kadar diz altı ya da bileklerin hemen üzerine kadar uzanan etekler modayken bu tarihten sonra 19. Yüzyıl modasına benzer, uzun, yere ulaşan tam etekler öne çıktı.


Farklı tonlarıyla olsa da saflığın ve temizliğin sembolü olarak kabul edilen beyaz renk geleneği bugün yaygın olsa da, birçok renk, hatta Kuzey Avrupa’da olduğu gibi siyah bile, farklı yüzyıllarda gelinlik rengi olarak kullanıldı. Özellikle Hıristiyan dünyada Meryem Ana ile özdeşleştirilen mavi renkte gelinlikler en yaygın olanlardı.


1500’lü yıllara dek yas rengi olan, 1800’lü yıllara dek pek de kabul görmeyen beyaz renk sonraki yüzyıllarda baskın gelinlik rengi oldu. Fotoğrafın icadından sonra, 1840’daki düğününde beyaz bir gelinlik giyen İngiltere Kraliçesi Victoria’nın düğün fotoğraflarının, beyaz rengin yaygınlaşmasında rol oynadığı söylenir.


Bazı yerli Amerika kabilelerinde gelinlik damat tarafından örülerek hazırlanan ve topluluktaki diğer erkeklerin de katkıda bulundukları süslemelerle oluşturulurdu. Boncuklarla ve kuş tüyleri ile bezenen bu süslemeler yaşam boyu açlık, yoksulluk ve kötü şansa karşı birer tılsım olarak kullanılır ve ölümden sonra ait olduğu insanla birlikte defnedilirdi. Bazı topluluklarda kıyafetler dört yönü sembolize eden renklerde olurdu: Doğu için beyaz, batı için turuncu, güney için mavi ve kuzey için ise siyah…

Çin, Hindistan ve Uzak doğudaki birçok kültürde, iyi şansı sembolize eden kırmızı renkte gelinlikler günümüzde de giyilmektedir. Hintli gelinler vücutlarını saran, çok detaylı, altın ve gümüş tellerle son derece detaylı işlenmiş kırmızı ipek kumaştan gelinlik sarileri giyerler. Çin’de bugün, batı tarzı beyaz gelinliklerin yaygınlaşmasına karşın, düğünü takip eden geleneksel çay töreninde geleneksel kırmızı düğün kıyafetleri giyilmeye devam etmektedir.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Şık bir erkeğin olmazsa olmazı 10 aksesuar