Nedret Erdoğdu: Bulmacada en iyisi benim demem ama kimse benden iyisini yapamaz

O yaptığı işte bir efsane. 23 yıldır Posta’nın bulmaca ekini hazırlıyor. Posta’yı sadece bulmacası için alan ve okuyan çok insan var. Yaptığı iş bu kadar ön planda ama o kendisini hep geride tutmayı tercih ediyor. İşin mutfağında olmayı, kendi deyimiyle birilerinin ya da bir kurumun değil, işin memuru olmayı seviyor. Onu daha yakından tanımak istedik ve hem tüm hayatını şekillendiren bulmaca merakını hem de hayatın geri kalanına dair merak ettiklerimizi konuştuk

29 Haziran 2019, Cumartesi 08:00
A A
Nedret Erdoğdu: Bulmacada en iyisi benim demem ama kimse benden iyisini yapamaz

Oya Çınar

oya.cinar@posta.com.tr

Posta bulmaca ekinin arkasındaki isimsiniz. Ve bu işi en iyi yapanlardan birisiniz. Siz yaptığınız işi nasıl tanımlıyorsunuz? Mesela ‘bulmacacı’ doğru bir tabir mi? 

Ben bulmaca hazırlayıcısı demeyi seviyorum. Ama çeşitli ifadeler kullanılıyor. ‘Bulmacacı’ deniyor ki aslında böyle bir tabir yoktur, o türetilmiş bir kelime. Bulmaca editörlüğü de diyebiliriz ama o da işin daha çok gazeteyi ilgilendiren kısmı. Ama benim yaptığım işin büyük kısmı onu da kapsıyor.

Her şey nasıl gelişti? Ne oldu da siz kendinizi bir masa başında bulmaca hazırlarken buldunuz?

Zaman olarak çok eskiye, ortaokul yıllarıma dayanıyor. Masa başından çok önce, evde kendi kendime bununla meşgul olan bir çocuktum. Lise yıllarında ilgim arttı. Üniversiteye geldiğimde ise zaten artık bulmaca hazırlıyordum. Ama ben hep ileride bunun yayınlanmasını düşünerek hareket ettim.

İlk nerede yayınlandı bulmacanız?

Haftalık yayınlanan bir bulmaca dergisi vardı, önce oraya katkıda bulunmaya başladım. Arada başka dergiler için hazırladım ve sonra Posta’ya yardımcı editör olarak başladım. Ben başladığımda bulmaca gazetenin içinde yer alıyordu ben başladıktan kısa bir süre sonra ek olarak çıkmaya başladı. Çünkü ben zaten gazeteye başladığımda bulmacanın a’dan z’ye ye her şeyini bilen, bu konuda kendini tam anlamıyla yetiştirmiş biriydim.

BULMACA HAZIRLAMAK EN İYİ KENDİ KENDİNE ÖĞRENİLİR

Bu işi sizden öğrenmek isteyen birine tüm inceliklerini öğretir misiniz?

Öğretemeyebilirim, ben kendi kendine öğrenmesinden yanayım ama soranlara her zaman tekniğiyle ilgili dikkat edilmesi gereken kuralları anlatıyorum. Ama bence iyi bir bulmaca hazırlamayı insan en iyi kendi kendine öğrenir.  

Gelelim en can alıcı soruya, Posta Gazetesi’ni sadece bulmacası için alanlar var. Sizin hazırladığınız bulmacanın diğerlerinden farkı ne? Kuş mu konduruyorsunuz?

Benim en dikkat ettiğim temel konu bulmacayı hazırlarken gerekli kuralları tam manasıyla uygulamak ve sonrasında bunu okuyucu için ilgi çekici hale getirmek. İkisini bir araya getirmediğiniz sürece iyi bir bulmaca hazırlamanız zor. Bir de okuyucunun istediği düzeyde zorluk ve kolaylık derecesini belirleyip süreklilik yaratmak önemli. Ben hazırladığım bulmaca için çok zor demem ama kolay da değildir.

İÇERİK İYİ DEĞİLSE GÖRSELLİK BİR ŞEY İFADE ETMEZ

Görsel olarak boyutunun ve tasarımının da etkisi olduğunu düşünenler var…

Hiç ilgisi yok. Hemen hemen her gazetede aynı şekilde, aynı ebatta çıkar bulmaca eki. Zaten şuna açıklık getirmekte fayda var. İçerik ve bilgi değeri açısından yeterli bir bulmaca değilse hazırladığınız, sadece iyi bir tasarımla o işi tek başına kesinlikle kotaramazsınız.

İyi bir bulmaca nasıl hazırlanır? Öğrenilebilir bir şey midir?

Kesinlikle öğrenilebilir. Pek çok kural var ama onları yazılı olarak hemen hiçbir yerde bulamazsınız. Başladığım yıllarda bana çok sorulurdu. Cevabım hep aynı. Gazetelerde, dergilerde çıkan bulmacalara bakacaksınız. Onların benzerini mi yapmak istiyorsunuz, yoksa farklı bir şey mi yaratmak istiyorsunuz, ona karar verecek ve oturup hazırlayacaksınız.

Çok derin bir entelektüel bilgiye ihtiyaç var mı?

Hayır (Gülüyor).

En iyi kaynak nedir peki?

Birincisi sözlük, diğeri ansiklopedidir. Yoksa zaten hazırladığınız bulmacanın bilgi düzeyi düşük kalır. Biz de en basit kelimeyi bile o kaynaklardan doğrulamadan kesinlikle koymuyoruz.

Peki yaptığı işi en iyi şekilde yapan biri olarak, karşılığında maddi ve manevi olarak aldığınız en güzel iltifat neydi?

Maddiyat kısmı çok göreceli. Çalışıyor olmak, çalışmayı sürdürmek benim için maddi açıdan yeterlilik ifadesidir. Ama manevi karşılığını daha çok aldığımı düşünüyorum. Bir kere ben işimi hobi olarak yapıyorum ve hayatın size bu fırsatı sunmuş olması ya da sizin o koşulları yaratmış olmanız başlı başına büyük bir maneviyat.

POSTA’DAN BAŞKA YERE GİTMEM

Hiç Posta’dan gitmeyi düşündünüz mü?

Düşünmedim. Benim amacım hep grup içinde çalışmaktı. Daha önce Milliyet’te ve Radikal’de çalıştım mesela ama hiç grup dışına çıkmadım. Bu çok bilinçli yaptığım bir şeydi.

Bugün başka bir gazeteden aldığınız ücretin beş katı teklif edilse gider misiniz?

Kesinlikle gitmem.

“Bu işi benden iyi kimse yapamaz” diyor musunuz?

Onu hiç demedim, demem. Böyle bir unvan ve sıralama yapan varsa da ben taraftar değilim. Ben hep şunu yapmaya çalıştım. Benim yaptığıma çok yakın bir şey yapabilirsiniz, bire bir aynısını da yapabilirsiniz ama daha iyisinin yapılması zor. Bu konuda benim ölçüm bu.

Gerçek hayatta da iyi bir problem çözücü müsünüz?

Özellikle zamanlama konusunda belli bir pratikliğim var, bunu başkaları da söyler. Zamanlamaya ve programlamaya çok dikkat ederim. Bir de bu işi yapan kişinin çok kısıtlanmasından yana değilim. O yüzden programlama yaparak kendime uzun zaman açıyorum. Yazı sürecinin ortalama bir süresi vardır ama hazırlık aşaması aynı zamanın beş katını gerektirebilir.

“HİÇ OKULA GİTMESEYDİM BİLE YİNE BURADA, BU İŞİ YAPIYOR OLACAKTIM”

En başa, asıl hikayenize dönsek… Çocukluğunuzdan hafızanızın çağırdığı ilk karede neredesiniz, kaç yaşındasınız, ne yapıyorsunuz?

Pazardayım. Eskiden pazarlarda kese kağıtları kullanılırdı, onların büyük bölümü de gazetelerden yapılırdı. Pazardan gelen kese kağıdını açıp, o sayfada bulmacaya denk geldiysem müthiş bir sevinç duyardım. Hemen onu çözmeye başlardım. Bu bahsettiğim ilkokul zamanlarına tekabül ediyor.

Nasıl bir aile, nasıl bir çocukluktu sizinki? Mutlu muydunuz?

Klasik Türk ailesiyiz. İki kardeşiz. Babamı sağlık sorunu nedeniyle ben 13-14 yaşlarındayken kaybettik. Çalışma hayatımın şekillenmesinde onun da etkisi olmuş olabilir. Hayata biraz erken atıldım. Ama hep ileride kendi yapmak istediğim işi yapmaya odaklıydım. Mutluluk kısmına çok girmeyeceğim…

Üniversite yıllarınız nasıldı?

İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’nda okudum. Her zaman iyi bir öğrenciydim diyebilirim. Okulu gayet rahat bitirdim. Ama buradan şöyle bir sonuç çıkabilir. Orada okuduğum için burada bu işi yapıyor değilim. Ben hiç okula gitmeseydim, o bölümü okumasaydım da burada ya da bir yerlerde mutlaka bulmaca hazırlıyor olacaktım.

Şu an tam olarak çocukken hayalini kurduğunuz yerdesiniz anladığım…

Kesinlikle! İstediğim yerde, istediğim işi yapıyorum. Çünkü zaten hep ne istediğimi biliyordum ve kendimi o alanda yetiştirdim. Mesela ben gazetenin başka bir pozisyonunda çalışıyor olmazdım. Kendimi hiç o alanda geliştirmedim çünkü öyle bir isteğim yoktu.

Şu an hayatınızda eksikliğini hissettiğiniz bir şey var mı?

Mesleki anlamda yok. Duygusal olarak olabilir…

BAŞKALARININ USLUBUNDAN ETKİLENMEMEK İÇİN BULMACA ÇÖZMEYİ BIRAKTIM

Evde sıradan bir gününüz nasıl geçiyor? Sabah kalkınca bulmaca çözmeyi seviyor musunuz?

Eskiden mutlaka evde de çalışıyor olurdum. Son yıllarda sadece dinlenmeye çalışıyorum. Kendime zaman ayırıyorum. Bulmaca çözmeyi uzun zaman önce bıraktım. Bunun çeşitli sebepleri var ama en önemlisi özgün kalmak ve kendi üslubumu korumak adına başka yerlerde çıkan bulmacaları takip ederek onlardan etkilenmek istemiyorum.

Sizce bulmacayı kurmak mı çözmek mi daha zevkli?

Kurmak daha zevkli.

Kısa kısa…

HAYATIM BİR BULMACA OLSA ONU EN İYİ ANNEM ÇÖZERDİ

Aşk size ne ifade ediyor?

Aşkı tanımlamaya karşıyım. Belli ifadelerle aşkı sınırlandırmayı doğru bulmuyorum.  

İlk aşkınızı hatırlıyor musunuz? Kaç yaşlarındaydınız?

Kesinlikle hatırlıyorum. Hemen herkes gibi ilkokul sıralarında.

Neden hiç evlenmediniz? Bu konuda “Keşke” diyor musunuz, yoksa “İyi olmuş, kafam rahat” mı dersiniz?

Kafam rahat demem. Ama neden evlenmediğime gelirsek, bu konuda benim tarafımdan bugüne kadar ifade edilmiş yazılı ya da sözlü hiçbir beyan yok. Şimdi de bir şey demek istemem.

Hayatınız bir bulmaca olsa onu en iyi kim çözerdi?

Annem.

O bulmacada yer alan beş fotoğrafta kimler olurdu?

Ailem dışında kimseyi düşünemedim. Annem, kız kardeşim ve yeğenim olurdu.

Özel bir kadın fotoğrafı koymuyor muyuz?

Koymayalım.

Garip takıntılarınız var mıdır?

Ben ufak tefek diyorum ama çevremdekilerin tespitine göre daha fazla sanırım (Gülüyor). Bir ölçüde simetri takıntım var. Rahatsız edici seslere karşı özellikle takıntılıyım.

“Yerinde olmak isterdim” dediğiniz biri var mı?

Hayır, yok.

Yatağınız tek kişilik mi çift kişilik mi?

Tek kişilik.

Bu işi yapmasaydınız nerede ne yapmak isterdiniz?

Daha kolay yapılabilen, daha az çalışılabilen bir iş yapmak isterdim. Garip bir çelişki gibi gelebilir ama ben hayatım boyunca devlet memurluğu gibi bir işte çalışmak istemedim. Öte yandan işin memuru olmayı, biri size dayatmadan, kendi sorumluluğunuzun bilincinde olarak memur gibi çalışmayı çok severim. O yüzden yine bu tarz bir iş olurdu sanırım.  

Kendinizi en rahat hissettiğiniz yer neresi?

Evde, koltukta ya da kanepede, okunacak bir şeyleri karıştırırken çok rahatım.

Sizi hayatta en çok ne heyecanlandırır?

Küçük sürprizler…  Bazen normalde hiç aklınıza gelmeyen küçük bir detay bile bir anda sizin sevinmenizi, heyecanlanmanızı  sağlayabiliyor.

Çok güzel bir kadın mı, çok zeki bir kadın mı?

Mümkünse ikisinin karışımı.

KENDİME BİRAZ AZ ÇALIŞ DERDİM

Bu hayattan aldığınız en büyük hediye ne?

İstanbul. Çok seviyorum… Büyük ihtimalle burada olmasam, bu işi yapıyor olamazdım. Hem medyanın merkezi, hem de insana çeşitli fırsatlar sunan güzel bir şehir.

Kendinizin 17 yaşındaki hali karışınızda olsa, ona bir nasihatta bulunsanız ne derdiniz?

“Biraz daha az çalış” derdim.

Sosyal medya kullanıyor musunuz?

Sadece E posta mesajları ve internetin genel bilgi düzeyini kullanmaya çalışıyorum.

Google’da en son ne arattınız?

Türkçe’de şu anda kullanılan ama sözlükte olmayan bir kelime arattım. Hangi kelime diye sorma, söylemem.

DENİZLE ALIP VEREMEDİĞİM BİR KONU VAR

Minicik bir bavulla hemen yarın tatile gidecek olsanız, bavula atacağınız ilk üç şey ne olurdu, nereye giderdiniz?

Bavul almazdım. Bavulsuz gitmeyi tercih ederim. Deniz kenarı herhangi bir yer olabilir. Çünkü benim denizle alıp veremediğim bir konu var. Belki onu çözerdik.  

Biriyle mi gitmek isterdiniz tek başınıza mı?

Tek giderdim.






Sıradaki haber yükleniyor...